2 Aralık 2015 Çarşamba

7 yil sonra YENIDEN sezeryan ve dogum uzerine...

Bu aralar daha onceki dogumumda dikkat etmedigim seylere, detaylara dikkat ederken buluyorum kendimi.

Mesela, en igrenci, sezeryan sonrasi ilk wc deneyimi. Daha once bu kadar sancili olduguna dikkat etmemistim. Bu aciyi yasayan tek benmiyim dedim ve hemen google amcaya sordum. Yabanci bloglarda neler, neler var. Bir tanesi, yaniniza guvendiginiz birini mumkunse esinizi ya da partnerizi alin demis. Hmm, I don't think so diyesim geldi!  Sonra baska biri, tam o sirada yalnizdim ve cocugum agladi yazmis. Bende benzer bir deneyim yasadim ama buraya yazmiyorum!

Sonra hastanede en dikkat edilen sey , ciplak tende bebege skin to skin uygulamak, Yani bebeklerin anne-babayla teninin tenine degmesi. Bizim oglan pek sevdi bu isi. Olur da kendini iyi hissetmessen, al bebegi kucagina diyor Kanada da hastane kaynaklari...

Ayak sismesi! Nil'in dogumundan sonra ayaklarim 1 ay sis kalmis. Blogum sagolsun, kayitlari cikardi. Bu kez ayaklarim cok ama cok fazla sisti. Buna bir de kasinma eklendi. Bora bugun 12 gunluk ve umarim yarin TJ in degil de kendi ayakkabimi giyebilirim.

Ic dikisler! Sezeryan sonrasi normal dikislerim tat vermedi. Simdi ise ic dikisler. Nil dogdugunda dikkat etmedigim bir detay. Beni en cok zorlayan okusuruk oldu. Oksurdugum anda sezeryan dikislerimin patlayacak gibi olmasi beni o kadar zorlandi ki, Bora dogarken o kadar aci cekmedim diyeyim....

Burada ilk 3 hafta asla egilme ve agir kaldirma , sonraki 3 hafta ise kendine iyi davran ve dikkat et diyor doktorlar. En azindan benim doktorum oyle dedi :)

Dogum yazilari devam edecek!

1 Aralık 2015 Salı

Bora'nin Dogum Hikayesi -20 Kasim 2015 1.06 pm Kanada'da dogum....

11 gunluk Bora dogdu dogali yine ayri bir maceraya atladik. Kasici gunler gecirdik. Gecmis olsun, gecmiste kalsin diyelim ve bastan baslayalim....

20 Kasim Cuma. Kayinvalideler, TJ ve ben ve Nil evet en heyecanli Nil,persembeyi cumaya baglayan geceyi uykusuz bir sekilde gecirdik. Herkes kendine gore hakli. Nil benim hastanede iki gece kalacagimi biliyor. Ve belli etmese de korkuyor. Kayinvalideler, , dillerini bile pek anlamadiklari bir yabanci bir ulkede onemli bir ana sahit olacaklar. Zaten tedirginler, sistem farkli, dil farkli, isleyis farkli. TJ, o artik iki cocuk babasi ve ayni sekilde baska bir macera. Ben, popo korkusu mu desem, daha once omurgadan zor girdikleri icin spinal sezeryan korkusu mu desem, ne desem. Ama en cok arkamda Nil'in olmasi. Herseyin bir riski var ama ben risk alamam cunku Nil var. Ve o benim herseyim....

Sabah Nil'imi okula TJ ve ben yolladik. "The best big sister" T-shirtunu giyerek okulun yolunu tuttu Abla Kiz'im. Sabah 9.30 da hastanede olun demislerdi. 9.30 da maile hastanedeydik. 10 gibi TJ ve beni bir odaya aldilar. Kateter ve serum takildi. Serum ve igne yapilirken, hersey iki kez yapildi, damar bulunamadi ve az biraz zaten stressli olan ben daha da gerildim.Saat 11 gibi sozde alacaklardi beni ama benim ameliyathaneye alinmam 12 yi buldu. 12 de tamam dedim 1 de kurtulucam ama bu kezde anestesi uzmani yemege gitti iyi mi? Az kalsin ben getirecektim adami kolundan tutup :) 
Anestesi uzmani gelene kadar ben herkesi (hemsireler ve dr um) sorularimla ve yorumlarimla cildirttim mi desem, guldurdum mu desem bilemedim. Mesela, hemsilerden birinin gorevi ameliyat yerinde birsey unutmamakmis. Sakin gazli bez falan unutmayin ha dedim. Hemsirelerden biri, o benim gorevim dedi, Sen nerden biliyorsun, birine birsey mi oldu dedi. Ben cok fazla Grey's Anatomi izlerdim artik izlemiyorum Shepherd oldugunden beri dedim. Sonra sedasyon icin yalvardim. O kadar gergindim ki. En sonunda anestesi uzmani geldi de, hemsiler benden kurtuldu. Turkiyede ne kadar zor omurilikten igne yapildiysa Kanada'da o kadar kolay oldu. Bana ne yapacagini tek tek anlatti. Ben hadi canim diyene kadarda, coktan igne yapilmisti. 

