2 Ekim 2012 Salı

10 Koca ayak ve prens'in burnu

Geçtiğimiz hafta kütüphanede prenses konulu kitaplar okundu. NiL'im pek sevindi, dikkat ile dinledi. Onun kadar ilgi ile dinleyen Özlem de vardı tabii:)  Kitaplardan biri vardı ki, bence klasik olacak kadar güzel.... Kitabı okuyan kişiden rica ettim, cumartesi sabahı kitapları bana verdi.

İşte kitaplardan bir tanesi ve benim en beğendiğim prenses masalı. 10 koca ayak parmağı ve Prens'in burnu... Yazarı Nancy Gow, çizeri Stephen Costanza. Konusunu da yazalım. 
Bir zamanlar ülkelerin birinde çok güzel bir prenses  varmış. Tek kusuru kocaman ayaklarıymış. Ve başka bir ülkede ise bir prens, dünya iyisi, komik sevecen, tek kusuru kocaman burnu... Sonu sizi şaşırtmayan, klasik mutlu son. Ama ben şu dizelere takıldım....

I am what I am and that's all right with me.
I don't have to be different, I just have to be.
I don't want to be somebody else. No sir-ree!
I am what I am and that's all right with me.
Çevirisini de yazmalı. Bu dizeler her yaştan insana hayat dersi olmalı....

21 Eylül 2012 Cuma

Pis boğaz Özlem...

Kendimden utanıyorum! Daha bir önceki postun başlığı bile söylediklerimle çelişiyor ey blogger dostlarım...

Bu hafta iki kez spora gittim. Haftaya hedef  duruma göre 3- 4 gün. Tamam gidiyorum, zıplıyorum, terliyorum, eğleniyorum...

Ama neden gece kalkıp Nature's Fare den aldığım organik çikolataları tüketiyorum. Hadi tüketiyorum ama az yesem ya da gecenin bir yarısı TJ e yakalanmadan yapsam ya bu işi....

İç ses diyor ki ' Organik bu çikolatalar, organik'

Ama vicdan azabı yatağa yatar yatmaz başlıyor. 'Tam forma girmeye başlamışken yapılacak şey mi ya Özlem, bik bik bik....'

Neyse ki evde organik çikolata falan kalmadı....

Rahatsam bari....



19 Eylül 2012 Çarşamba

Keep calm and go to the gym!!!!!!!!!!!!

Bugün resmi olarak spora başladım!
Yeaaayyyyy!!!!!!!!!!!!

11 Eylül 2012 Salı

Miniğim sen okullu mu oldun?

Geçen salı günü okula başladık. Okulumuz yaşları 3-5 arası 10 çocuğun olduğu  bir Montesori okulu.

Sabah kalkıyoruz, hafif bir kahvaltı yapıyoruz. Oyun oyna, Özlem ogle yemegini hazirlasin çiçeklere su verilsin derken hop öğle yemeği. Ondan da az biraz yedikten sonra , totoş -lazımlık- a otur, en sıkıntılı olanı en sonra sakladım, kıyafet sorunsalı,onu da atlattık mı tamam. Öğlen oldu mu arabaya koş, okul bizim eve arabayla 5 dakika.

Okul sonrası eve gel, biraz tv izle, annenin yemek yapmasına yardım et, boya, çiz, yapıştır, hop akşam olmuş bile....

Günler bu şekilde geçmekte....

Annen'nin Notu: Haftaya tekrar spora başlıyorum!

ps: Bir sonraki post konusu tuvalet sorunsalı....


Yine Acil...

Pazar günü Nil'im huysuz mu huysuz.  Bu kız hasta oldu olacak , bir sebebi var bu  huysuzluğun dedim. Hafif burun akıntısı, huysuzluk tavan neyse ki ateşimiz yok...

Gece tv de süper bir film, TJ ile elimizde sıcak çikolatalar Nil de uyudu, sakin bir pazar akşamı...

Sakin mi demiştim?

Nil anne dedi,  TJ filmi durdurdu. Baktım Nil nefes alıyor- alamıyor, TJ cağırıldı, 911 arandı. Sağlık ekibi geldi, Nil bu arada kendine geldi.

Hastaneye saat 10 da gidildi, hastaneden saat 3 de gelindi. Sonuç: akcigerlerini üşütmüş, kulak enfeksiyonu başlangıcı, antibiyotik vs vs...

Dün evdeydik, dinlendik. Okula da gitmedik...

Şimdi cin gibi maşallah. Ama ben yorgunum....


4 Eylül 2012 Salı

Çam ağacı süsünden dönme anahtarlık...



Ufak mutluluklarım vardır benim. Bazen içtenliğine inandığım bir dostumdan gelen sıcacık bir e-mail,  TJ'in sabah kahvaltıda sevdiğim spesyalini hazırlaması, Nil ile anne-kız didişirken aniden sarılması....


Uzun zamandır Melekli bir anahtarlık sayıklıyordum. Meleklerin hiç biri hayalimdekine benzemiyordu. Derken bir gün resimdek içam ağacı süsünü gördüm...Kocamandı. Çantamın anahtarlarımı koyduğum gözüne sığmıyordu ama....Hayalimdeki Melekti:)

Alıralmaz anahtarlarımı taktım.

İşte çamağacı süsünden dönme anahtarlığım:)

Her baktığımda beni gülümseten
Mutluluğum....

3 Eylül 2012 Pazartesi

Okullu Olduk....

Geçen perşembe Nil'im, ben ve TJ Nil'in okulunda oryantasyona katıldık. Hepimiz heyecanlıydık ama Nil gerçenten isteyerek hatta koşarak gitti okuluna.

17 kişilik sınıf şu anda 10 kişiymiş. Süper haber. Hadi taş çatlasın 12 olurlar. Herkese bir dosya verdiler. Montessori ile ilgili bilgiler, yıl boyunca hangi ay hangi konular işlenecek. Okul kuralları vs vs....

Çocuklar birbiri ile tanıştı ve oyuncaklar ile oynamaya başladı. 2 saat kadar kaldık.

Bugün tatil, yarın ise okulun ilk günü!

Umarım severek isteyerek gider.

Yeni bir dönem.
**

Bugün TJ ile evlilik yıldönümümüz! 7 yıl olmuş. Zaman Nil doğduktan sonra daha hızlı mı geçmeye başladı ne?

