10 Aralık 2009 Perşembe

Hayat biz onu planlarken başımızdan gelip geçenlerdir..

Yazsam mı yazmasam mı diye düşündükten sonra, içinde bulunduğum durumu blogumla paylaşmaya karar verdim. Dedim ki kendime 'Bu blogta ağladın, güldün sen, kimse seni anlamazken bu blogu okuyanlar anladı seni...'

Hadi bakalım, dök içini.....

Pazartesi gününden beri zor günler geçiriyoruz. Nil pazartesi sabah -yine diş vakası- erkenden uyanınca, gün şafakla başladı bizim evde. Sıpa'nın 8.30 gibi uykusu geldi. Ben de normalde uyumam sabahları ama fırsat bu fırsat hop dedim yatağa...

Göğüsümde bir sertlik ve şişliği işte ilk o zaman farkettim.Annem bu konularda -her anne gibi-hassastır, direk TJ'e telefon. Oradan mı randevu alsak, buradan mı derken Mesa Hastanesinde Dr.Hatim Yahya Uslu'dan randevu. Salı sabah doktora gidiş, ultrason çok dolu hemen alamayız. Bebek var vs diyince, çarşamba günü ultrason. Ultrason sonucu 5 gibi çıktı, doktorum 'kökü belli olmayan, vücut dokusuna uymayan kist var' dedi. İstikamet doğru Mesa. Biran önce alalım dedikten sonra, en iyi zamanın haftaya çarşamba olacağına karar verdik.

Anneme telefon, salı günü burada. Doktor 'lokal yapıcam, gir-çık 2 en fazla 3 saat, eve gidince bebeğinle ilgilenebilirsin' dedi.

Bugün tüm gün TJ'le başka doktora gitsek mi konuşması yaptık. Bence her doktor bu dokuyu almak isteyecek, beni de çok rahatsız ediyor, şişlik,sancı ve kaşıntı...

Çok yakın bir dostumuzun eşi patoloji uzmanı, akşam da onunla konuşacağız...

Sinirler feci bozuk. Ya kötü birşey çıkarsa.....

Canım arkadaşım , Kiraz'ım, desteğin için teşekkürler.....

4 Aralık 2009 Cuma

Anneliğe dair...


Bazen öyle anlar yaşıyoruz ki Nil-TJ ve ben. O anları beynime ve kalbime kazımak istiyorum.

Bebekler bizi değiştiriyor. Bazen kendimi tanıyamıyorum. Daha sabırlı, daha anlayışlı bir birey oldum ben. Ama bu anlayış ve sabır sadece Nil'e ve arada TJ'e....

Bulaşık makinasındaki çatal-bıçak gözünü boşaltmaktan nefret eden ben, Nil çatal-bıçak seslerini seviyor diye, bu işi TJ'e bırakmaz oldum. Neden? Kızım mutlu oluyor, o çıkan seslere gülüyor....

Ağladığında yaptığım-ız- komikliklere- TJ ve benim deyimimle şaklabanlıklara -şebekliklere gülüyor. Daha bir keyifle tekrarlıyoruz...

Bugün Ayşe Arman'nın bir röportajını okudum, diyor ki ' Kızımın güneşi ben olmak istedim...'

Gülümsedim ve cevap verdim:)
'Ben de , ben de!!!!!...'

3 Aralık 2009 Perşembe

Geçmişe yolculuk MİMİ :)

Mim- Çocukluk...

Birinci Tekir Şahıs, tatlı Ada'nın annesi mimledi :)



1. Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka, ki, akışı bozmayalım...

İşte burada


2. Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem... Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu... (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)


En yakın dostum babamdı. Mesela sınavım mı var. Erken yatıp erken kalkan bir çocuktum. Hala öyleyim :). Saat 4-5 e kurulur, bir de babamın saati kurulur. Kalkarız, sözde ben ona tekrar yaptırırım. O da benimle masada oturur ya da koltukta uyur, ben de sınava son tekrarımı yapardım.


Orta okulda değişik bir dünya ile tanıştım. Kitapların dünyası ile. Yazlıkta kendi yaşıtlarımla dışarıda oynamak yerine kitap okudum. Jane Eyre, Küçük Kadınlar, Balzac, Tolstoy ile hep o dönemde tanıştım. O yaz babamın tüm maaşı benim kitaplara gitti. Şu anda biyografi sever isem ve ben de tüm paramı kitaplara, kırtasiye malzemelerine yatırma potansiyeline sahip isem bunu o yaza ve babama borçluyum...


3. Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?

Yakantop,istop, evcilik, kendi uydurduğum oyunlar da olurdu.



4. Sokakta oynar mıydınız?

Anneannemin bahçeli bir evi vardı. Sokaktaki komşuların torunları yaşıtlarım, sınıf arkadaşlarımdı. Genelde bizim bahçeden çıkmazdık...


5. Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay...

Babam sayesinde matematikten soğudum- ilkokulda beni matematik çalıştırma çabası sonunda- ve ilkokuldan sonra hayatımda dil, edebiyat,kimya oldu ama matematik sadece sınıf geçmek için bir araç oldu, bu babamla ders çalışmamı engellemedi sadece bir daha matematik çalışmadık.

Bir de annemle ilişkimiz hiç bir zaman -evleninceye kadar belki de- çok harika olmadı. Aslında annem kötü polis babam iyi polisti. Kendi istedikleri için böyle olmadı belki de ama keşke iyi polis-kötü polis olmasalardı:)


6. Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay...

