29 Aralık 2009 Salı

2010...





2009 garip bir yıldı...
Nil'in doğumu harikaydı,o minicik kalp bana hiç yaşamadığım duyguları yaşattı. Ama onun dışında pek sakin, huzurlu bir yıl geçirdim diyemem.

Umarım 2010 huzurlu, mutlu, en önemlisi sağlık ve neşe dolu bir yıl olur.
Herkes için...
Hayallerin gerçek olduğu,
Mutluluktan gözlerin parladığı bir yıl olur...

Annenin Notu: Bu resmi tesadüfen buldum ve aşık oldum:)

26 Aralık 2009 Cumartesi

İyi ki doğdum...


Yarın 29 oluyorum.
Bebek doğduktan sonra zaman hızlı geçer derlerdi de inanmazdım.
30uma 1 kala,hızla akıyor hayat. Kimi zaman çok mutlu, kimi zaman endişeli, kimi zamansa nasıl geçecek bu sıkıntılı zamanlar dediğimiz hayat...

Bu Nil ile ilk doğum günüm. Ne kadar özel.

Evimizde YeNi BiR HaYaT...
Yeni yeni şeyler ögreniyoruz her geçen gün.
Evde emekleyerek saklambaç oynuyoruz mesela.
Gülüyoruz.
Ayağa kalkmak istiyoruz artık.

28ime girdiğimde karnımda Nil vardı.
Dışarıda dostlarla acele bir yemek yemiştik.
Yemekten de müzikten de birsey anlamamıştım.
Hamileliğin son dönemleriydi,
'Ha geldi ha gelecek bizim kız' diyorduk.

17 Ocak sabahı geldi Minik Kuş...

Bu gece TJ ile Nil uyuyunca kutlayacağız dogumgünümü. 1 gün önceden.
Öncesinde Enci ile bir kahve içilecek. Sonra kedimiz Yodaya-artık Encinin kedisi oldu sayılır- minik bir ziyaret Nil ile...
Eve gelince dışarıdan yemek söylenecek, en pratiğinden.

Ertesi gün arkadaşlarla brunch, Nil izin verirse...

En güzel hediye Nil bu yıl...

28 yaşında anne oldum ben.
Ve blogum sayesinde inanılmaz güzel dostlarla tanıştım...

İyi ki doğdum

Annenin Notu: Şimdi eve geldik.Yorucu bir gündü...Sabah 4den beri ayaktayız. Gece 3 kez kalktık. Diş olayları! Ben sürünüyorum ama Nil tüm gün 1 saatten fazla uyumadı...

Bakalım yarın nasıl geçecek...

24 Aralık 2009 Perşembe

Kitap Önerisi Olan???

Uzun zamandır aklımda olan, zaman zaman da görüştüğüm blog dostları ile paylaştığım bir konu...

Kitap okumayı çok severim, biyografi kitapları ile yeni yeni insanlar tanırım...

Nil doğunca Tracy Teyze ile rutinimiz oluştu. Hamileliğim son zamanlarında okudum okudum.

Nil doğduktan sonra 'Ne okumalı da ilerde doğabilecek sorunlara önlem alınmalı' diye düşünür oldum.

Annelik Sanatını yazın okudum. Şimdi elimde Huysuz ve Tatlısı'nın önerisi Freud'a ne yaptık da çocuklarımız böyle oldu?' var. Okunması rahat ama bize birazcık erken.

Birçoğumuz kendi ailelerimizi örnek alıyoruz, kendi deneyimlerimizden yola çıkıyoruz. İyi polis, kötü polis meselesi bana göre değil mesela. Bazen istem dışı oluyor olaylar, kendiliğinden gelişiyor. Biraz daha bilinçli olur, çokça okursak belki de bunun önlemini alabiliriz.

Dostlar,
kitap önerilerinizi bekliyorum. Fazla sıkmayan, çok ağır olmayan...

23 Aralık 2009 Çarşamba

İlk kitap....


Uzun zamandır Nil'e kitap almak istiyordum. Kalbimde Küçük Prens vardı ama öncelikle sayfalarını çevirdiği bol renkli bir kitap ile başlamak daha uygun geldi.
Sevgili Tekirciğimin önerisi ile Küçük Korsan iş başında ilk kitabımız oldu.
Tabii Nil'e bu kitap 10 dakika bile dayanmayacağı için bir de 'haydi beni bul, renkler' kitabını aldım. Karton, Nil'e dayanır:)

Küçük Korsan iş başında nefis bir kitap.Hadi itiraf edeyim, biraz da kendime aldım bu kitabı:). Christine Nöstlinger'in diğer kitaplarında sıra... Resimler müthiş. Şimdilik Nil ben yanında iken resimlere bakıyor. Kitabı seviyoruz, parçalama isteğinde hemen diğer kitabın sayfalarını çevirmeye başlıyoruz...

Biz çok sevdik...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Bizde keyifler...

Bu aralar keyfimiz bir öyle-bir böyle...

Nil altının açılmasından daha doğrusu bez ve kıyafet değişiminden hiç hoşlanmıyor. Eline oyuncak vermek işe yaramıyor. Bağrıyor, bağrıyoruz. Alt/kıyafet değişimi sonaerince derin bir 'Ohhhh' çekiyoruz.

Altta -üstte dişler çıktıkça çıkıyor. Tüm dişler kabarmış durumda, azıcık huysuzuz bugünlerde...

Anneanne cumartesi akşam gitti. Almanya'dan anneanne evine dayı geldi-yılbaşı tatili. Niloşun DAYIsı seni Ankaraya bekliyoruz....

Nil'in 2010 takvimi için fotoları seçmek bir yana, bilgisayara bile atamadım. Bu hafta postalamak lazım...

Annenin Notu: Geçen haftalarda yaşadıklarımı hatta aklımdan geçenleri düşündükçe yazdıklarım komik geliyor.
En önemlisi sağlık, gerisi boş....

İyi ki varsınız dostlar....

17 Aralık 2009 Perşembe

Sonuç Temiz...

Şu anda o kadar rahat hissediyorum ki kendimi... Geçen pazartesinden bu yana süregelen uykusuz, gergin geceler NİHAYET sona erdi.

Kist iltihapmış. Yarın yazılı sonucu da alıcaz. Sabah 9 da doktor kontrolüm var. Pansuman vs...

İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor. İlk düşündüğüm Nil oldu.Sonra TJ, annem,babam...

Ne mutlu bize ki HERŞEY GERİDE KALDI...

Eeee nerde kalmıştık?:)

Kist aldırma...

Dün saat 9 gibi Mesa Hastanesindeydik. Bizi hasta yatış kısmına aldılar, odamıza çıkardılar. Önce hemşireler, sonra anestezi ekibinden biri, en sonda doktor geldi.

TJ ile ilk başlarda gayet rahattık, sonra rahatlığın yerini gerginlik ve stres aldı. Anestezi ekibinden biri geldiğinde bu strese daha fazla dayanamayacağımı anlayıp genel anestezi istedim. Gitmeden size bir sakinleştirici yapalım dediler, harika dedim. Sonrasını hatırlamıyorum. Ameliyathaneye girdiğimi bile hatırlamıyorum.

TJ benim halime pek gülmüş.'Nil'i istiyorum, elimi tut, annem nerede?' falan demişim, herşey hayal meyal....

Saat 10 da aldılar bizi, saat 11 de odama gitmek üzere ameliyathaneden çıkınca uyandım. Genel anestezi olsa bu kadar çabuk uyanmaz, kendine gelmezdin falan derken TJ, cevabı doktorum verdi. Bana sedasyon uygulamışlar. Sedasyon neymiş, ben de az önce öğrendim:
'Hastanın bilinci kaybolmaksızın sakinleştirilmesinin biraz ötesinde ilaçlarla rahatlatılmasıdır.
Hasta işlem sırasında komut alabilir,söylenenleri yapabilir ancak işlem sonrasında neler yapıldğını hatırlamaz. '

Göğüste bir ağrı ama ciddi ağrı kesiciler sayesinde pek birşey hissetmiyorum. Annem boynuma bir eşarp bağladı. Kolumu çok oynatmamam gerekiyormuş. Göğüsle ilgili durumlarda kol şişermiş.

Dün saat 4 gibi evdeydik. Mide bulantısı ve ağrı...Şimdi daha iyiceyim.

Bugün saat 4 gibi aşağı yukarı bir sonuç çıkacak. Umarız temiz çıkar...

Tüm iyi dileklerinize teşekkürler...

İyi ki varsınız...

15 Aralık 2009 Salı

Teşekkürler...


Güzel dilekleriniz için teşekkürler dostlar....

Yarın sabah 9 da Mesa da önce anestezi ekibiyle görüşücez. Sonra da 10 gibi operasyon başlar sanırım.

Bundan 3 ay önce yine kist şüphesi ile ultrason çekilmişti, o ultrason tertemiz çıkmıştı. 3 ayda bu kadar büyüme yapması korkuttu bizi.

Umarım temiz çıkar....

Güzel dilekleriniz ve yanımda olduğunuz için teşekkürler....

İyi ki varsınız....

ps: Kendi derdimden bugün kardeşimin doğum gününü unuttum. 23 oldu...
İyi ki doğdu....

10 Aralık 2009 Perşembe

Hayat biz onu planlarken başımızdan gelip geçenlerdir..

Yazsam mı yazmasam mı diye düşündükten sonra, içinde bulunduğum durumu blogumla paylaşmaya karar verdim. Dedim ki kendime 'Bu blogta ağladın, güldün sen, kimse seni anlamazken bu blogu okuyanlar anladı seni...'

Hadi bakalım, dök içini.....

Pazartesi gününden beri zor günler geçiriyoruz. Nil pazartesi sabah -yine diş vakası- erkenden uyanınca, gün şafakla başladı bizim evde. Sıpa'nın 8.30 gibi uykusu geldi. Ben de normalde uyumam sabahları ama fırsat bu fırsat hop dedim yatağa...

Göğüsümde bir sertlik ve şişliği işte ilk o zaman farkettim.Annem bu konularda -her anne gibi-hassastır, direk TJ'e telefon. Oradan mı randevu alsak, buradan mı derken Mesa Hastanesinde Dr.Hatim Yahya Uslu'dan randevu. Salı sabah doktora gidiş, ultrason çok dolu hemen alamayız. Bebek var vs diyince, çarşamba günü ultrason. Ultrason sonucu 5 gibi çıktı, doktorum 'kökü belli olmayan, vücut dokusuna uymayan kist var' dedi. İstikamet doğru Mesa. Biran önce alalım dedikten sonra, en iyi zamanın haftaya çarşamba olacağına karar verdik.

Anneme telefon, salı günü burada. Doktor 'lokal yapıcam, gir-çık 2 en fazla 3 saat, eve gidince bebeğinle ilgilenebilirsin' dedi.

Bugün tüm gün TJ'le başka doktora gitsek mi konuşması yaptık. Bence her doktor bu dokuyu almak isteyecek, beni de çok rahatsız ediyor, şişlik,sancı ve kaşıntı...

Çok yakın bir dostumuzun eşi patoloji uzmanı, akşam da onunla konuşacağız...

Sinirler feci bozuk. Ya kötü birşey çıkarsa.....

Canım arkadaşım , Kiraz'ım, desteğin için teşekkürler.....

4 Aralık 2009 Cuma

Anneliğe dair...


Bazen öyle anlar yaşıyoruz ki Nil-TJ ve ben. O anları beynime ve kalbime kazımak istiyorum.

Bebekler bizi değiştiriyor. Bazen kendimi tanıyamıyorum. Daha sabırlı, daha anlayışlı bir birey oldum ben. Ama bu anlayış ve sabır sadece Nil'e ve arada TJ'e....

Bulaşık makinasındaki çatal-bıçak gözünü boşaltmaktan nefret eden ben, Nil çatal-bıçak seslerini seviyor diye, bu işi TJ'e bırakmaz oldum. Neden? Kızım mutlu oluyor, o çıkan seslere gülüyor....

