12 Mart 2009 Perşembe

Anneliğe Dair Asortik Krep'ten Mektup Var...

Bu blogu 'O' olmasa açarmıydım bilmiyorum. 'Unutmamak için yaz, Çağıl bebek iken olsaydı böyle bir imkan, hiç düşünmezdim.' dedi de dedi:). İlginçtir en yakın dostum bu blog oldu. En yakınımdakiler bile anlamazken beni blog dostlarım anladı
-anlıyor:)-.

Geçenlerde sevgili Asortiğe dedim ki 'Dönüş vakti yaklaştı çok korkuyorum! Bana mail atarmısın?'Maili okuduğumda ağlamamak için kendimi zor tuttum.

Bugün Nil uyudu, derin bir nefes aldım. Herşey güzel olacak dedim ve Asortiğin o nefis mailini okudum. Onun da izni ile -beni motive ettiği gibi yeni anneleri de eder düşüncesi ile-sizlerle paylaşmak istedim.

***
Sevgili Özlem,

sanıyorum tek başına kaldığında Nil ile başa çıkamayacağı ve onu anlayamayacağını düşünüyorsun..Oysa anneliğin en güzel yanları şimdi başlayacak.Artık onu annenle bile paylaşmayacaksın.O tamamen sana ait olacak. Bunu tattığında ki bu sefer ayrılmaya başlayacağın zamanlar sana zor gelecek.En ufak bir sesinden ne istediğini bileceksin, her gün ve her dakika değiştiğini izleyeceksin.Bu günler için tavsiyem,işi gücü bırakıp onu izlemen.Bir daha bu günlerin dönüşü yok ve o her gün büyüdükçe onun bu günlerini özleyip ,mis kokusunu bol bol içine çekip, sessizliğini arayacaksın..
(Fotoğraf makinanı ve varsa kameranı hep açık tut arkadaşım..)

Oysa bir çocuğun en güzel çağları bir bebekliği , iki 4- 5 yaş arasıdır.Bebekliğini unutamayışın sebebi onun çok küçük ve derdini anlatamayacak kadar sana bağımlı olmasından ve her bakışında bu benim duygusundandır. İkinci evresi de 4-5 yaş çağlarıdır ki o zamanda sana sorduğu soruların karşılığını verebilecek ve çocuk yüzü artık oturacak yaşa geldiğinden o yüzde dünyaya karşı oluşan bütün soruları noktası virgülüne kadar suratındaki mimiklerden okuyacak olmandır.

Hem kız olması sebebiyle daha 2.5 yaşından itibaren kıyafetleri konusunda takışacaksınız,hatırlatayım :)

Annelik kadar güzel bir duygu yok, bu bazen eş durumlarının bile önüne geçebilir ama hazırlıklı ol çünkü kızın ne yaparsa yapsın her gün daha çoğalan bir bağlılıkla artık ona bağımlısın..İnsan bunu ilk günlerde anlayamayabiliyor ve unutma ki eşin ve sen ancak çocuğunuzun başında sağ salim ve mutlu olduğunuzda onun hayat üçgeni tamamlanmış oluyor.Bu yüzden eşine ve kızına hayat boyu aynı yaklaşımlarda bulunacağını gözönüne al ve hayatını ona göre kurgula.. Her ikisinin de sana ihtiyacı var. Evin temeli anne ve sen mücadeleyi bıraktığın an o temel sarsılabilir.

Ben senin iyi bir anne olacağını düşündüğümden inan yalnız kalacağın günler hakkında hiç endişelenmiyorum. Zaten telefonum elinin altında sıkıştığında ara ya da her şey için annenden yine yardım alabilirsin..Birde sana "anneler grubu " diye bir zamanlar bizim de üyesi olduğumuz internet sitelerinden birine üye olmanı öneriyorum.Zaman değiştiğinden ancak internetten bire bir takip edebilirsin bazı şeyleri.

Sana kolay gelsin.Çok zevkli ama bir o kadar da yorucu bir döneme adım atıyorsun.Keyfini çıkararak ve tadına vararak geçirmeye çalış.Zor zamanların olacaktır ama emin ol güzelliklerinin yanında bunlar hiç bir şey.

BLOG YAZISI GİBİ OLDU BAK SANA ÖZEL BİR ANNELİK YAZISI :))

Nil' i ve seni öpüyorum..Sevgilerimle..

