31 Aralık 2011 Cumartesi

Hasta NiL

Yine acildeyiz...

2012 Kararları-hasta Nil...

Daha az control freak, daha sakin, daha yumuşak başlı , daha az inatçı ve hayatı daha az ciddiye alan biri olmak isterdim. Ama o zaman ben , ben olabilir miyim? tartışılır....

Ama beni en çok yoran kontrol delisi olmak, herşey kontrol altında olacak. Beni , ruhumu yoruyor.  2012 de daha rahat olmayı diliyorum...

Bir de Osho Mdtitasyon kitabım başucumda durmalı ve iki günde bir, mutlaka bir meditasyon, koşulsuz şartsız..

ps: Nil hasta, hala hasta. Tadımız tuzumuz yok.

İyi geceler sevgili blog dostlarım...

ps: Rahatlamak için yazıyorum, motive oluyorum. İyi ki blogum var, iyi ki blog dostlarım var....

30 Aralık 2011 Cuma

2012 DİLEKLERİ...

Geçen yıl 'anneevinde' kutlarken ya da miskin miskin otururken 2011 de en çok Kanada da olmak istedik, prosedürün neticelenmesini, belirsizliklerin bitmesini istiyorduk. Ah o belirsizlikler, kendi evine bardak bile alamazsın...

10 Mart TJ, 15 Temmuz da kızımla ben geldik. Amacımıza ulaştık diye sevinsek de, şimdi de burada mücadeleye, yerleşik bir hayata tutunma ve sağlam arkadaşlar edinme çabası içindeyiz. Tabii herzaman istediğimiz gibi gitmiyor hayat. Zaman zaman derin nefes almak gerekiyor, duraklamak gerekiyor, sonra tekrar mücadeleye devam....

Ama insan birazda sakin, huzurlu, su gibi durgun bir hayat istiyor, kendi içimizde. Dışarıda koşuşturmacayı sevsem de, herzaman yoğun olmak beni mutlu etse de, huzur ve sakinliği yaşamak istiyorum kalbimde ve ruhumda....

ama herşeyin başı sağlık....

MUTLU*SAĞLIKLI*HUZURLU YILLAR...

29 Aralık 2011 Perşembe

Yeni YıL Akşamı - NiL

Tam artık sabırımın sınandığı yazmıştım değil mi ? Yediğimiz aslında löpür löpür silip süpürdüğümüz Hint yemeği kızımı hasta etti,

evde tadımız yok:(

ama umut her zaman var....

2012 ye girerken,
Dans edeceğimi hiççç sanmıyorum. Tek cazip yani pazartesi de tatil Kanada da, TJ evde bizimle!

Içki içebirim ama hangover, almayayım sakın, zaten içmeden sarhoş olma potensiyelim var bu aralar....

Saat 12 yi görürmüyüm, şüpheliyim, ama Türkiye saatine göre 12 yi kesin görürüm, ne de olsa 10 saat fark var:)

Sevgiler!

28 Aralık 2011 Çarşamba

Doğum günü ertesi...

Pazartesi güneşli hava, dün yerini kapalı ve karlı bir havaya bıraktı. Normalde bayılırım kapalı havalara ama dün soğuk, rüzgar da girince işin içine, o havayı sevmek zorlaştı.

Pazartesi Kanada da Boxing Day di. Yani amerikalıların kutladığı black friday in Kanada versiyonu. Christmas sonrası indirim. Fazla bir indirim yoktu aslında ama hemen havaya girdik.Saat sabah 9 da çıkıp 6 saat sonra eve geldik. Kendimizi kaptırdır diyemiycem ama kalabalıkta gezinmek eğlenceliydi. İhtiyaçlar hiç bitmez...

Salı günü herkes yorgundu haliyle. Bu ülkede Nil i yıkamak için kova bulamıyoruz, ya da biz hala acemiyiz, yerini bilemiyoruz. Duş da su bir soğuk bir sıcak, Nil i yıkamak için plastik bir kova lazım. Dün çocuk eşyaları satan bir yere uğradık, kovayı görünce sevindim ama sonra 27 dolar-vergi hariç- olduğunu görünce gülme krizine girdim:)

Yaşadığımız yerde nefis bir Hint restoranı var. Uzun zamandır gitmek istiyordum. Dün doğum günü bahanesiyle gittik. Çok yemişiz, hızlı yemişiz. Nil bile acı yemeklerin tadına baktı ya:)sildik süpürdük tabaktakileri.

Sonra eve gel, TJ bir koltukta sızdı. Nil sızarsa ben de dünden razıyım dedim ama kızım bir anda ayıldı ve yaramazlıklara tam gaz devam dedi. Ne yazık ki Niloşla bana aldığım doğum günü pastam tam bir fiyaskoydu:(

Sonra saat 8 de huzursuz Nil hava alsın bahanesi ile evden çıkmak ve dışarıda tur alıp, bir kaç yere uğrayıp eve gelme...

neyse ki 3 gün sonra cuma....

27 Aralık 2011 Salı

Doğum günüm...

Geçen yıl bu zaman 'anne evinde' kutlamıştık doğum günümü. Çok sakindi, dostlarım yanımda yoktu. Bu yıl kızım ve kocim yanımda. Ailem skype ile yanımda gibi. Ama arkadaşlarım, sevdiklerim uzakta...

Yeni bir ülkede yeni bir düzen, kolay değil, zor, hele özel günlerde daha da zor. Bu yıl sabrımın sınandığı bir yıl oldu. Kısa yollar yerine uzun ve dolambaçlı yollardan gittik, yorulmadım desem yalan olur. Nil ile cuma günü ginger bread -zencefilli-kurabiye yaparken  bunu düşündüm. Hamuru hazırlamak kolay ama şekil vermek zordu. Hele o adam,çocuk şeklindeki kurabiye kalıplarını kullanmak. Çok değil, 2 yıl önce yapmak zorunda kalsam bu hamuru, şekil vermeden marketten hazırını satın almıştım ama Nil in mutluluğu için uğraşıp o cıvık hamuru kurabiye haline getirdik. Nil de süsledi...

Bu yıl sosyal açıdan çokça zaman açlık çekiyorum.En çok özlemini duyduklarım az ama öz yakın arkadaşlarım. Ama şükretmenin gücüne inanıyorum, kızım ve TJ yanımda...En azından iyi-kötü zamanlarda  arayabileceğimiz bir Türk aile var yakınımızda (Oğulları Nil'in ağbisi).

Yaş 31 oldu. Bugün boxing day, nam-ı değer black friday yani bolca indirimin olduğu Christmas ertesiydi. Bizde pek tabii alışveriş yaptık. :) Yarın mutluyum, TJ çalışmıyor, ben ve Nil ile zaman geçirecek.

Saçlarım son 10 yıldır bu kadar kısa olmamıştı. 30lu yaşlar  fuşya ve pembe tonlarına daha alıcı gözle bakmamı sağladı. Hala gri, mavi ve siyah desem de, mor ve pembe tonları da var hayatımda. Bir de oje sürebilsem ve nasıl çıkaracağımı düşünmeyecek olsam kırmızıya da gözkırpabilirim!

Umarım 32 yaşıma girerken, yani seneye bu satırları yazarken de sağlık, mutluluk, huzur bizimle olur.....
ve umarım yeni yaşımda işlerimin en azından bir kısmı kolaylıkla hallolur ve hayat bizi iyi insanlarla karşılaştırır....

İyi ki Doğdum!

22 Aralık 2011 Perşembe

Nil'in Bağırsak sorunsalı...

Ne zaman 'düzene girdik' ya da 'girmek üzereyiz, artık yazsam neler neler işe yarıyor' diye düşünsem, kendimi bir bağırsak sorunsalı-sorunsalı demek hafif kalır, aslında KRİZ- ortasında buluyorum...

Bugünde öyle bir gün işte....

20 Aralık 2011 Salı

Test

Test

15 Aralık 2011 Perşembe

Yemek-tatlı-diet kola....

Ankarada bir ara her hafta yani haftanin 7 günü Liva pastanesinden 1 pogaca evet BIR :) isterdim. TJ derdi ki delisin, insanlar 1 pogaca için bize uğruyorlar. O öyle dedi ya, o zaman 1 poğaca yerine 1 poğaca bir de ayçöreği istemeye basladım ha bir de diet kola:). Sonradan sorduğumda da biz keyifle yapıyoruz demişlerdi, en sağlam müşterilerinden biri bizim evdi. Gelen giden çoktu ve sürekli pasta, poğaça isteyen bizler...

Bir de dominos var tabii. Ala turka, pastırmalı sucuklu pizza. Offf.... Sonrada american hot da istemeye baslamıştım, jalepeno, mısır ve sucuk. Unutmadan yanında da mutlaka sufle...

Artık kendi poğacamı hatta kendi pizzamı kendim yapıyorum. Ayçöreğine de el atarsam bir gün, o zaman kimse beni tutamaz. Gerçi sıradaki hedefim mantı yapmak.

Bu yazıyı yazmama neden olan sey ne? Aşure zamanı bloglarda aşureler görüyorum. Zeynelin aşuresini ve su muhallebisini özledim. Konu özlemden açılırsa yazarda yazarım gerçi......