Ağladığında yaptığım-ız- komikliklere- TJ ve benim deyimimle şaklabanlıklara -şebekliklere gülüyor. Daha bir keyifle tekrarlıyoruz...

Bugün Ayşe Arman'nın bir röportajını okudum, diyor ki ' Kızımın güneşi ben olmak istedim...'

Gülümsedim ve cevap verdim:)
'Ben de , ben de!!!!!...'

3 Aralık 2009 Perşembe

Geçmişe yolculuk MİMİ :)

Mim- Çocukluk...

Birinci Tekir Şahıs, tatlı Ada'nın annesi mimledi :)



1. Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka, ki, akışı bozmayalım...

İşte burada


2. Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem... Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu... (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)


En yakın dostum babamdı. Mesela sınavım mı var. Erken yatıp erken kalkan bir çocuktum. Hala öyleyim :). Saat 4-5 e kurulur, bir de babamın saati kurulur. Kalkarız, sözde ben ona tekrar yaptırırım. O da benimle masada oturur ya da koltukta uyur, ben de sınava son tekrarımı yapardım.


Orta okulda değişik bir dünya ile tanıştım. Kitapların dünyası ile. Yazlıkta kendi yaşıtlarımla dışarıda oynamak yerine kitap okudum. Jane Eyre, Küçük Kadınlar, Balzac, Tolstoy ile hep o dönemde tanıştım. O yaz babamın tüm maaşı benim kitaplara gitti. Şu anda biyografi sever isem ve ben de tüm paramı kitaplara, kırtasiye malzemelerine yatırma potansiyeline sahip isem bunu o yaza ve babama borçluyum...


3. Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?

Yakantop,istop, evcilik, kendi uydurduğum oyunlar da olurdu.



4. Sokakta oynar mıydınız?

Anneannemin bahçeli bir evi vardı. Sokaktaki komşuların torunları yaşıtlarım, sınıf arkadaşlarımdı. Genelde bizim bahçeden çıkmazdık...


5. Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay...

Babam sayesinde matematikten soğudum- ilkokulda beni matematik çalıştırma çabası sonunda- ve ilkokuldan sonra hayatımda dil, edebiyat,kimya oldu ama matematik sadece sınıf geçmek için bir araç oldu, bu babamla ders çalışmamı engellemedi sadece bir daha matematik çalışmadık.

Bir de annemle ilişkimiz hiç bir zaman -evleninceye kadar belki de- çok harika olmadı. Aslında annem kötü polis babam iyi polisti. Kendi istedikleri için böyle olmadı belki de ama keşke iyi polis-kötü polis olmasalardı:)


6. Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay...

1 yıl *yaş 15* exchange öğrenci olarak Amerika'da yaşadım. Bana sadece ingilizce olarak dönmedi, çok şey kattı...

Öğretmenlerimle hep çok yakın dost oldum, onlardan çok şey öğrendim. Hala en yakın dostum bir öğretmenim :)

7. Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı...

Zor soru, derinlerde çok şey vardır kesin. Nil ile ilişkimin, benim annemle paylaştıklarımdan çok daha farklı olması dileğim.

Hiç bir zaman beni sıkan ebeveynlerim olmadı, herşey çok serbest idi ama herşeyi bilirlerdi, bize hissettirmezlerdi. Mutlu olduğun yerde yaşa, mutlu olduğun ya da sana iyi gelen insanlarla görüş, hayata dair bir duruşun olsun sözleri ile büyüdüm. İnatçıydım, iyi bir özellik olmasada hala öyleyim. Seni herkes sevmek zorunda değil, az ama öz dostun olsun ve çocukların ne yaparsa, ne isterse istesin, mantıklı olduğu sürece onların arkasında ol sözleri bana ailemden kalan en değerli fikirler.

Bu geçmişe yolculuk adını verdiğim Mim için önce bir teşekkür Özgür Anneye, sonra da beni Mimlediği için Sevgili Tekir'e...

Asortik-Krep
Huysuz ve Tatlısı
ve
Seyhan

Bir Mim de size gelsin:)

1 Aralık 2009 Salı

Bir bayram böyle geçti....

Bu bayramı Ankara'da geçirdik. Aile ziyaretleri, bol kahkahalı kahvaltılar.

Ama en önemlisi, en özeli canım dostum'un bebeği, Nil'in arkadaşı Minik Nehir'e ilk ziyaret...
Aklımız, kalbimiz Nehir'de....
Şansı bol olsun...

Evde büfenin kapak kulplarını TJ itinayla söktü:)
Aldığım kapak kilitleri bir işe yaramadığı gibi Nil'in yeni oyuncağı olunca biz de çareyi kulpları sökmekte bulduk.

Bolca ev keyfi, dinlenmece. Baba ile oynama:)

Kabloları kaldırmaca...

Yapılması gereken işler...

Yeni yıl kapıda, şimdi sırada Nil'in resimlerinin olduğu 2010 takvimi yapmaca...

Fotoğraf makinasında beni bekleyen resimleri düzenlemece,bolca araştırmaca....

28 Kasım 2009 Cumartesi

İlk etsy alışverişim



Sonunda ben de etsylendim:)Malum Amerika'da Black Friday, yani Şükran günü ertesi yapılan indirim günü. Bu nedenle etsy'de uluslararası posta ücretsiz. Ayrıca kampanyalarda var.

Siparişimi verdim. TJ'in erken doğum günü hediyesi:)

Bir de kolyeme uymasını ümit ettiğim küpeler var.

http://www.etsy.com/shop/tinahdee

Tina 2 ürün alana 3.sünü hediye ediyor.

Nasıl istediğimi anlattım:)

Sabırsızlıkla bekliyorum...

Teşekkürler Kociş:)

21 Kasım 2009 Cumartesi

The New Mom's Stress Survival Kit: 30 Survival Tips for the New Mother (Cards)

Doğumdan önce keşke bulup buluşturup edinseymişim :)



Fikir HA-Rİ-KA!

Hele şu uyku gözlüğü TAM BENLİK....:)



Bu da amazonda linki...
http://www.amazon.com/New-Moms-Stress-Survival-Kit/dp/0811851575

20 Kasım 2009 Cuma

Anne olmak....


Malum Nil 4 dönüyor. Salondaki yemek masasını köşeye çektim. Telefon kabloları da orada, kapatır o kısmı dedim. Ama bizimkinde çözüm çok, şimdi ne yapıyor? Emekleyerek masanın ve sandalyelerin arasından geçiyor, oturuyor masanın, sandalyelerin altında, başı sandalyelere değiyor, sonra da sıkılınca bağrıyor. Tüm bunlar 2 dakika içinde oluyor...

Dahası da var. Dün babamız işten erken geldi.Nil'i beraber banyoya soktuk. Sonrasında TJ giydirirken Miniği, sıpa atmış kendini komidinin ucuna,tam odaya gireken duyduğum ses 'Eyvah' dedirtti zaten....

Tam gözünün kenarı mı derken, yanağımızdaki damardan anlaşıldı nereye vurduğu. Neyseki anında müdahale ile, belli belirsiz bir morluk var şimdi yanağımızda.

Düşe kalka büyüyor bu Minikler, ama her düşüşte yüreğim ağzımda...

Annelik nedir diye sorardı arkadaşlar ilk anne olduğum zamanlarda. Komik gelirdi bu soru, aynı soruyu çarşamba günü doğum yapan canım dostuma sordum bende:) Garip bir duyguymuş dedi...

Daha önce yaşamadığım, anne olunca anlarsın sözünü gerçekten de anne olunca anlatan bir duygu. Hastalıklı bir duygu, bir gözün, bir kulağın açık uyumak. Canı yandığında, düştüğünde 'keşte benim canım yansa' dedirten bir duygu.

Garip bir duygu....

18 Kasım 2009 Çarşamba

Küçülen bebek çorapları olsun olsun ne olsun???


Hazır annem buradayken, Nil'in gardrobu düzenlendi.

Annem lavantasever kızına bir poşet lavanta getirmiş.En sevdiğim kokudur lavantanın kokusu. Lavanta kolonyası, lavantalı sabun...

Aaa Nil'in küçülen çorapları...İşte o anda bulduk o minicik, değerli çoraplardan neler neler yapacağımızı...

Minicik çoraplara lavanta doldurduk, bir de pembe kurdale ile bağladık mı, ta-taaa karşınızda yeni lavanta keselerim..

Çarşaflarda, kıyafet aralarında bolca Nil'in minik çorapları ve nefis içime çekmekten bıkmadığım lavanta kokusu...

17 Kasım 2009 Salı

10 Aylık Nil & Yeni Bir Hayat...

Canım dostum π point yarın anne olacak. Geçen haftadan beri heyecan dorukta:)...

Miniğim Nil ise bugün tam 10 aylık oldu...

π point ile konuşurken Nil'in doğduğu gün canlanıverdi yeniden.

Minicik bir bebek. Hayatınızda yaşamadığınız bir duygu. Belki de duyguların en güzeli, en özeli...

Önce sezeryan ağrıları-hiç geçmeyecek gibiydi-, süt geldi, gelmedi stresi, emdi, emmmedi. 40 ı çıktı, 3 ay oldu, 6, 9....

Dün gibiydi herşey,yapamam sanmıştım, nasılda çaresiz kalmış ve korkmuştum. O ilk zamanki sorunlar, kaka yapamama, gaz- hala var-,ama tüm zorluklara rağmen her anı güzel, her anı özel...

Şu anda 10 aylık tatlı bir bebek var karşımda. Ayağa kalkmaya çalışan, kalkamayınca sinirlenen,güleryüzlü,meraklı, keşfetmeye aç, tatlı bir Melek....

10 Aylıksın Meleğim...

En sevdiğin oyun saklambaç.
Portakal sulu kerevize bayılıyorsun.
Dişini gıcırdatıyor,
Keyiflenince başını sallıyor,
Ben hıçkırınca gülüyor, gülüyorsun...

Nice aylara bebeğim...

Ve

Yeni bir HayaT....
Kızımın arkadaşı...
Heyecanla bekliyoruz seni....

12 Kasım 2009 Perşembe

Adım-Adım Serisi....


Merhaba,
Adım adım serisi ile sevgili Banu (www.miracik.com) sayesinde tanıştım. Uzun zamandır aklımdaydı ki, dün telefon edip sipariş verdim. Bugün elime geçti.

Kutu TJ'in işyerine geldiği için TJ. benden önce inceleme fırsatı buldu, dedi ki 'içinde senin de zaman zaman bahsettiğin, çocuk gelişimi ile ilgili bilgiler var,fazla bir esprisi yok...'

Şöyle bir baktım az önce ama beklentim olmamasına rağmen etkilemedi beni.

Tamam, düşünce HARİKA,
Bebeğimin ay-ay gelişimini böyle bire bir aktivite ile takip etme fikri MÜTHİŞ,
Ama ...

Tamam mı devam mı, kararsız kaldım.

25 TL eder mi?

Bu arada bize Nil için 10 aylık set yolladılar. İyi ki 9 dan başlamamışız...

Yoksa birkaç sayı daha mı denemeli?
Erken mi karar veriyorum...

Deneyimi olan dostlar,
yazar mısınız?

Annemler geldiii....

Annemler geldi. STOP.
Hava da yağmurlu, tam benlik STOP
Çoook mutluyum ama pazartesi günü dönecekler ÜHÜÜÜ... STOP
Yine gelecek ben... STOP

10 Kasım 2009 Salı

Başrollerde Nil ve Nurşen Ece...

Dün Anne Yazar ile bol kahkahalı nefis bir buluşma gerçekleştirdik. Planlanmadan yapılan bir buluşma oldu bizimkisi...

Başrollerde Nil ve Nurşen Ece...

İkisi o kadar tatlılardı ki. Birbirlerine dokunma çabaları. Biri ağlayınca, diğerinin ağlaması:)Emeklemeler...

Onları böyle uyumlu ve mutlu görmek, bizi de mutlu etti...

Nurşen Ece, o kadar tatlısın ki...

Anne Yazar, çok teşekkürler içtenliğin, samimiyetin için...