1 Eylül 2012 Cumartesi

Yazın son günü Lavanta Bahcesi

Cuma günü yani yazın son günü lavanta bahçesine gittik. Ben taze lavanta toplarım umuduyla gittim gitmesine ama geç kalmışım, lavanta toplama dönemi bitmiş.  Peki dedim, lavantalı dondurmaya asla hayır demem.O da bitti cevabı aldım.

Geldik bu kadar yolu bari birşeyler yiyelim içelim dedik. Lavantalı limonata ve çay aldık....

Bir de lavanta yağı, lavanta çayı  ve lavantalı kek, kurabiye yapmak için özel üretilen lavanta taneciklerinden aldım.

Manzaraya ve lavantalara hayran kalarak eve döndük....

Resimleri cuma yeni cep telefonumla yükledim. Eski telefonum evin içinde kayboldu. Ameliyat olduğum günün akşamı evdeki telaşeden nolduğunu anlamadık ama yok telefon. Evi didik didik aradık. Çıkacak biryerlerden bir zaman....
Bakalım ne zaman?





23 Ağustos 2012 Perşembe

Seattle'da Ne yenir?

Seattle Market Place de dolanirken, yaptigimiz kahvaltiya ragmen karnimiz zil caliyor. TJ bir Turk restaurant buluyor tesadufen ama o da kapali. Biz de onunde kuyruk olan Fransiz pastanesinde aliyoruz solugu....

Bu ekler var ya, hayatimda yedigim en guzel ekler....Yumusacik ve oldukca hafif...
Nil icin bademli croissant, kendime ayrica brie peynirli , TJ e ise rozbifli sandvic aldik. Koca bademli croissant neredeyse yendi, 1 isirik kaldi. Alirken tadina bakmistim zaten, ama tok olmama ragmen o kadar lezzetliydi ki son isirik afiyetle yenildi....
Address: Le Panier - In Pike Place Market
1902 Pike Place, Seattle, Washington 98101

Keske paket yaptirsam ama paket yaptirirsam tum gun disarida bu sicaklarda ikilemi yasayarak oradan ciktik.
--

Kahve icin onundeki uzun kuyruga ragmen hemen iki adim otedeki Starbucks a gidiyoruz. Kapidaki kuyruga ragmen iceri giriyorum. Ilk Starbucks 1971 yilinda Pike Place de acilmis. Seattle bir Starbucks sehri, her adimda bir Starbucks.

Oglen yemegini Ivars da yiyoruz. Gitmeden adresini ajandama yazmistim. TJ ve Nil de bu secime bayiliyor.Kanada da canim ulkemdeki gibi balik restauranlari yok. Ivars ise yuzde doksan balik. Ortaya balik corbasi, Halibut baligi, midye cips  ve karides aliyoruz. Ilk basta amma cok sey soylemisiz nasil bitirecegiz desek de tabaklar bosaliyor.... Ozlemisiz...

http://www.ivars.com/index.php?page=locations http://www.ivars.com/index.php?page=locations

Ertesi sabah otelde kahvalti ve feribota yetisme telasesi. Feribot TJ ve Nil in karnini aciktiriyor, Nil e pretzel aliyorum ama hayal kirikligi....



Bainbridge Islanddayiz. TJ nerede yiyelim diyor. Haritadaki restaurant listesinde Grill goruyorum. Hem de marinada. Hadi oraya gidelim diyorum ve gidergitmez kapida ki insan kalabaligindan guzel bir yer oldugu anlasiliyor.



2 kisilik 7 katli kremali havuclu pastanin yarisini yiyerek rekor kiriyorum. Nil yan masadaki cocukla oynarken fish and chips i goturuyor. 2 saat kalarak kendi rekorumuzu kiriyoruz....
http://www.docsgrill.com/directions.html

Aksam yemek, Bainbridge island girisindeki marketten aldigimiz salatalar. Hepsi birbirinden lezzetli....

Vancouver da ise vardigimiz gun uzun zamandir ozlemini cektigimiz bir Turk restauranina gidiyoruz ve hayalkirikligi...O kadar kotuydu ki, istedigim hic birseyi yiyemedim, bitiremedim, bitiremedik....

Seattle a yine gidersem, yine ugradigimiz yerlere gitmek isterim. Hele o fransiz pastanesi yok mu, aklim hala orada..TJ in favorisi ise balik restorani...

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bainbridge İsland

Gezi planını hazırlarken, hem bana hem Nil'e hem de TJ'e uygun olmasına dikkat etmeye çalıştım.

Seattle daki çocuk müzesine zamansızlıktan gidemedik mesela. Hayvanat bahçesini 'önce kendi yaşadığımız yerdekine gidelim, yapacak o kadar çok şey var ki, bir daha ki sefere' düşüncesi ile eledik. Ama genel olarak kalacağımız otellerin, gitmeyi düşündümüz yerlerin adres- telefonlar, vs lerini bir dosya haline getirip yanıma aldım.

Çarşamba günü TJ ve Nil'in yorulacağını düşündüğüm için perşembe gününe ada gezisi ayarladım. Çarşamba gününden feribota nereden binilir, saat kaçta binilir vs  öğrendik.

Saat 10.30 feribotuna 1 saat trafik ile boğuşmadan yetiştik, sevindik.  Feribot inanılmaz büyük. Organizasyon çok ama  çok başarılı. Seattlelılar çok şanslı, şehre 30 dakika uzaklıktaki bu güzel adaya gitmek hem ucuz hem de kolay.

Adada 3-4 tur attıktan sonra ve  Nil park demeye başlayınca TJ bizi çocuk parkına bıraktı ve yürüyerek Turizm Desk e gitti. 10 dakika sonra elinde broşürler, nerede ne yapılır bilgileri ile geldi.

Karnımız zil çalmaya başladı. Hemen marinada bir yere gittik ve bingo. O kadar kalabalıktı ki 10 dakika bekledikten sonra masamıza oturduk.
 Nil bu sırada bir çocuk ile oynamaya başladı ve TJ ve uzun zamandır ilk kez konuşarak yemek yedik.

