14 Nisan 2016 Perşembe

4 ay 3 hafta 3 gun

Yasiyoruz, hem de fazlasiyla yogun. Gunlerimiz sabahlari dortbucuk-6 arasi basliyor. TJ o saatlerde gorevi devraliyor ve ben soylece 6 bazen 7 ye kadar uyuyabiliyorum. Kahvalti, Nil'imin beslenme cantasi, okula gidecek kitaplar ve canta hazirlama. Kahvemin yarisina gelmeden bu islerin hicbirine baslamiyorum, onu bastan soyleyeyim. Saat 8-8.20 gibi Nil, Bora ve TJ evden beraber cikiyorlar. Nil dogru okula. Bora da biraz hava alip eve gelip uyuyor. Daha dogrusu araba koltugu/ ana kucaginda uyuyor.

Uyandiginda illa ki kucakta tasinmak istiyor. Hala fazlasiyla kusuyor ve gunduzleri kolay kolay uykuya dalamiyor. Gaz ilaci Ovol en iyi arkadasimiz, Gunde iki kez mutlaka iciyor.

Ogleden sonra Nil' i okuldan aliyoruz. Nil parkta oynarken bizde etrafa gulucukler saciyoruz. Ama evdeysek illa ki kucakta tasinicaz. Reflusu olan oglusum Mayis sonu gibi cocuk doktoru tarafindan gorulucek. Ona da bana da zor ama caresiz dert olmasin da reflu olsun napalim.

Aksam saat 7 gibi yukari cikip 8 gibi uyuyoruz. Uyku saatini biraz daha erkene cekmeye calisiyoruz...

9 Mart 2016 Çarşamba

Bora 3 Ay 2 Hafta 5 Gunluk

Nil dogdugunda blogum elimden dusmezdi. Bora icinse yazmaya vakit olmuyor. Ara ara bloguma grip Nil napmis diye bakiyorum. Nil disari cok gec cikmisti mesela ama Bora 10 gunluk bir bebek iken ablasinin sinifinda 21 cocugun arasina girdi. Ablasi Nil show and tell yapti mesela. Nasil olur dedim inanmasi guc ama Nil faktorude var tabii. Soz vermistik ve o sozu hem bize hem de ogretmenlerine durmadan hatirlatti.

Nil yabancilara gitmezken Bora bu konuda inanilmaz sosyal. Ilk kez gordugu birinin kucaginda durabilir mesela. Nil anakucaginda otururken Borayi illa kucakta pispislayacaksin. Cok bir duzenimiz var diyemem Bora ile. Aksam uykulari disinda. O da hepimizin ruhsagligi -en cok benim- icin SART :)

Ikisi de cok gazli. Bora gazdan duramiyor. Ovol adinda bir ilaci hem sabah hem aksam veriyoruz. Hem o hem biz rahat edelim diye. 

Gunduz uykumuz hic yok. Aksamlari ise 6-7 gibi uyuyoor sonra 4 gibi kalkiyoruz. Bazen 3 bazen (aksamlari 4 ) saatte bir mama istiyoruz.

Anneannemiz cumartesi Turkiyeye dondugu icin perisaniz. Ama iyi olucaz....

Umarim!


2 Aralık 2015 Çarşamba

7 yil sonra YENIDEN sezeryan ve dogum uzerine...

Bu aralar daha onceki dogumumda dikkat etmedigim seylere, detaylara dikkat ederken buluyorum kendimi.

Mesela, en igrenci, sezeryan sonrasi ilk wc deneyimi. Daha once bu kadar sancili olduguna dikkat etmemistim. Bu aciyi yasayan tek benmiyim dedim ve hemen google amcaya sordum. Yabanci bloglarda neler, neler var. Bir tanesi, yaniniza guvendiginiz birini mumkunse esinizi ya da partnerizi alin demis. Hmm, I don't think so diyesim geldi!  Sonra baska biri, tam o sirada yalnizdim ve cocugum agladi yazmis. Bende benzer bir deneyim yasadim ama buraya yazmiyorum!

Sonra hastanede en dikkat edilen sey , ciplak tende bebege skin to skin uygulamak, Yani bebeklerin anne-babayla teninin tenine degmesi. Bizim oglan pek sevdi bu isi. Olur da kendini iyi hissetmessen, al bebegi kucagina diyor Kanada da hastane kaynaklari...

Ayak sismesi! Nil'in dogumundan sonra ayaklarim 1 ay sis kalmis. Blogum sagolsun, kayitlari cikardi. Bu kez ayaklarim cok ama cok fazla sisti. Buna bir de kasinma eklendi. Bora bugun 12 gunluk ve umarim yarin TJ in degil de kendi ayakkabimi giyebilirim.