Yine görüşeceğiz:)

7 Kasım 2009 Cumartesi

Ah Nil Ah...


Ah Nil Ah...

40 yılın başında annenin canı SushiCo çekti. Babanla beraber Gordion AVM ye gittiler. Oturur oturmaz ağlamaya başladın ya Miniğim.
Yemeği söylediler. Yiyebileceklerini ümit ettiler. Ağlamaya devam. Kucağa aldılar seni. Dışarıyı gösterdiler. 'Yedirmem de yedirmem' dedin. O güzelim sushileri, sebzeli pilavları, tavukları apar topar yiyip, hepsinin tadına varamadan, bitiremeden, çıktılar.

Yolda baban ' Ah Nil, sen bizim başımızın etini yedin, annen de benimkini yiyecek' dedi. Yalan da değil....

Desem ki altın kirli, yok, altın kuru, karnın tok...

Ah Nil,
o güzelim yemekler yenemedi be kızım...

Evde annenle baban konuşurlarken, gözlerini kocaman açıp annene baktın ve gülümsedin ya.
Annen herşeyi unuttu:)
Senin keyfin yerine,
annenle baban aç...

6 Kasım 2009 Cuma

Hem en yakın arkadaşım hem de annem olur musun?



Gilmore girls, 3.sezon son bölümde, kızımız Rory liseden mezun oluyor ve mezuniyet konuşmasında diyor ki:

'But my ultimate inspiration comes from my best friend, the dazzling woman from whom I received my name and my life's blood,Lorelai Gilmore.
My mother never gave me any idea that I couldn't do whatever
I wanted to do or be whomever.She filled our house with love and fun and books and music, unflagging in her efforts to give me role models from Jane Austen to Eudora, Welty to Patti Smith. As she guided me through these incredible eighteen years,
I don't know if she ever realized that the person I most wanted to be was her.

Thank you, Mom. You are my guidepost for everything'

Bu konuşma beni o kadar etkiledi ki... Nil olmasa belki de bu kadar etkilenmezdim, bilmiyorum. Jane Austen benim de en sevdiğim yazarlardan biridir. Kitaplarla, müzikle ama en önemlisi sevgiyle dolu bir ev. Özgürlük, samimiyet ve dürüstlük.

Hem en yakın arkadaş hem de anne olmak. Zaman zaman dizi de Lorelai- dizideki anne karakteri- anne olmak ve arkadaş olmak ikilemini yaşıyor.

Gerçekten o kadar zor mu? Hem en yakın arkadaş, hem de anne?

Ne dersiniz?

30 Ekim 2009 Cuma

Yağmurlu Ankara'dan Koskocaman Merhaba...

Draftlar birikti de birikti. Olsun. Taze taze yazalım...

Nil ile hergün bu saatlerde (öğlen 11-12 gibi) dışarı çıkıyoruz. Çıkmadan bir merhaba demek istedim.

Geçtiğimiz günlerde neler yaptık neler...

Dün Bilkent Starbucks yaptık. Nil,TJ, Enci ve ben. Sıkıldıkça bir TJ gezdirdi Miniği, bir ben. Sonra aklıma İkea mama sandalyesine oturtmak geldi. Bizimki bayıldı. Gülücükler, kahkahalar. Bu sayede kahvemi de bitirebildim. Teşekkürler Minik....

İki kupa filitre kahveye alışık olmayan bu mide, mahvetti beni. Sabah 5 itibari ile güne merhaba diyen ben, akşam 6 sularında yerlerde uyku uyku diye sürünüyordum.

Deli gibi emekliyoruz. Kurcalamaya, pardon keşfetmeye başladık:). Kitaplar, dergiler, gazeteler favorimiz. Herşey hop ağıza. Kabloları unutmamak lazım. Kablo görünce daha hızlı emekliyoruz.

Sıkılmaya başladık. Bir dışarı çıkalım. Gelince draftları editleyip yayınlayalım...

Öptüm!

AN(Annenin Notu): Yağmurlu havalara bayılıyorum:)

22 Ekim 2009 Perşembe

MİM!

Kuzucum ve Birinci Tekir Şahıs Mimlemiş. İyi geldi bu Mim, teşekkürler kızlar...

İyi varsınız:)

Bloguna neden bu ismi verdin?
Önce qumania.com da yemek yediğim yerleri, okuduğum kitapları kısacası hayatımın lezzetlerini yazıyordum.Qumania.com 'u tastoli.com a taşımayı düşündük uzunca bir süre.Fırsat olmadı. Hamilelik dönemimde Nil için ayrı bir blog açmaya karar verince tastoli.blogspot.com geldi aklıma ilk. Tastoli- Taste of Life :) Hayatmın lezzeti Nil:)

Bloguna yazarken star tribiyle olmazsa olmaz dediğin şeyler var mı?Sessizlik. Nil uyurken ya da uyku tutmadığında ya da sabahın ilk ışıklarında yazmayı seviyorum.

En son satın aldığın garip şey nedir?
Esse den limon sıkacağı. TJ ilkini kırmıştı, bu ikincisi.

Şeker gibi olduğun anlar?
Sürükleyici bir kitap okurken, nefis -romantik/komedi/aksiyon tadında bir film izlerken, Nil gülümserken , yağmurlu havalarda, deniz kenarında, TJ'in yanında...

Arkadaşım, artık sormayın dediğin şeyler?

Emzirmiyormusunuzzz?
Neden?
Şunu şunu yaptınız mı?
Gözleri renkli değil, size çekmemiş mi ne???

Aynaya bakınca gördüğün?
Kimi zaman mutlu, kimi zaman hüzünlü, kimi zaman karamsar bir çift renkli göz.

Kendini okutan blog dediğin?
Samimi, sıcak, alçakgönüllü,paylaşımcı, yenilikçi dostlar...

Bu blog sahibi-sahibesiyle karşılaşabileceğin yerler?
Kitapçılar, Bilkent Ankuva, Starbucks, Arcadium AVM, Cepa AVM

Minik Mucizem Geliyor , Yeşim'in mutfağı :)

Mimlendiniz Kızlar!:)

21 Ekim 2009 Çarşamba

Günler günlerin ardından...

Kaç gündür yazasım yok. Geçen hafta babam bypass oldu.Yazdım bloguma neler hissettiğimi ama kardeşim Almanya'da. Ya okursa, daha da telaşlanırsa diye kaydettim. İçim içimi yedi. Kolay değil 5 damar değişti. Şimdi iyi. İstanbul'da gerçekleşti ameliyat.

Bu haftasonu onu görmek için gelecektik bizde. TJ'in işi bahanemiz olacaktı. Ama o da iptal olunca, bizim İstanbul'a gelme olayları rafa kalktı:(....Annemler de pazar günü eve dönecekler.

Geçen hafta ilk kez pişik oldu Nil'in poposunda. Bembeyazız ya bir de. İki günde sudokrem geçirdi gerçi. Annem gülsuyu ile azıcık pudrayı karıştır onu sür dedi aslında. Malum gülsuyu harika bir tonik-temizleyici. Sudokrem geçirmeseydi bir gün de onu deneycektim ama gerek kalmadı.

Yazmadığım zamanlarda bolca Gilmore Girls izledim. Anne-kızın hayatını ve maceralarını izlemek inanılmaz güzel.

Yazasım geldi ya blog. Babişko da iyi:)
Yarında Mimi yazayı ben...
Blog dostları uzun zamandır uğrayamıyorum sizlere...
Yarın da gelecek ben:P

16 Ekim 2009 Cuma

9 aylık Nil

Yarın 9 aylık olacaksın Minik!
Bu ay inanılmaz şeyler paylaştık.
Geçtiğimiz ay ilk kez grip oldun. Önce baban, sonra sen. Bir hafta boyunca ne yedin, ne ,içtin. Varsa yoksa bir öksürük ve burun akıntısı, zaman zaman ateş. Şimdilik keyfimiz yerinde.

Evin en sevdiğin köşesi hala banyo. İçeri girince ağlayan Nil, gülen Nil oluyor. Bayılıyoruz yıkanmaya. Tadımız yoksa, banyoya gidiyoruz:)

Ana kucağı diğer sevdiğimiz spot. Kriz anlarda kurtarıcım.

Ek gıda istemiyorsan pufff diyerek tüküyorsun be Minik.
Bir de ele vurma olayı var. Mama yedirirken elimize vuruyorsun. Üstümüz başımız mama,peynir, çorba. Bizde mi önlük taksak ne? Geçenlerde baban sabah kahvaltını yaptırırken izledim, dışardan izlemesi pek keyifli:)

Mama önlüğü takmayı sevmiyorsun, 2sn de çıkarıyorsun. Kollu olan önlükleri giydirirkense çığlık, kıyamet.

Onun dışında anlıyorsun, gülüyorsun, itiraz ediyorsun. Bayılıyorum verdiğin tepkilere.

Emekliyorsun, oynuyorsun, ilgi istiyorsun, yanına gelince gözlerini kocaman açıp, mutlu olduğunda çıkarığın, genizden gelen tatlı sesi çıkartıyorsun.

Saçlarım! Saçlarımı çekiştirmeye bayılıyorsun. Geçenlerde evde saçımla aynı renk olan peruğumsu tokalardan buldum. Kucağına düşünce nasıl da şaşırdın. Ama hiç birşey annenin saçının yerini tutamaz değil mi?

EN keyifli saatler hala sabah 6-9. Zaten seni görünce uykum kaçıyor. Hiç birşey sabah keyfinin yerini alamaz:)...

Neredeyse hergün dışarı çıkıyoruz. Pusetle binbir engeli aşıp sokakta bir iki tur atıp, belki biraz alışveriş yapıp eve geliyoruz. Pusetle engeller konusunda anne de kendini aştı Minik.

Çok ilginç, adrenalini, korkmayı seviyorsun. Beklemediğin anlarda Ceee diyince önce ağlayacak gibi olup sonra gülüyorsun. Tamam artık hep gülüyorsun. Anne abarttı bu durumu ama sen de şikayetçi değilsin hani:)

Yarın 9 aylık olacaksın Minik. Zaman hızla geçiyor. Paylaştıklarımız hergeçen gün artıyor.

İyi ki varsın...

Geçenyıl bu zamanlar karnımdaydın,
şimdi yanımdasın:)

İyi ki doğdun....

12 Ekim 2009 Pazartesi

Emekliyoruz:)



Artık resmi olarak emekliyoruz....

9 Ekim 2009 Cuma

Milupa


Dün Milupa'dan bir mail aldım. Nil için hazırladıkları bilgilendirme paketi yoldaymış. Daha önce blogumda da sormuştum demiştim ki 'En merak ettiğim şeyse Bebek Maması ile Devam sütü arasındaki fark.'. Dün fırsat bu fırsat dedim ve mail attım. Bir saat sonra bir telefon 'Özlem Hanım, Milupa'dan arıyoruz...' Etkilenmedim desem yalan olur.
Miniğe daha önce milupa'nın maması yerine devam sütünü vermeye çalışmıştım. Beklemediğim bir tepki ile karşılaşmıştım. Kafam karışmıştı. Hangisini kullanmalı, fark nedir?,ek gıdaya geçmiş olsak bile bazı günler yediği tek şey mama oluyor.

İşte cevaplar:
Bakanlık yeni düzenlemeler yapmış ve buna bağlı olarak Aptamil de yenilenmiş. Devam Maması ve devam sütü nerdeyse aynı şeylermiş. Artık adı devam sütü olmuş.
Mamaların tadındaki ufak değişiklikleri bile bebekler fark ettikleri için, Minik yemeyi reddetti. Şimdi yapmam gereken, elimdeki mama stokları azalınca, mama sütü ile azar azar karıştırarak Nil'in bu yeni lezzere alışmasını sağlamak.