Doguma TJ de girdi. Oturdugu yerden herseyi gorebilirmis aslinda ama o bana destek olmayi tercih etti. Agrim olursa, Bora dogduktan sonra agri kesici veririz demislerdi ama Bora dogduktan sonra ben herseyi unuttum. Dunya,  yer gok, evren Bora oldu....

Hemen yogun bakim unitesine aldilar ve Borayi kucagima verdiler. Bu arada benim annemler (Turkiyeden) ve kayinvalideler , kafeteryada dokuz dogurmuslar. Ten temasi o kadar onemli ki, kucagimda Bora hemen meme istedi.

Hastanede kaldigimiz sure boyunca (2 gece) tum hemsireler (ozellikle gece hemsireleri) inanilmaz ilgili ve yardimciydi.

Hamilelikte son hafta 69 kg yu goren ben (53-54 ile baslamistim), bugun oglen 60 i gordum, Demek ki sabah tartilsam 59 u gorebilicem.

Herneyse. Pazar gunu eve geldik. Bora sararmaya basladi. Sali gunu rutin kontrol icin hastaneye giderken basimiza ne geldigini bilmiyorduk. Burada inanilmaz bir anne sutu propagandasi var. Surekli sizi tesvik ve motive ediyorlar. Fazlasiyla! Sutumun az geldigini ve cocugumun susuzluktan gidecegini son dakikada anladik! 

1 gece hastanede ben ve Bora kaldik. Sali sabah (24 Kasim) O gece ne kadar zor gecti. Caresiz dertler olmasin ama her iki saatte bir Bora kalkti. Ben zaten ameliyatliyim ve 3 hafta egilmem yasak, 6 hafta kendime fazlasiyla iyi davranmam oneriliyor. Bir de bana sorun. Gozumde yas kalmadi. Ertesi gun TJ geldi ve bu kez ben yine salya sumuk. Gelen hemsire hala cok iyi degil, sodyumu fazla 1 gece daha kalirsin herhalde dedi ya, insanin evi bu kadar mi kiymetli olur. Neyse ki Dr son anda supriz yapti ve eve cikabilirsiniz dedi. Nil mama ile buyudu, Bora da buyusun, Nil mutlu mu , mutlu, saglikli mi, saglikli, o zaman sorun yok.

Ama ben hala deniyorum. Biraz pompaliyorum, biraz emziriyorum. En son carem Dr recetesi ile yazilan bir ilac. Umarim getirir ve umarim Bora'm 6 ay da olsa mamaya ek olarak anne sutu alir.

Kisacasi kendimize ancak geliyoruz....

Ve evet, oglumuzun adi BORA. Nil'im kiz degil erkek olsaydi da adi Bora olacakti. Sermayeden yiyoruz :) Bora ismini cok kolay soylendigi, internasyonal bir isim oldugu icin sectik evet ama ben en cok anlamini sevdim. Arkasindan yagmur getiren sert ruzgar demek Bora. Hemen hemen her dilde de var.

Yeni Hayatina Hosgeldin Bora....

19 Kasım 2015 Perşembe

20 Kasim 2015 - Kanada'da Yeni bir Hayat

Bu hayatta asla buyuk konusmamak gerekiyor. Hayalim tek bir kizimin olmasiydi. Ama ne oldu? Hayat beni, bizi Kanada'ya getirdi. Once en batida yasadik. Sevdik oralari. Sonra dedik ki, ne varsa doguda var. Daha kozmopolit, ailemize daha uygun. Hop atladik, 3 basimiza, 5 bin km yol yaptik. Tam bir maceraya yol aldik. SIkInti cektik ama guclendik ve kenetlendik. Bilmedigimiz bir sehirde, kimseyi tanimadan ev bulmaya calistik. Sonunda gonlumuze gore bir ev bulduk. Komsularimiz, arkadaslarimiz oldu. Nil birden bire kardes istedi. TJ ile dusundugumuz birseydi. Cocuktan al haberi derler ya, ben hamile olmadigimdan eminken, Nil karnimda bir bebegin oldugunu soyledi.

Hersey yeniden oyle basladi...

Bu hamilelik cok ama cok zor gecti. Hala suren bulantilar degil derdim. Anemik olma sinirinda olmak ve aldigim ilaclarin psikolojimi ve ruhumu bozmasi. Sol bacakta sure gelen,  yurutmeme noktasina vardiran bir agri. Bitmek bitmeyen bir mide agrisi ve yanmasi.

Karnimin bir o yana bir bu yana yamulmasini izlemek ise pek eglenceli. Nil'imin kardesi ile konusmasini duymak, bebegimin, ablasi gelince heyecanla tekmelemeye baslamasi ise ayri bir heyecan.