İnsan yer değiştiriyor, ülke değiştiriyor, kendi tatlarını oralarda da yaşatıyor. Yabancı tatları da çok seviyorum ama sıcak bir poğaca,sucuklu karışık pizza, bunları seviyorum.

Diet kolayı yine bıraktım. Arada dışarda içiyorum. Bu kez daha netim bu konuda. ah bir de tatlı konusunda da aynı kararlılığı gösterebilsem....

13 Aralık 2011 Salı

Okuyoruz-Prenses Bebek-iyi geceler!

Dün gece başarısızlıkla sonuçlanan kitap okuma rutinimiz bugün başarı ile sonuçlandı. Bu sevimli çizimlerle dolu kitabı biz beğendik.

Annesi içeriden soruyor: Prensesim uyumak ister misin?
-Yorgun değilim anne...
Ama sonra
annesinin sorduğu oyuncaklarını topladın mı,dişlerini fırçaladın mı, pijamalarını giydin mi sorularına cevap veriyor Prenses. Hem kendi yapıyor, hem de peluş oyuncaklarına yaptırıyor.
Tek hoşuma gitmeyen nokta, annesinin sesinin içeriden gelmesiydi. İçeride anne, çocuk tek başına  çok büyük de değil üstelik.

Ve tam iyi geceler öpücüğü vermek için geliyorlar ki, prenses uyuyakalmış.....
Rutin olayını ve çizimleri sevdim. Nil de sevdi.....

11 Aralık 2011 Pazar

İyi geceler kendim!*Goodnight Me-Andrew Daddo & Emma Quay

Bugün sabah TJ, Nil ve ben kütüphaneye gittik. Önce Martha Stewart'ın yemek kitaplarına baktım, sonra çocuk kitapları ve en son evde Nil ile yapabileceğimiz elişi konusunda ilham alabileceğim kitaplara. Arada yoga dergilerine dadandım, Nil ile okuyabileceğimiz tuvalet eğitimi, ilham verici kitapları karıştırdım, kısacası kendimden geçtim 1 saat. TJ olmasaydı bu kadar bakınamazdım, orası kesin.

Bundan sonra bu blogda ingilizce kitaplara yer vericem, Nil e uyku saati öncesi hergün bir kitap  okuycam, o kadar nefis kitaplar buldum ki...

Ben bir kitap kurduyum. Türkiye den ne istersin derseniz, derim ki türkçe kitap ama çok kasmıycak, okuycam, iyi vakit geçiricem, içine alacak, sürükleyecek. Güldürecek, düşündürecek ama ağlatmayacak. Reiki kitapları, meditasyon tamam. Pretty woman  ya da Jane Austen tarzı romantik kitaplara asla hayır demem, bayılırım kendimden geçerim hatta dayanamazsam sonunu okurum. Bu kadar da tez canlıyım, yeter ki sarsın kitap.

Ha ne diyordum. Sabah 10.30 da evden çıkıp akşam saat 6 gibi eve geldik. Araya market alışverişini de sıkıştıracaktık ki Nil arabada uyuyakaldı. Yoruldu dedik, eve geldik sıpa ayıldı.

TJ markete gitti. E hadi aldığımız kitaplardan birini okuyalım dedim, Niloşla bizim yatağa kurulduk.

Az cümleli bir kitap olsun dedim, Andrew Daddo-EmmaQuay  Goodnight, me adlı kitabını aldık sakladığım yerden.

Kitap o kadar yalın ki,okuması kolay. Resimler muhteşem.
Yavru  bir maymun ya da orangutan düşünün, sevimli mi sevimli...
Kendine,vücudundaki organlara iyi geceler diliyor, sonra da Zzzzz uyuyor.

Türkçe olarak okudum, minik maymun ne derse biz de yaptık. Yavru maymun gözlerini kapatınca Nil kitap bitti dedi. Kitap rafa kalktı, haydi kendimize iyi geceler dileyelim dedim ve bu kez spontane bir şekilde başımızdan ayaklarımıza ve tüm diğer organlarımıza iyi geceler diledik.

Dedik ki: Artık uyku vakti geldi, tüm gün ayaklarımız, ellerimiz, başımız... çok yoruldular,artık dinlenebilirler, yarın yeni bir gün...

3 yaşındaki çocuk da sever bu kitabı, 6 yaşındaki çocuk da. Tam bir rutin kitabı.

Ben bu uyumadan önce kitap okuma işini de, bu kitabı da çok sevdim. Uyumadan önce okuduğumuz ilk kitap olarak kayıtlara geçsin istedim.

Annenin Notu: Ben de uyku öncesi çocuk kitabı yazsam, tıpkı bu kitap gibi rahatlatıcı, gözü yormayan, yalın bir kitap yazmak isterdim. Şahsi fikrim kitap aslında kendimize, organlarımıza teşekkür ederek 'şükretmemizi', bir nevi basit meditasyon yapmamızı,rahatlamamızı sağlıyor. Sanırım en çok da bunu sevdim....

8 Aralık 2011 Perşembe

Yeni Yil Agacimiz,Kayak, Uyku

Bu aralar bunalmış durumdayım. Sanırım yeni yıl, doğum günü zamanı yakın arkadaşlarıma olan özlem artıyor...

Geçen cumartesi buraya 1 saat uzaklıkta bir kayak merkezine gittik. Çok keyifliydi. TJ ile ders almaya karar verdik. Ben spor vs konularında çok becerikli sayılmam, ama motivasyonum TJ'in 'İstediğin kadar tatlı ye, yediğin tüm tatlı kalorilerini kayarak verebilirsin' cümlesi oldu. Tepeden kaymam ama yamaçtan kayarım, kafa göz yarmayayım da:)

Dağ havası bizi resmen çarptı, dönüş yolunda Nil sızdı, ben de ha sızdım ha sızacaktım ki , uğramamız gereken bir party olduğu aklımıza geldi.

Eve gel, hemen üst değiştir yola çık. Open house Christmas Partydi davet edildiğimiz yer. Yani yakın-uzak herkesin davet edildiği ve insanların uğradığı bir party.

O kadar insan ve o kadar çocuk ama herkes rahat. Gelen uğruyor, kalıyor ve gidiyor. 1 saat kaldıktan sonra eve geldik. Sabah 10 da çıkıp akşam 8.30 da eve gelmiştik.Yorucu ama keyifli bir cumartesiydi.

**
Gercek ağaç mı yoksa  yapma agac mi alsak derken,TJ, taze ağaç alsak? der demez gözüme şirin gelen saksıdaki çam ağacını kaptığımız gibi eve geldik. Süs konusunda zayıfız hala ama olsun. Tepesine de bir melek koyduk mu, tamam.

Ağacı alıp eve geldiğimiz gün Nil sevinçten çıldırdı.  Süsleri de gidip gelip seviyor.

**
Uyku sorunumuz var bizim. Öğle uykularını geçtik, normalde 8.30 da uyuyan çocuk benimle kalkıyor, benimle uyuyor. Gece saat 10-11, bir çok anne için normal olabilir ama ben kaldıramıyorum bu rutini! Yemek yememe, huysuzluk bir derece kaldırabilirim ama UYKU:(, IMDAT..... Sabah en geç 8 de uyanan Nil :(


5 Aralık 2011 Pazartesi

Slow cooker

Slow cooker daha önce duyduğum ama Kanada ya gelince tanıştığım bir alet.

Kanada da elektirikli ocak-fırınımız. Gazlı fırın çok tercih edilmiyor. Bir türlü pilav yapmayı beceremeyince ve Lindsayin de kullanıp memnun olduğunu duyunca, biz de alsak mı dedik.

Slow cooker düşük ateşte yemeğin tüm gün pişmesini sağlıyor. Yemeği slow cookerda rahatça bırakıp çıkabilirsiniz.

Slow cooker almak zor, o kadar çok çeşidi var ki. Bir o kadar da tarif var. Asıl ilham kaynağım Ycurl (www.zng.blogspot.com ) un önerdiği bu http://crockpot365.blogspot.com/  site oldu.

Neler neler denemedim ki. Yaptığım pilavlar tane tane oldu, ertesi gün bile afiyetle tükettik.

Slow cookerların en büyük özelliği en sert etleri bile yumuşatıp liğme liğme etmesi.

Ben slow cooker da etli -sulu yemek, pilav, hatta somon bile denedim.

Sadece çorba yapmadım, onu da kış geldi bol bol deneriz artık.

Geceden hazırlanıp ertesi  güne ya da sabah çıkarken hazırlanıp akşam eve geldiğinizde yemeğin hazır olması ise pek cazip.

Bizim evde kullandığımız Hamilton Beach dijital. Kaç saatte pişmesini istiyorsam, ısısıyla beraber ayarlayıp kuruyorum. Bitince alarm caliyor, cevap vermezsem otomatikman warm a alıyor kendini. Önce pişmiş, sonra ısınmış yemek hazır bile...

2 Aralık 2011 Cuma

Kendime, abur cubur delisi Özlem e mektup...

Arada kendime hatırlatmam gerekiyor ki, fazla kilo iyi birşey değil, 'bin gram et bin ayıp örter' sözü günümüzde geçerli değil.