Bebeklerimiz söz konusu olunca herşeyin en iyisini istiyoruz. Ben kendimi tanıyamıyorum bazen.Komik tepkiler veriyorum, dışarıdan ne kadar garip gözüküyorumdur kim bilir. Nil'e ne verirsem vereyim, ilaç, yemek... tadına bakıyorum. Bazen bazı ürünler alınıyor, atılıyor. Bu Minikler bir gün sevdiklerini diğer gün istemeyebiliyorlar. Bazen kesin tavır koyuyor benim ki, anlıyorum ki ısrara gerek yok :)

Milupa'ya bu konuda ki duyarlılığı için teşekkür ediyorum.
Bu arada olurda sorunuz olursa arayabileceğiniz bir numara

Gerçekten çok ilgililer. Nerden biliyorum? Nil bebek iken yine bir gün kafamız karışmıştı. Babam Milupa'yı aramıştı ve o dönemde bir çok sorumuzun cevabını almıştık.
Keşke diğer bebek firmaları da bu kadar duyarlı olsa...

8 Ekim 2009 Perşembe

Evde tek başına

Pazar günü kedimiz Yodayı görmeye gittik. Artık Angilerde ve hayatından memnun. Onu almamız ne kadar sürer bilemiyorum ama onu görmek hoştu. Nil huysuz & mutsuz & hasta bir bebek olarak tepki vermedi,ağladı durdu...

Pazartesi acile Nil'i kontorle götürdük. Doktor yoktu. Salı günü kendi doktorumuza gittik. Hergeçen gün büyüyoruz. İtiraz etmeyi öğreniyoruz. Gülüyoruz, hayatımıza yeni yeni renkler ekleniyor...

Çarşamba günü TJ İstanbul'a gitti-günü birlik-sonra bir telefon, işler uzadı hayatım! Korkmadım desem yalan olur. Genelde geceleri TJ doyurur Nil'i. Odasına tek kişilik koltuk yerine kanepe koymalıydım diye düşünsem de, saat 5-6 gibi uyanıp, bugün temizlik olduğunu da gözönünde bulundurursak, koşuşturmaca dolu bir güne merhaba desem de, Nil ile ilk anne-kız evde tek başına gecemiz harika geçti...

Hayatımıza bir ilk daha eklendi....

3 Ekim 2009 Cumartesi

Çılgın cumartesi...

Cuma akşamı TJ eve geldi, yemek- yemek sonrası iş, ben Melekler Korusunu izliyorum. Sonra mutfakta uzun zamandır yapmadığımız keyifli bir sohbetin içinde bulduk. Sonra uykum kaçtı 3 gibi falan ancak uyudum. Sabah 6 da Nil katıldı bize. 9 a kadar nerdeyim, saat kaç kavramı olmadan uyumuşum.

TJ 'Nil'in gözünü gördün müüüü?' dedi. Bugünde kuzenin nikahı var. Kuaför, makyaj, kendimi şımarma günü ilan ediyorum dememe kalmadan Nil'in gözüne baktım. Kıpkırmızı, akıntılı. Doktorumuz yoğunmuş, Mesa Acile gittik. Oradaki çocuk doktoru muayene etti ve tahmin ettiğimiz gibi Miniğin gözünde enfeksiyon çıktı.

Soğuk algınlığı durumlarında olurmuş. Mikrop eliye gözüne bulaşmış. Doktorumuz antibiyotikli göz damlası verdi. Pazartesi tekrar göstereceğiz.

Nikaha gittik. Eve geldik. Şimdi daha iyiyiz.

1 Ekim 2009 Perşembe

Civciv Nil....

İki gün önce Nil hasta, evden dışarı attık kendimizi. Hava güzel ama ne sıcak ne soğuk...

Biraz gezindik,tam eve dönüyoruz.Alışveriş merkezine gelen bir anne-kız. Kızın üzerinde okul üniforması. O an dedim ki 'keşke ben de lise yıllarıma dönsem...'.
Aklıma anneme aldırdığım izin kağıtları, sınıfça yaptığımız yaramazlıklar geldi...
Arada hastalandığım zamanlarda şımarıklık yapıp kendimi okuldan aldırırdım.Sonra eve dönmeden bir market alışverişi,pastacıdan pasta ve evde çay...
***

Nil hala hasta, ama daha iyi. Burun akıntımız azaldı sadece ara ara olan öksürük kaldı...

İyi dilekleriniz için teşekkürler dostlar.

Havalar ne öyle ne böyle. Nil hakkında TJ ile konuşuyorsak şu günlerde Nil için 'Civciv bu civciv' diyorum:)

O kadar hassas ve narinler ki...
Tam civciv!

29 Eylül 2009 Salı

Bebeğim sen hasta mı oldun?

Cuma günü sabah işe giderken, hatta tam kapıdan dışarı çıkarken dedi ki:
Hasta oluyorum galiba!?&!...
Pek ciddiye almadım, TJ kolay kolay hasta olmaz dedim. Bizimki iş çıkışı okul arkadaşlarıyla buluştu, eve geldi ve dedi ki 'Ben gerçekten hastayım'...
Bizimki fırsat bu fırsat demiş, arkadaşlarıyla buluşmuş sonra da eve makul bir saatte-akşam 10.30-11 gibi geldi.

TJ'i salona attık o akşam. Salonumuzda artık tek kişilik bir yatağımız var. Hem de salonun tam ortasında. Nil sabahlahları oyun halısında oynarken biz şekerleme yapıyoruz.

Pazar günü Nil yine normal. Gece ateş falan da yok. Ama pazartesi burun akıntısı, hapşırık ve azıcık öksürük. Doktorumuza bir telefon. Evde burun akıntısı için ilacı vardı Miniğin, bir de akşam için vereyim dedi. Nil ile eczane, dışarıda azıcık geziş,açık hava...

Çıkmadan evi havalandırma, tüm çarşafları değiştirme- yıkama...
Dün tüm gün hiç uyumadı Minik.

Bu akşam öksürmece, doktora bir telefon. Öksürük için ilaç vermiyorum dedi. Sırtına azıcık Vicks sürsem? O olur dedi.

Miniği yıkadıktan sonra banyoda giydiriyorum.
Sonra doğru yatağa...

Kısacası bugünlerde biz,
Huysuzuz, nazlıyız, hastayız...
TJ Hasta,
Nil hasta!
Ben de hasta olmamak için savaşıyorum.

24 Eylül 2009 Perşembe

Kardeşim ve Ben...



O'nunla aramızda tam 6 yaş var. İkimiz de aralık doğumluyuz. O yay bense oğlak. O cıvıl cıvıl, yerinde duramaz, kendini kolaylıkla sevdirir. Ben mi...Dediğim dedik, O'nun tam tersi, kuralcı. Ama ikimiz biraraya geldiğimizde kavga,şamata gırla...

O ilkokula başladığı yıl ben ortaokuldaydım. Lisede 1 yıl exch olarak başka bir ülkeye gitmece...Aramızda uçurumlar oluşmadı desem yalan olur. Kendi dünyamdaydım hep...Büyüdüğünü çok geç farkettim. Hep yakındık ama yakınlık göreceli bir kavram...

Evlendiğim zaman ilk kez konuşabilmeye başladık. O üniversitedeydi. Okul bitti, geçen yaz, annemlerden çok bizimle yaşadı. Öyle istediği için :) Artık daha az tartışır olmuştuk. Annemlerin yanında evli barklı- üniversite mezunu olmamız farketmemekle beraber hala çocuk gibi kavgaya devam. İnatlaşmalar, sulu şakalar...
Kimseye yapamayacağım şeyler,küsmeler ama 5 dakika sonra unutmalar...

O'nu evlendikten sonra keşfettim. Çok güldük, çok dertleştik.Ne kadar benzediğimizi farkettik. Ayrı da olsak, birbirimizden ne kadar etkilendiğimizi...

Ve şimdi O, yarın master için Almanya yolcusu. Hamburger sevdiğin için Hamburg'a gidiyor esprisi dilimde bu aralar...

Bir tarafım eksik kalacak...

Ama hayallerimiz var, beraber kurduğumuz....

Mutlu ol bi tanem,
Çok çalış, çabala,
Pes etme...

Ablan yanında....

23 Eylül 2009 Çarşamba

TJ'in Doğum Günü Hediyesi-Özel tasarım T-shirt



Bu yıl TJ'e doğum gününe özel bir hediye almalıyım dedim. İşin kötü yanı sadece 4-5 günüm vardı. İkisi cumartesi-pazar etti 3 gün. Ne yapsam derken, aklıma TJ'e özel T-shirt tasarımı geldi. Cuma günü internetten araştırmaca. Bu sitede harika yeni baba-yeni anne tasarımlar var. Hemen Tish-O'ya bir telefon. O kadar ilgilendiler ki ne kadar anlatsam az...Durumun aciliyetini belirtince hemen duruma el koydular:)

Tasarımı beğendim. Kayıt olup, T-shirt rengini seçip, yazıyı da ekledikten sonra Tish-o çalışanlarınkan Aysel Hanım'a mail attıp, beğendiğim T-shirt'ün linkini yolladım. Aynı harf karakterlerini kullanarak nefis bir T-shirt çıktı ortaya.

TJ bayıldı:)ve de şaşırdı:)

Yıkandıktan sonra çekme ya da renginin gitmesi gibi bir durum olmadı. Annem bile T-shirtün kalitesini beğendi...

Tish-o dan özel siparişler yolda. :)

Bundan daha özel ve güzel bir hediye düşünemiyorum. Ne dersiniz?

Linkler:
http://www.tish-o.com.tr
http://shop.cafepress.co.uk/new-dad

20 Eylül 2009 Pazar

Blogger sorunu & Bayram

Blogger a giremiyorum dostlar,
açılmıyor neden bilmem. Giremediğim gibi bir yazıyı da 40 takla ile post ediyorum. Yazdıklarımın çoğu uçtu gitti....
Çözülmesini umuyorum tezzz zamanda...

Blogumu 18 Eylül de açmıştım 1 yıl doldu.
Bu bir yılda çok değişti ama en çok ben değiştim...
Hayallerim bile değişti...

Nil'in ilk bayramı.Annem-Babam-Kardeşim ve biz bir aradayız. Evde olmak güzel...

Blogger her an gidebilir...
Düzelsin ama artık...

Mutlu Bayramlar...

17 Eylül 2009 Perşembe

Çifte mutluluk...


Bugün biriniz 8 aylık olurken, diğeriniz 36 ya basıyorsunuz...
Ne büyük mutluluk:)

Bu foto Nil doğmadan 1 hafta önce çekildi.
Kahkahalarla dolu bir geceydi.

Bu fotodaki gibi yüzünden tebessüm eksik olmasın...
3ümüzün sımsıkı sarıldığı,
Hayallerimizin gerçekleştiği,
Sağlıkla-huzur ve mutlulukla dolu bir yıl geçir canım...

Ve Miniğim,
sen büyüyorsun ya,
2.diş çıktı. Üstten üçüncü geliyor...
Bugün tam 8 aylık oldun...
İyi ki doğdun....

15 Eylül 2009 Salı

Kısa Kısa...

8.aya girmemize sadece birkaç günün kaldığı bu günlerde birşeyler karalamalı...

Artık adını öğrendin Miniğim. 'Nil' diye seslendiğimde gözler kocamaan açılıp etrafa bakıyorsun...
Emeklemeye az kaldı. Salonun etrafında - annemin deyimi ile- kıçın kıçın dört dönüyorsun. Hem de kısa sürede...
Burcumuzdan mı ne inatçısın - bu huyun kime benziyo bilmiyorum!!!-
Uyku zamanı mızırdanma olmadan olmaz...
Bazen sana meyve,sebze yedirmek çok kolay. Hop açıyoruz ağzımızı kocaman, geliyor uçak. Sadece ağzımızı silmede sorun yaşıyoruz o günlerde...
Bazense -bugün gibi- sevdiğin şeyleri bile yememekte direniyorsun. Ağzımız kitleniyor. Biraz ısrar mı ettik, kıpkırmızı olup çığlık kıyamet...
Oyuncaklardan keyif almaya başladık artık. Ses çıkaran herşey favorimiz bu aralar. Bir de ağızına götürebildiğin herşey:)

İyi ki varsın....