Yarin, 39+4 de  oglumuz dunyaya gelecek.

Ablasi heyecanla kardesini bekliyor. Nil i beklerken cok hayal kurdum, neler neler dusundum. Bu kez ise hayalleri Nil'ime devrettim. O benim yerime de, babasinin yerine de dusunuyor herseyi.

Saglikla gel dunyaya bebegim....

Ablanla, bizimle mutlu, saglikli, birlikte yasa...




27 Ekim 2015 Salı

DIY - Sarj Kutusu - Charge Station

Yeni eve tasinmadan once TJ ile en cok sikayet ettigimiz konulardan biri, evde  ki elektronik aletlerin ayni yerde durmamasiydi. Salonda duran bilgisayar, telefon ve tabletler Nil'in elinin altindaydi.

Once bu aletlerin hepsini bir masanin uzerinde sarj etmeye basladim. Ama bu kez de, her bir kabloyla ayri ayri ugrasmak beni zorlamaya basladi.

Pinterest yine imdadima yetisti. Charging station yazinca, bir suru farkli fikir cikti.
Ekmek kutusundan sarj kutusu/ istasyonu yapmak fikri cok cazip geldi. TJ, herzaman ki gibi imdadima yetisti. Once ikinci el sitelerden birinden cok ucuza bu ekmek kutusunu aldim.TJ den kutunun icinden yukari kablolari gecirmek icin bir delik acmasini istedim. Boylede hem cep telefonu hem de tabletim yukarida da sarj olabilecekti.

 Evdeki chalkboard - karatahta boyasi- ile TJ kutuyu boyadi. Icindeki plastik cam temizlendi ve yine evde olan sprey boyalardan biri ile boyandi. Kutunun arkasina bir delik acip, Usb sarj kablosunu da takinca bekledigimden kullanisli bir hale geldi. Kulp ise  Nil'in eseri. Nil e kalici kalemleri verdim ve Nil bir guzel boyadi.

Icine kulakliklar, fotograf makinasi aletleri ve tablet rahat rahat sigiyor. Evde ki laptop, Nil gelmeden ortaliktan kalkiyor.

Simdi tek karar vermem gereken, Sarj kutusunun yerinin neresi olacagi....

16 Ekim 2015 Cuma

Turk isi Command center


Yeni eve tasinmadan once Marie Kondoyu kesfettim.Marie Kondo ablamiz dunyada en cok satanlar listesinde olan Konmari methodu adli kitabin yazari. Ev duzenlemede, dolap gardrop duzenleme de bir usta. Kitabini yerel kutuphaneden istedim ve elime tam tasinmadan 1 ay kadar once gecti. Tam zamaninda! Bu konu ayri bir yazi konusu....

O donemde ev duzenlemeye, ozellikle 2 cocuklu hayata adapte olmaya kafayi o kadar taktim ki, Pinterestte Command Centerlar gozume carpti.

Command Center ne derseniz, bizim evde Nil'in dogum gunu davetiyeleri, okul takvimi, herseyi buzdolabina yapistirilir. Sonra o kagitlar duser kaybolur vs. Normalde cep telefonu takvimlerine de eklememe ragmen, insanin gozunun onunde olmasi bir baska tabii... Organizasyon kosesi aslinda command center.

Bunun icin bir yazi tahtasi lazim. Onceleri cerceveli kara tahtalara heveslendim sonra fazla kullanisli olmayacagini daha dogrusunu benim fazla kullanamayacagimi dusundum. Sonra Ikeada cam bir yazi tahtasi gordum ve bayildim ama bu kezde miknatisli olursa daha kullanisli olur dedim ve en sonunda cam miknatisli yazi tahtasi aldim. Iyi ki de almisim.

Yazi tahtasinin bir tarafinda benim takvimin, diger tarafinda Nil'in okul takvimi var. Onun disinda, onemli etkinlik kagitlari, acil hemen lazim dokumanlar, alisveris listeleri var. TJ ve ben aklimiza geldikce yaziyoruz. Nil'in dokunmasi kesinlikle yasak, cunku biliyorum ki, bir kez resim asarsak yandik, sonu gelmez. Onun icin ona ayri bir miknatisli tahta aldim zaten.
Onun disinda kendime bir masa aldim ve altina Ikea raskog mutfak arabasi ekledim. Icinde Nil'in okul kitaplari, kutuphane kitaplari ve kutuphane dvdleri, hala duzenlemeye vakit bulamadigim ama en kisa surede duzenleyecegim ivir vizirlar var. Ayrica cantamdakileride da genelde kenarina koydugum bygel kablarinin icine atiyorum. Duvara  miknatisli bicaklik ekledim ki, tum anahtarlar kaybolmadan bir arada kalsin. 

Daha yan taraftaki duvara eklenecek su ana kadar istedigim gibi bulamadigim bir turkuaz/pembe ya da mor bir raf, asilacak resimler ve ilham verici yazilarin oldugu cerceveler ise zamani geldikce yavas yavas yerini alacak. 

