8 Haziran 2012 Cuma

Spor, tuvalet eğitimi...

Haziran ayı ile kendimi spora verdim. Geçen cuma Niloşu da alarak üye olduğum spor merkezine gittik. Merkez dediğime bakmayın, küçük ama tıkış tepiş değil, samimi bir salon. Fitness, yoga, meditasyon, dans, çeşit çeşit program var. İnsan hangisine gideceğini şaşırıyor....

Zumbayı, Belly fit i ve Restorative Yogayı denemiştim. Geçen cuma Soul Food Yoga adında bir derse katıldım, yanımda Nil ile. Nil oradaki oyun odasında oyun ablası ile oynadı. Anne içi rahat spora girdi. Ama anne yanlış programa girmiş, acemilik işte. Tüm kızlar inanılmaz esnek ve ileri seviyede. Bir beginner Özlem :). Ama eğitmen inanılmaz ilgilendi ve kendime inanamadığım hareketleri yaptım. Terledim, çooook yoruldum ama mutluydum. Kafamın bir köşesine 'dersin adına kanıp derse katılma' yazdım :). Çıkışta Niloş ile TJ i aldık. Haftasonu yine tatlı bir koşuşturmaca ile geçti. Pazartesi  akşamı ise,  mum ışığında Pilates ve Yoga dersine katıldım. Beklediğimden güzel geçti, cuma günü yaşanan tecrübeden sonra daha dikkatliydim ama verimli geçti diyebilirim. Salı bellyfit e gittik Nil ile. Nil oyun odasına, anne spora.Bir de boğazıma hakim olabilsem daha çok aşama kaydediceğim, orası kesin..:)

Bugün ise haftasonu yoğunluğu sardı bizim evi. Biraz sonra çorap avına çıkıyorum. Evde bir çift çorap bulmak mümkün değil, hepsi ayrı telden çalıyor.

Hava son 1 haftadır yağmurlu. Ama bugün yağmur vs demiycez atıcaz kendimizi dışarı. Akşama ise acılı bir hint yemeği yiycez arkadaşlarla. Sabırsızlıkla bekliyorum...

Dün Niloşun çocuk doktoru kontrolü vardı.Nil in doktoru inanılmaz iyi bir doktor. Onun sayesinde ve kendi çabamız ile aşama kaydettik. Ama ne yazık ki başka bir eyalete taşınacak. Üzülmedim desem yalan olur.

 Bu aralar tuvalet eğitimine göz kırpıyoruz, başlamak ve bitirmek istiyoruz. Acaba ilacı kesmelimiyiz soruma doktor hayır dedi. İlacı ekim hatta kasıma kadar kullanmaya devam. Tuvalet eğitimine başlarken ilacı kesersek ve Nil yine zor kaka yaparsa bu durumda başladığımız noktaya gelebileceğimizi, tüm emeklerin boşa gideceğinden bahsetti doktorumuz. Bir bina inşa ettik ve çatıya ulaşmak üzereyiz. Ve binanın yıkılmasını hiç birimiz istemeyiz.

İlacı içince, ne zaman yapacağı belli olmuyor, ani ve tazzikle kaka yapıyor Nil. Bu durumda külot giydirmemizi, pislik her halükarda olacağını ama en azından birazını tutacağını söyledi. Dışarı çıkarken ise duruma bağlı olarak bez ya da pull up ya da zamanla külot...

Hadi bana şans dileyin, uygun bir zamanda hafta başı-ortası gibi denemelere başlayacağız...

31 Mayıs 2012 Perşembe

Suçluluk Duygusu...

Dün kendimi bu şekilde yakaladım. Yakaladım diyorum çünkü özellikle geceleri kendimi tanıyamıyorum. Gerçi bu sahne gündüz çekildi. Kendime ders olsun diye hop cep telefonumdan 'olay mahali'nın fotoğrafını çektim.

Elmalı kurabiyeler konusunda içim kısmen rahat. Ununda arpa,çavdar ve çok az normal un karışımı var. İçerisinde elmalı karışımda şeker yok pekmez var, ceviz var ve bol elma var. Tek suç unsuru üzerindeki pudra şekeri, onuda bol miktarda kullandım.

Türkiyede hep pastaneden aldığım bu kurabiyeleri evde yapmak ne kolaymış. Benim kurabiyeler eğriş büğrüş oldular ama olsun, Niloş da severek yedi.

Nil hala zayıf bir çocuk. Yüksek lifli beslenmesi gerekiyor. Ekmek ve hamurişinden uzak durması gerekiyor. Onun dışında herşey serbest. Ama bizde hamurişine düşkünüz, dün kurabiye dediği anda bunları yaptık beraber.