10 Eylül 2009 Perşembe

Uykusuz bir gece...

Dün Yeliz'in, ondan önce Kuzu'nun, Özgür'ün postlarını okuduğumda aklımdan geçirmedim desem yalan olur, 'Biz de yok öyle durumlar' diye.
Hay dilimi ısıraydım...

Malum huysuzluk dizboyu, diş çıkarma çabaları, klasik kısır döngü...

Dün akşam babamız erken geldi -yuppiii- Nil'i beraber yıkadık. Erkenden bir akşam yemeği, hadi basket maçı var, Cnbc-e de Desperate Housewives var - klasik ev muhabbeti, sevdiğin dostlarla hayal kurmaca derken saati 9.30-10 ettik ki- ben genelde o saatlerde uyurum- Nil ağlamaya başladı. TJ 'uyur şimdi' dedi yanına gitti, baktım ağlamaya devam, dayanamadım gittim, Minik cin gibi ve oyun istiyor, gülücükler, şarkı söylemeler. Mama verdik yemedi, onu yaptık olmadı, çaresiz yatağa aldık. Hop 12 de tekrar bir bağrış, sonra 3 te ve 5-6 sularında- o saatlerde iptal olmuş vaziyetteydim...

Allahtan TJ var :) Ne olurdu yoksa halim...

Az önce Yelizcimle de konuştuk, bu bebeklere bir hal oldu...

Bu gecenin sakin geçmesi dileğiyle....

9 Eylül 2009 Çarşamba

Kablo, koltuk altı durumları..


Evettt,
her geçen gün hareketleniyoruz. Emeklemeye başlamadık ama eli kulağında. Sırt üstü heryere gidiyoruz hem de kısa sürede. Bizim evde bir benim laptop bir de TJ'in etti iki. Hafta sonları da ofiste kullandığı laptop geliyor etti 3. Yani 3 uzun kablo.
Bizim Minik meraklı, o kablolar çekiliyor, ısırılıyor daha neler neler....

Ulaşamayacağı yerlere koymaya çalışıyorum ama bir anlık dalgınlık...

Salonda orta sehpa bir köşeye alındı. Tek kişilik koltuk Nil'in odaya taşındı, salon genişledi, ferahladı ama şimdi de Nil koltuk altlarında... Özellikle o kısımlarda oynamayaca, öte yandan Allah korusun, çivi olur , şu olur, ya sıkışırsa... Yastık koyuyorum ama o da tek tekme ile yerde.

Ne dersiniz dostlar,
nasıl bir önlem almalı bu koltuk altlarında oyun oynamaktan keyif alan Miniklere?

8 Eylül 2009 Salı

İlk diş patladı:)




Gözümüz aydın....
Cuma günü dişimiz patladı...
Öte yandan diğer diş yolda,
Ağrı, huysuzluk ve iştahsızlık dizboyu...

Bu foto yazlıkta çekildi.
Nil Hanım'ın çıkmayan dişi için annemin kuzeninin kızı bu kurabiyelerden yaptı:)
Nil'in annesi de bu kurabiyeleri bir bir yedi:)

Nil Hanım napıyordu bu esnada?
Şekerleme...

7 Eylül 2009 Pazartesi

Yine Özlem...


Dayımız- kardeşim- gitti,
Uzun zamandır beraberdik...
Cuma günü dede yani babam gelmişti,
O da gitti

Hoşgeldin özlem...
:(

3 Eylül 2009 Perşembe

Mutluluk....

Mutluluk...

Uzaklardan gelen bir posta,

İçini ısıtan bir kart,

lavanta taneleri ve

sizi düşünerek yapıldığını bildiğiniz nefis kanaviçelerdir...

Teşekkürler Meral,
bana bugün dünyaları verdin...

3 Eylül 2005


Bugün 4. yılımız...
En iyi arkadaş, en mükemmel sevgili ve şimdi de birtanemiz Nil'in harika babası...
Herşeyi anlatabildiğim, paylaşabildiğim, tartıştığım, zaman zaman küstüğüm ama en sonunda barıştığım...

Nice mutlu-huzurlu-sağlıklı yıllar bizim olsun!

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Farklı bir fikir? Bebek çamaşırı cüzdan olursa?



Miniğime hediye gelen bu çamaşırı o kadar beğendim ki, gittim içine fermuar geçirttirdim. Astarlı bebek çamaşırı gayet kullanışlı bir cüzdan oldu.

Şimdi Miniğin aşı kartı, nüfüs cüzdanı ve özel sigorta kartı içinde. Hepsi bir arada:)

Ah bir de yetenek olsa???

Not: Bikiniye de mi fermuar geçirtsem ne?:)

30 Ağustos 2009 Pazar

Pazar sabahı Özgür Anne'den Mim:)

Sabah Sabah Nil ile geldik salona, açtım herzamanki gibi blogumu,baktım son güncellenen bloglara.Önce Tekir ve Ada'yı ziyaret, ordan Özgür ne yazmış ne yazmış...

Sabahtan açılırım dedim, hazır Nil de yanımda:)

A:Anne
B:Baba
C:Can, Canım benim, herşeyim Nil:)
Ç:Çıngırak-Bayılıyoruz oynamaya
D:Diş-gündemimizde olan madde:)-
E:Ev-Home Sweet Home-, alternatif epidural anestezi
F:Fıstık- TJ'in Nil'i sevme şekli
G:Gaz- Hala çekiyoruz, mylicon yanımzda
H:Hamilelik, geçen yaz hamileydim, bu yıl Nil var rüya gibi...
I:Ikınma
İ:İkili test
K: Kaka- başlarda yapamıyordu Minik, çok zorlandık şimdi rahatladık-
L:Love, alternatif
Larespark Otel, beraber ilk tatil-harikaydı-
M:Mama, alternatif
Mylicon gaz ilacı
N:Nam nam nam , Nil'e nam nam nam diyince ağzımız kocaman açılıyor, alternatif, Normal doğum-olsa nasıl olurdu?-
O:Oyuncak, evde halının üzerinde, renk renk:)
Ö:Özlem= Anne,anne olduktan sonra sıkça yaşanan duygu her an her saniye
P:Puset. Dışarı çıkmamıza yardımcı, hele dışarda uyursa, benden mutlusu yok:)
R:Reflü, hamileliğim boyunca birşey yiyemememe neden olan şey.
S:Selin, Nil olmasaydı Selin olacaktı:)bir de alternatif
Sezeryan, son dakikada yaşanan şok
Ş:Şans-Şanslı bir bebek olsun bizim Minikler
T:TJ=Baba, alternatif
Tracy teyze :)
U:Ultrason, her ay miniği yeniden görme heycanı.
Ü:Üç kişi= Ben+Nil+TJ
V:Vakit: Kıymetli olan şey, Nil ile vakit geçirmek, hızla akıp gidiyor zaman...
Y:Yatak, bayılıyorum sabahları Nil'i yatağa alıp, keyif yapmaya...
Z:Zevk almak, her andan...

Gerçekten çok keyifli, ilk aklıma gelenleri yazmaya çalıştım. Bende Kiraz Sevdası'nı mimleyeyim, Kirazcım, Mim:)

28 Ağustos 2009 Cuma

Gecikmiş bir yazı- Ek gıda notları...-


Ek gıda notları hakkında yaptığım draftı az önce çöpe attım. Yazlıktayken karaladıklarımı okudum. Hemen bir özet geçmeli.

Doktorumuz Nil 6 aylık iken artık yavaş yavaş ek gıdaya geçebileceğimizi söyledi. Aslında öncesinde yoğurt ve meyve yemeye başlamıştık bile! Bibersiz ve tuzsuz olmak kaydı ile çorba, sebze ve hatta dolma bile yiyebilecekti Nil.

Mersine giderken annemlerin yanında bunu kolaylıkla halledebileceğimi düşünüyordum. Yanılmışım. Diş çıkarma çabaları ile ek gıdaya geçme çabaları aynı döneme denk gelince, uykusuz ve huzursuz bir adet bebek ve anne çıktı ortaya. Öyle ki kimsenin fazla yapabileceği birşey yoktu. Doktorumuz özellikle zorlamamamız gerektiğinin altını çizdi. Ben de bu konuda aynı fikirdeyim.

Sabah kahvaltısında fazla bir sorun yaşamadık. Labne -pınarın yeşil minik olanlarından her gün bir tane-, azıcık pekmez- buna bayıldı Nil, hatta bazen suyla karıştırıp veriyordum, yumurta sarısı- en çok bunda zorlandık, peynirden önce verdim olmadı, sonra verdim o da olmadı en sonunda ara ara vererek çözük olayı. Hala her gün vermiyorum, ara ara yiyor.

Mersin'de yoğurt makinemi götürmeme rağmen yaptığım yoğurtlar Ankaradakiler gibi olmadı. Günlük pastorize süt bulamadık. Sütaş yoğurt bir kaç kez bulabildik. Normalde yoğurt yiyen bebek, yoğurdu reddetti.- Nihayet Nil tekrar yoğurt yiyor, günlük pastorize süt ile gerçekten yoğurt farklı oluyor-

Meyve konusunda hergün zorla- başka bir şey yemiyordu çünkü- en fazla bir kaç kaşık meyve püresi yedi.En sonunda Milupanın bir kaç kavanoz meyve püresini denedim. Nil Milupa'nin bir çok meyve püresini keyifle yedi.

Çorbalar??? Tavuk çorbası yediği tek çorbaydı. Tarhana çorbasını yemedi bile. Yoğurt çorbasına daha az tepkiliydi.


Köfte yemeyi sevmedi ama kıymayı azar azar yedi. Normalde kabak sevmesine rağmen kabak dolmasını hiç yemedi.

Yemek istemediği zaman bir çığlık ve durmadan ağlama.Dudakları sıkıca kapatıp kıpkırmızı olma. Bir çok şeyi ilk kez verdiğim zaman bu tepki ile karşılaştım.


Deneyim ve gözlemler
Beni en çok zorlayan konu ısrarcı olmama ile, pes etmeme arasındaki ince cizgiydi.

Israrcı olmamama rağmen, aynı şeyi bir kaç gün ara ile verdiğimde daha az tepki veriyordu.

Zamanlama o kadar önemli ki. Diş çıkarmadan dolayı zaten huzursuzken bir de ek gıdaya geçme çabaları hem Nil'i hem de beni fazlasıyla yordu. O dönemde mama bile yemiyordu.

Meyve püresine tekrar Milupanın kavanoz meyve püreleri ile alıştık. Şimdi bir sorun yaşamıyoruz. Doktorumuza zaman zaman Milupa'nın muz-kayısılısından veriyorum dediğimde onun yerine üzüm-elma verin dedi.

Ben mümkün olduğunca blenderdan geçirmiyorum. Çatal ile birçok kez eziyorum.

Şimdi tekrar denemelere başladık. Bu kez daha umutluyuz...

Mutluluk...

Acemice ama zevkle yaptığım kolye ucunu boynumda taşımaktır...

27 Ağustos 2009 Perşembe

Mama Sandalyemiz Chicco Polly Çift Kılıflı



Öncelikle yorum bırakan bırakmayan herkese teşekkürler:)

Mama sandalyemizi aldık ve denedik.

Tuğçe, Yeliz,Tekir, Cihan ve Esra'nın da tecrübelerinden faydalanarak Chicco Polly Çift Kılıflıyı almaya karar verdim.

Chicco PollY Magic'i hiç düşünmedim çünkü Nil artık büyüdü :)
Onun üzerine Chicco'nun Polly'i iyice incelemeye aldım.

Benim için kemer olayı çok önemli,malum bizim Minikler pek hareketli. Kemer kısmının kaliteli oluşu, küçülünce az yer kaplıyor oluşu ve yüksekliğinin ayarlanabiliyor oluşu ve en önemlisi blogger dostlarının tecrübeleri ile bu modele karar verdim.

Özelcan biraz daha indirim yaptı.