Nil okuldan gelince, okul cantasi orada bosaliyor. Ogretmene yazilacak notlar, ogretmenden / okuldan gelen notlara o kisimda cevap veriliyor.

Su ana kadar sistem tikir tikir isliyor.

PS: TJ ile diger yapmak istedigimiz bir sey ise, salona yakin duvarlardan birini karatahta boyasi ile boyamak ve cocuklara dilediklerince yazma cizme alani vermek. Ben siyah olmasin istiyorum ama siyah disinda fazla neredeyse hic secenek yok. Ayrica Nil icin karatahta siyah olurmus, baska renk asla olmaz diyor.

PS2: Organizasyon vs yazilari devam edecek....

Hamilelik Nasil Gecti?

En son haziran ayinda yazmisim. Haziran ayinda canim ailem taa Turkiyeden ziyarete ve yardima geldi. 2 sokak otedeki, Nil in okuluna 500 metre evimize tasindik. Hamileyken tasinmak hem stresli hem de zormus. Kendime, kendimize gelmemiz Agustosu buldu. Hala tam yerlestik diyemiycem ama en azindan buyuk kismi gecti.

Bu hamilelik cok ama cok farkliydi. Herseyden once Temmuz ayinda baslayan bir kasik agrisi yurumemi ve hareket kabiliyetimi engelledi. Kasik agrisinin yanina sol bacak agrisi eklendi ki, sanki bicak sapliyorlar, o kadar kesin bir agri. Bu durumda 1. sinifa baslayan Nil'imi okula getir ve gotur isleri canim kocim TJ e kaldi.

Mide bulantisi ve yanmasi hayatimin bir parcasi oldu. Bu konularda soylenmeyi biraktim ama bacak agrisi cok muhim, yanlislikla birinin eli, dizi degse bile minik bir bebek gibi basiyorum yaygarayi.

Beni en cok rahatlatan seyler Epson salt aldindaki mineral tuz ve lavanta yagi ile aldigim banyolar oldu.Tabii once doktora sormakta fayda var. Demirim cok dusuk, neredeyse anemik oldugum icin gunde bir kez alinan demir haplarini ben iki kez aliyorum. Aslinda artik tek seferde iki tane aliyorum. Sonrasinda aci cekiyorum, kivraniyorum.  Doktorumun israrla al dedigi Prenatal - dogum oncesi vitamin-lerin yanina magnezyum kalsiyum takviyesi ekliyorum ama onlari alinca da kendime gelmem uzun zaman aliyor.

Canim surekli coban salata istiyor. Domatesin organik mi, amerikan mi, yerel mi oldugunu sak diye anliyorum. Normal musluk suyu asla icemiyorum. Tadini hemen fark ediyorum, midem zaten izin vermiyor. Nil' ime hamileyken surekli aci yerdim. Simdi hem tuzlu hem tatli istiyorum ama aksam 7 den sonra genelde yemek yemiyorum. Su ana kadar 10- 11 kilo aldim ama gogus altim inanilmaz gerilmis durumda.

Cesit cesit - dr umun onayi ile- yag kullaniyorum catlak icin. Aslinda derdim catlaktan cok vucudumun gerilince verdigi aci. Doktorum Bio oil onerdi mesela. Onun disinda kakao ve Shea yagindan olusan bir krem kullanyorum. Arada Aloe vera kremi suruyorum. Burada pazardan aldigim ve doktoruma onaylattigim Calendula - aynisafa- ciceginin ozunden olusan bir krem suruyorum ama yine de gerim gerim geriliyorum.

Doguma 1 ay 4 gun kaldi. 1 ay 4 gun daha orada kal Oglusum.

Evet bu kez bir oglumuz olacak. Nil kiz oldugundan o kadar emindi ki, muhtesem bir kiz ismi bile bulmustuk. Ultrasonda heyecanla cinsiyetini sordu. Oglan oldugunu ogrenince bu kez pipisini gormek istedi. Inanmadi, tekrar gormek istedi ve sonunda inandi.

Simdi hepimiz heyecanliyiz.


8 Haziran 2015 Pazartesi

Internetsiz gecen 4 gun...

Hersey Persembe sabahi ben Nil'in odasini toparlarken basladi. TJ telefonda bizim pek bir memnun oldugumuz internet saglayici ile telefonda gorusurken, 10 dakika sonra internet gitmis diye asagi indi. Hemen gelir dedim ama o kadar kolay olmadi gelmesi.

Internetsiz gecen 4 gunun sonunda sunu soyleyebilirim. her eve her aileye, ozelliklede bizim gibi, benim gibi internet bagimlilarina, cocuklara arada bir, haftada bir internet detoksu sart.

Nil e anlatmak cok zordu. Okuldan gelen Nil'e, sana soylemem gereken birsey var dedim. Internet yok. Ama kutuphaneden aldigimiz dvd ler var. Bilgisayar dedi? O da calismiyor dedim. Oh Noooo dediyse de, kendini inanilmaz guzel oyaladi ve oynadi.