Arkada da başka bir suç aleti Nutella.Zayıf noktam!

**

Dün Aylin ile dışarı çıktım ve ÇOK eğlendim. Bu ülkede kendimi kendim gibi hissettiğim belki de ailem dışında tek insan. Eve saat 9.30 da geldim. Nil beni beklerken uyuyakalmış, kapıyı açaraçmaz karşımda pusetine yatmış ve mışıl mışıl uyuyan kızımı gördüm.

PS: Suç anlarımı belki an ve an paylaşırsam belki utanırda yemek yemeyi keserim :)

ps: Dün gece geçirdiğim harika zaman sayesinde gece kalkıp elmalı tatlı bile yemedim.

:)
YAŞASINNNNN.....

ps: Şimdi kahvaltıda elmalı kurabiye yiyebilirim:)


30 Mayıs 2012 Çarşamba

Spor,Zumba, Balkon....

Tartının üzerine çıkmaya korktuğum bir dönemdeyim. Annem buradayken hiç yemediğim kadar yedim, bir o kadarda hareket ettim ama geceleri annemle tatlı krizi atıştırmaları vs derken, bu sabah acı gerçekle yüzyüze geldim.

Haftasonu kendim için birşey yaptım, spor salonuna yazıldım. Uzun zamandır -daha doğrusu ehliyetimi aldığım günden beri araştırıyordum. En sonunda istediğim spor salonunda indirim olunca, fırsat bu fırsat spora yazıldım.
Aslında daha önce gitmeyi düşündüğüm yerlerde vardı. Ama burada spor merkezlerinde çocuk bakıcısı oluyor, 5-6 dolar ödeyerek 1 saat çocuğunuzu oraya bırakabiliyorsunuz. İlk düşündüğüm yer Niloşu yüzmeye götürdüğümüz yerdi ancak çocuk bakımı sadece öğlene kadar vardı ve istediğim programlar kaldırılmıştı.
Yeni yazıldığım yerde bir gün önceden haber vererek çocuğunuzla ilgili bilgileri veriyorsunuz. Siz spora, çocuğunuz oynamaya...

Henüz Niloşumu bırakma fırsatı bulamadım çünkü pazar günü Nil ve TJ plaja gittiler, ben spora. Bellyfit Groove ve Restorative Yoga derslerine katıldım. Yoga dersinde inanılmaz gevşedim. Bellyfit ise çok eğlenceliydi. Sınıf kalabalık değildi, eğitmen samimiydi vs...

Dün ise yine TJ ve Nil parka, ben spora zıpladım. Bu kez merak ettiğim Zumba dersine kaltıldım. Aman Allahım o ne kalabalık sınıf öyle. Ama zumba oldukça eğlenceliymiş. Latin ritmiyle dans ettik, zıpladık, kalça kıvırdık. Hareketleri takip etmekte zorlandım ama kararlıyım gidicem, yine gidicem. Bu sınıf ile Bellyfit sınıfı arasında dağlar kadar fark vardı. Zumba sınıfında genelde lise, üniversite gençliği, Bellyfit sınıfında ise 25-30 hatta 40larında insanlar vardı.

Ve bu sabah tartıda acı gerçek ile yüzyüze geldim. Bundan sonra akşamları hatta geceleri tatlı yok. Sadece sabahları var o kadar.
Onun dışında hergün gidemesemde iki günde bir spor var. Bir de ne yediysem utanmadan yazıcam.

Bu arada spor salonunda çok enteresan programlar var. Mesela cuma günü soul food yoga var. Merakla bekliyorum....
***

Bu aralar balkonda vakit geçirmeyi çok seviyorum. Aylardır çıkmadığım balkonum, anneciğimin sihirli elinin değmesi ile benim için harika bir mekana dönüştü. Rokalarımı, güllerimi, kabaklarımı ve yılbaşı çamımı gidip gelip seviyorum... Annem gitmeden lalelerim ve yalancı nergislerimin üzerine toprak dökmüş ve kaldırmıştı, ama onlarda bana rengarenk saksılarıyla gülümsüyorlar.

Neyse konuyu dağıtmayalım, ne diyordum? Spora da yazıldım. Gidicem, zayıflıycam, fit olucam....Ve ve ve
Nutelladan uzak durucam. farmers marketten organik ballar aldık. Nutella yerine bir kaşık bal yiycem...
Hadi geçen seneki  zayıflamayı amaç edinmiş Özlem Nerede???????