Gelirgelmez pür heves kurduk. Nil oturur oturmaz ağlamaya başladı. Sonra havuç,patates ve bezelye karışımından oluşan ezilmiş sebzeleri yedirme çabaları.

Mama sandalyesinde mama yedirmek kesinlikle daha rahatmış hem bebek için hem de bizler için. Alışma sürecindeyiz,daha ilk gün fazla oturmaya hevesli değiliz ama en azından direk reddetmedi Minik.

Teşekkürler Dostlar!

26 Ağustos 2009 Çarşamba

Banyo oturağı...

Aldığım diğer ürünse Kuzucuğumun belirttiği ama benim almayı ertelediğim http://www.joker.com.tr/urun.aspx?stkID=8439 banyo oturağı.
Bizim banyo biraz yüksek, her yıkama da aynı korku. Nil'i kucağımıza alıyoruz basamak ile küvete giriyoruz. O basamak korkulu rüyamız düşünmek bile istemiyorum...

Neyse ki meleğim yeni sistemi sevdi:)

Teşekkürler Kuzucum!

Mama Sandalyesi???

Itiraf etmezsem olmaz. Araştırmacı bir anneyim. İyice incelemeli ve öyle karar vermeliyim...

Geçen yıl pusete agustos -hatta temmuz- itibari ile bakınmaya başlamıştım mesela. Yoğurt makinası mı günlerce inceledim, okudum,öyle aldım.EV tipi ana kucağı mı? Tabii ki aylar öncesinde bakındım...

Şanslıyım ki kullanamadığımız ya da aldığımıza pişman olduğumuz bir ürün çıkmadı şu ana kadar...

Gel gör ki mama sandalyesi başka bir konu. Bugün aldım Nil'i gittik Mothercare'a. Bizim kız uyuyo bu arada. Ordan Joker. Ama aslında belli nerden alacağım. Özelcan Bebe. Çok ilgililer, sıcaklar ama asla satıcaz diye ısrar etmiyorlar. Her türlü bilgiyi veriyorlar, indirim de yapıyorlar.

Bu gezmeler sonucunda iki temel şey istediğime karar verdim.
1.si asansör yani yükseklik ayarı. Şu anda Miniğim kendi kendine yiyemiyor malum. Belim de pek sağlam değil...

2.si ise hafif olması ve az yer kaplaması...

Özelcan da bunu önerdiler
http://ozelcan.com.tr/anne-bebek/1051-Jenny-Luks-Mama-Sandalyesi.aspx

fiyatı da biraz daha düşürdüler.

Bense bunu beğendim
http://www.joker.com.tr/urun.aspx?stkID=12023
Miniğim ikisine de oturdu. Chicco daha geniş.
Kraftın ise yatağını aldık ve şikayetimiz var diyemem.

Off kararsız kaldım,
ne dersiniz dostlar?

Yorumlarınızı bekliyorum

25 Ağustos 2009 Salı

2009 yazı da böyle geldi geçti işte...


Tatilde neler yaptım neler...

Bolca kitap okudum

Maraz-Hande Altaylı
Umut-Ayşe kulin
Masumiyet Müzesi-Orhan Pamuk
Aşk-Elif Şafak
Düğün-Nicholas Sparks
İkinci Şans-Jane Green
ve
Yazın favori kitabı Sahildeki Evimiz-Jane Green

Etiform mısır ve prinç patlağı ve diet kola tükettim...
Arada-Nil uyurken- kardeşimle havuzda dinlenmece, bolca sohbet,
üstüne bir de tavla..
Hergün 12'den sonra Nil ile havuz keyfi...
Havuz sonrası yorulan Nil mışıl mışıl uyurken fimo yaptım, kuşlar, uğur böcekleri ama en çok kuş...
Miniğim ile akşam üzeri bahçede gezinmece,
o şekerleme yaparken, kitap okuma...
Hayalleri gerçekleştirmek adına bolca araştırma, hayal kurma...

2009 yazı da böyle geldi ve geçti işte...

24 Ağustos 2009 Pazartesi

Mimmm....



Özgür Anne beni Mimlemiş. Bu Mim iyi geldi Özgür'üm:).

Hakkımdaki 7 ilginç şey

1.Hızlı okurum. Beğendiğim kitapları hemen bitirmemek için kendimi kasarım...
2.Dostlarım az ama özdür ama dostlarım için yapamayacağım şey yoktur.
3.Kurallarım vardır-önceleri iyi niyet adına çok kazık yedim-Bu anlamda kolay biri olduğumu söyleyemem ama ben böyle mutluyum daha az acı çekiyorum.
4.İnatçıyımdır, taktığım konuya takarım.
5.Kolay ağlarım.
6.İnternetsiz bir hayat düşünemiyorum.
7.Rüyalarım film gibidir...

Biz Geldik...


Gitmek bir dert gelmek ayrı...
Yorulduk!
Valizimiz hala kapının önünde:)
Ama yine de
İnsanın evi gibisi yok...

22 Ağustos 2009 Cumartesi

Mutluluk...

Off blogum nasıl da sıkıcı bir yer olmuş. İçten yazamıyorum dostlar farkındayım şu günlerde...
Kafalar karışık...
Kurulan hayaller ve bu hayallere ulaşma çabaları diyelim...
Nil'im keyifli, ah bir de dişimiz çıksa...

Benim için mutluluk işte bu...

ps:Dostlarım ihmal ettim sizi biliyorum. Pazartesinden tezi yok, ziyaret etmeli, mail atmalı ve 'Yaşıyorum demeli:)'

İyi ki varsınız....

17 Ağustos 2009 Pazartesi

7 Aylık Nil...



Hihuuuuuuuuuuu Nil 7 aylık oldu:)
Bu ay pek fenaydı be Miniğim,
dişimiz ha çıktı ha çıkacak derken koskoca bir ayı devirdik.
İştahsızdık, keyifsiz...
Hala çıkmadı ama pek umutluyuz bugünlerde.
Pazar günü sabah Ankaradayız. Özledik babamızı!

Çok tatlısın sen Meleğim,balım Nil'im :)
Huysuz olup ağladığın anlarda bile,
kendimi o kötü hissettiğim zamanlarda -özellikle-
bir gülümseyişin var ya,
aniden...
işte o gülümseme ömre bedel Meleğim....

13 Ağustos 2009 Perşembe

Kuş olup uçsak...


Keyfim-iz-yok hala...
Keşke masallardaki gibi bir peri gelse, sihirli değnek ile herşey daha güzel olsa...

Uykusuz geceler
İştahsızlık
Bir türlü patlamayan diş sorunsalı

Fimolarımla haşır neşirim,
malum burası açık hava...

Bolca kuş yapma çalışmaları fimodan,
uğur böceği
bir de balık...
Nil'i de kuşum diye sevmezmiyim ben sahi?
Kuş olup uçsak misali....
-normalde kuş insanı hiç değilimdir kabul-

Not: Resimdekiler fırınlacaktır daha iyi hissettiğim anda...

10 Ağustos 2009 Pazartesi

Bebek havuzu oyun parkı olursa....


Bizim Minik hareketlendi. Bir uçtan diğer tarafa döne döne gidiyor :)
Havuza da alıştık. Havuzumuz hergün doluyor, Nil ile annesi :) her gün havuzda oynuyor ve sonra havuz boşalıyor, temizleniyor ve kurumaya bırakılıyor.

Anneanne dedi ki, hadi havuzu oyun parkı yapalım, öyle deneyelim. Evet işte yeni part-time oyun parkımız:)

Miniğim bayıldı:)

Havuzumuzun altında halı, üstünde battaniye olduğu için annenin de içi rahat:)
Daha ne olsun?
Ankaraya mı götürsek ne?:)

4 Ağustos 2009 Salı

Yorucu bir gündü....

Yine tadımız yok...

İşte ruhuma iyi gelecek bir fotoğraf!

3 Ağustos 2009 Pazartesi

Postacı geldiiiiiiiiiiiiiii!!!!!!!!!!!!

15 Temmuzda Milupa'dan bir mail aldım. Blogumu takip ettiklerini anlatan, Nil'in de adının geçtiği özenle yazılmiş bir e-mail. Tam o sırada anneevine yolculuk hazırlıkları olunca, dedim ki yazlığa yollayın. Cuma günü de beklenen paket gelmeyince, kaybolmuş olmasın Miniğimin mamaları diyerek bir e-mail daha attım ve maili attıktan 2 saat sonra güneyin güzide illerinden birine kocaman nefis bir sepet içinde mamalar geldi.

Önce organik meyve sularını denedik, Nil bayıldı. Bu aralar tadımız çok yok, dişimiz çıkmadı ve çıkacak gibi de gözükmüyor, daha önce beyazlaşan kısımlar aniden kayboldu, tadımız olmadığı gibi iştahımız da yok. Dün kayısı-muzlu meyve püresini afiyetle yedik.

Sabah kahvaltı maması 8 tahıllı ballıyı bugün yarın deniycez.
En merak ettiğim şeyse Bebek Maması ile Devam sütü arasındaki fark.

Daha önce, Nil minicik çok gazlı bir bebek iken, denemediğimiz mama kalmadı. Milupa Nil'in yediği tek mama hala.

Keşke başka firmalarda böyle güzel jestler yapsa. Bebek bezi de ayrı bir konu mesela. Bebeğin rahat edeceği bezi bulanada kadar onu denedik, bunu denedik. Şimdi Huggies kullanıyoruz ve memnunuz.

Ben kendi adıma blog arkadaşlarımın tecrübelerinden çok faydalanıyorum, pusetten ana kucağına, park yatağa bir çok eşyayı blog arkadaşlarımın tavsiyesi ile aldım. Memnun kalmadığım da olmadı.

Yazmalı, paylaşmalı! İyi ki varsınız blog dostları!

30 Temmuz 2009 Perşembe

Bizden kısa kısa...

Ek gıdalar ile yazmaya başladım, sorunlarımız, bulabildiğimiz çözümler. Biraz daha rahatladığımızda paylaşmak dileğim...

Dişimiz çıkmadı, huysuzluk diz boyu. Diş jeline bayılıyoruz hatta ve hatta diş jelini görünce ağzımızı kocaman açıyoruz.

Annenin Notu: Genelde uyku öncelerinde sürüyorum.

Havuzumuza alıştık, keyif alıyoruz, hatta anne bizi bıraksa yüzücez, o derece...

Üzüm suyunu seviyoruz!

Sürünmek istiyoruz, emeklememiz yakın, çok yakın!

Elbiselere bayılıyoruz, püfür püfür, hem de rahat!

28 Temmuz 2009 Salı

İyi ki varsın...

Bundan üç yıl önce her yıl olduğu gibi mavi tura katılacaktık. Tura katılmadan bir kaç hafta önce-o kadar blog okumama rağmen nasıl gözümden kaçmış hayret-,O'nun bloğu ile tanıştım...


O zamanlar başka bir bloğum vardı. Kendim gibi yazamadığım. Sonradan qumania.com u açınca asıl evimi bulmuştum. Herneyse yazamadım bir türlü ona, nasıl yazayım, ne diyeyim... Birgün çin yemeği yazısını gördüm. Dayanamadığım hatta o dönemde her gün yiyebileceğim mutfaktı Çin mutfağı. Ve bir mesaj ile hayatım değişti.

Fethiyede O'nunla tanışırken bu kadarını ben bile beklemiyordum. Bazı insanları yıllarca tanısanızda birşey paylaşamazsınız. Anide hayatıma öyle harika biri girdi ki, dostum,ablam oldu. Kendime bile itiraf edemediğim şeyleri ona itiraf etmişimdir ve hep yanımda olmuştur.Bana zamanını verdi,tecrübelerinipaylaştı ve en önemlisi kalbini açtı. Kendi bildiğimi okumayı seven ben onu dinlerim:)

Neden yazdım? Üç yıl oldu...
Nice Yıllara Asortik Krep:)
Dostluğumuza.....

Not: iyi ki o çin yemeği yazısını yazmışsın:)

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Pazartesi Güzeli....

Tadımız öyle-böyle...
Ah bir dişimiz çıksa!