***
Bu mektup en kısa sürede print edilip aynanın bir köşesine konulacak. Her umutsuzluğa kapıldığımda okunacak.

Teşekkürler Asortik:) Maili okuduğumda kendimi inanılmaz özel hissettim. Tekrar Teşekkürler...

Macera başladı!/Bebekle uçak yolculuğu

Evet evet macera başladı!
Saat sabah 6 gibi Ankara uçağına binmek üzere Nil ile havaalanındayız. 'Dede' de bizimle geliyor yani yanlız değiliz. Minik Nil havalanına giderken yol boyunca uyudu. Havaalanında yaygarayı bastı. Hazırladığımız mama apar topar verildi. Küçüğüm derin bir nefes aldı. Bu arada ana kucağına binmemekte direnen kız uslu uslu oturdu. Büyüyormuyuz ne?
Uçak havalanırken Sevgili Gezicini'nin de tavsiyesi ile emzik verildi. Sonrası Nil 45 dakika boyunca uslu uslu uyudu. Tam inecekken yine ağlama krizi.Sıcak su isteme ve Miniğe mama verme başarı ile tamamlandı. Uçaktan en son inenler tabii ki bizdik. Ama iner inmez bizimki öyle bir kustu ki. Hem kendini yaktı hem de beni:)

Sonra arabada yine-ana kucağında- uyudu.
Eve gelince tekrar mama seansı ve baba tarafından gaz çıkarma...
Sonra uyumamakta direnme ve en sonunda onu uyutacam diye direnen annenin yani benim uyumam ve gözümü açtığımda Nil'in de kendini derin rüyalara bırakması.

Tabii ben 3 kez mama- 2 kez alt değiştirme seansını ve bu arada gaz çıkarmaya çalışırken anne-babanın ve kendinin-3 kez üst değiştirdik saat şu anda 16- üstüne kusma ile çıkan çamaşırlarla,ayağımızın tozu ile bir makine çamaşır yıkamayı saymıyorum.

Evet ne demiştim?
Yeni Bir Hayata Başlarken...
ASıl maceraya hoşgeldik!

Bakalım gecemiz nasıl geçecek?

10 Mart 2009 Salı

Ver Elini Ankara...

İnanamıyorum!
Bugün son gün! Buraya geleli 1 ayı geçti. Uzun zamandır bu kadar uzun kalmamıştım 'anne evinde'...

Neler değişti?
Nil büyüdü!
Geldiğimizde Nil 15 günlüktü ve ben kıyafetlerini bile -Miniğime bir şey olur- korkusu ile giydiremiyordum. Artık kıyafetlerimizi rahat rahat değiştirebiliyoruz.

Alt açma- evet değiştiriyordum ama bu kadar rahat değil- Bu arada bez olarak Huggies çocuk bezi -bence- Primadan çok daha iyi.

Nil'i yıkayabiliyorum -tek başıma değil- ama birinin yardımı ile. Tek başıma da file üzerinde yıkayabilirim:)

Ankara'da ilk günler zor olacak. Bundan eminim. Ama korkunun ecele faydası yok misali benimde bunlardan kaçma lüksüm yok.

Umarım Nil en azından geceleri uslu bir bebek olur.
Myliconu düzenli kullanmaya başladıktan sonra gaz sancımız gözle görülür bir şekilde azaldı. Ama yine de belli olmuyo:(

NoT: Dün anneye gülücükler saçıldı:)

Bakalım Ankara'da bizi neler bekliyor?....

8 Mart 2009 Pazar

Kirazın Sobesi:)

Kiraz'ım sobelemiş:)
Çocuğumuza başkalarının evindeki davranışları hakkında nasıl eğitim vermeli?

Ben bu konuda ne çok katı ne de çok gevşek olanları anlamıyorum. Aslında en sinir olduğum anne tipi, çocuğuna hiç bir şey demeyen ve müdehale etmeyendir.
Bir arkadaşımıza misafir olarak gitmiştik, 3 yaşlarındaki oğulları plastik değil METAL oyuncağı kafama fırlattı. O oyun sanıyordu ama annesinin hiç bir şey dememesi beni rahatsız etmiş olacak ki, aniden aklıma bu olay geldi.

Ordan çıktığımızda TJ ile biz olsak ne yapardık diye konuştuğumuzu hatırlıyorum. Misafir rahatsız olmuş ve bunu hissettirmiş ise -ki hissettirdik gayet yumuşak bir şekilde- 'Kimyona' :) 'Kimyon bak uf olur abla teyze' falan der, o hareketin yanlış olduğunu hissetirirdim ki başkalarına da yapmasın.

