27 Mart 2012 Salı

Telesekreter...

Geçen çarşamba akşamı Betül aradı. 'Özlem, evden aradım ama Nil açtı telefonu, bende cebini aradım, o da cevap vermedi' dedi.

-Haydaaaa....

Çarşamba akşamları Nil'i kütüphanede kitap okuma saatine götürüyoruz. 6.30-7.30 arası pijamalarını giymiş 3-6 yaş arasıçocuklar geliyor. Her hafta belirli bir konu ile ilgili kitap okumaca ve arada dans, dans ,dans. Bilmem söylememe gerek var mı, Nil dans dans dans ile ilgileniyor.

Neyse,
sonuç; Niloş nasıl becerdiyse telesekretere sesini kaydetmiş. Farkettiğim ama olmasına ihtimal vermediğim birşeydi, olmuş.:)

Mesaj mı?

Hi, ben Nil,........ good bye

Gerçekten de sanki telefonu Nil açmış gibi. Tabii ben bu mesaja bayıldığım için telesekreterdeki ses kaydını silmedik.

Ayrıca burada ciddi bir telemarketing var.Arayan arayana, bunaltan bunaltana. Caydırıcı da yani. Ararsa haberdar olmak istediğim 2-3 aileyi durumdan haberdar ettik, oldu bitti.

Mesajı kaydedebilirsem blogumda da paylaşmak isterim:)

26 Mart 2012 Pazartesi

Postacı geldi....

Iste Gap den gelen mayomuz, geçen salı geldi ama ancak pazar günü giydirebildim.
Nil, bezli olduğu için tam oldu.İyi ki 3 yaş almışım. İçime sindi. Haftaya pazar 1 Nisan, anne/baba lı ilk yüzme dersine gideceğiz. Bakalım bizi orada neler bekliyor...




20 Mart 2012 Salı

Aklı bir karış havada Annenin Maceraları Vol 1.

Henüz dağ havası fotolarını yükleyemedim. Öğleden sonra  benim gurbet ellerde kendimi en yakın hissettiğim A. ve oğlu nam-ı değer Nil'in ağbisi ziyaretimize gelecekler.

Sabah karga mokunu yapmadan- saat 6.55 civarı- Sibel'in kahvesinde geçen haftada  yaptığım kepekli poğaça hamurunu yapmaya başladım. Saat 9 gibi nevzine adında bir kayseri tatlısı fırına atıldı. Bir de yulaflı kurabiye yapayım, Nil ne zamandır istiyor dememle herşeyi hop Kitchenaid in karıştırma kabına atıverdim.

Neyse fırına attım. Ama bir gariplik var, birşeyi unuttum ama ne? Tarife de baktım bir kaç kez.

Az önce fırına bir bakmamla şok oldum.

Özlem kulu sen kurabiyeye un koymayı unutan tek insansın.

Neyse yarısından azı çöpü boyladı ama elimizde daha bir miktar daha karışım var. Hemen koymayı unuttuğum un atıldı, karıştırıldı hop fırına.

5 dakika geçti, ben unutmadan taze taze 'ne kadar akıllı' olduğumu yazayım dedim ama fırına bakmam lazım, yanmasın kukiler derken, hah Özlem fırını açmayı unutmuş....Neyseki fırın sıcak.

İşte karşınızda Kanada'da ilkel bir fırından yeni çıkmış kurabiye fotosu....

Aferin bana....

Kaza Geliyorum Demez...

Uzun zamandir yaşadığımız yere bir saat uzaklıktaki kayak merkezine gitmek istiyorduk.En sonunda son dakika kararı ile bu cumartesi öğleden sonra gittik.

Cumartesi sabahı gözünü açar açmaz dışarı bakan NiL, yağan karı görünce gözlerine inanamadı. Hoş biz yola çıkarken, yağan karın yerini güneş almıştı ama NiL'in o heyecanı görülmeye değerdi.

Bu kez yol beni çok yordu. Belki tok karnına olmamında etkisi vardır bilmiyorum ama perişan oldum.

Kayak merkezine vardığımızda deli gibi kar vardı ve soğuğa rağmen hepimizin yüzü gülüyordu.

Teleferikle kafelerin olduğu yere çıkmamızla Nil 'kardan adam yapalım' demeye başladı. TJ hazır kardanadam bulup Nil e göstermeye karar verdi. Ama bul bulabilirsen. En sonunda teleferikle üzerinden geçtiğimiz kardan adama ulaşmaya karar verdildi. Bu arada sıcak çikolatalar ve kekler mideye indirildi.

 Yoğun tipi ile karşılaşınca kardan adama ulaşmak zor oldu ama NiL bu kadar istekli olmasa o tipide o kadar yolu zor yürürdük.

Tepelerden kayarak inmek Nil'in hoşuna çok gitti.