Ps:Biz biraz daha iyi hissedelim, gelicez :)

21 Temmuz 2009 Salı

Minik:Taze fasulye miiii??? Anne: Kararsızlık

20 dakikadır fasulye yedirme çabalarım sonuca ulaştı. Kazanan Nil:). Nil'e ne verirsem vereyim,gülmeyin dostlar, ilaç,yemek ne olursa olsun, tadına bakıyorum.
Vermeden yine taze fasulyenin tadına baktım. Süper. Tuzsuz ama güzel.

Bizim kız aldı bir kaşık, surat öyle bir ekşidi ki...Hadi dedik 2.kaşık gelsin, yine yok. 3.kaşığı da deniycem, yemezsen pes dedim. Yemedi. hadi suyundan, domatesinden, soğanlı kısımdan. Bir iki kaşık ancak. Çok zorlamamak gerekiyor bence ilk günden. İlk gün deneme dedikten sonra ikinci gün biraz daha uğraşmak gerekiyor. Ya da benim taktiğim öyle ve genelde işe yarıyor. İmdadımıza ev yapımı yoğurt yetişti. İyi ki yoğurt makinemi getirmişim. Ondan yedi azıcık, Miniğim.

Akşama doğru meyveli yoğurt. Fasulyeyi kapalı bir saklama kabına koyup buzdolabına koydum. Yarın vermeye kıyarmıyım, yoksa taze taze başka şeyler mi hazırlarım kararsızım. Ama öte yandan yemesi, tadını iyi bir alması lazım taze fasulyenin karar veremedim. Ne dersiniz dostlar?

İlk kahvaltı

Dün ilk kahvaltımızı yaptık. Çok acemiydik. Pınarın beyaz labnesinden(mavi renk olan) almış annemler biz gelmeden.Bir de yumurta haşlandı. Bizim kız pınar labneden bir kaç kaşık aldı, yumurtanın sarısını ise pek sevmedik.

Dün internet sitesine bir baktım yeşil olan bebekler için daha uygunmuş. Markete gidildi, bir baktık 20 gramlık pınar yeşil labneden(8 tanesi bir pakette). Bu sabah önce minik bir paket labne açıldı. Bizimki aç, hemen hüpletti. Sonra iki çay kaşığı yumurta sarısı, 1 kaşık pekmez.

Yoğurt öğle uykusundan sonra, az önce yaptığımız taze fasulye ile. Akşam üzeri meyve püresi ya da suyu. Ya da meyveli yoğurt...

İlk başlarda korkmuştum ama şimdi alıştım. Öğle yemeğini sabah kahvaltıdan hemen sonra hazırlamak lazım ki, ancak soğusun. Biz bugün yetiştiremediğimiz için biraz geç kaldık. Olsun, zaman içinde oturacak yeni düzenimizde.

Bu arada sanırım her postun altında Nil'e annem ile yaptığım yemeğin tarifini yazmalı, hatta ayrı bir kategoride yayınlamalı ki, dönünce de acemilik çekmeden, ne pişirsem demeden yapmalı, paylaşmalı...

Bugün ilk kez şişme havuzumuza girdik. Bir de foto pek yakışır, belki bir sonraki posta:)

Bebekler için taze fasulye tarifi
1 öğün

1 minik soğanın yarısı(soğanın suyunu sıktım) 1/4 domates (çekirdekleri çıkartılmış,kabuğu suyulmuş), 5 fasulye (kılçıkları iyice alındı,minik minik doğrandı)

Soğanı rendeleyip, 3 damla yağda kavurdum. Rendelenmiş domatesi ve minik minik doğranmış fasulyeyi de ekleyip pişirmeye devam ettim. Fasulyenin iyice piştiğinden emin oldunca altını kapattım ve soğumaya bıraktım.

Annenin Notu: İçine kıyma da kavurup konulabilinir. İşte bir çeşit daha:)
Bakalım tadını sevecek mi Miniğim?:)

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Tatil...

Dün doktorumuz listeyi verince korkmadım desem yalan olur. Doktora sordum 'Ben bu ek gıdalara geçme olayına pazartesi başlasam?'

Pazar günü akşam üzeri anneanne'nin yazlığına doğru yola çıkıyoruz. Sanırım orada ek gıdalara geçmek daha kolay olacak.

Uçakla yolculuk gözüktü yine, bu kez bir laptop,koca bir el çantası-belki iki-,bir puset+ana kucağı ve diş çıkarmakta huysuzluğunun zirvesinde olan Miniğim Nil ile canlı yayınımız oradan devam edecek.

17 Temmuz 2009 Cuma

Miniğim sen 6 aylık mı oldun?



6 ay önce bugün Nil'in doğumu ile okuduğum herşey, ya da ahkam kestiğim, bilmiş bilmiş ben öyle yapmam dediğim ya da teoriyi baz alarak konuştuğum ama pratikte afallayıp kaldığım herşey TERS_YÜZ olmuştu. Kendimi güçsüz, yalnız hissedip, korkularımı bu satırlara dökmüştüm. O minicik şey,dokunmaya kıyamadığım, bu bloğun doğuş nedeni Miniğim,balım Nil 6 aylık oldun bugün ya,büyüyorsun Meleğim.

Annen sana neler neler demiyor ki, maymunum,balım,meleğim,aşkım. Sana sıfatlar yetersiz kalıyor bir tanem.

Daha dün gibi, anne evinden dönüş nasıl da zor gelmişti. Korku,çaresizlik ama sana olan sevgim-ya da sana olan sevgimiz-babanla:)-Herşeyin üstesinden üçümüz geldik. Elele,beraberce...


Senin için yine güzel şeyler diliyoruz,üçümüz. Umarım dilediğimiz zamanda dileğimiz gerçekleşir canım.
Tüm çabamız senin mutlu olman,mutlu olmamız.
Beraberce...

Seni çok ama çok seviyoruz

Ek gıdalar

Bugün doktor kontrolümüz vardı. Orada minicik bir bebek. Kaç aylık diye sordum. Annesi 2 aylık dedi. TJ'e dönüp bu kadar miniklerdi di mi dedim. Sanki dün gibi, 1 yaşımıza 6 ay kaldı! İnanılmaz.

Bu aralar huysuzluk devam. Yeliz gibi bende büyüme sıçramaları mı dedim ama doktorda bir baktık, diş sıkıntıları. Sıkıntımızı hafifletmek için 2 ilaç verdi doktor. Alınmalı en kısa zamanda ve gerektiğinde rahatlatmalı Miniğimi.

Ek gıdalara ya da katı gıdalara geçiş dönemine hoşgeldik!

Bakalım neler demiş doktorumuz hemen yazmalı...

Günde:
50 cc kahvaltı

Beyaz peynir:tuzsuz
yumurta sarısı:1 çay kaşığı ile başlayıp 7 aylık olduğunda yarım yumurta sarısını yiyebilecek şekilde...
1 tatlı kaşığı pekmez

50 cc meyve :nar-incir dışındaki meyveler
50 cc yoğurt
50cc çorba

Domates,ezogelin,tarhana,belki ileride mercimek
Nane,kekik,maydanoz,pirinç,patates,tavuk, kıyma parçaları katılmış
Domates salçası azıcık konulabilir ama asla TUZ VE ACI BİBER-KARABİBER KONULMAYACAK

50 cc sebze:soğanlı kıymalı,zeytinyağlı fasulye,enginar,fırında patates,
köfte:soğan,kekik,kimyon katılmış

15 gün sonra
Dolma,pilav,makarna:TUZSUZ VE BİBERSİZ

---
SABAH:Kahvaltı+yoğurt+meyve
Ara:Mama
Öğlen:Çorba+sebze
Mama

Toplam 6 öğün şeklinde ayarlanabilir dedi doktorumuz.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Kendimize geldik:)

Nasıl da korktuk pazar günü ama şimdi iyiyiz. Kendimize geldik. Elbette düşe kalka büyüyecek bu Minikler ama yine de insan korkuyor. İlk kez başımıza böyle bir şey geldi. İlk vukuatımızı da böylece atlatmış olduk.

Miniğim de çok korktu. Pazar günü bir saniye olsun ayrılmadık yanından. Herneyse birazda güzel şeylerden konuşalım.

Bugünlerde çığlık atıyoruz bolca,herşeye. Yanına gelmemizi istiyorsa Minik bir çığlık. Oturmak istemiyorsak yine bir çığlık, uyumak istemiyorsa hop bir çığlık daha:)

Yattığı yerden elini tutup kaldırınca değmeyin keyfimize. Sabahları meyve, öğleden sonraları azar azar sebze yiyoruz. Sebzeleri ya haşlıyor ya da buharda pişiriyorum, sonrada ezip küçükhanıma yedirme çabaları. Geçenlerde kaşığa elinin tersi ile bir vurdu. Her tarafımız yoğurt oldu. Önce şaşırdım sonra ile Nil ie gülmeye başladım. Onun üstü, benim üstüm başım. Alışmamız gerekiyor yavaş yavaş. Önce kusmaya alıştık şimdi ise sebze-meyve lekelerine...

Cuma günü doktora gidicez. 3 aşımız varmış bu ay.

14 Temmuz 2009 Salı

:)

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Çok şükür...

Eve gelirgelmez TJ ile kahvaltıyı ertelememeye karar verdik. Kafamızı dağıtmamız ve Nil'i rahatlatmamız gerekti. O kadar korkmuştu ki Miniğim....

Arkadaşlar geldikten sonra kahvaltı seansı, Nil de anakucağında bize eşlik etmekte. Neredeyse gün boyunca uyumadı,ben de uyusun diye çaba sarfetmedim aslında.

Bu arada TJ ile o kadar dalgındık ti, mutfakta kırdığımız tabak çanağımı anlatsam, yoksa tekrar tekrar birbirimize sorduğumuz ya da söylediğimiz cümleleri mi...

8 saat sonunda fışkırtarak kusmayınca ve uyuma isteği göstermeyince derin bir nefes aldık.

Miniğim normalde uyuduğu saatten daha erken bir saatte uyudu ve başını yatağa koyar koymazda daldı gitti.

Sevgili Dostlar,
Mesajlarınız ile bu zor günümüzde derdimizi paylaştınız...
Hepinize teker teker teşekkür eder ve derim ki
İyi ki varsınız:)
İyi ki bu blog var!

12 Temmuz 2009 Pazar

Bir daha böyle bir gün HİÇ yaşanmasın...

Bu sabah neler yazacaktım bu satırlarda. Dün neler yaptığımızı, Nil'in durmadan ağladığını ve yine yediğimiz yemekten hiç bir şey anlamadığımızı...

Ama hayat bir şekilde yeni yeni senaryolarla bizi şaşkına çevirmeye devam ediyor.

Bu pazar çok sevdiğim Martini kardeşim ve eşi gelecekti kahvaltıya. Sabah uyandık. Nil'i aldım yanıma, azıcık oyun ve ben kahvaltıda yemek üzere börek yapmak için mutfağa gimiş ve borcama 2 sıra yufka koymuşken, Nil'in ağlamaları ve TJ'in düştü çığlıkları ile günümün nasıl da değiştiğini yazsam, ve şu anda bu satırları yazarken bile hala tir tir titremekten kendimi alamasam...

TJ 'Özlem, Nil yataktan düştü' dediğinde mutfaktaydım ve şaka yapıyorlar sandım. Ama 2 saniye sonra Nil'i görünce anladım. TJ Nil'i bizim yatağa koydu. Her tarafta yastıklar. Ama bizim kız tekme ata ata yastıkların bir tanesini atıyor ve sonrasında yataktan düşüş... Allahtan TJ Nil'in düştüğünü görüyor ve 30 sn sonra yanına koşuyor...

Sonrası bulanık yani benim için. Çığlıklar, gözyaşları... Yanıma ne Nil'in nüfüs cüzdanı ne sigorta kartı ne de telefon almadan üzerimdekilerle evden fırlamamız ve doğruca sabah 9 civarında çocuk acil servisi olduğunu sandığım Güven Hastanesine gidiş....