Sen annevinde, hem de hiç beklenmeyecek bir yerde, kebapların ve tatlıların en güzelinin olduğu yerde nefsine hakim ol, uğraş , didin kilo ver. alışkanlıklarını değiştirmeyi başar. Diet kola ve gece yemeklerine elveda de. Peki ya sonra?

Buraya gelirgelmez gelsin Tim Hortonslar, gitsin poğaca börekler. Ama benim kızdığım onlar değil, onlar bir şekilde hareket ile azar azar yenilirse verilir.Benim kızdığım gece yemekleri....

Senden beklemediğim şey Özlem, gelir  gelmez başladığın diet kolayı bile daha kolay bıraktın. Ama gece yemekleri....

Geceleri olay şu şekilde gelişiyor:
Nil: Anneeee süt!!!!!!
Özlem: Başucundaki sütü verir ve aaa saat kaç gecenin-sabahın bilmem kaçı, hmmm mutfakta da ıslak kek, donut, likörlü çilolata, tatlı bişiler vardı ya...

Koşa koşa mutfağa git, sabahın o saatinde ondan bundan ye, sonrada yatağa gel,içinde vicdan azabı, uyu...

Benim kızdığım bu....

Bu kendime son uyarım, dinlemezsem yine yazıcam, YİNE YAZICAM....

1 Aralık 2011 Perşembe

Mami şimdi!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

Ilhamı veren Yeliz, günün çorbası...

Uzun zamandır yazıcam diyorum ama tembellik giriyor, Nil giriyor, unutuldukça paslanıyor yazılacaklar. Neyse ki Yeliz var, bu kadar mı benzenir, yok okuyorum, aaaa ben de diyorum ama yazıcam yazıyorum, yazamıyorum, neyse şimdi yazıyorum...

Bilenler bilir ben sabırsız bir insanım. Ya da insandım mı demem lazım bilemedim şimdi. Niloş geldi, Annneeeee, annne, ver , ver, ver...

İstediği şey şu an şu saniye şu salise olacak, yoksa dünya bana- bize- dar.Valla öyle böyle değil.

TJ ile aramızda ki konuşma

Canım yemek bitti,sofrayı toplar mısın ya da bulaşık makinesini boşaltır mısın, ya da bu liste uzar uzar...

TJ- Tamam birazdan yaparım.

Olmazzzz şimdi yapılacak. Baktım olmuyo ben yaparım saçlar tepede,şimdiii...

Al Özlem, bak kızına.Arabada elimizede oyuncak, düştü mü, vay halimize ŞİMDİİİİ verilecek.Su mu, süt mü,tv mi hemen hemen şu saniye...

Bir de son zamanlar daki 2 kelime

Mommyyy ve yummmyyy!

Dışarda bana mommmyyyy diyor,mami yani. Yediği şeyi severse yummyyyyy...

Not: TJ,Niloş  ve benim şimdi, hemen, şu saniye halimizi gördükçe gülüyor, gerçi hep gülemiyor, ucu ona da dokunuyor ....
ha ha ha :)

30 Kasım 2011 Çarşamba

Kuaför * TJ-Özlem ilk kez dışarda!

Kuafor ile ilgili son bir not, burada kadın-erkek aynı yerde saç kestiriyor. Bizdeki berber ve kuaför ayrımı burada yok. Kuaförler de genelde kadın, söylemeden geçemeyeceğim.

Lindsaylere saat 4.30 gibi gittik, 5 gibi kendimizi dışarı attık. Gidelim dediğimiz de Nil'in de bizimle kapıya kadar gelip herkese Byeeee demesi içimizi acıtsa da, sonra kulağını kapıya dayayan  ve ağlama sesi duymayan Özlem içi rahat bir gece diledi.

Burada akşam indirimleri var. Montumu aldığım Marks da %40 a varan gece indirimi aynı geceye rastlayınca, hazır Nil de yok, dönüşde uğrarız dedik.

Fazla erken gitmiş olacağız ki, Christmas party nin yapıldığı yerde ilk 30 dakika bizden başka kimse yoktu. TJ ile Nil yokken 'Niloş bir saniye' ya da 'anneeee'  sesleri olmadan konuşmak pek garip geldi.

TJ lerin şirket bünyesinde çeşitli alanlarda 3-4 farklı grup var. İnsanları kaynaştırmak için bir kaç oyun düzenlendi. Biz saat 8.30 da kalktığımız için en eğlenceli zamanda ayrılmak zorunda kaldık aslında. Unutmadan isimlerin yazılı olduğu çekilişte TJ e de hediye çıktı. Hediyenin sahibi ise biz değil, bize bu geceyi hediye eden Lindsayler diye hediyeyi gönül rahatlığı ile onlara verdik.

Marks da ne var ne yok diye bakıp 1 battaniye başta olmak üzere ıvır zıvırlarla geceyi 9.30 ettik. Nil uyudumu acaba diye düşünürken bir baktık Lindsay'in çocuklar uyumuş, Nil Lindsay ile oyun oynuyor ve yorgunluktan ha sızdı ha sızacak.

İlk Niloşu birine bırakıp dışarı çıkma maceramız böylece sona erdi. Çocuklarla coşmuş, daha önce bir çok kez gittiğimiz ve Lindsay ve kocasını ve çocukları sevdiği için eğlenmiş. TJ de bile arıza çıkaran kızıma akıllı durduğu için bin kez ve Lindsay e Nil e bakmayı kabul ettiği için milyon kez teşekkür edip eve geldiğimizde saat 22ydi. Başka bir rekor daha.

Aferin Akıllı Kızıma....

29 Kasım 2011 Salı

Kanada'da ilk kuafor seansı....

İki gündür yazıcam ama dün Niloşun kaka problemiyle uğraştım. Bugün ise ağır bir kulak ağrısı...Sabahtan beri gözümü açamıyorum.

1 saat sonra Nil'in rutin doktor kontrolü var, tepemde NiL, bu satırları yazıyorum...

Kuaförlerin pahalı olduğunu biliyordum da, bu kadar çok kuaför olduğunu bilmiyordum. O kadar çok kuaför varsa fiyatı biraz dengeli olmalı di mi?

Burada saçınızı yapacak kişiyi siz seçiyorsunuz. Çırak, usta ve aradaki dönemlerde kuaförler var ve fiyatı da aslında belirleyen bu. Siz ben ufak tefek hatalara takılmam ya da risk alırım derseniz tecrübesi az olan birini seçebilirsiniz.

Gitmeden 1 hafta önce sordum, soruşturdum ve randevumu aldım.  Aslında istediğim model belliydi, önler uzun, arka daha kısa olacak ve toplanacak. Kriter bu. Çok basit.

Burada fön çekme olayı da bizdeki gibi değil, düzleştiriciler olmadan önce napıyorlardı çok merak ediyorum.

Saçım kesilmişti ki, TJ Niloşu getirdi, ağlamaklı olan kızım beni görünce sustu, TJ rahat bir nefes aldı.

Saçım beklediğimden kısa oldu, kulak altı küt, uzun zamandır saçlarımı bu kadar kısaltmamıştım, arkalar toplanmasa da önler toplanıyor. (Bu kadar kısalma 10 yıl önce olsa, orayı dağıtır ve ağlardım-büyüyormuyum ne???-

Arkalar fazla kısa ama olsun, yaza kadar idare eder mi eder.
ne kadar ödedim, 55 dolar kıza verdim, 3 dolar bahşiş, az vermişim :( etti 58 dolar.  Courtney oranın en tecrübeli elemanıydı demek ki 60 dolara bir saç kesim. 1 saate işim bitmişti.

Akşam Nil i Lindsaylere bırakıp TJ in iş yeri Christmas yemeğine gittik.

Tepemde NiL, arkası yarın....

24 Kasım 2011 Perşembe

Aloo Gobi Tarifi

Evet,  blogumda bir yemek tarifi vermediğim kalmıştı, tastoli.com a bir haller oldu, TJ den o kadar cok sey ister olduk ki, şimdilik buraya yazayım, copy paste yaparım dedim.

Nasıl fikir? Bu tarif benim gibi karnıbahar sevmeyen dostlara.Özellikle Sevgili Eylem, sana :)

 Öyle güzel yediriyor ki karnıbaharı, gerçi Niloş ona rağmen yemedi ama olsun.

Neler lazım

Siyah hardal tohumu-Black mustard seeds-
Kimyon tohumu-Cumin seeds-
zencefil
sıvıyağ
Köri
Kimyon
Ortaboy ya da küçük karnıbahar
2 ya da 1 patates
Domates salçası
Bezelye-havuç -ben de buzlukta doğranmış karışık bezelye havuç vardı, 1 bardak koydum-

***

Siyah hardal tohumu (Black mustard seeds) ile  kimyon tohumunu  (cumin seeds) yagda kavur
(ben 1 tatlı kaşığı koydum her ikisinden de)
Doğranmış soğanları at ve pembeleştir
taze zencefil rendele-evde yoktu, eklemedim- (yarım tatlı kaşığı)
Köri ve kimyonu  at 2 dakika karıştır.
Küp küp doğradığın patatesleri ekle,
biraz su ekle.
Pişmeye yakın
Doğranmış karnibahari ekle
Çok az domates salçası ekle
en son
bezelye ve havucu ekle


TJ'in Notu: Ana yemek olarak düşünmeyin, yanında tavuk-pilav ile güzel oluyor.
Yarım ölçü yapıp o öğün tüketilebilir.