Izlenimler

Nil uyanir uyanmaz bilgisayara kosar ve oyun ya da cizgifilm izler 15-20 dakika, tabii internet olmadigi icin bunu yapamadi. Daha sakin daha ilimli oldu. Kahvaltiya, giyinmeye, okula gitmeden once yapilan hazirliklara vakit kaldi. Sinirler gereksiz gerilmedi,

Okul sonrasi kendi kendine yaratici aktiviteler yaratti, bahcede oynadi, benimle mutfak aktivitelerinden keyif aldi ve bizimle daha cok vakit gecirdi.

Haftasonlari daha verimli gecti.

Ben bagimliyim, internet bagimlisi, bunu biliyordum ama intersizligin aslinda rahatlatici oldugunu bilmiyordum. Beyin daha cok calisiyor cunku her minik ayrinti icin internete girmiyorsun.

Sabahlari gereksiz yere internette vakit kaybetmedigin icin daha az kosusturmaca yasiyorsun.

Bundan sonra haftada bir internet detoksu yapmaya karar verdik ve bugun internetimize kavustuk...


6 Mayıs 2015 Çarşamba

Buzlu Kahve

Sicak hava sonunda Ontario Kanada'da da yuzunu gosterdi. Muhtemelen bu sevinmeler yerini sikayete birakacak ama ozlemisiz sicak havalari, kolsuzlarla disarida ustumuze hirka almadan yuruyus yapmayi....Bahce sezonunu acmayi ve bahcenin tadini cikarmayi...

Madem havalar isindi, bende uzun zamandir aklimda olan buzlu kahveyi yaptim. Bu kahvenin en guzelini ben ilk kez BC de yerel bir kafe'de icmistim. Ondan sonra haftada bir kez  o kafede buzlu kahve keyfi yapmayi aliskanlik haline getirdim.

Ontario'ya tasininca Starbucks'a aradigim lezzeti bulabilirmiyim umudu ile gittim ama begenmedim.
Marketlerde karton kutularda satilan buzlu kahvelerin tadi cok guzel ama katki maddesi cok fazla.

Is basa dustu ve  istedigim tadi elde ettim.

condensed milk nedir ile ilgili görsel sonucuOnce french pressimde normalden daha koyu bir kahve yaptim ve 5-10 dakika bekledim. Yaptigim kahveyi suzdum ve soguttum. Bu kahveyi artik haftalik yapmayi dusunuyorum. Haftada bir kez yapip, buzdolabinda el altinda tutucam.

Sogutulmus kahveyi, soguk suyu ve  iki kasik condensed milk adi verilen yogunlastirilmis sutu blenderimda iyice karistirdim.

Bardaklara bolusturup uzerine bol buz ekledim.

Bundan sonra disarida buzlu kahve icmeye son.

Muhtesem oldu!



21 Nisan 2015 Salı

Yeni Bir Hayata Baslarken...Nil kardes isterken....

Bu bloga ilk basladigimda Yeni Bir Hayata Baslarken demistim. Nil' in  hayatimiza girisini an ve an kaydetmistim. Hic aklima gelmezdi bu kez YINE YENI BIR HAYATIN BASLANGICINI blogumda yazacagim. Yani  7 yil once aklima gelmezdi.

Kendimi herzaman tek cocuklu hayal etmistim ben. Dunya bir yana hersey bir yana dedigim, benden 6 yas kucuk bir erkek kardesim var. O olmasa dunya eminim cok SIKICI olurdu. Hayatimizin nesesi ve eglencesi.

Kanada'da yeni bir hayata baslarkende cok nettim aslinda. Ama hayatta asla, asla dememek gerekiyor. Kanada daki yasama ASIK oldum ben. Kolay olmadi hic birsey, sifirdan basladik, zorlandik, ayaga kalktik, Nil icin dayan dedim kendime, onun gelecegi icin, egitim sistemi icin, guzel bir hayat icin...

Sonra arkadaslarim, komsularim oldu hayatimda. Kanada'da herkes cok cocuklu ve dusunmeye basladik: "Acaba?..."

Nil'e is yaptirmak cok zor. Ama gel bana ogret dersen, iste o zaman tamamen degisiyor. Dunyanin en sakin, en sabirli veledi olup cikiyor karsima.

Cok yakin bir anne-ceyregim soyle demisti bana yillar once: Ilk cocuk keyiftir, ikinci cocuk ise ozveridir. Cok dusundukten, cok tarttiktan sonra Nil icin bu ozveriye degecegine karar verdik.


Nil ise, ilginc bir sekilde kardes istemeye basladi tam da bu sirada.  En yakin arkadasinin kardesi olmasina yordum ama benim kizim Nil'im 7/24 dogmamis kardesinin hayalini kurar olmustu. Ve o anda, tam o anda, hamile oldugumu ogrendik.