Yemek sonrası plaja gidelim, denize girelim, güneşlenelim dedik. Bize önerilen plaja gitmeye karar verdik, elimizde gps ve harita arabaya atladık.
Ben kibar kibar kumda uzanacağımızı, sonra denize girip duş alıp yola çıkacağımızı düşünürken şu manzara bizi bayağı şaşırttı.
Her taraf kütük! Ve sahil taş. Duş desen o da yok...Tabii umduğumuzu bulamayınca Nil biraz parkta oynadı ve tekrar şehir merkezine döndük.....


Şehir merkezinde biraz oyalandıktan sonra akşam için marketten sandvic gibi birşey alıp vapurda yemeye karar verdik.

Şehir merkezindeki markette inanılmaz bir salata barı vardı. Hemen koca bir kase aldım. Herkes kendi damak tadına uygun birşey buldu.

Akşam 6 gibi vapura binip otelimizin yolunu tuttuk.

Ertesi  gün Vancouver a girdik....

Vancouver da bu kez farklı bir otelde kaldık. Uzun haftasonuna denk gelince yer bulmak pek kolay olmadı.

Ve benim aklım yine Vancouverda kaldı.....


ps: Bir sonraki post Seattle da ne yemeli?

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Seattle


Seattle a gitmeden birkaç gün öncesinden 'ne yenir, ne yapılır, nerelerden alışveriş yapılır, sormuş, soruşturmuş, araştırmıştım. TJ ile kaba bir gezi planı bile yapmıştık.

Çarşamba günü yol ve alışveriş ile geçti. Seattle iş çıkışı trafiğini yaşayıp boyumuzun ölçüsünü aldık.  Otele yakın deniz kenarı nefis bir piknik alanında dışarıdan aldığımız sandviçlerle karnımızı doyurup
sonra da  otele gittik.

Perşembe sabahı önce Pike Place Market e gittik.17 ağustos 1907 de çiftçiden halka aracı olmadan daha ucuza ulaşması amacı ile açılmış. Bildiğimiz sebze pazarı. İçeride balıkçı, manav, taze gıda  ürünleri ve bir sürü insan mevcut. O kadar kalabalıktı ki yürümekte zorlandık.

Karşısında 1971 yılında açılan ilk Starbucks ve insan kalabalığı vardı.Pes etmedik, bekledim(k). Kahvemi aldım. Çıktığımda mutluydum:)

Space Needle da yine insan kalabalığına şaşırarak sıra bekledik. Space Needle Seattle ın simgesi. Canım Atakule me benzettim. Manzara çok güzel.  Ayrıca asansöre binmeden önce fotoğrafınızı çekip Seattle manzaralı bir fotoğrafa sahip oluyorsunuz. Size verilen numara ile internetten bakıp bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz. Çok hoş.


Seattle trafiği saymazsak çok düzenli bir şehir. Haftaiçi olmasına rağmen turistler heryerde. Heryerde sıra beklemek başlarda sıksa da sonra sizde o düzene giriyorsunuz.

Öğleden sonra biraz yemek biraz alışveriş, yürüyüş ile geçti. Bu kez iş çıkışı trafiğine kalmadan otelin yolunu tuttuk. Otele vardıktan sonra hepimiz sızdık.


9 Ağustos 2012 Perşembe

Saçma sapan anestezi Vol II

Dün saat 10.30 gibi arkadaşımı alıp hastaneye gittik. Beni içeri 11.45 gibi aldılar. Bu arada heyecandan spiralimi yani Mirenayı unutmuşum :) TJ arayıp birşey unutmuş olabilirmisin dediğinde bile, yoo unutmadım diyordum. Neyse ki Kocim hemen olaya müdahale etti:)

12 gibi ameliyat kıyafetlerini giydirdiler. Benim ameliyatımda yer alacak hemşireler, anestezi uzmanı ve kadın doktoru tek tek gelip aynı soruları tekrar tekrar sordu.

Birşeye alerjin var mı? İçki içer misin? En son ne zaman içtin? En son ne zaman ilaç aldın, ne zaman birşey yedin vs vs.....

13.20 de yürüyerek bana yardımcı olacak hemşire ile ameliyathaneye girdik. Orada tekrar neler yapılacağı, bu işlerin nasıl yapıldığı  tekrar tekrar anlatıldı.

Önce koluma bir serum takıldı, buz gibi bir sıvı damarlarımdan geçti. Sonrası bir kokteyl....

Gözümü açtığımda saat 14.45 falandı. Yoğun bakımdaydım. Uyanınca beni iyileşme odasına aldılar, artık yalnız değildim....

Hastaneden 5.30 gibi çıktık. Halsizlik uyku dün hepsini yaşadım. Ama en komiğini akşam yaşadım. Uyumaya gitmeden doktorun verdiği ilacı alayım da gece ağrı ile uyanmayayım dedim ve ilaç kutusuna bir baktım bana fitil vermişler. Hemen başka bir eyalette yaşayan hemşire arkadaşımı aradım, Nil minicik bir bebek iken ne kadar çok yapmıştım. Ama işte insanın kendine yapması:)

Bu sabah Nil'im beni uyandırdı. Az önce kahvaltı yaptık. Birazdan kendime bugün çok yüklenmeden, normal rutine geri dönücez.

Bu da geçti bitti....

Ohhhhhhhhhhhhhhhh.............................

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Saçma sapan genel anestezi....

Uyku tutmadı, saat gece 12.30. Geçtiğimiz haftalarda aslında aylarda buradaki kadın doktoru benim Türkiye'de taktırdığım spirali çıkaramadı. Amaç spiral çok fazla kanama yaptığı için buradaki spirallerden takmaktı.

Burada olay şöyle, gidip kendi spiralinizi eczaneden kendiniz alıyorsunuz. Özel sigortam yuzde seksenini karşılamasına rağmeden 80 dolara geldi benim Mirena yani yeni spiral.Neyse, sonra sedasyon yapayım dedi, temmuz başında, onda da çıkmadı. Senin Türk spiral inatçı çıktı dedi. Sanirim açısı farklımıymış neymiş, daha büyük aletlere ihtiyacı olduğu için alamadılar.

Sonuç, bugün Türkiye saati ile gece 11 gibi genel anestezi ile eski spiral çıkacak, yenisi takılacak.
Ve ben birazcık tırsmış durumdayım....