Denerseniz afiyet olsun!

Yine yapıcam muhtemelen:)

23 Kasım 2011 Çarşamba

Değişiklik...

Gecen hafta içi başka bir eyaletten biri Türk biri Kanadalı çiftimiz bizi ziyarete geldi. Bizde kalmasalar da cumartesi-pazar onlarla geçti.

Cumartesi, uzun zamandır aradığım şeyi buldum. Geçici, doğal saç boyası! Uzun  zamandır bir değişiklik yapmak istiyordum. Hayatımda hiç evde saç boyamadım. Zaten saç boyalarıyla da aram hiç iyi olmadı.

Bu boyayı da arkadaşım, ben boyarım dediği için aldım. İçinde kızıl parıltıları olan koyu kahve diye aldım ama kızıl çıktı. Tam da değişiklik demiştim değil mi? :)

Açık renk saçtansa, kızıl ya da koyu seven Özlem 'işte değişiklik budur' dedi, ne de olsa 28 yıkamalık boya:)

Yarın Lindsay ile Grey's Anatomy ilk sezonu izliycez. Sonra cuma günü yemeğe çağırdığım arkadaşlar için tatlı, meze vs, hepsi yarından yapılacak ki cumaya koşuşturma olmasın.

Bugünse illk Hint yemeğimi yapıcam, adı Aloo Gobi. Lindsay yapmıştı. İçinde karnıbahar olan ama söylenmese hayatta anlamayacağınız bol kimyonlu curryli bir hint yemeği.

Bu aralar elimin altındaki tarifleri toplama döneminceyim. Genelde aynı poğaca, ıslak kek tariflerini kullanmaya başladım. Özellikle misafir gelecekse risk almayı sevmiyorum. Söz konusu biz isek, her türlü yeni tarife açığım:)

Kırmızı saç, misafirlere yapılan güvenilir tarifler....

Büyüyor muyum ne?

18 Kasım 2011 Cuma

Çok kısa post...

Totomu kaldırıp resim yüklüycem. STOP
Niloşa uzun zamandır ay mektubu yazmadım, haftaya öncelik o STOP
 pazartesi-salı ilk iş  STOP
Kar başladı, mutluyuz kızımla STOP
Haftasonu da BONUSumuz STOP

Evimizin herşeyi Kitchenaid

Bu hafta Kitchenaid imle ilgili post yazmasaydım hem TJ e hem de kitchenaid e haksızlık etmiş olurdum.

Türkiyede iken almaya karar vermiştim aslında. Ama yurtdışına taşınma olayı çıkınca işler değişti.

Geçen hafta Canadian Tire da indirime girdiği anda alsak mı almasak mı derken, pazar günü eve
Kitchenaid ile döndük.

Sonra daha iyi bir modelini mi alsam, almasam mı, değiştirsem mi acaba derken pazartesi denemelere başladım. Böylece en azından genel bir fikrim olacaktı.

Önce geçen hafta yaptığım ve çok da beğenmediğim - beceremediğim :)-kurabiye tarifi ile başladık ve sonuca inanamadık. TJ kurabiye- tatlı yemez, o bile beğendi.

Bizim evde her hafta et köftesi yapılır. Ve en sevimsiz kısım da o yoğurma kısmıdır.
10 dakikada mucizeler yarattı.
Tüm bunlardan sonra iyice sahiplendim kitcenaidimi.

Sırada, haftasonu için poğaca ve kek hazırlamak, haftaya hafta içi ise bir türlü tutturamadığım mercimekli köfte var.

Hayatı kolaylaştırıyorsun Kitchenaid.

Bu arada Kitchenaid in 3 aparatı var. Biri kurabiye-köfte yapma, biri hamur yoğurma, diğeri ise karıştırma aparatı. Ben siyahını aldım, indirimde siyah ve beyaz vardı.

Test ettim,onayladım! Bende ki model Kitchenaid Klasik en basit modeli, o bile harikalar yaratıyorsa,
söyleyecek fazla birşey yok! :)



17 Kasım 2011 Perşembe

Güneşin çıkmasına bozuldum!

Bugün bir iç sıkıntısı ile güne başladım. Oysa dün ne kadar da mutluydum...

Dün yer gök kardı bizim buralarda. ilk resmi karı da gördük, daha önce az biraz döküştürmüş ama biz hemen havaya girmiştik.

Sevinçten zıp zıp zıpladık, attık kendimizi sitenin bahçesine. Asortiğim, canım, hani Niloş doğduğunda bir paket yollamıştın. Canım hediyen eldivenler Nilimin çok hoşuna gitti. Türkiyeden getirdiğimiz kaşkol takım artık kücük geliyor kızıma,
ama olsun sapkamı çıkarmam anne dedi Nil :)
Dışarda 15 dakika oynadıktan sonra eve geldik. Ruhumuzu doyurduk...

Sonra TJ geldi, hava buzzz dedi. Olsun hadi markete dedim. Eve geldiğimizde yorgun ama mutluyduk.

Herkesin evinde yılbası agacları.Yeni yıl ruhu sardı buraları.

Ama ben,
bugün can sıkıntısı,
güneşin açmasına mı bozuldum acaba?
tam da kar kış ruhuna bürünmüştük biz iki kız. ama bugün güneş...
Evet evet ben kesin güneşin çıkmasına bozuldum!

neyse ki yarın CUMA!

kendime gelirsem kar fotoları yüklüycem...

xox....

10 Kasım 2011 Perşembe

Gökkuşağı tadında haftasonları!

cuma günü tatilmiş, biz yine son dakika öğrendik. Bayılıyorum hafta ortasına denk gelmeyen tatillere. Burada tüm tatiller 'uzun hafta sonu, long week-end' dedikleri cuma ya da pztsi gününe denk geliyor. Şahane :)

Sali aile doktorumuza gittik. Burada aile doktoru ayarlamak inanılmaz zor. İlk aradığımda biz size 6 ay-1 yıl sonra döneriz dediler. Sonra sanırım bır bosluk oldu ki  3 hafta önce salıya verdıler randevuyu.

Görüştük, Niloş icın kasım sonuna genel kontrol randevu aldık. Aralık sonuna da benım genel kontrolum var.

Eve gelmeden bahcede yaprakların uzerınde zıpladık, oynadık, oynadık kızımla..

Yarin ilk kez yemege misafirim var. Bugunden ayarlamalar vs...

Benim icin ev demek, ocakta illa ki birşeyler pisen, mutfaktan nefis kokular gelen sıcak -samimi
 yer demek...
Bir de Grey s Anatomy var ki tv de :)
Şimdi Niloşla kurabiye yapma zamanı!

işte benim mutluluk sebebim :)

Renkli Gökkuşağı kıvamında Haftasonları DİLERİM...

Saygı, şükran, gurur ve özlemle ANIYORUZ....

7 Kasım 2011 Pazartesi

Haftasonu- Hafta içi-ILK KAR....

Haftasonumuzz yine koşuşturmayla geçti. Cuma günü fast-food mexika mutfağı keyfi. Cumartesi market alışverişi ve kalan ayvaları reçel yapmayla geçti. Lindsaylerdeydik. Hah bir de türk yemeği yaptım, TJ de salata yaptı :) Severek yediler, mutlu oldum!

Pazar sabah saatler geri alındı, 1 saat kazandım. Sabah kahvaltıya misafir vardı. TJ in ofisten arkadaşı ve eşi geldi. İkisi de Türk. Keyifle geçti günümüz.

Akşam üzeri dışarı çıktık, eve geldik. Niloş haftasonu babasına doydu :)

Ve bugün haftaiçi...

Bu hafta güzel geçsin. Dilekler olsun...
Herşey ÇOK AMA ÇOK  GÜZEL OLsun....
Ben bu postu yazdıktan bir-iki saat sonra KAR başladı. Kanada da İLK KARIMIZ...
Niloş 'Kar yağıyorrrrr' diye şarkılar söylemeye başladı. Günümüz ŞENlendi, GÜZELLEŞTİ...

Bu hafta her günümüz BÖYLE MUTLU GEÇSİN DİLERİM....

5 Kasım 2011 Cumartesi

Kanada da nevresim-carsaf sorunsali...

Iyi bayramlar!

Ankara'dan gelirken sadece 1 çarşaf-nevresim set getirebilmiştim. Sonra annemler gelirken getirir düşüncesiyle, bir de valizde yer olmadığından tabii.

Bu konularda biraz takıntılı bir insan olarak, nasıl olduysa o takımdan 2 yastık kılıfı kayıplara karısınca önce düşünme başka renk yastık kılıfın olsa ne olur dediysem de, en sonunda dün kendimi çarşaf-yastık-nevresim takımı bakarken buldum.

Benim için yatak odası takımı renkli, hoş olursa, ben de mutlu olurum. 15 günde bir bazen haftada bir illa ki takım değişecek.