Nil e sozde 7-8 hafta olana kadar hic birsey soylemeyecektik ama nerdeee....Kan tahlili icin 2 kez gittigim klinikte babasiyla arabada beklerken Nil cok endiselenmis. Babasi da, annen hasta degil, karninda kardesin var. O kadar cok istedin ki oldu demis.

Ben arabaya biner binmez,: Sen hasta degilsin, biliyorum, karninda bebegimiz var demeye basladi.

Ve su anda  9. hafta.... Kasim ayina kadar uzun, eglenceli bir yolculuk bizi bekliyor....

Merhaba YENI HAYAT....


16 Mart 2015 Pazartesi

Kanada' da hayat uzerine...

 Ne diyordum, arkasi yarin dedim ama arkasi bir kac hafta oldu :)

.....Simdi her reyonunu gozum kapali ezbere bildigim markette kaybolmustum adeta, hangi reyonda ne vardir, hangi marka iyidir, hangi marka kalitelidir, hic bir fikrim olmadan deneye yanila, duse kalka ogrendim  / ogrendik market alisverisini. 

Simdi yillardir kullandigim markalar var. Mesela yogurt icin Astro. Bizim evde en cok tuketilen yiyecek kesinlikle yogurt. Sade olacak, icinde seker vs olmayacak. Nil evde ki yemege burun kivirirsa yogurt  ve yaninda ufak bir ilave ile aksam yemegini tamamlayabilir. O derece hassas bir mevzu iyi yogurt bulmak.

Geldigimizde Nil kucuktu ve sut de ayri bir meseleydi. Bir kac yil once keci sutu, bu yaz da organik cikolatali sut e gecis yaptik. Artik sadece sabahlari ufak bir bardak iciyoruz. 

Camasir deterjani, yasadigimiz apartmandaki beyaz esyalar 30 yasindaydi. Aldigim camasir makinasi deterjanlari, 30 yasindaki beyaz esya ile birlesince leke yapiyordu. Sonra renksiz camasir deterjani almaya basladim ve simdi tekrar normal tablet camasir deterjanina donus yapabiliyorum.

Kisacasi yeni bir ulkede en basitinden market alisverisi bile deneye yanila, bitmeden durmadan ogrenerek kendi yolunuzu buluyorsunuz.

Simdi Ontario dayiz ve buraya gelince de ufak tefek sasirmalar yasadik. En sIk alisveris yaptigimiz yer burada bize uzak. Baska markalar girdi hayatimiza ama bu kez daha az yanilma yasiyoruz. Bazi marketlerde , Costco gibi, aldiginiz urunu begenmezseniz geri iade edebiliyorsunuz. Ya da aldiginiz urun ertesi hafta indirime girdiyse para iadesi alabiliyorsunuz. Pek bizim ulkemizde olmayan uygulamalar.

Onun disinda kiyafet alisverisi, ulkemizde olan markalar heryerde olmayabiliyor burada ya da ihtiyaciniz sekil degistirebiliyor. Ben ayakkabimi Nine Westten alirdim o zaman ama burada kis o kadar sert geciyor ki, daha dayanikli bir marka almak gerekiyor. Ayni sekilde palto vs icinde.

Kisacasi ihtiyaclariniz, gereksinimleriniz bulundugunuz yer ile, mevsimlerin sert/ yumusak gecmesi ile degisiyor. Herzaman alisik oldugunuz urunler size uymayabiliyor.


3 Mart 2015 Salı

Kanada'da ilk gunler Vol I

Yabanci bir ulkeye gelmek, o ulkenin konustugu dili cok iyi bilseniz dahi bir cok anlamda kolay olmayabiliyor. Evet, kendini ifade edebilmek cok buyuk bir avantaj ama o ulkede buyumedikce, yazili olmayan kurallari anlamak  uzun bir zaman ve tecrube gerektiriyor.

Ilk geldigim gunu asla unutmuyorum mesela. Nil ile Londra aktarmali bir ucak ile Vancouver a inmistik. Londrada pusetsiz olarak 2.5 yasindaki Nil'i tasimak beni cok zorlamis, yolculardan Turk birinin de Vancouver'a gidecegini ogrenince yardim istemis ve muhtemelen o kisiyi cocuk yapmaktan sogutmustuk. Metro ile biryerlerden biryerlere gecmis, kaybolmus ve ucagi ucuucuna yakalamistik.
Vancouver yasadigimiz yere 5 saat uzakliktaydi, birde araba yolculugu eklenmisti buna.
Sonuc olarak ilk geldigimiz gece 10 saatlik jetlaginde etkisiyle hic uyuyamamis ve aninda bunalima girmeye hazir bir hale gelmistim.

Ertesi gun, TJ bizi yasadigimiz yerin muhtesem plajlarindan birine goturmustu, hemde yurume mesafesinde ama herzaman gunesli oldugu anlatilan hava gri, kasvetli bir renk almis, yagmur baslamisti.