Kanada saati ile 11 de hastaneye gidicez. Saat 1 de ameliyat olacak. -Türkiye saati ile gece 11-Muhtemelen en az 6-8 saat arası hastanedesin dediler. Bu arada burada bu işler nasıl işliyor onu da yazayım.

Hastaneden gün alıralmaz beni bir hemşire aradı ve sorularımı cevapladı. Genel anesteziye alacağı için virütik birşey olmaması yani sağlıklı olmak çok ama çok önemliymiş. Neyseki geçen haftaki boğaz ağrım geçti. Ondan sonra bana bir numara verdi ve aklıma takılan en ufak soruda aramamı söyledi. Kullandığım ilaçlardan bitkisel çaylara kadar tüm detayları aldı.
Dün saat 11-12 arası arayıp ameliyat saatimi öğrendim. Gece 12 itibari ile su, yemek hiç birşey yok.
TJ Nil ile kalacak, bana da hastanede bir arkadaşım eşlik edecek.  2 gün asla yalnız kalmamam gerekiyormuş, ameliyat sonrası bir durum yaşanmaması için.

Azıcık korkuyorum. Bak uyku tutmadı... Bir an önce geçsin gitsin....


7 Ağustos 2012 Salı

Kanada'da Alışveriş üzerine...

Çarşamba günü sabah erkenden yola çıkıp Abbostford sınır kapısından Amerika sınırlarına girdik.
Nil'im yolda pek huysuz, şaşkın...

Plaja gidicez di mi Mami?
Ö: Evet Niloş, yarın söz....

Uzun bir araba yolculuğundan sonra Seattle Premium Outlet e kavuştuk... Benim için kısa alışveriş turu sırasında kafamdan geçen düşünceler...

Bir çok kadının aksine ayakkabı almaktan nefret ederim. Ayaklarım ince uzun...Nike Factory Store a gidip, ayağımdaki Nike ayakkabının aynısının farklı bir rengini istiyorum diyecek kadar risk almayı sevmeyen biriyim. Bu modelden yok ama şundan var, sizdekinin neredeyse aynısı cevabını alır almaz denedim ve 'olur da ayağımı vurursa,Seattle dönüşünde getiririm' düşüncesi ile yeni papilerimi aldım...

Çanta konusunda ise ayakkabının tam tersiyimdir. Ama her çantayı sevmem, gerçek deri olacak. Üniversite yıllarında cep telefonumun sığacağı büyüklükteki çantalar, hamilelik döneminde omuz çantaları, bu yıl ise omzuma çapraz taktığım çantalar ile çanta konusunda zevkimin değiştiğini daha doğrusu hayatımdaki değişimlere paralel olarak çanta konusunda artık rahatlığa önem verdiğimi bu gezi sayesinde anladım...

Eskiden Nine West indirimlerini beklerdim. Hatta çok beğendiysem indirimi de beklemezdim. Son dönemde kalitesindeki düşüş ile artık sadece Nine West ayakkabı ile flirt ediyoruz.

Şimdi ise çanta konusunda  yeni keşfim Fossil adında bir marka. Daha önce Vancouver da bir mağaza da görüp incelemiş, beğenmiştim. Seattle Outlet sırasında daha da yakınlaşma şansımız oldu. Artık çanta konusunda Fossil derim başka birşey demem. Derisi süper, içi çok cepli. Çok ama çok kullanışlı. Keşke daha önce alsaymışım diyorum.

Yeni sezonda buz mavisi şu çantalara aşık oldum bile...

Banana Republic, bayılıyorum, Türkiye de Park Bravo, Zara, hatta eskiden Mango benim için ne ise Kanada'da Banana Republic....




İşin kötüsü yaşadığım yerde bu markaların hiç biri yok! TJ için iyi benim için kötü....



1 Ağustos 2012 Çarşamba

Tatil....


Yarın sabah ver elini Seattle, sonra Vancouver...

Seattle çok duyduğum, merak ettiğim yerlerden biri. Kanadalıların yüzde doksanı alışverişe gidiyor.
Ben ise kulağa komik gelecek ama en sevdiğim dizi olan 'Grey's Anatomy' deki nefis manzasına vuruldum. Görmek için sabırsızlanıyorum....

5 gün yokuz!

Son 2 gündür Seattle da yapılacaklar listesi hazırlamakla meşgulum.

Bir de valiz hazırlama var....Hiçbirşeyi unutmamaya çalışmak, listeler hazırlamak yorucu....

Gelince görüşmek üzere...


26 Temmuz 2012 Perşembe

Starbucks Muzlu Cevizli Kek / Hastayız...

Pazar akşamı sanıyorum hasta oluyorum, akşam üzeri gittiğimiz göl kenarında  çıkan yağmur/fırtına vurdu beni dedim. Pazartesi sabah daha da kötüydüm ama Nil'im dişçi randevusu vardı ve mecburen sabahtan çıkmak zorundaydık dışarı.

Pazartesi öğleden sonra Nil halsizleşip 3 saat uyuyunca telaşlandım, hafif ateş ile başladı yine. TJ i işten alıp walk in kliniğin yolunu tuttuk. Doktor ikimize de antibiyotik verdi.

Nil bir iyi bir kötü. Dün gece yine ateşi 40 a çıktı. Ben halsizim ama ayaktayım. Yapacak birşey yok...

Bu tarifi de Nil'im geçen hafta  Starbucksda yedi ve beğendi. Tarifi önceden bulmuş, kararmış muzları buzluğa atmıştım. Bugün Nil kek dediği anda yapıldı. Tıpkısının aynısı oldu ama Nil tadına bile bakmadı:(

Ben muzlu kek çok aramam ama bu tarifi beğendim. Tarifi kendimi biraz daha iyi hisseder etmez türkçe olarak paylaşıcam...

Bir sonraki post konusu, tuvalet eğitiminde ne durumdayız....

21 Temmuz 2012 Cumartesi

Creative Movement Dance Camp

Geçtiğimiz hafta haftaiçi hergün saat 4-5.15 arasında 3-4 yaş arası çocukların yer aldığı bir etkinliğe katıldı Nil.  Niloşu bu etkinliğe aylar önce. yazdırmıştım


Biz anneler çocukları 4 gibi bırakıp çıkıyorduk. Nil 3.gün 'anne sen git, bye' demeye başladı.