Herneyse, bütün renkler gri, siyah, pastel. İç açıcı bir renk de olmaz mı? Bir de kışlık takımlar gelmiş, fanila kumasından yapılmıs sıcak tutan kumaslar ama o da uymuyor bize.

TJ sagolsun gereken acıklamayı yaptı. Burada uyurken sakin renkler tercih ediyorlarmış. Pastel tonları vs.

Olsun, ayrı ayrı da olsa, zorla da olsa, rengarenk çizgili bir çarşaf takımı ile koyu yeşil bir nevresim takımı bulmayı başardık.

Bir de kendimle ilgili şöyle bir komedi var. Normalde bir yere gideriz ve beğenmezsek gelirim sonra falan deriz di mi?

İngilizceyi farkında olmadan o kadar direk kullanıyormuşum ki, beğenmedim diyor-muşum- mesela.
Normal de konusurken ama derim ki: 'Biz bir bakıp gelelim'...
İngilizce olunca, herşey net ve direk.

Kibarlık falan kalmadı yani. neyse zaman içinde ona da alışırım umarım....

Ah bir de dün beceremediğim şekerpare faciam var ki deneme amaçlı çeyrek ölçü yapmıştım, sözde TJ e süpriz yapacaktım.

Olsun, zamanla o da olur ama di mi ama?
Haftasonunuz - bayramınız sağlıklı* keyifli* güzel geçsin dostlar...

3 Kasım 2011 Perşembe

Kayyu sana AŞKOLSUN....

Sabah uyandığımda bugün blogumu güncelleyeyim dedim. Yeni keşfettiğim siyah bitki çaylı hafif aromalı çayımı nutellalı-peynirli tostumla yerken 'bugün güzel bir gün' dedim.

Hadi ortalığı toplamadan Niloşu yıkayayım dediğimde, 'bugün güzel bir gün' dedim.
Niloşu yıkayıp Nil bornozunda  Kayyu olmadığı için çığlık kıyamet koparken bile hala umudum vardı.
Ne zaman Nil bezi bağlatmadı, aralıksız 15 dakika bağırdı ve ağladı ve ben son umut TJ i işyerinden aradım, işte o zaman umutlarım gitgide azaldı.Atleti değilde sadece Kayyu giymek isterken 'ya sabır' çektim. Nil e zorla başka bir Kayyu pijama giydirirken ve Nil hala ağlarken ve baş ağrım yerleşmişken umut kırıntılarımdan eser yoktu.

Nil şimdi sakinleşti ama benim beynimin tası attı. Akıl diyor topla tüm bu Kayyuları, at dolabın bir kenarına, çıkarma sittin sene...

PS: Sakinleşti dedim di mi, yine kıyamet....

PS2: Türkiyede ucuz-pahalı, kaliteli, kalitesiz atletten çoraba, herşeyin Kayyusu var.Ama Kayyunun memleketine geldik,  kayyu yok.Türkiyeden gelenlerde ince T-shirtler ve 2 kalın erkek işi uzun kollu sweatshirt.

***
Ben en iyisi yarına saklayayım tüm umutlarımı, yarın güzel bir gün OLsun...

Kayyu sana hala çok kızgınım,
aşkolsun Kayyu,
bugün güzel bir gün olmalıydı,
saat henüz sabah 10.30 ve benim pil bitti....

YARIN GÜZEL BİR GÜN....

1 Kasım 2011 Salı

Haftasonu & Halloween...

Haftasonumuz yine cok renkli gecti. Cuma gunu nefis sushileri indirdik mideye. Cumartesi yine kislik palto bakarak gecti, bu kez -40 dereceye kadar tutan nefis bir palto buldum. Onu ismarladik.
Hayatımın ilk ayva recelini yaptım, tüm gün Lindsaylerde mutfaktaydık. Eve geldiğimizde hertarafım ağrıyordu.

Pazar alışveriş ve öğlen başka bir arkadaşlara davetliydik. Akşam 8 gibi eve geldiğimizde TJ, ben ve Nil, yüzümüzden belliydi yorgunluğumuz...

Niloşa cowgirl kostumu almıştım, binbir heves, ama giyergiymez çıkarmak istedi. Kayyu t-shirtümüz
gözükmüyormuşşş...

Dün sabah spora indik. Gözlerime inanamadım, bizim binayı süslüyorlardı. Akşam TJ eve geldi, yemek yedik, hadi TJin işyerinden arkadaşına uğrayalım dedik, kendisi ve eşi Türk, Aşağı indik
bizim binamız pek şeker olmuş, pastamızdan yedik, bir kaç poz foto cektik, arkadaşlara uğrayalım Niloş  şeker istesin dedik. Yolda tam arkadaşların evinin önünde bir baktık, Niloş yorgunluktan sızmış...

Ama karar verdim, seneye kızım kendi kostümünü kendi seçsin!

İlk Halloweenimiz de böyle geçti...

Halloween 2011



28 Ekim 2011 Cuma

Cumhuriyet

Bazı değerler uzakta olunca daha iyi anlaşılıyor,
istiyorum ki NiL de öğrensin, unutmasın...
Biz bugünden başladık, Cumhuriyet Bayramını kutluyoruz.
NE MUTLU
TÜRKÜM
DİYENE....

26 Ekim 2011 Çarşamba

Kanada'da İLK sonbahar...

Bu aralar iç dünyam da dışarısı gibi gri...

Kanada da ilk sonbaharımız. Dışarıda kırmızı yapraklara bürünmüş ağaçlar ve yeşil yapraklılar o kadar nefis bir uyum içinde ki. Bakmaya doyamıyorum....
Rüzgar, yağmur bizi kışa soğuklara hazırlıyor adeta...

Onun dışında dün gece Nil çok huzursuzdu. Eller ağızlarda. Üşenmedik, uyumamıştı da, eczaneye koştuk.  Ona diş jeli, bana öksürük aksırığım için ilaç.

Eve geldik, Niloş odaya gidelim dedim bir baktım bizim yatakta.:)

Yemek yapmaya sarmış durumdayım. Bu pazar yapılanlar pişi ve tahinli çörekti.

Hayatımda yaptığım ilk pişi de yaptığım ilk poğaca gibi pek güzel oldu.
Sıcacık pişiyi yerken, Ankarada yaşıyor olsak asla yapmayacağım, denemeyeceğim lezzetleri uzaklarda denemenin
ne kadar komik olduğunu düşündüm.

Neyse ki tatlı sevmeyen TJ hamur işinede aynı şekilde yaklaşmıyor. Hamur yoğurmayı beceremesem de, mayalı hamur kabardıkça ben de mutlu oluyorum.

Evde birşeyler piştikçe o koku neşeme neşe katıyor....

Gri hayat birden renkleniveriyor, sonra tekrar grilerle devam ediyor hayat....


24 Ekim 2011 Pazartesi

Neden?

Neden felaketler hep üst üste geliyor? Daha Şehitlerimize üzülür, dua ederken devamında deprem haberini aldık.

Bazen insan ne dese bilemiyor.

Destekliyorum!

http://yalnizdegilsinvan.wordpress.com/


20 Ekim 2011 Perşembe

sonbahar

Dünden beri içim sızlıyo, kalbim ağrıyo. Şehit haberleri resmen içimi kanattı....

Gel gelelim bizim -EV halimize:  durumumuz  nane-limon.. Nilos salı gününden beri hasta...Niloş dan bana, benden TJ e geçti. Sonbahar hoşgeldin...

Bugün yine yazılı sürücü sınavı aldım ve % 75 ile kaldım. 2 soru daha yapsaydım oluyordu.

Ama moralleri bozmuyoruz. Elimizdekiler için şükrediyoruz.Arayı 1 ay falan da açmıyoruz. Haftaya bugün tekrar deniycem.

Mücadele etmeden, savaşmadan olmuyor. Bir şekilde olacak. Umarım gelecek sefer son olsun...






17 Ekim 2011 Pazartesi

ben-biz- bu hafta sonunda.-Merhaba pazartesi



Cuma günü sırtımdaki ve boynumdaki ağrılar sağ koluma inince TJ yetiş dedim. Kliniğe gittik. Doktor sağlam bir ilaç yazdı, bir de masaj yaptır dedi. İlaçlar sayesinde kendime geldim. Hala ağrım var ama geçen haftaki ağrıyla kıyaslanamaz bile. Çok daha iyiyim.

Bu haftasonunda...
Hayatımda ilk kez poğaça yaptım. Kendime şaşırdım, üşenmedim. Olmazsa olmaz napalım dedim veeeee  Liva nın poğaçaları Kanada ya geldi. Acemi şansı mı bilemem, uzun zamandır yemediğimiz için bize güzel mi geldi bilemem ama çok sevdik, keyifle yedik...

Haftasonu evimize ilk resmi misafirler geldi. menüde menemen, pogaca, sucuk,yumurtalı-peynirli ekmek,  yogurtlu irmik tatlısı ve tahin-pekmez vardı.

niloşa uzunn zaman önce almamız gereken bisikleti aldık. Babasıyla beraber montajını yaptılar.

Geldim geleli likorlu cikolata bakıyordum. En sonunda buldum. Ünlü bir markaymış. Anthon Berg. Cosmopolitanlısı da varmış. ama markette likörlüsü vardı. Bayıldım.
Cok yemezsem iyi olur.