Ve dönüş yolu, hepimiz yorgun ama mutlu. Nil arabaya biner binmez sızdı. Biz ise sohbet ede ede ilerlemekteyiz. TJ arabayı çok yavaş kullanmasına rağmen araba zigzaglar çekmeye başlamasın mı? Diğer şeride geçmemizle çığlık atmaya başladığımı hatırlıyorum.   Araba U dönerek kendi şeridimizde ters istikamete döndük. Araba da kar kütlesine vurdu da öyle durdu.

Ama ne heyecan, TJ arabayı kontrol etmeye çalışıyor ama yok. Neyse ki karşı şeritte araba yoktu. Allah resmen yüzümüze baktı.

En kötüsü de, kontrolün sende olmaması. Ucuz atlattık. Cumartesi akşamı kendime gelemedim.

Kaza geliyorum demezmiş gerçekten.

PS: Nil bu esnada uyuklamaktaydı ve ne zaman ben ciddi çığlık attım o zaman gözünü açtı ama ben bu detayları hatırlamıyorum.

Not: Fotoları cep telefonundan yüklemek daha kolay. Yarın uyanır uyanmaz ilk iş:)

16 Mart 2012 Cuma

Her arugulanın eti yenmez * Her Rokanın eti yenmez

Dün akşam somon yapmaya karar verince Haydi dedim TJ'e, gelirken roka al keyif yapalım, raki da var evde.'

TJ, superstora-real gibi bir supermarket- uğrayıp gelmiş. Kutunun üzerinde 'Wasabi Arugula' yazıyor. Yıkanmış, kurutulmuş, al sofraya koy. Salata kasesine koyarken yaprakları çok sert geldi, önemsemedim. Bir kaç hafta önce ilk rokamı yemiştim, ingilizce meali baby arugula, e kutuya bakıyorum, bu da arugula, bu biraz kart herhalde :) diye düşündüm. Ama roka kelimesi ağzımın sulanmasına yetti, ben balık severim ama rokayı ve mezeyi daha çok severim.Az biraz karides, somon yerim, karnımı roka salatası ile doyururum. Kalanı da ertesi gün yerim o kadar rokaseverim.

Sonuç: Her arugula, arugula çıkmaz. Bizim roka niyetine salata yaptığımız arugula çıka çıka tere çıkmasın mı?

Demek ki neymiş her arugulanın eti yenmezmiş...

Rokasiz bir raki balik keyfi de olmazmiş.....

14 Mart 2012 Çarşamba

Bayıldım, Ismarladım, Bekliyorum...

Yaşıyorum! Daha iyiceyim ama iyi üşütmüşüm....Pizza yalan oldu, etler buzluğa kaldırıldı ama diğer yapılacaklar yapıldı.

Bu ülkede online alışveriş müptelası olup çıkmam yakındır. İstediğim gibi kıyafet bulamıyorum, dertliyim. Hele bu yıl herşey mi çizgili olur. Olamaz, çizgili şişman pardon toplu gösterir.

Neyse, Nil içinde online alışverişe başladım. Gap zaman zaman online indirim yapıyor. Bu mayoyu da %30 indirimde kaptım.

40 yıl düşünsem mart ayında mayo alışverişi yapmak aklıma gelmez. NiL 1 Nisan da yüzmeye başlayacak. Umarım sever ve gitmek ister. Anne-baba ile beraber olanına yazdırdık bizim kızı, sorun çıkmasın diye.

Öyle olunca, Nil'den daha heyecanlı Özlem mayo bakmaya başladı.
Ve resimdeki mayoyu gördüm, ilk görüşte aşk.

Tek sorun, mayo ücretsiz gönderildiği için martın son haftasında elimize geçecek.

Olsun,

Bayıldım
Ismarladım
Bekliyorum...

ps: Bakalım NiL beğenecek mi?

12 Mart 2012 Pazartesi

Battaniye altında sessizlik- İçdöküş


Battaniye altında çay keyfi modunda hasta, yorgun Özlem'den GÜNAYDIN....

 Normalde siyah çay içmem, bitki çayı severim. Ama illa ki içinde karanfil, tarçın olacak. Bu da benim lohusa şekeri ile tatlandırdığım karışık bitki çayı. Adı white christmas tea. Hasta olmasam portakal ya da üzüm suyu ile geçiştirirdim kesin....

Keşke günüm fotoğraftaki kadar sakin geçecek olsa demek isterdim ama henüz pazartesi sabahı.Kanada'da dün itibariyle saatler 1 saat ileri alındı.
Şu anda saat sabah 9. Geçen hafta vapılamayan işlere bugün başlanacak, çamaşır odası aldı başını gitti. Yatak odasında yerde yıkanmayı bekleyen çamaşırları mı anlatsam, henüz ilacını içirememiş olduğum ve istediğim gibi kaka yapmamış olan NiL'imi?

Sonraaa, daha akşama pizza yapılacak, iki çeşit. Rost beefli ve bifteksalamlı.Geçenhafta alınmış salamlar ziyan olmadan mideye indirilecek.

Ve Nil, şu anda tam tepemde!

Ben mi?

Battaniye altında sessizce uyuklamak isteyen Özlem....

Bir sabah iç döküşünü okudunuz...

YiNE de, HAYAT GÜZEL....

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...