Neler yaptılar? Dışarıdan Niloşa gözükmemeye çalışarak bakındığım kadarıyla, robot dansı, kurbağa zıplaması, müzik durunca don-freeze demeleri ve birbirlerini dondurmaları, kuş gibi kanat çırpmaları...


Nil genel anlamda dans etmeyi sevdiği için çok eğlendi. Sınıfta sadece 6 çocuk vardı. Son gün çocuk sayısı 4 e düştü. Sayılarının az olması da eğitmenin çocuklarla ilgilenmesi açısından iyi oldu. 


Dışarıdan çektiğim bir fotoğraf var, onu da yüklerim...

Aynı etkinliğe agustos ayında da katılacak Nil. O zaman daha detaylı bilgi vereceğim :)

19 Temmuz 2012 Perşembe

Koşuşturmaca....

Koşuşturmaca... Evet bu şekilde geçiyor hayat. Geçen hafta Niloşumun Creative Movement Dance Camp ı vardı. Hergün 1 saat, dans, yeni arkadaşlar.... Bu konu ayrı post konusu olur....


Sıcaklar çok fena. Bu hafta tuvalet eğitimine eğildik. Nil'ce 'totoş'a oturuyoruz. Arada istiyoruz, arada yan çiziyoruz. Başka bir post konusu....

Beach e gidiyoruz, sahilde plajdayız. Seviyoruz.

Arada bunalım takılıyoruz.
Ev işleri bitmiyor, bitmiyor....







Kısacası buralardayız...
Koşuşturuyoruz....

PS: 15 Temmuz'da Kanada topraklarına geleli tam tamına 1 yıl oldu.

Etti mi 3 ayrı post konusu....

6 Temmuz 2012 Cuma

Kabaklı bademli kek tarifi....





Birşeye kafaya taktım mı fena takarım. Hemen olsun isterim. Bu kekleri de salı günü yedim, çarşamba günü beğendiğime karar verdim, perşembe malzemeleri aldım ve bugün yapabildim.

En güzel tarafı Nil gibi kabak sevmeyen çocuklara kabak yedirebilmek.

2 yumurta
1/2 cup kanola ya da sıvı yağ
1/3 cup şeker
1 cup ortaboy yeşil kabak
1 + 3/4 cup çavdar unu
1 paket kabartma tozu
tarçın
file badem
1 cup taze ya da donmuş cranberry, cranberry yerine çekirdeği çıkartılmış vişne de nefis olur.

fırını ısıttım. Yumurtaları yağ ve şeker ile iyice çırptım. Çavdar ununu, kabartma tozunu,tarçını, kabakları, file bademi ve cranberryleri ekledim.

Muffın kalıplarına bölüştürdüm. Üzerine file badem serpiştirdim.
180 derecede pişirdim.

5 Temmuz 2012 Perşembe

Lake Louise Inn..& Rainbow fish puppet show......


 İşte kaldığımız otel...

Bizim oda Loft suite olduğu için büyükmüş. Gerçekten çok şirin ve büyük bir odaydı.

Burası da yemek yediğimiz italyan restaurantı. Biz erken gittiğimiz için hemen yer bulduk ama bizden sonra gelenler uzunca bir süre bekledi. Lake Louise de en iyi restaurantlardan biri diye geçiyor.

Kuşkonmazlı biftekli pizzası gerçekten güzeldi.
Bruschetta ise Nil yemememesine rağmen tam kızıma göreydi....

Pandosy_kelowna


Dün göl kenarında plaja gittik. Nil oynadı, ben hava aldım. Dönüşte inanılmaz bunaltıcı bir sıcak vardı.
Yolda  Good Earth Cafe ye uğradık.  Kabaklı cranberryli bademli muffını görünce denemek istedim.ilk başlarda kulağa hoş gelmiyor ama tadı nefis, inanılmaz bir lezzet...

Tarifi bulundu, haftaya denenecekler listesine girdi bile....


Dün kütüphane'de Gökkuşağı balığının kukla gösterisi vardı.

Bir hafta öncesinden biletimizi almıştık. Ücretsiz bir etkinlik ama bilet almanız gerekiyor.
Nil inanılmaz iyi vakit geçirdi.

Hiç arkadaşı olmayan Gökkuşağı balığı yalnız ve mutsuzdur. Bir gün balıklardan biri parlak pullarından birini ister ama Gökkuşağı balığı vermek istemez. Ahtapot, Gökkuşağı balığına pulllarını paylaşmasını söyler.  Böylece parlak pullarını paylaşan ve harika dostlar edinen Gökkuşağı balığı ve arkadaşlarının maceralarını biz de ilgiyle izledik.

4 Temmuz 2012 Çarşamba

Banff, Lake Louise, Lake Moraine, Alberta...

2009 Kasım ayıydı, facebook siteme bir fotoğraf koymuş ve altına  'Dreams...' yazmıştım. O anı o kadar net hatırlıyorum ki!

Haftasonu 1 Temmuz Kanada günü olunca, 3 günlük tatilde biryerlere kaçalım dedik ve uzun zamandır herkesin anlattığı , 'Dünyanın görülmesi gereken en güzel yeri' listelerinde yer alan Banff a kaçmaya karar verdik. Oteli Lake Louise de ayarladık ki, iyi ki öyle yapmışız...

Cumartesi sabah yola çıkıp 6 saatlik bir yolculuktan sonra Lake Louise, Alberta ya vardık. Oteli ayarladıktan sonra yorumlara bakmış ve odaların çok küçük olduğuna dair yorumlar okumuş ama önemsememiştim. Odamızın iki katlı 2 odalı, şömineli minik bir daire olduğunu görünce gözlerime inanamadım. Muhtemelen küçük odalarıda var ama bizim şansımıza evimiz kadar büyük bir oda düştü şansımıza.

Cumartesi akşam üzeri otele eşyaları ataratmaz hemen Turizm Bilgi Merkezine uğradık. Orada Lake Louise ve Banff ile ilgili haritalar, nerede neler var bilgilerini öğrendikten sonra, Louise gölüne gitmeye karar verdik.