1 yıl *yaş 15* exchange öğrenci olarak Amerika'da yaşadım. Bana sadece ingilizce olarak dönmedi, çok şey kattı...

Öğretmenlerimle hep çok yakın dost oldum, onlardan çok şey öğrendim. Hala en yakın dostum bir öğretmenim :)

7. Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı...

Zor soru, derinlerde çok şey vardır kesin. Nil ile ilişkimin, benim annemle paylaştıklarımdan çok daha farklı olması dileğim.

Hiç bir zaman beni sıkan ebeveynlerim olmadı, herşey çok serbest idi ama herşeyi bilirlerdi, bize hissettirmezlerdi. Mutlu olduğun yerde yaşa, mutlu olduğun ya da sana iyi gelen insanlarla görüş, hayata dair bir duruşun olsun sözleri ile büyüdüm. İnatçıydım, iyi bir özellik olmasada hala öyleyim. Seni herkes sevmek zorunda değil, az ama öz dostun olsun ve çocukların ne yaparsa, ne isterse istesin, mantıklı olduğu sürece onların arkasında ol sözleri bana ailemden kalan en değerli fikirler.

Bu geçmişe yolculuk adını verdiğim Mim için önce bir teşekkür Özgür Anneye, sonra da beni Mimlediği için Sevgili Tekir'e...

Asortik-Krep
Huysuz ve Tatlısı
ve
Seyhan

Bir Mim de size gelsin:)

1 Aralık 2009 Salı

Bir bayram böyle geçti....

Bu bayramı Ankara'da geçirdik. Aile ziyaretleri, bol kahkahalı kahvaltılar.

Ama en önemlisi, en özeli canım dostum'un bebeği, Nil'in arkadaşı Minik Nehir'e ilk ziyaret...
Aklımız, kalbimiz Nehir'de....
Şansı bol olsun...

Evde büfenin kapak kulplarını TJ itinayla söktü:)
Aldığım kapak kilitleri bir işe yaramadığı gibi Nil'in yeni oyuncağı olunca biz de çareyi kulpları sökmekte bulduk.

Bolca ev keyfi, dinlenmece. Baba ile oynama:)

Kabloları kaldırmaca...

Yapılması gereken işler...

Yeni yıl kapıda, şimdi sırada Nil'in resimlerinin olduğu 2010 takvimi yapmaca...

Fotoğraf makinasında beni bekleyen resimleri düzenlemece,bolca araştırmaca....

28 Kasım 2009 Cumartesi

İlk etsy alışverişim



Sonunda ben de etsylendim:)Malum Amerika'da Black Friday, yani Şükran günü ertesi yapılan indirim günü. Bu nedenle etsy'de uluslararası posta ücretsiz. Ayrıca kampanyalarda var.

Siparişimi verdim. TJ'in erken doğum günü hediyesi:)

Bir de kolyeme uymasını ümit ettiğim küpeler var.

http://www.etsy.com/shop/tinahdee

Tina 2 ürün alana 3.sünü hediye ediyor.

Nasıl istediğimi anlattım:)

Sabırsızlıkla bekliyorum...

Teşekkürler Kociş:)

21 Kasım 2009 Cumartesi

The New Mom's Stress Survival Kit: 30 Survival Tips for the New Mother (Cards)

Doğumdan önce keşke bulup buluşturup edinseymişim :)



Fikir HA-Rİ-KA!

Hele şu uyku gözlüğü TAM BENLİK....:)



Bu da amazonda linki...
http://www.amazon.com/New-Moms-Stress-Survival-Kit/dp/0811851575

20 Kasım 2009 Cuma

Anne olmak....


Malum Nil 4 dönüyor. Salondaki yemek masasını köşeye çektim. Telefon kabloları da orada, kapatır o kısmı dedim. Ama bizimkinde çözüm çok, şimdi ne yapıyor? Emekleyerek masanın ve sandalyelerin arasından geçiyor, oturuyor masanın, sandalyelerin altında, başı sandalyelere değiyor, sonra da sıkılınca bağrıyor. Tüm bunlar 2 dakika içinde oluyor...

Dahası da var. Dün babamız işten erken geldi.Nil'i beraber banyoya soktuk. Sonrasında TJ giydirirken Miniği, sıpa atmış kendini komidinin ucuna,tam odaya gireken duyduğum ses 'Eyvah' dedirtti zaten....

Tam gözünün kenarı mı derken, yanağımızdaki damardan anlaşıldı nereye vurduğu. Neyseki anında müdahale ile, belli belirsiz bir morluk var şimdi yanağımızda.

Düşe kalka büyüyor bu Minikler, ama her düşüşte yüreğim ağzımda...

Annelik nedir diye sorardı arkadaşlar ilk anne olduğum zamanlarda. Komik gelirdi bu soru, aynı soruyu çarşamba günü doğum yapan canım dostuma sordum bende:) Garip bir duyguymuş dedi...

Daha önce yaşamadığım, anne olunca anlarsın sözünü gerçekten de anne olunca anlatan bir duygu. Hastalıklı bir duygu, bir gözün, bir kulağın açık uyumak. Canı yandığında, düştüğünde 'keşte benim canım yansa' dedirten bir duygu.

Garip bir duygu....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...