Orda öğrendik ki Güven hastanesinde çocuk acil servis yok. Nil'i muayene edip,8 saat gözlem altında tutmamızı,ilk 8 saat uyursa her saat başı uyandırmamızı uyutmamamızı,24 saatin kritik olduğunu söylediler. Bunu söyleyen doktor kendi 2 kızının da yataktan düştüğünü söyleyince TJ sakinleşti.

Aklınızda bulunsun ÇOCUK YOĞUN BAKIMI BAŞKENT ya da HACETTEPE UNİV HASTANELERİNDE VARMIŞ...

Devamı yarın...
Çok zor bir gündü....

10 Temmuz 2009 Cuma

Ortaya Karışık



Yazacak hem çok şey var, hem de hiç bir şey yok:)
Ankaraya çöl sıcakları geldi.
Sıcaklardan biz bile bunalıyoruz Minikler nasıl etkilenmesin?
Bugünlerde keyifsiziz azıcıkta huysuzuz:)
Bizim sıpa az önce sırtına kaka ve çiş yapmış, yatak nevresim battı:)
Altımızı açınca değmeyin keyfimize...

Nefis Hafta Sonları!!!:)

7 Temmuz 2009 Salı

Odalarımızı ayırdık...

Nil'in doktoru bundan aylar önce demişti ki 'odanızı ayırın'... Ama anneyim ben, o kadar zor gelmişti ki, düşünmesi bile içimi karartmıştı. Sadece Nil değil ben de hazır olmalıydım.

Haftasonunda dedim ki TJ'e 'Ya şimdi ya da hiçbirzaman:)' Salonda duran tek kişilik koltuk doğru Nil'in odasına. Aslında niyetim sallanan sandalyemi götürmekti ama tek kişilik koltuk daha rahat olur diye düşündüm.

Park yatak bizim odada kapandı ve Nil'in odasında tekrar kuruldu. Gece ben rahat, Nil rahat. Sabah 6 gibi aldım kızımı yanıma,özlem giderdim doya doya:)

Sorun yaşamadan alıştık odamıza:)

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Ben Kimim, Neden Yazıyorum: Soru: Nasıl Bir Blogcusunuz?

Özgür Anne blogunda yazmış. Okudukça 'ben de ben deee' diyesim geldi. İşte benim gözümden Ben Kimim, Neden Yazıyorum: Soru: Nasıl Bir Blogcusunuz? Mimi...

Nasıl Başladım?

Çok önemli bir destekçinin yardımı hatta iteklemesi ile desek daha doğru olur. Sevgili Asorti Krep’in ‘yazzz, kızın da okur, benim zamanımda yoktu böyle şeyler’ demesi ile başladı herşey. Nil büyüdükçe karnımda, hisler yoğunlaştıkça yazma isteğim attı da arttı. İlk başlarda soğuktum, korku da vardı. Fazla plancı bir insanımdır. Fazla realist, fazla kontrollü. Üzülmekten, kırılmaktan korkarım. Ama zaman ilerledikçe, Nil’in doğumu yaklaşıp riskler azaldıkça yazmaktan korkmamaya kendim olmaya başladım.

Neden Yazıyorum?

Yazmak benim için bir tutku. Blog yazmasam, kendi bilgisayarımda bir şeyler yazarım. Sevdiğim özel insanlara, dostlarıma yaşadıklarımı tıpkı bu bloga yazdığım zaman kimi zaman uzun, upuzun komik mailer ile anlatırım.

Konuşurken ağzımdan çıkanı kulağım duymaz ama yazarken daha rahat ifade ederim kendimi, duygularımı. Çok fazla tartmam, irdelemem ama cümleler daha düzgün, hisler daha net olur cümlelerimde.

Nil’in yaşadıklarımı okuması benim için o kadar önemli ki, büyüdüğünde bakacak belki de.Gelişiminin birebir kaydı bu blogta yaşananlar.

Blog dostları! Hiç unutmuyorum doğuma girmeme saatler var. Özgür anneye mail attım. Korkuyorum diye:) aramızda 17 gün var. Bana destek dolu bir mail geldi. Sabah içim rahat gittim doğuma.

Özgür’ün kızı Eloş ne zaman doğacak, meraktan öldük bir ara. Sonra diğer arkadaşların doğum haberlerini merakla bekler olduk. Önce Huysuzu okuyordum merakla. Sonra Yeşim’in hamileliğini okumaya başladım ki daha mini minicikti Miniğim. Sonra bir yorum yazdım, korkularımda endişelerimde yalnız olmadığımı gördüm.

Kuzunun annesi ile tanıştık:) O kadar keyifli saatler geçirdik ki anlatamam. Çok eğlendik. Ah bir de kızlar biraz büyüse öyle buluşsak:)

Sadece kızımın değil, blog dostlarımın bebeklerinin gelişimi de izliyorum. Onlar mutlu oldukça ben de mutlu oluyorum. Bir sıkıntı yaşadıklarında ben de üzülüyorum. Blog dostlarımın bebekleri, kızımın görmediği arkadaşları.

Doğum gerçekten inanılmaz bir olay ama bir o kadar zor. Öncesi, sonrası, yaşananlar, çatışmalar, kimse anlamaz halleri. Ama anlayan çıkıyor inanın. Benim burada yazdıklarımı diğer annelerde yaşamış ya da yaşıyor. Destek okuyoruz birbirimize. Yanımdaki arkadaşlarım anlamasalarda buradaki dostlar biliyor,hissediyor. Belki de aynı kitapları okumamızın, aynı tarz düşünmemizin etkisi var bilemiyorum.

Tecrübeleri paylaşıyoruz bu satırlarda, birimizin yazdığı diğerimizin kulağına küpe oluyor. Blog dostlarım var,gerçek dostlarımdan ayırt etmediğim :)


Yazmaya Zamanım Var Mı?

Hem var hem yok

Diyorum ya, yazmak benim için bir tutku. Buraya yazmasam mail atarım, yine yazarım. Nil uyurken, sabahın köründe, gecenin bir vakti.

Kimi zaman sorularım oluyor ve onların cevabı yine bu blog sayfalarında saklı oluyor. Blog dostlarıma sayfamdan soruveriyorum soruları. Yaşanan tecrübelerle yeni yeni şeyler öğreniyorum tüm yorumlardan.

Ne kadar yoğunsam, o kadar yazacak şey çıkıyor. Önemli anları not etmeyi seviyorum. O yoğunlukta burayı güncellemek en büyük keyif….

İddalı mıyım?

Annelik bilmediğim bir yol. Yeni bir hayat var ortada ve bu hayatta yaşadıklarımız.Acemi annenin günlüğü de olabilirdi bu blog. Öğrenmeye çalışıyorum. Daha neler neler görücez diyorum. Arada yazıklarımı okuyorum. Duygu çatışmalarımı falan. Kendim için yazıyorum, TJ için ama en çok Nil için....

Ayrıca çok ama çok yakın bir iki dostum var. Onlara mail yazmaktan kurtuluyorum.

İddasızım desek daha doğru. Ölçmeden, biçmeden içimden geldiği gibi yazıyorum ve böyle olduğu için severek yazıyorum. Mutluyum.

Neden tastoli?

Taste of Life ‘ın kısaltılmışı tastoli. Seviyorum tastoli adını.

Neden blog okuyorum?

BBG evine benzetiyorum blogları. Yazmazlarsa merak ediyorum. Kendi arkadaşlarıma verdiğim değer kadar değer veriyorum yakından tanımaya başladığım bloglara.

Herkes kendi bakış açısını yansıtıyor. Seviyorum doğallığı. Diyorum ya bazen ‘bu bizim başımıza böyle geldi. Miniğim böyle yaptı.’ Belki de başkasının bebeği öyle davranmayacak.Tecrübelerimizi paylaşıyoruz bloglarımızda ve ÇOK AMA ÇOK FAYDALANIYORUM,ÖĞRENİYORUM

Sevgili Özgür Anne va Kitubi'ye teşekkürler...:)

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Minik ile ilk (akşam) dışarı çıkma MaCeRaMıZ....

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var dostlar. Okuyacaklarınız sizi korkutmasın.

İlk kez bir cuma akşamı dışarı çıkma düşüncesi bile beni-bizi- mutlu etmeye yetmişti. Ailecek yani. TJ, Nil,Kardeşim M. ve ben. Aylar sonra bir cuma akşamı ilk kez dışarda yemek yiyecek,sohbet edecek ve azıcık içecektik. TJ araba kullanacağı için içmemeye gönüllü bile olmuştu. Arabayı kimin kullanacağı üzerine çeşitli espiriler yapılmış, oybirliği ile Nil'in kullanmasına karar bile vermiştik:) :) :)

3 gün önceden Ankara'nın en nefis mezelerine sahip balık restaurantına rezervasyon yaptırdım.
Dedim ki 'bebekle geliyoruz, güzel bir masa isteriz'

Cuma günü Nil'i banyo rutini sonrası uyutup dalmasını bekledik. Kardeşim M. ile TJ'i almaya gittik. Daha evden çıkmadan, Miniğim'i pusete koyarken başladı gecenin nasıl geçeceğine dair sinyaller. Gözler açıldı,cin gibi bakışlar. Arabada uyur ne de olsa dedik.Arabadan TJ'in ofisine kadar uzun yol boyunca yine uyumadı Melek bebeğim. Neyse vardık restauranta, varır varmaz geldi mezeler,içcecekler.Özlemişiz. Sonra birden Nil bir ağlamaya başladı dostlar, ben böyle ağlama görmedim. Susturamıyoruz. Ben aldım, tatilde yaptığımız gibi azıcık mama hazırladım, yok yemiyor. Evet aslında o da haklı, gürültülü bir ortam. Şansımıza dışarda fırtına kopuyor. Herşey dışarda geçireceğimiz ilk gecenin mutlu sonla bitmesine karşı adeta....

Sonuca gelmem en doğrusu belki de... TJ, M ve ben asla aynı anda masada bulunmadık. Ne yediğimizden ne içtiğimizden birşey anladık. Doymadan,doyamadan aniden hesabı ödememiz ile gecemiz son buldu.

Giderken güle oynaya gittik ama eve dönüşte hepimiz yorgunluktan bayılmak üzereydik.
Miniğimiz mahvetti bizi birkaç saatte. Aslında o da haklı. Benim de hatam var bunda. İlk akşam dışarı çıkma maceramızda belki de eve yakın, sakin bir yer tercih etmeliydim ama öyle bir yer bulmak o kadar zor ki... Üstelik normal saatinde uyudu Miniğim, daldı uykuya, tıpkı tatilde yaptığım gibi. Pusete koyunca uyanmaması ya da arabada uykuya dalması gerekirken...

Ama en çok onun rahatsız olması, mutsuz olması üzdü bizi. Düzenine çok düşkün benim Minik. Rutin denilen olay gerçekten önemli. Bir sonraki adımı bilmek istiyor doğal olarak. Daha önce tatilde de hep adım adım alıştı bazı şeylere...

Dün gece için üzgünüm Miniğim...
Annen bundan sonra daha dikkatli olacak...
Seni çok seviyoruz....

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Mim'den Mimi :)


Özgür Anne Mimlemiş,
Sorular super keyifli:)
İşte cevaplar:

1-kullandığım parfümler

Burberry classic
Mania
Kenzo flower

2-kullandığım krem
Yazları pek krem kullanmıyorum ama Nil'e aldığım Mustela nemlendiriciyi çok beğendim:)

3-en son okuduğum 3 kitap:
Alışverişkolik ve evlilik:Sophie Kinsella
Pasaklı Tanrıça:Sophie Kinsella
Masumiyet müzesi-yeni başladım-

4-son aldığım 3 ürün:
Miniğime meyve-sebze filesi
Kocalar okulu-Wendy Holden :)
Kardeşim M. ile aldığım resimde de görmüş olduğunuz Mimi adını alan Miniğimin yeni oyuncağı-

5-seyrettiğim 3 dizi:
Grey's Anatomy
Gossip Girl
Melekler Korusun
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...