Eve gelip Nil ile kendimizi yataga atmis ve bir kac gun kesintisiz uyumustuk. Nil bu arada kusmus ve TJ i endiselendirmisti. Ben kendimde o kadar degildim ki, endiselenememistim bile.

Nerden aklima geldi tum bunlar? Kendimize geldigimiz gun, Superstore a gitmistik. O kadar kocamandi ki, icinde kaybolmustum. Aslinda simdi dusununce farkediyorum ki, Ankaradaki Real kadar olan market bana kocaman hissi vermisti. Simdi her reyonunu gozum kapali ezbere bildigim markette kaybolmustum adeta,

Not: Arkasi yarin....

26 Şubat 2015 Perşembe

Kanada'da yasamak uzerine...

Kanadaya geleli neredeyse 4 yil olmus.
Once BC de minik bir sehir. Arkadas bulmanin zor oldugu, insanlarin kendi iclerine, sosyal yapilarina donuk oldugu bir yerde 3 yil yasadik. Ama sansliydim, Nil'in arkadaslarinin aileleri dostum oldu. Kizkiza samimi / icten sohbetleri paylastigimiz girls night out larimiz oldu. Ailecek sosyallestigimiz partilerimiz, dogum gunleri oldu. Tam alismistim ki, Ontario ya tasinmaya karar verdik.
Nedeni cok fazla. Yasadigimiz yer bir ada gibiydi. Kisin gidecek, gorecek yer olsada, uzak, heryere uzak. Ulkemin lezzetleri neredeyse yok. Ozlem...Is imkani fazla yok, cunku gecimini turizmden kazaniyor sehir. Ama.. Bir o kadar da cok ama var. Insanlar saglikli, bilincli, surekli spor yapiyor. Yapmayani dovuyorlar o derece. Saglikli besleniyorlar. Sen beslenmesende, spor yapmasanda bir sure sonra takip ediyor, ogreniyor, o rutine uyuyorsun. Cunku mantikli, cunku dogru olan o.

Arkadas bulmak da cok sorun degil aslinda. Herkes yakin, konuskan. Ama duzenli olarak gorusmek dersen ancak ortak paydan olursa, is ve okul aslinda.

Ve simdi Ontario da buraya alismaya calisiyorum. Evet, Kanadayi cok seviyorum. Insanlarin kendi islerine karisip, sadece sen yardim istersen senin hayatina dahil olmalarini seviyorum. Duzeni seviyorum, istikrari ve guveni. Insanlarin iyi olmasini. Samimi demiyorum, iyi. Herseyin bir kurali var burada, kurallara uydugun surece sorun yok. Son dakika planlarida yok, hersey kuralina uygun.

Tek sorun, cok soguk Ontario. Eksi 35-40 lari gordum bu memlekette. Ama
MUTLUYUM.

Gurbet her turlu zor, OZLEM hep var ama alistim Kanadaya.

Seviyorum ulen....

24 Şubat 2015 Salı

Hastayiz / Hastaydik

"Dun oglen yemekten sonra bir telefon, baktim Nil'in okulu.
Nil cok halsiz, ve rengi cok kotu, hemen gelebilir misiniz? TJ ile ucarak gittik okula. Oysa sabah hic birseyimiz yoktu. Gunlerdir 13 subati bekliyoruz. Sevgililer gunu kutlamasi ve okulda sinif arkadaslari ile yapacagi meyve salatasi.

Okulda ogretmeni ile otururken bulduk Nil''imi. Atesler icinde yaniyor. Kaptigimiz gibi Walk in diye adlandirilan polikliniklerden birine gittik. Iceride 10 kisiyi gorunce rahatladim. Kucagimda Nil. Dediler ki, sirada 50 kisi var, 4 de kapatiyoruz o nedenle hasta kabul edemiyoruz. Saat ogleden sonra 1. Nil bu arada "hastayim, lutfen beni kabul edin" diyor. Acil yolu gozuktu. Nil icin ilk kez acile gidiyoruz bu yeni memlekette.

Acil de baygin Nil kucagimda. Hemsire birseye alerjisi var mi dediginde kafasini kaldirip "Peynire alerjim var" demesi bizi guldurdu. Tabii ki peynire alerjimiz yok.

Yaklasik 6 saat bekledik. Nil bu 6 saatin 3 saatinde baygin uyudu, diger 3 saatte ise eve gidelim, doktor hala gelmedi mi diye sizlandi. Doktor en sonunda bizi gordu, bogaz, kulaklar temiz ama ates cok yuksek. Virutik dedi, ilac bile vermedi, Atesini dusuk tutun ve bol sivi verin dedi.

Aksam saat 6.30 da hastaneden ciktik ama disarisi eksi 20 derece. Benim uzerimde incecik bir tayt ve palto. Eve geldigimizde kendimize gelmemiz saatler aldi.

Dun gece yine ates. Sabah okula gidicem diye agladi, agladi. Simdi uyuyoruz. Keyfimiz fena degil.