Ne ben, ne de TJ Louise gölünün yıllar önce görüp bayıldığımız yer olduğunu bilmiyorduk. Şaşırdık, sevindik,heyecanlandık. Göl kenarında yürüyüş yaptıktan sonra karnımızın acıktığına karar verip ilk gece yemeği otelde yemeye karar verdik. Otelin italyan restoranında pizza söyleyip içkilerimizi söyledik. Nil ve TJ arabadan birşeyler almaya çıkınca kendime Caesar adında domates-clamato-worcestershire ve acı sos ve votkadan oluşan bu nefis kokteyli söyledim. İçine kereviz sapı koymaları bonus oldu, bende üşenmez evde yaparsam bu şekilde yapayım kendime not olsun bu da....


Odaya gittiğimizde Nil enerji patlaması yaşadı. Ertesi sabah Teleferik ile Lake Louise Dağına çıkmaya karar vermiştik ama sis planımızı erteledi. Moraine Gölüne gitmeye karar verdik ve işte orada ben yine şaşırdım, sevindim. Allahım o ne güzelliktir...

Banff a gideceğimiz için çok vakit geçirmeden yola çıktık, zira Banff-Lake Louise arası 45-50 dakika. Banff kayak merkezleri ve ulusal parkları ile ünlü minik bir kasaba. Lake Louise den sonra şehir merkezi bizi pek açmadı. Hele güzel bir döner yeme hayalleri ile gittiğimiz Yunan restoranında resmen hayal kırıklığı yaşadık. Neyse ki Kanada günü aktiviteleri ile doluydu kasaba. Bir kaldırımda minikler ellerinde su bazlı boyalarla resim yaparken bizde kendimize kaldıırmda bir yer açtık. Nil boyadı, annesi NiL yazdı. Nil eğlendi  ve dönüş yolunda uyuyakaldı.

Cumartesi akşam üzeri tekrar Louise Gölüne gittik ve bir ilke imza attık. Nil ve Niloşun Banff dan aldığımız örgü ayısı ile kano yaptık! Nil bacaklarımın arasında akıllı uslu oturdu, TJ kürek çekti. Özlem ilk başlarda stressliydi ama herzaman olduğu gibi buna da kısa sürede uyum sağladı ve kano yapmayı özlediğini farketti.

Pazar günü bu kez Moraine gölüne gittik.Kuşbakışı göle baktık, burası cennet dedik, bir önceki günden aldığımız cesaret ile bu kez Moraine gölünde kano yaptık. Bu kez Özlem çook rahattı, hatta kürek bile çektim, adrenalin patlaması yaşadım.

Lake Louise dağına teleferik ile çıktık, manzara şahane. Birşeyler atıştırıp yola çıktık.

3 günlük tatil ruha iyi geldi...


19 Haziran 2012 Salı

Yine acil...

Cumartesi günü Nil, ben ve TJ uzun zaman sonra ilk kez bir haftasonu evdeydik. Genelde haftasonları koşuşturmaca ile geçiyor. Bu kez önce sabah pazar yani farmers market, oradan hop ver elini market alışverişi ve en sonunda ev, güzel ev...

Öğleden sonra Terry-Tannis çiftini çağırmıştık. Menü basit, hamburger, ev yapımı, bir de tatlı-tarifi Betül vermişti-kadayıflı muhallebili. Daha ne olsun?

Eve gel, öğle yemeği ayarla, hamburger köftelerini yap, evi toparla derken saat 3 oldu.
Balkonda hamburger keyfi pek güzel geçti. Bu arada Tanis ile arabayı kapıp yarım saat dışarı bile kaçtık. Akşam Yalan dünya izledik ve ertesi gün buradaki Türklerle dışarı çıkacağımız için çok geç olmadan uyuduk.

Sabah gözümü açtım Nilin bacaklar, eller kıpkırmızı. Hani sinek ısırır ya, ama bende birşey yok. Sivisinek olsa şehirde, gelir beni bulur, o kadar sever beni. Sinek olan evde hayatta yatamam, gelir vızvızlar, uykumun içine eder.

TJ uyanır uyanmaz doğru Walking Clinik. Saat 9 da açılıyor diye normalde gitmediğimiz bir yeri tercih ettik. Şansımıza daha önce bizimle ilgilenen pratisyen gelmesin mi? En son bizimle ilgilendiğinde de yanlış teşhis koymuş ve acilliik olmuştuk. Tabi güvenemediğimiz için evin yanındaki polikiliğin yolunu tuttuk.Saat 10, başka   poliklik, bu kez doktoru tanıyoruz, daha önce de doğru teşhislerde bulunmuştu. Muhtemelen penisiline alerjisi var dedi. Çocuklu ailelerle olacağımızı söyledik. Alerjik, bulaşmaz dedi. Bir öncekine de sormuştum. İçim rahatladı.

Türk arkadaşlarla bruncha gittik, Nil çimlerde oyalandı, çok mutluyuz...

Eve geldik, uyudu ama kızarıklıklar rahatsız ediyor bizi, doktorum verdiği ilacı kullanıyoruz. Pazartesi sabah 5 gibi Nilimin kaşıntı sesine uyandık, hiç zaten uyumamıştık. Yüz kıpkırmızı ver elini acil....

Saat 5.30 gibi gittik. Bu kez alerji olduğu için hemen Acil e aldılar. Orada bekledik bu kez. TJ ile aklımıza 'her acillik oluşumuzda yanlış teşhis koyan pratisyen' geldi ve sinirden gülme krizine girdik...

Hastaneden  öğlen 11.30 gibi çıktık. Saat sabah 6 gibi Niloşa  ilaç vermislerdi, o ilaç Nilimi rahatlattı. Doktorun gelmesini bekledik, sabırsız ben, yine sabır küpü oldum.Çocuk  Doktoru 11 gibi geldi. Asistanlarıyla konuştu, konuştu. Bunun penisilinden değil, geçirdiği soğuk algınlığından olabileceğini söyledi. Atarax surup verdi. Bulaşıcı değil dedi.

Dün Nilin uykusuzluk ve huysuzluğu tavan yaptı. 6 saatte bir ilac veriyoruz. Kızarıklıklar azaldi. Şu anda iyi, bir sorun yok ama dün gece yine kesik kesik uyduk....

Birazdan da doktorla görüşmeye gidicez....

Ben hala penisilin alerjisi olabileceğini düşünüyorum, tekrar konuşucaz.