Mor kasımpatları sonbaharın en sevdiğim cicekleridir. Bir saksı mor kasımpatım oldu-kahvaltiya gelen arkadaslardan-. Sonu lavantalarıma benzemesin diye balkona da koymadım. Yaşayacak kasımpatlarım yaşayacak :) Niloşun kırmızı sandalyesinin üzerinde bana gülümsüyor.

Günümü aydınlatıyor.
Bu hafta hayırlı sonuçlar alalım. Güzellik -sevgi- şans -mutluluk ve huzur katsın hayatımıza.

Merhaba pazartesi....

14 Ekim 2011 Cuma

Vancouver resimler 2-ekim 2011

 balık balık-hertaraf balık

 büyüleyici...

 Kuzey Vancouver, muhteşem...
 Lady Luck, Neredeysen , ÇABUK GEL :)
 Niloşun elindeki bebek başıma bela oldu, keşke sling alsaydım, onda taşırdım dedim :)


 arabada kayyu keyfi
 Ala turca Market
THE HAPPY END

Vancouver Ekim 2011 *1.kısım

yolculuk yeni başladı


el çantası benim, benden başkası taşıyamaz diyen sıpa NiL

 manzara enfes...
 cennetten bir kare...
ağaca sarılmak istiyorum ama bir rahat yok ki... yakalanırsam rezil olurum rezil:)

 okyanus havası gibisi yok..
anne -baba balıklara bakkk diyen NiL

 

yakalarım seni NiL...

No comment...

Birazdan totomu kaldırıp resimleri tek tek yüklüycem, resimleri editleyip bloga yüklüycem. Ama ondan önce durum değerlendirmesi yapmak istedim.

Bu blog beni o kadar mutlu ediyor ki. Hiç birzaman çok arkadaşım olsun diyen biri olmadım. Hayat felsefem 'az ama öz olsun' du ki hala da öyle.

Öncelikle teşekkürler Dostlar, kendimi umutsuz, yalnız hissettiğim o anlarda yorumlarınızla yeniden canlanıyorum:)
Buraya gelmeden önce arkadaşsızlığın beni bu kadar etkileyeceğini düşünmemişim. Yakın dostluklar kurmak zaman ister, emek ister, güven ister bilirim...

Zamanla kafama, kişiliğime uygun, bize uygun arkadaşlar çıkacak elbet.
Geçen gün TJ'in annesine dedim ki ' X var ama bekar' eskiden böyle kriterlerim yoktu ama şimdi bekar olan evlinin halinden hele evli ve çocuklunun halinden zor anlar :) TJ'in annesi de dedi ki, 'çocuklu çocuklunun halinden -dilinden anlar'.
İstediğimiz kadar anlayışlı olalım bazı şeyler yaşandıkça anlaşılıyor. Ki ben insanları kategorilere koymam ama fena mı olur kocası olsa TJ e arkadaş olsa-beraber takılsak-, kızı-oğlu olsa Niloşla oynasa di mi:)
Halimizden dilimizden anlarız:)

neyse
ben 5 gündür diet kola içmiyorum:) benim için büyük başarı. Öte yandan boyun-sırt tutulması hala beni kasmaya devam ediyor. Bugün ilk kez kendimi normale yakın hissediyorum en azından kafamı biraz dik tutabiliyorum.

spor, tatlı yememe, hala başlayamadım. Gece gece TJ'in tatlılarına sarıyorum, yakında evde tatlı ne var ne yoksa ofise taşıyacak:)-Kocim tatlı sevmez bu arada:)-

neyse Özlemcim,
şimdi kaldır şu totoyu da fotoğrafları düzenle bakalım!

13 Ekim 2011 Perşembe

Vancouver 2 .ve 3. gün

Pazar sabah saat 8 i biraz geçe kahvaltımızı yapıp kendimizi sokaklara atmıştık bile. Kaldığımız otel yatak ve kahvaltı olan cinsten. Zaten öğle- akşam yemeği dahil oteller pek bize hitap etmiyor. Özellikle de gezecek görecek yer varsa.

Otel de kahvaltıda Tim Hortons bagel, donutların olması sabah mutluluğuma mutluluk kattı. Yanında da siyah filitre kahve.

Neyseki Kanadalılar erken yatıp erken kalkanlardan. Hele meyve sebze pazarı falan varsa, herkes pazarın açılış saatinde gidiyo. Sabahları heryer kalabalık burada.

İlk gideceğimiz yer Stanley Park. Önce parkın içinde biraz geziniyoruz. Ağaçlar o kadar muhteşem ki, hemen birine sarılmak istiyorum. O pozitif enerji bana da geçsin. Tam gönlüme göre bir ağaç bulmuşken TJ, elinde fotoğraf makinası ile Niloşu kameraya alıyor. Siz gidin desem de Nil gitmiyor, sarılmak istediğim ağacın arkasından bakakalıyorum.

TJ e anlatıyorum. Adam napsın. Yolda seç bir agaç sarıl diyor :) neyse kocaman bir ağaca sarılıp yolumuza devam ediyoruz.

Stanley Park Vancouver da şehrin göbeğinde bir park ve kocaman. Yapabilecek bir sürü şey var.
Biz Akvaryuma götürmeye karar verdik Nil'i.

Binbir çeşit balık, papağanlar ile Nil de biz de büyülendik. Gezdik, gezdik.balina, yunusları da gördükten sonra en sonunda iki su samuruna vuruldum. Kalbim resmen orada kaldı...

E karnımız acıktı. Akvaryumda birşeyler atıştırdıktan sonra alışveriş zamanı dedik. downtown da
H M i gps e yazdım ama downtownda park etmek ayrı bir dert, bulamadık o da ayrı...

Vancouver ın en büyük AVM sine doğru yolaldık. Bu kadar mı kalabalık olur. Zaten zor eşya alırım, hiçbirşey alamadan çıktık. Koca alışveriş merkezinde çocuklar için 3 magaza vardı.

Oradan Chinatown a gidelim dedik. Çinçayı yapan bir kafede oturup çay içicem. ama chinatown bence Vancouver ın en kötü bölgesi. Yok sevemedik, 1 saat oyalandık. 2 paket çay aldım, biri rahatlatıcı-henüz denemedim-

Benim Vancouver ın köprüsünden geçmem lazım dedim TJ e. Kuzey Vancouver a gittik. Resmen bayıldık. Vancouver da yaşasam yaşamak isteyeceğim bölge. Sakin,huzurlu, güvenli...
Bizim yaşadığımız yer gibi ama en güzel tarafı kalabalığa yakın.

E bu arada karnımız acıktı. Burnaby de otele yakın bir çin lokantasına girdik. Niloş da anne ve babası gibi çin yemeği sever oldu, kendimize benzettik kızı :)

Odaya geldik, Niloş enerji patması yaşadı. TJ yorgunluktan uyuyaldı.
Bir gün de böyle geçti-gitti...

Pazartesi yola çıkma vakti. Sabah Türk Market 10 da açılıyor diye 9 gibi çıktık otelden. Ama Türk marketin açılması 10.30 u buldu. Sucuk, pastırma, mantı, salçalar ile mutluluğuma mutluluk kattım...

Yolda bagel pastırma yedik ve asıl süprizi Nil yaptı. Benim kızım bir pastırmasevermiş de benim haberim yokmuş. Hani yol yakın olsa gidip 1 kilo pastırma alacaktık o derece. Nerden bilelim .

Yol sakin huzurluydu velhasıl kürkçü dükkanına geri döndük işte...

Ben vancouver ı sevdim. Yüksek binalar, kalabalık ile Ankara özlemim arttı. TJ sevdi ama sevmedi, kalabalık ve trafik onu yordu. Alışmışız burada sakin yaşamaya...

Ben birşey alamasam da seçme özgürlüğüne, bir şehrin bu kadar yeşil ve kozmopolit olmasına hayran kaldım. Okyanus beni benden aldı. Hele Kuzey vancouver, muhteşem ötesiydi....

Biraz daha yakın yaşasaydık, 5 saat yol çok uzak. Hani 2 saat olsa arada kaçar günübirlik gidergelirdik ama 5 saat. Yok herzaman yapılacak, çekilecek şey değil...

Şimdi sıra geldi fotoları düzenlemeye...

Vancouver, yine gelicez biz... Bir de gecelerini keşfetmek lazım bu şehrin!
hem daha alışveriş de yapamadım!

12 Ekim 2011 Çarşamba

vancouver 1.kısım

Cumartesi sabah 6 da uyandım.
- Bir an önce Vancouver a varmak istiyorum. Yapacak o kadar çok şey var ki!!!

Normalde sabahın köründe uyanan NiL uyuyor, saat 8.15 e kadar bekledim en sonunda dayanamadım ve uyandırdım.

Saat 8.45 : arabaya bindik. Yaşasın!

Yol için TJ'in özenle hazırladığı müzik cdleri çalışmadı. neyse sağlık olsun...