Ic dikisler! Sezeryan sonrasi normal dikislerim tat vermedi. Simdi ise ic dikisler. Nil dogdugunda dikkat etmedigim bir detay. Beni en cok zorlayan okusuruk oldu. Oksurdugum anda sezeryan dikislerimin patlayacak gibi olmasi beni o kadar zorlandi ki, Bora dogarken o kadar aci cekmedim diyeyim....

Burada ilk 3 hafta asla egilme ve agir kaldirma , sonraki 3 hafta ise kendine iyi davran ve dikkat et diyor doktorlar. En azindan benim doktorum oyle dedi :)

Dogum yazilari devam edecek!

1 Aralık 2015 Salı

Bora'nin Dogum Hikayesi -20 Kasim 2015 1.06 pm (3 kilo 275 gr) Kanada'da dogum....

11 gunluk Bora dogdu dogali yine ayri bir maceraya atladik. Kasici gunler gecirdik. Gecmis olsun, gecmiste kalsin diyelim ve bastan baslayalim....

20 Kasim Cuma. Kayinvalideler, TJ ve ben ve Nil evet en heyecanli Nil,persembeyi cumaya baglayan geceyi uykusuz bir sekilde gecirdik. Herkes kendine gore hakli. Nil benim hastanede iki gece kalacagimi biliyor. Ve belli etmese de korkuyor. Kayinvalideler, , dillerini bile pek anlamadiklari bir yabanci bir ulkede onemli bir ana sahit olacaklar. Zaten tedirginler, sistem farkli, dil farkli, isleyis farkli. TJ, o artik iki cocuk babasi ve ayni sekilde baska bir macera. Ben, popo korkusu mu desem, daha once omurgadan zor girdikleri icin spinal sezeryan korkusu mu desem, ne desem. Ama en cok arkamda Nil'in olmasi. Herseyin bir riski var ama ben risk alamam cunku Nil var. Ve o benim herseyim....

Sabah Nil'imi okula TJ ve ben yolladik. "The best big sister" T-shirtunu giyerek okulun yolunu tuttu Abla Kiz'im. Sabah 9.30 da hastanede olun demislerdi. 9.30 da maile hastanedeydik. 10 gibi TJ ve beni bir odaya aldilar. Kateter ve serum takildi. Serum ve igne yapilirken, hersey iki kez yapildi, damar bulunamadi ve az biraz zaten stressli olan ben daha da gerildim.Saat 11 gibi sozde alacaklardi beni ama benim ameliyathaneye alinmam 12 yi buldu. 12 de tamam dedim 1 de kurtulucam ama bu kezde anestesi uzmani yemege gitti iyi mi? Az kalsin ben getirecektim adami kolundan tutup :) 
Anestesi uzmani gelene kadar ben herkesi (hemsireler ve dr um) sorularimla ve yorumlarimla cildirttim mi desem, guldurdum mu desem bilemedim. Mesela, hemsilerden birinin gorevi ameliyat yerinde birsey unutmamakmis. Sakin gazli bez falan unutmayin ha dedim. Hemsirelerden biri, o benim gorevim dedi, Sen nerden biliyorsun, birine birsey mi oldu dedi. Ben cok fazla Grey's Anatomi izlerdim artik izlemiyorum Shepherd oldugunden beri dedim. Sonra sedasyon icin yalvardim. O kadar gergindim ki. En sonunda anestesi uzmani geldi de, hemsiler benden kurtuldu. Turkiyede ne kadar zor omurilikten igne yapildiysa Kanada'da o kadar kolay oldu. Bana ne yapacagini tek tek anlatti. Ben hadi canim diyene kadarda, coktan igne yapilmisti. 

Doguma TJ de girdi. Oturdugu yerden herseyi gorebilirmis aslinda ama o bana destek olmayi tercih etti. Agrim olursa, Bora dogduktan sonra agri kesici veririz demislerdi ama Bora dogduktan sonra ben herseyi unuttum. Dunya,  yer gok, evren Bora oldu....

Hemen yogun bakim unitesine aldilar ve Borayi kucagima verdiler. Bu arada benim annemler (Turkiyeden) ve kayinvalideler , kafeteryada dokuz dogurmuslar. Ten temasi o kadar onemli ki, kucagimda Bora hemen meme istedi.

Hastanede kaldigimiz sure boyunca (2 gece) tum hemsireler (ozellikle gece hemsireleri) inanilmaz ilgili ve yardimciydi.

Hamilelikte son hafta 69 kg yu goren ben (53-54 ile baslamistim), bugun oglen 60 i gordum, Demek ki sabah tartilsam 59 u gorebilicem.

Herneyse. Pazar gunu eve geldik. Bora sararmaya basladi. Sali gunu rutin kontrol icin hastaneye giderken basimiza ne geldigini bilmiyorduk. Burada inanilmaz bir anne sutu propagandasi var. Surekli sizi tesvik ve motive ediyorlar. Fazlasiyla! Sutumun az geldigini ve cocugumun susuzluktan gidecegini son dakikada anladik! 