Ve umarım Nil çok daha iyi olacak....

PS: Doktorla konuştuk.Doktor virütik olduğunu düşünüyor. Bu bir kaç gün kızarıklar artarsa ya da öksürürse ya  da nefes almak da bir sorun yaşarsa hemen acile gideceğiz....


Niloşun çocuk doktoru ile de karşılaştık. Onu görmek iyi geldi. Ne yazık ki Calgary e taşınacak:(

14 Haziran 2012 Perşembe

Kendime Not...

Pazartesi akşamı Niloşu alıp evin yakınlarındaki walking clinige gittik. Ve yine antibiyotik almaya başladık. Bu ocak ayından bu yana 4. antibiyotiğimiz.
Tabii tuvalet eğitimi ve benim spora gitme azmi yine yalan oldu....

Haftaya inşallah!

ps: Bu söz kulağıma küpe olsa?


11 Haziran 2012 Pazartesi

Ufak mutluluklar....

Bu sabah bir workshop a katılacaktım, 2 haftadır bekliyorum. Kanada da işyeri kuralları ve çalışma ile bilgilerin verildiği 3 ayda bir düzenlenen bir workshop. Niloş için bakıcı da ayarladılar. Sabah TJ ile dışarı cıkıp onu işe bıraktıktan sonra , Nil ile anne-kız Tim Hortons da kahvaltı keyfi yapmaya karar verdik. Oradan da workshop a gidecektim.

Sabah uyandım, Nil halsiz ve hafiften ateşli. TJ e söyledim. Birşeyi yok gibi dedi. Hazırlandım, TJ geldi, burnu akıyo, halsiz sanki dedi. Hafiften ateş de yükselmeye başlayınca,dışarı çıkmaktan vazgeçip evde kaldık.

Şimdi...

Madem evdeyiz bugünü temizlik günü ilan ettim ama önce kendime kahve hazırlayayım dedim.Niloşa ve kendime kahvaltı hazırladım. Derken daha önce alıp fazla keyif almadığım, ama neredeyse bitmek üzere olan  çikolatalı filitre kahveyi denemeye karar verdim.Bu kez her bardak için 1.5 tatlı kasığı kahve koydum ve resmen dışarıda içtiğim kahvelere benzer bir kahve ile karşılaştım.  Balkonda kahvemi içerken kendime geldim.

Ve Banu'nun o nefis Limonata tarifiyle gözgöze geldim. Ev yapımı limonata bana baharın gelişimi anımsatır. orta okul zamanı her bahar temizliğinde annem bize ev yapımı limonata yapardı. Temizlik ve limonata ne alaka demeyin, benim için çok anlamlı :) Kardeşim ile balkonda nefis limonatalarımızı içerdik. Yaz boyunca yapardı annem limonatadan fakat ilk yaptığı zaman hep bahar temizliğinde, ona işin arasında olurdu...


Akşama kendimi Mum ışığında platese vermeye karar verdim. Geçen hafta gitmek istediğim kadar gidemedim:(
Eve kapanan Niloş babası ile parkta oynarken ben sporumu yapmayı ve eve gelince limonatama votka ekleyip balkonda içmeyi hayal ettim...


ps: temizlik Nil hasta olduğu için yalan oldu, Banu'nun o nefis limonatasını Nil'im ile beraber yaptık. Spora gitme planım da suya düştü. Umarım aksama votka-limonata planımı gerçekleştirebilirim....
İşte benim ufak mutluluklarım....

8 Haziran 2012 Cuma

Spor, tuvalet eğitimi...

Haziran ayı ile kendimi spora verdim. Geçen cuma Niloşu da alarak üye olduğum spor merkezine gittik. Merkez dediğime bakmayın, küçük ama tıkış tepiş değil, samimi bir salon. Fitness, yoga, meditasyon, dans, çeşit çeşit program var. İnsan hangisine gideceğini şaşırıyor....

Zumbayı, Belly fit i ve Restorative Yogayı denemiştim. Geçen cuma Soul Food Yoga adında bir derse katıldım, yanımda Nil ile. Nil oradaki oyun odasında oyun ablası ile oynadı. Anne içi rahat spora girdi. Ama anne yanlış programa girmiş, acemilik işte. Tüm kızlar inanılmaz esnek ve ileri seviyede. Bir beginner Özlem :). Ama eğitmen inanılmaz ilgilendi ve kendime inanamadığım hareketleri yaptım. Terledim, çooook yoruldum ama mutluydum. Kafamın bir köşesine 'dersin adına kanıp derse katılma' yazdım :). Çıkışta Niloş ile TJ i aldık. Haftasonu yine tatlı bir koşuşturmaca ile geçti. Pazartesi  akşamı ise,  mum ışığında Pilates ve Yoga dersine katıldım. Beklediğimden güzel geçti, cuma günü yaşanan tecrübeden sonra daha dikkatliydim ama verimli geçti diyebilirim. Salı bellyfit e gittik Nil ile. Nil oyun odasına, anne spora.Bir de boğazıma hakim olabilsem daha çok aşama kaydediceğim, orası kesin..:)

Bugün ise haftasonu yoğunluğu sardı bizim evi. Biraz sonra çorap avına çıkıyorum. Evde bir çift çorap bulmak mümkün değil, hepsi ayrı telden çalıyor.

Hava son 1 haftadır yağmurlu. Ama bugün yağmur vs demiycez atıcaz kendimizi dışarı. Akşama ise acılı bir hint yemeği yiycez arkadaşlarla. Sabırsızlıkla bekliyorum...

Dün Niloşun çocuk doktoru kontrolü vardı.Nil in doktoru inanılmaz iyi bir doktor. Onun sayesinde ve kendi çabamız ile aşama kaydettik. Ama ne yazık ki başka bir eyalete taşınacak. Üzülmedim desem yalan olur.

 Bu aralar tuvalet eğitimine göz kırpıyoruz, başlamak ve bitirmek istiyoruz. Acaba ilacı kesmelimiyiz soruma doktor hayır dedi. İlacı ekim hatta kasıma kadar kullanmaya devam. Tuvalet eğitimine başlarken ilacı kesersek ve Nil yine zor kaka yaparsa bu durumda başladığımız noktaya gelebileceğimizi, tüm emeklerin boşa gideceğinden bahsetti doktorumuz. Bir bina inşa ettik ve çatıya ulaşmak üzereyiz. Ve binanın yıkılmasını hiç birimiz istemeyiz.