28 Mayıs 2012 Pazartesi

Nil ce diyaloglar

Dün ilk kez kendime vakit ayırdım! Spora yazıldım. 2 saat göbek eritme-cok ihtiyacım var- ve meditasyona gittim. Akşam ayaklarımın ağrısından duramıyordum. Bu hafta 2 hatta 3 kez daha gitmeyi planlıyorum.

--

Unutmadan yazalım...

Annemler gitmeden bir gün önce... Bizimkiler valiz hazırlamaya çalışıyorlar.

Annem:-Kızgın bir şekilde- Aferin S.-babam- aferin!!!!!!!!!
Nil: Aferin S. Aferin. Alkışşş!!!!!!!!!!!!!!!!!  Alkışlama

Annem ve ben koptuk tabii :)

Niloşun kaka olaylarından dolayı mümkün oldukça ekmek ve hamurişinden uzak durması gerekiyor.
Marketten Croissan almışız ve hatta annem ile sucuklu kaşarlı tost yapmışız. Kalan paket masada.

Nil arkası dönük oturuyor. O sırada annem herzamanki gibi mutfakta yemek yapıyor. Açık mutfak bizim ave ve Nil e bakınca gördüğüm görüntü sanki annemi izliyormuş gibi. İçimden' hay Allah sesi çıkmıyor ama günahını alacaktım, anneannesiniz izliyormuş' diyorum.

3 saniye sonra annem yanıma geliyor. Sessiz bir şekilde Nil e bak diyor. Yaklaşıyorum.

Kafa arkaya dönük, gizli gizli croissan alıyor ve arkası dönük olarak diyor.

Ben: Nil ne yapıyorsun?
Nil: Bişey yok, bişey yokkkk.....

Ama ağız dolu:)

ps: bu yazı dizisi devam edecek...

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Mut-suz-luk....

Geçen haftalarda yaptığımız Vancouver gezimiz dolu dolu geçti. Pazartesi tatildi, o haftasonu da Vernonda nefis bir yerde piknik yaparak geçirdik.

Dolu doluydu günler. Tamam herzaman günlük gülistanlık değildi, 85 m2 evde 4 yetişkin ve bir Nil ile kolay değildi.

Ama onlar bu sakin eve neşe getirdi. Ses getirdi. Balkonu kullanmazdık, balkonum çiçek bahçesi oldu, annemin eli değdi. Ev dip köşe temizlendi, onlar gidince ben Nil ile rahat rahat ilgileneyim diye. Babam hiç çalışmadığı kadar çalıştı, herşeye koştu koşturdu, kimi zaman ben oturdum o ayaktaydı.

Evimizde her sabah demlikte çay ve türk kahvesi pişti.

Balkona çıktığımda üşümeyeyim diye annem hırka getirdi, bunu günde çok kez yaptı.

Ve şimdi
ev bomboş....

Bu birkaç gün zor geçecek....

10 Mayıs 2012 Perşembe

Bekle bizi Vancouver....

Cuma sabah Vancouver a  gidiyoruz. Yarın gidilecek yerlerin ciddi ciddi organizasyonuyla ilgilenme ve Niloşa yolda atıştırılacak mamalar hazırlamak ile geçecek. Arabayı yıkatma, dışarıda yapılacak işleri saymıyorum:)

Annemler geldi geleli günler dolu dolu geçiyor, Nil, akşamları o kadar koşuşturmacadan, yorgunluktan hemen sızıyor. Hepimiz sızıyoruz...:)

2 gece 3 gün kalıcaz Vancouverda. Bu kez benim bayıldığım Kuzey Vancouver'da bir otel ayarladık :)

Bekle bizi Vancouver,
az kaldı :)

ps: Cep telefonum koltuğun içinden çıktı. Aferin bana!!!

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Cep telefonumu Kaybettim. Vol II

Evet 2 saattir durmadan aradığım telefonum hala kayıp. Sabah aramaları saymıyorum.
Koltukların içine-sabahın köründe oturdugum tek koltuk vardı, bakıldı. Isıklar söndürüldü, sessizlik ilan edildi, bakıldı bakıldı.
Buzdolabı, yatak odası arandı. Niloşun oyuncakları toplandı bakıldı bakıldı.
Çantam-cantalar, cepler, dolaplar, balkon, saksının içi bakıldı.
Hala yok.
Biraz önce google a Cep telefonumu evin içinde kaybettim yazdım. Benim gibi bir kaç akıllı daha varmış....En azından bu evrende yalnız değilmişim. Yeayyyy.......

Yoruldum, cep telefonunu arama aktivitesi ruhumu yordu,
Yarın dip köşe temizlik var, umarım buluruz....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...