Abbostford da ilk mola,TJ e bagel almak için Tim Hortons a girip çıkmam la karşımda Niloş ve TJi görüyorum. Nil durmamış ağlamış :)

Saat 1.30 gibi evimizin herşeyi İkea... Gir çık en az 2 saat. üstüne bir de kalabalık. Yemek yiyip kalkıcaz ama Niloş tek başıma yollamıyor. TJ istediklerimizi alıp gelecek. O kadar kalabalık ki anlatılmaz...

Saat 4.30, Burnaby de ki Türk marketindeyim ve çok mutluyum. Bakıp çıkıcam, istediğim şeyleri ayırabilirler mi, sorucam,aslında  türk marketine pazartesi uğruycaz ama vatan özlemime iyi gelsin diye bakınayım dedim. Gir-çık 20 dakika.

Tam downdown da gezinsek derken, Niloşun uyuyaldığını farkediyoruz. İstikamet otel..

ilk gün bitti bile...

fotolar yarın :)

ps: inanılmaz sırt ağrısı ile cebelleşiyorum şu anda, Niloş dün gece bizim yatağa sızdı. Tekme mi yedim, naptım bilmiyorum ama dayanılacak -çekilecek ağrı değil...

8 Ekim 2011 Cumartesi

Vancouver, bekle bizi...

.Pazartesi günü Kanadalıların Thankgivingiymiş. Yani pazartesi iş yok. 3 günlük tatil. Biz tabii bunları hep son anda öğrendiğimiz için geçen cumartesi apartopar Vancouver a gitmeye karar verdik.

Uzun zamandır görmek istediğim bir yerdi Vancouver. Sevmemek imkansız-mış- bakalım, görelim...

Neden şimdi gitmeye karar verdik?

Kışın tatil yok-kışın gezmek Niloşla pek keyifli olur mu?
-Sanmıyorum

Geldik geleli buraları gezmekten başka yerlere gidemedik, uçaktan indik hop buraya geldik. Çocukla 4-5 saat araba yolculuğu da zırt pırt  yapılmıyor haliyle.

Vancouver da bahar bir başka güzel diyorlar, yarın hava -herzamanki gibi - yağmurlu.
-Olsun, bayılırım yağmurlu havalarda gezmeye :)

Gitmek istediğim yerler var.
1-Türk market varmış Vancouver da. Valla. Adama facebooktan mesaj bile attım, müsaitseniz size gelip pastırma, sucuk, biber salçası alıcaz diye. Gözümde tütüyor pastırma, sucuklar...

2-İkea, yani Aykeya

3-Benim kışlık paltom yok. evet getiremedim Türkiyeden. Ama bugün Aritzia adında bir markayla tanıştım. Eksi 17 dereceye kadar tutan montlar-paltolar üretiyormuş. Vancouver da da şubesi varmış. Buraya ilk geldiğimiz zamanlarda, TJ'in o zamanki iş arkadaşı dedi ki,
Özlem, yazın burayı herkes sever, kışın da sevmek istiyorsan, Bir en iyi ,seni en sıcak tutacak paltoyu al. İki, seni en sıcak tutacak botları -eldivenleri al,kışın keyfini çıkart.

Eh ben soğuğa bayılmam, soğuğu sevmenin yöntemi de bu sanırsam. Umarım istediğim gibi beni eksili derecelerde sıcak tutacak montu bulurum. Zaten burası asla eksi 17 derece olmuyo ama ben herzaman üşürüm, ha belki de bu paltoyla üşümem :).

Niloşla yapabileceğimiz şeylerin listesini çıkartım.Birazdan geçici bir plan yapıcaz Kocişle.

Sabahtan beri klasik ev işleri. Ah bir de aradığım şeyleri bulabilsem...

Şu anda yorgunluktan bitap düşmüş bir Özlem var.
Dahası daha eşya hazırlama var.

İmdaaaatttttttt........



5 Ekim 2011 Çarşamba

Ekim kararları

Bu aralar saldın yine kendini Özlem, ne güzel anneevinde tatlının t sini bile telaffuz etmiyordun. geldin yeni bir ülkeye, her yeni tadı denemen lazım illa ki... Müthiş ötesi macaronlara da bir dur demek lazım, gece gece yenilen tatlılar, nutellalar da yasak. Ama ne zaman yasak, salı gününden itibaren!

Spor yapıyordun, bıraktın, hem de aşağıda spor salonu var, ödüyorsun ama gitmiyorsun. tamam Niloşla gitmek zor ama birşekilde gidilecek.-salı gününden itibaren-

Diet kola, bence tatlıdan daha önemli, ne güzel içmiyordun, abarttığınında farkındasın. Hadi göster TJ'e içmemeyi başardığını, kendine de göster, bağımlılık hep aynı, içki, sigara, diet kola, fazlası zarar...
Stresle baş etmeyi öğrenmen lazım. Napalım yani bazı şeyler olmuyorsa, illa ki olacak,zaman vermek lazım...

Kafa dengi tek bi Allahın kulu arkadaşım yok, ama o da olacak, zamanla...

Niloşun kakası ne güzel düzene girdi diyordun, bir de post yazacaktın di mi? Al sana post, yine başa döndük demek istemiyorum...

Uyku-rutin, bunlarda hallolur mu acaba ekim ayında?

Hala kışlıkları çıkarmadın ya, pes sana, pes ki ne pes. Çıkar artık kışlıkları, zaten evde hırkayla oturmaya başladın, bir de kuru öksürük-boğaz ağrısı, hoşgeldin kanadalılara sonbahar, Özlem e ise kış!

Cumartesi günü son anda -insallah- bir aksilik çıkmazsa vancouver a gidiyoruz 3 gün. İyi gelecek umuyoruz bize....

Vancouver da çocukla gezilecek yazı dizisi çıka da bilir, çıkmaya da...
Niloşun keyfine bağlı....

Cuma gitmeden  yine yazıcak ben...

3 Ekim 2011 Pazartesi

Haftasonu...

Cuma günü meksika restoranına gidecektik, TJ iş arkadaşlarıyla öğlen açık büfe Çin yapınca dedim ki, yarın gideriz meksika restoranına. iyi ki de öyle demişim, belki de yaza dair güneşli, ılık son gündü.
İtalyan marketten bir kaç çeşit meze ve tiramisu -evet tiramisu, hem de daha önce yediğim tiramisulara hiç mi hiç benzemiyor, nasıl  böyle lezzetli diye sorduğum da tiramisumuz italya'dan geliyor cevabını aldım, evet gerçek italyan tiramisususymuş, anlıyorum ben ya biraz bu işlerden :)-

Parka gittik, mezeleri masaya dizdim, Nil yerken ben mezelerimi ve en son tatlımı yedim.
Nil herzamanki gibi eve gitmek istemedi. Eve geldik uyumadı, sonunda bizi uyuttu...

Cumartesi klasik aile işleri, alışveriş, hava da yağmurlu mu yağmurlu. Ama anlamadığım birşey var, bizim kız üşümüyor, ben en ufak bir rüzgarda bile hırka giyen bir tip ama Niloşum soğuk eşiği düşük, e kışa geldik şurda, ama ısrarla hırka giymiyor, hırka üzerine t-shirt sokaklardayız. napıcaz bilmiyorum...

Öğleden sonra meksika, patlayana kadar yemek. TJ bile aştı kendini, kociş her daim tok olanlardan.

Eve gel, Nil uyumasın, baktık uyumayacak netten Bizim Yenge keyfi. Ben yatağa giderken 'anneeee' diye yanıma gelen ve yatağı paylaşıp gece tekme yiyerek uyandıran tatlı kızım Nil....

Pazar günü mercimekli köfteye harcadık tüm günü resmen.Mercimekli köftede köftelik bulgur olur ama burada köftelik bulgur nerdeeeee, kuskusla kısır denemem pek şahane olunca mercimekli köfte de olur dedik ama olmadı. tat açısından başarılı ama kıvam açısından lapa bir köftemiz oldu.

Niloşun odasındaki oyuncakları toplama ve fazla oyuncakları saklama, dışarıda yürüyüş yapma isteği ama Nil o rüzgarda hırka giymeyince mecburen eve gelme....

Buna rağmen güzel bir haftasonuydu,
her haftasonumuz böyle geçsin! :)

29 Eylül 2011 Perşembe

Her evin bir sesi, nefes alışı vardır. İlk zamanlar çıt çıkınca uyuyamazken, şimdi kanıksıyor, alışıyor, yaşıyorum bir şekilde.

hayat bir şekilde devam ediyor...

26 Eylül 2011 Pazartesi

Haftasonu, keşke...

Haftasonu hiçbir şey yapamadık. Hiçbirşey derken gardırop, komodin, eşya yerleştirme anlamında. Cuma günü batı yakasındaki Asya restoranına gitmek üzere yola çıkmışken arabadan dumanlar çıktı. Neyse radyatör sızıntı mı yapıyor ne. İdareten aldığımız araba böyle sorunlar çıkartabiliyor.

Napalım, bizim tarafta başka bir yere gittik. Deniz ürünleri böreği benden 10 aldı. Makarna, extra sos gelince beni benden aldı. Nil arabada sızdığı için dışarda bir masada arabanın yanında oturduk. Cumartesi klasik market alışverisi, yürüyüş ve yorgunluk ile geçti. Yine bişi anlamadık.