İlacı içince, ne zaman yapacağı belli olmuyor, ani ve tazzikle kaka yapıyor Nil. Bu durumda külot giydirmemizi, pislik her halükarda olacağını ama en azından birazını tutacağını söyledi. Dışarı çıkarken ise duruma bağlı olarak bez ya da pull up ya da zamanla külot...

Hadi bana şans dileyin, uygun bir zamanda hafta başı-ortası gibi denemelere başlayacağız...

31 Mayıs 2012 Perşembe

Suçluluk Duygusu...

Dün kendimi bu şekilde yakaladım. Yakaladım diyorum çünkü özellikle geceleri kendimi tanıyamıyorum. Gerçi bu sahne gündüz çekildi. Kendime ders olsun diye hop cep telefonumdan 'olay mahali'nın fotoğrafını çektim.

Elmalı kurabiyeler konusunda içim kısmen rahat. Ununda arpa,çavdar ve çok az normal un karışımı var. İçerisinde elmalı karışımda şeker yok pekmez var, ceviz var ve bol elma var. Tek suç unsuru üzerindeki pudra şekeri, onuda bol miktarda kullandım.

Türkiyede hep pastaneden aldığım bu kurabiyeleri evde yapmak ne kolaymış. Benim kurabiyeler eğriş büğrüş oldular ama olsun, Niloş da severek yedi.

Nil hala zayıf bir çocuk. Yüksek lifli beslenmesi gerekiyor. Ekmek ve hamurişinden uzak durması gerekiyor. Onun dışında herşey serbest. Ama bizde hamurişine düşkünüz, dün kurabiye dediği anda bunları yaptık beraber.

Arkada da başka bir suç aleti Nutella.Zayıf noktam!

**

Dün Aylin ile dışarı çıktım ve ÇOK eğlendim. Bu ülkede kendimi kendim gibi hissettiğim belki de ailem dışında tek insan. Eve saat 9.30 da geldim. Nil beni beklerken uyuyakalmış, kapıyı açaraçmaz karşımda pusetine yatmış ve mışıl mışıl uyuyan kızımı gördüm.

PS: Suç anlarımı belki an ve an paylaşırsam belki utanırda yemek yemeyi keserim :)

ps: Dün gece geçirdiğim harika zaman sayesinde gece kalkıp elmalı tatlı bile yemedim.

:)
YAŞASINNNNN.....

ps: Şimdi kahvaltıda elmalı kurabiye yiyebilirim:)


30 Mayıs 2012 Çarşamba

Spor,Zumba, Balkon....

Tartının üzerine çıkmaya korktuğum bir dönemdeyim. Annem buradayken hiç yemediğim kadar yedim, bir o kadarda hareket ettim ama geceleri annemle tatlı krizi atıştırmaları vs derken, bu sabah acı gerçekle yüzyüze geldim.

Haftasonu kendim için birşey yaptım, spor salonuna yazıldım. Uzun zamandır -daha doğrusu ehliyetimi aldığım günden beri araştırıyordum. En sonunda istediğim spor salonunda indirim olunca, fırsat bu fırsat spora yazıldım.
Aslında daha önce gitmeyi düşündüğüm yerlerde vardı. Ama burada spor merkezlerinde çocuk bakıcısı oluyor, 5-6 dolar ödeyerek 1 saat çocuğunuzu oraya bırakabiliyorsunuz. İlk düşündüğüm yer Niloşu yüzmeye götürdüğümüz yerdi ancak çocuk bakımı sadece öğlene kadar vardı ve istediğim programlar kaldırılmıştı.
Yeni yazıldığım yerde bir gün önceden haber vererek çocuğunuzla ilgili bilgileri veriyorsunuz. Siz spora, çocuğunuz oynamaya...

Henüz Niloşumu bırakma fırsatı bulamadım çünkü pazar günü Nil ve TJ plaja gittiler, ben spora. Bellyfit Groove ve Restorative Yoga derslerine katıldım. Yoga dersinde inanılmaz gevşedim. Bellyfit ise çok eğlenceliydi. Sınıf kalabalık değildi, eğitmen samimiydi vs...

Dün ise yine TJ ve Nil parka, ben spora zıpladım. Bu kez merak ettiğim Zumba dersine kaltıldım. Aman Allahım o ne kalabalık sınıf öyle. Ama zumba oldukça eğlenceliymiş. Latin ritmiyle dans ettik, zıpladık, kalça kıvırdık. Hareketleri takip etmekte zorlandım ama kararlıyım gidicem, yine gidicem. Bu sınıf ile Bellyfit sınıfı arasında dağlar kadar fark vardı. Zumba sınıfında genelde lise, üniversite gençliği, Bellyfit sınıfında ise 25-30 hatta 40larında insanlar vardı.

Ve bu sabah tartıda acı gerçek ile yüzyüze geldim. Bundan sonra akşamları hatta geceleri tatlı yok. Sadece sabahları var o kadar.
Onun dışında hergün gidemesemde iki günde bir spor var. Bir de ne yediysem utanmadan yazıcam.

Bu arada spor salonunda çok enteresan programlar var. Mesela cuma günü soul food yoga var. Merakla bekliyorum....
***

Bu aralar balkonda vakit geçirmeyi çok seviyorum. Aylardır çıkmadığım balkonum, anneciğimin sihirli elinin değmesi ile benim için harika bir mekana dönüştü. Rokalarımı, güllerimi, kabaklarımı ve yılbaşı çamımı gidip gelip seviyorum... Annem gitmeden lalelerim ve yalancı nergislerimin üzerine toprak dökmüş ve kaldırmıştı, ama onlarda bana rengarenk saksılarıyla gülümsüyorlar.

Neyse konuyu dağıtmayalım, ne diyordum? Spora da yazıldım. Gidicem, zayıflıycam, fit olucam....Ve ve ve
Nutelladan uzak durucam. farmers marketten organik ballar aldık. Nutella yerine bir kaşık bal yiycem...
Hadi geçen seneki  zayıflamayı amaç edinmiş Özlem Nerede???????
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...