Caresiz dertler olmasin...."

yazmisim taa gecen Cuma gunu, subat 13. Cuma, Cumartesi , Pazar hep uyku ile gecti. Su bile zar zor icti.Pazartesi gunu burada "Family Day" yani tatil. Nil bir turlu gozunu acmadi. Once hemsire hattini aradik, 30 dakika bekledikten sonra hattaki hemsire hemen bir Ambulans yollamasi gerektigini soyledi. Hayir dedim, biz gideriz.
Sansimiza acil bu kez bostu, 45 dakika sonra icerideydik. Bol bol tuzlu su (elektrolyte) vermek zorunda kaldik. Aslinda benim amacim Nil'e bir serum baglatmakti. Kendine getireceginden o kadar emindim ki, cocuk doktorunu gormeden serum veremeyiz sozlerini anlayisla karsiladim!!!

Bu arada Nil e o elektrolyte i icirmek zor, sancili. Gecen carsamba tekrar okula basladi. Cuma gunu hava eksi 40larda olunca okullar tatil oldu, tatil  bize yaradi. Tum gun PTT (pijama, terlik, tv) ile gecti ve iyice dinlendi vucudumuz.

Ama... Bir de ama var. Ben hala cok yorgunum. Kendime yeni geliyorum.


6 Şubat 2015 Cuma

Mustakil Ev

Itiraf edeyim, cocuklugumda hepi topu 5 kez gittigim Iskenderun daki yazlik evi  ve yine kucuklugumun gectigi anneanne evini saymazsak, hayatimda hic mustakil evde yasamadim ben.

Kanada'ya ilk geldigimiz yil TJ, dedi ki "Hadi bahceli bir evde oturalim". Asla dedim. Apartmanda yasayalim. Ama o apartman dairesi bize o kadar minik geldi ki, ne kimseyi davet edebildik ne de Nil doya doya arkadaslari ile kudurabildi.

Ve sonra Ontario ya tasindik. Bu kez cok nettim. Bahceli evde yasayalim. Nil taa BC den Ontario ya tasinirken ev kriterlerini coktan belirlemisti zaten.

1-Bahcesi olacak
2-Salincak ve kaydirak
3-Komsu cocuklari
4-Kendi yatak odasi kocaman olacak

Bahceli bir ev bulduk ya, buna da sukur dedik :) Kaydirak olayini da hallettik. Komsu cocuklari da en yakin dostlari oldu.

Yazin cim bicme disinda fazla bir sorun yasamadik. Doyasiya tadini cikardik. Bizim disimizda disarda/bahcede vakit geciren komsulara pek rastlamadik.

Ama her yazin bir de kisi varmis. Ontario da ki kar miktari BC dekinin kac kati. Pazartesi Kanada'da okullar tatil oldu. Kocimi de nezle/grip vurunca, kar kuremek bana dustu.

Sansimdan cop gunu copler alinamadi. Ozlem o copleri ve recyclelari bir o tarafa bir bu tarafa tasidi tasidi. Son bir parca kar kutlesi kaldi evin onunde. Araba ile disari cikacak olsak, o kismi kuremeden disari cikmak mumkun degil.

Sonra bir mucize gerceklesti. Komsular el birligi ile yardim etti.

Mustakil ev guzel, ozellikle cocuklara, ozellikle yazin.Ama o kadar cok isi var ki :)

Napalim, gulu seven dikenine katlanir artik.


7 Ocak 2015 Çarşamba

Ben/biz...

En son 2012 de yazmisim. O zamandan bu zamana neler degisti?
En cok ben degistim sanirim.  Ruhum degisti, vizyonum degisti.
En bastan baslayayim. Yediklerim, ictiklerim degisti. Eskiden asla yemedigim maydanoz, biber, yumurta simdi bas tacim. Asla icmem dedigim smoothieler yasamimim bir parcasi. Bakmayin boyle yazdigima diet kola eve girince bitirmeden icim rahat etmiyor asla. Pogaca yaparsam illa ki bitiyor o pogacalar ya da haftasonlari ailecek 8 kisilik yaptigimiz ve bir oturusta yedigimiz Nutellali krepler. Arada sozde Nil icin ama aslinda kendim icin yaptigim ev yapimi cikolatali kekler.

Daha cok local urun tuketmeye, etiket/ label okumaya basladim. Ah o labellar yok mu, ne zaman cok sevdigim bir urun olsa ve labelini okusam, buz gibi soguyorum.

Buz gibi demisken, Temmuz ayinda Ontario ya tasindik. Su anda disaridaki hava eksi 30 derece. Az once TJ ile disarda yuruyus yapalim dedik. Yuruyus haric herseye benziyordu.

Nil cok iyi, iki yil montesoriden sonra bu yil anaokuluna basladi. Bc'deki arkadaslarini/arkadaslarimizi ozlesek de, burada da yeni yeni dostlar ediniyoruz.

Hayat devam ediyor...

Yasiyorum!




Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...