Pazar günü, TJ'in işyerinden arkadaşına-kendisi ve eşi Türk- davetliydik çaya. 3 çift daha geldi. Böylece burada yani yaşadığımız yerde köftelik bulgur, baklava yufkası (börek yapmak için) hatta ve hatta kaymak bile bulunabileceğini öğrenmiş oldum. Vancouverda bir türk market varmış.Onu da öğrendim.  Eve gelirgelmez netten pastırma -sucuklara bakınca gözüm döndü.

Velhasıl, buluşma iyi geldi, hepsi tatlı insanlar.Anladığım kadarıyla yoğun oldukları için arada bir buluşuyorlar.

  Niloş ,biri kendinden 4 yaş büyük diğeri 1 yaş küçük, 2 arkadaş edindi, sevindi bebeğim...

Ben mi? İnsan hasreti yaşıyorum resmen burda.

Dün gece Niloş sancılandı, kakamız vardı, uyumadık ikimizde. zor bir geceydi... Neyse haftasonu böyle geçti.
Keşke... Bu hafta şu yazılı sınava girecek cesareti bulsam ve sınavdan geçsem, ne güzel olur....

23 Eylül 2011 Cuma

yaşıyorum...

moraller bozuldu biraz. hala tam kendime geldim diyemem. Sınava tekrar girecek cesareti bulamadım hala kendimde ama hayat devam ediyor...

geçen zaman içinde neler yapmışım bi bakalım...

arkadaşımızın teknesi ile açıldık. Nil Eva ablası ile teknede oynadı. Suya girmek istemedi ama teknenin arkasına bağlanan havuz gibi şeye girmek istedi. ama ıslanmadan.:)

Geçen cmtsi TJ Doğum günü kutlamaları yapıldı.Tekneyle açıldığımız arkadaşların evine davetliydik. Doğum günü pastası dilimlenmiş cheese cake ti ama mum koymayı unutmuşuz, iyi ki doğdun şarkısını söyledik gerçi :) güzeldi herşey. İyi ki doğdun tekrar Kocim...

hava burada kısmen soğudu. niloşla kıyafet savaşları tam gaz devam ediyor ne yazık ki.

Recliner koltuklarımız sonunda geldi. Burada beyaz koltuk çok tercih edilmediği için beyaz koltuk çok yok Herkesin en az 2 çocuğu ve ev hayvanı olduğu için genelde kahverengi koltuk yüzleri. Beyaz olmadı ama bej oldu koltuklarım. Türkiyedeki koltuklarım gibi şık değil ama çoooook rahat.

Onun dışında hala yerleşemedim. Ama haftasonu gardoplar kurulacak. Ikeadan aldığımız komodinimde:)Bugün birazdan kışlıkları çıkarma, valizleri boşaltma işlemlerine başlanacak...
bugün cuma, akşama dışarda yemek, yarın alışveriş, pazar günü ise yeni bir arkadaşla tanışma....

daha sık yazacağım söz...

8 Eylül 2011 Perşembe

ehliyet mi o da ne?

anca ruyamda gorururum herhalde...
yine kaldim...
bi sure test-kitap-soru
almayayim....

7 Eylül 2011 Çarşamba

%76

%76 ile sinavdan çaktım!

Aferin bana!!!!!!!!!!!!!!

6 Eylül 2011 Salı

Yarın ehliyet sınavı...


Yarın giriyorum ehliyet sınavına.Bizim icin sabah 8, TR saatiyle aksam 6 da!
Tek seferde geçerim İNŞALLAH...

Bu kez KOLAY OLSUN herşey...

Geçersem Dünya için küçük, benim için BÜYÜK bir ADIM olacak.

TJ rahat edecek, ben ÖZGÜRLÜĞÜME kavuşucam...

Herkes mutlu olacak!

5 Eylül 2011 Pazartesi

Haftasonu /evlilik yıldönümü / ehliyet sınavı...

Merhaba!
Yazalım, unutmayalım, kaydedelim...

Cuma günü Niloşla hercuma yaptığımız gibi evin önünden atladık otobüse, downtowna indik. Dowtown dediğim yer aslında çook uzak değil. TJ işe bisikletle 20 dakikada gidiyor mesela...

Sonra daha önce türk pamuğu yazan bir dükkan görmüştük. Oraya girdik. Adam Türk çıktı, buraya ilk gelenlerdenmiş, eşi uzak doğulu. Kızı büyük, ama Türkçe bilmiyormuş falan...

Burada zaten erkekler Türk, eşler yabancı. Ama bizim gibi birkaç aile varmış. Ah bulsam şöyle gönlüme göre bir kaç arkadaş... Ahhh...

Oradan TJ in bi arkadaşına gittik. Kızı Nil den 9 yaş büyük ama bizimki unutmamış abla demeye başladı hemen kıza:) Peşinde dolandı durdu...
Eva ablasıda Niloşa bayıldı...

oradan yemeğe gittik ve bir rekora imza attık.Eve 11 gibi geldik. İnanılmazdı...Nil Eva ablanın hatırına dayandı resmen...Normalde olsa kalmazdık ama ayıp olur diye birşey diyemedim. Bir daha yapmamız zor, biz yorulduk, Nil perisan oldu ama çok eğlendi...

ertesi sabah 6 da ayaktaydık...

cumartesi TJ ile evlilik yıldönümümüzdü. 6 yıl bitti..Dün gibi...

TJ özenle süper bir yer seçti ama bir önceki geceden yorgun, uykusuz,huysuz Nil saat 6 gibi uykuya yenik düştü. Olan bizim yemeğe oldu...

Pazar kahvaltıya gidelim dedik. Niloş seçtiğimiz yere bayıldı, ayrılmak istemedi...

Bugün ise Labour Day, TJ bir kaç saatliğine dışarı çıktı. Biz evde kuduruyoruz.

Bu hafta ehliyet sınavına giricem. Geçmeyi ÇOOOK istiyorum.

Azıcık stress var..
bir geçsem...

Sevgiler...

1 Eylül 2011 Perşembe

Birileri kilo mu almış ne????

O birilerinin Niloş değil de BEN olduğumu bilmem söylememe gerek var mı?

O kadar uğraş kilo vermek için, sonra da abur cubur cennetinin içine düş!
Hoş sabahları Niloşdan gizli bir nutella yiyişim var ki, evlere şenlik!

Neyse ki apartmanın spor salonu var. Spor salonu dediğim, koşu bandı, bisiklet ve bir dolu aletin olduğu bir oda.

Geçen hafta perşembe üye de oldum. Aylık 10 dolar-ilk ay ücretsiz-
Fırsatı değerdendirmemek delilik değil de ne!

Ama Nil beni gün içinde TJ gelene kadar çoook yoruyor. Resmen canım çıkıyor.

Şu sınavdan sağsalim geçsem, hersabah 7.30-8.20 arası yapıcam sporumu. Sonra TJ işe, Özlem hafif kahvaltı, dışarda yürüyüş...

neyse, çok kötü durumda değilim zar-zor sığıyorum ama
önlemi de erkenden almak lazım değil mi?

30 Ağustos 2011 Salı

Dış Ses Domates,iç ses Bloody Mary...

Bugün Bayram!
Ailemden uzakta geçirdiğim ilk bayram!(evet daha önce de aynı şehirlerde olmasak bile aynı ülke sınırları en azından aynı kıtadaydık ama bu kez öyle mi?) Sabah annem anlattı, şunu yaptık, bunu yaptık, bunu yedik...

Belli etmemeye çalıştım ama sana yazabilirim sırdaşım blog. Ağzım sulandı yani it made my mouth watered resmen ya (evet ingilizce de de böyle bir deyim varmış geçenlerde biryerlerde denk geldim:) )Offf dedi iç ses, bu bana yapılmaz ki, yuvarlama-içliköfte(normalde aramam ben bunları aslında)...Dış ses tabii gülümsedi bizimkilere...

Dün Shopping 101 dersi aldım Linsayden. Niloşa sağlıklı atıştırmalık bakıyorum ya, Lindsay akşama alışveriş yapmam lazım, market alışverişi der demez atladım,'ben de gelsem?' Hem de Nilsiz, Halaluyaaaaaa....

Neyse, gittik, not defterime yazdım, kız ne önerirse aldım.. Nil de sabah seve seve yedi sağlıklı atıştırmalıkları. Aslında dışarı çıkınca vereyim diye aldım bir çoğunu ama denemeden bilemeyiz tabii...

Neyse, bu arada aynı resimdeki gibi, Lindsay Domates diyo, Özlem içses Bloody Marry :)....




Offf ehliyet sınavı stresi sardı 4 bir yanımı... Daha önce Türkiyede sayısız kez girmiş biri olarak biliyorum ki burada daha rahat ama kurallar-dil- ödüm kopuyo, evde test çözünce herşey normal ama korkuyorum, tırsıyorum!

Neyse haftaya giricem sınava. İnsallah geçersem yazılı sınavdan, direksiyon sınavı germiyor beni...
:(

Neyse,

İyi Bayramlar Blog Ailem...
Zafer Bayramı, Şeker Bayramı..
Şeker Gibi Geçsin...
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...