-Bize göre-yanlış davranışların çocuğa sabırlı bir şekilde anlatılması taraftarıyım.

Çok katı anneleri de anlamıyorum ama ortasını bulmak ayrı bir meziyet onun da farkındayım.

Yeri geldiğinde otoriter yeri geldiğinde yumuşak ama hep SABIRLI ve İSTİKRARLI olmak lazım sanırım. İstikrarlı derken kastettiğim, bir harekete bir gün 'doğru' bir gün 'yanlış' dememek ve anne-babanın beraber uyumlu bir şekilde hareket etmesi.

Bence çocuk evde nasılsa dışarda da öyledir. Yumuşak ve sabırla 'Bebek-çocuktur- anlamaz!' dememeli ve bebeklikten itibaren konuşulmalı, anlatılmalı.

Tabi bir de her çocuğun- bebeğin- kendi kullanım kılavuzu var, biz ne desek boş ama yine de istemediğimiz hareketleri önlemek bizim elimizde:)Çocuk gelişimi,psikolojisi hakkında bolca okumalı, kendimizi geliştirmeliyiz.

Ben de fikirlerini çok merak ettiğim Gezicini , Mummy,Asortik Krep Hanım:) ve Huysuz ve Tatlısı'nı sobeliyorum:)

Geri Sayım Başladı!


Anne evine gelirken bu kadar uzun kalacağımı ben bile bilmiyordum.
Ama iyi geldi anne yanında olmak. En önemlisi Nil büyüdü!
Ama özledik herkesi. En başta T.J sonra kedimiz Yoda...

Hala sebepsiz çığlıklar atıyoruz.Gaz sancısından kıvrım kıvrım kıvranıyoruz.
Sabah 3ten sonra uyumayı sevmiyoruz....

Ankara biz geliyoruz:)

5 Mart 2009 Perşembe

Ankara yolları...

Haftaya bugün Ankaradayız. Zaman ne çabuk geçiyor! Minik 1.5 aylık oldu bile!

Başlarda zor ama sonrası keyifli olacak eminim...

Şu sıralar sebepsiz-ya da benim için sebepsiz mi demeliyim- ağlamalar üzüyor beni.

Karnımız tok, altımız kuru, max.20 dakika gaz çıkarma seansı ve gazımız çıkmış. Ama yok işte ağlıyoruz da ağlıyoruz! Muhtemelen sancılanıyo Minik ama onun sancısı geçene kadar ben de sancıdan ölüyorum..

Evet sayılı günler kaldı evimize dönmek için.

İşte asıl macera o zaman başlayacak!

2 Mart 2009 Pazartesi

40ımız da çıktı!

Cuma günü kırkımız çıktı. Dayımın eşi ve annem ve ben:) Nil'i bir güzel yıkadık.
40ımız çıktı ama hala gaz sancılarımız sürüyor. Mylicon adlı gaz ilacının iyi geldiğini söyleyebilirim. Ama yine de bazen ağlamaktan yorulmayan Miniğim Nil'i evde 3 kişi susturamıyoruz. Kaka yapamama ve yoğun gaz sancıları mahvediyor Nil'i.

Dün altını değiştirdikten 5 dakika sonra yine bir koku. Ben mi kokuyorum diye ev ahalisine sormaya başladım. Nil'in yanında temiz T-shirtle dolaşmak mümkün değil:).
Bir baktım bizim Minik kaka yapmış ama ne kaka-Maşallah:)- İstikamet doğru banyo. Sonrasında Johnson Bed time lotion eşliğinde kremlenme ve uyku. Daha önce bed time kremi Nil çok minik diye sürmemiştik, zeytintağı ya da bepanthene sürüyoruz genelde. Her banyo sonrası uykusu açılan Nil bu kez bir uyudu. Marifet kakada mı yoksa bed time lotionda mı bilemedim:)

40ımız çıkınca gece uykuları düzene girer diye umutla bekliyorum. Easy kaydımıza göre dün gece 11.45-3.40-5-7 şekinde uyandık. Sonrasında yine gaz sancısı eşliğinde ağlamalar, gaz çıkarma seansı sırasında kusma-annenin üstünü batırma- ve banyo:)

Macera devam ediyor!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...