1 gece hastanede ben ve Bora kaldik. Sali sabah (24 Kasim) O gece ne kadar zor gecti. Caresiz dertler olmasin ama her iki saatte bir Bora kalkti. Ben zaten ameliyatliyim ve 3 hafta egilmem yasak, 6 hafta kendime fazlasiyla iyi davranmam oneriliyor. Bir de bana sorun. Gozumde yas kalmadi. Ertesi gun TJ geldi ve bu kez ben yine salya sumuk. Gelen hemsire hala cok iyi degil, sodyumu fazla 1 gece daha kalirsin herhalde dedi ya, insanin evi bu kadar mi kiymetli olur. Neyse ki Dr son anda supriz yapti ve eve cikabilirsiniz dedi. Nil mama ile buyudu, Bora da buyusun, Nil mutlu mu , mutlu, saglikli mi, saglikli, o zaman sorun yok.

Ama ben hala deniyorum. Biraz pompaliyorum, biraz emziriyorum. En son carem Dr recetesi ile yazilan bir ilac. Umarim getirir ve umarim Bora'm 6 ay da olsa mamaya ek olarak anne sutu alir.

Kisacasi kendimize ancak geliyoruz....

Ve evet, oglumuzun adi BORA. Nil'im kiz degil erkek olsaydi da adi Bora olacakti. Sermayeden yiyoruz :) Bora ismini cok kolay soylendigi, internasyonal bir isim oldugu icin sectik evet ama ben en cok anlamini sevdim. Arkasindan yagmur getiren sert ruzgar demek Bora. Hemen hemen her dilde de var.

Yeni Hayatina Hosgeldin Bora....

19 Kasım 2015 Perşembe

20 Kasim 2015 - Kanada'da Yeni bir Hayat

Bu hayatta asla buyuk konusmamak gerekiyor. Hayalim tek bir kizimin olmasiydi. Ama ne oldu? Hayat beni, bizi Kanada'ya getirdi. Once en batida yasadik. Sevdik oralari. Sonra dedik ki, ne varsa doguda var. Daha kozmopolit, ailemize daha uygun. Hop atladik, 3 basimiza, 5 bin km yol yaptik. Tam bir maceraya yol aldik. SIkInti cektik ama guclendik ve kenetlendik. Bilmedigimiz bir sehirde, kimseyi tanimadan ev bulmaya calistik. Sonunda gonlumuze gore bir ev bulduk. Komsularimiz, arkadaslarimiz oldu. Nil birden bire kardes istedi. TJ ile dusundugumuz birseydi. Cocuktan al haberi derler ya, ben hamile olmadigimdan eminken, Nil karnimda bir bebegin oldugunu soyledi.

Hersey yeniden oyle basladi...

Bu hamilelik cok ama cok zor gecti. Hala suren bulantilar degil derdim. Anemik olma sinirinda olmak ve aldigim ilaclarin psikolojimi ve ruhumu bozmasi. Sol bacakta sure gelen,  yurutmeme noktasina vardiran bir agri. Bitmek bitmeyen bir mide agrisi ve yanmasi.

Karnimin bir o yana bir bu yana yamulmasini izlemek ise pek eglenceli. Nil'imin kardesi ile konusmasini duymak, bebegimin, ablasi gelince heyecanla tekmelemeye baslamasi ise ayri bir heyecan.


Yarin, 39+4 de  oglumuz dunyaya gelecek.

Ablasi heyecanla kardesini bekliyor. Nil i beklerken cok hayal kurdum, neler neler dusundum. Bu kez ise hayalleri Nil'ime devrettim. O benim yerime de, babasinin yerine de dusunuyor herseyi.

Saglikla gel dunyaya bebegim....

Ablanla, bizimle mutlu, saglikli, birlikte yasa...




27 Ekim 2015 Salı

DIY - Sarj Kutusu - Charge Station

Yeni eve tasinmadan once TJ ile en cok sikayet ettigimiz konulardan biri, evde  ki elektronik aletlerin ayni yerde durmamasiydi. Salonda duran bilgisayar, telefon ve tabletler Nil'in elinin altindaydi.

Once bu aletlerin hepsini bir masanin uzerinde sarj etmeye basladim. Ama bu kez de, her bir kabloyla ayri ayri ugrasmak beni zorlamaya basladi.

Pinterest yine imdadima yetisti. Charging station yazinca, bir suru farkli fikir cikti.
Ekmek kutusundan sarj kutusu/ istasyonu yapmak fikri cok cazip geldi. TJ, herzaman ki gibi imdadima yetisti. Once ikinci el sitelerden birinden cok ucuza bu ekmek kutusunu aldim.TJ den kutunun icinden yukari kablolari gecirmek icin bir delik acmasini istedim. Boylede hem cep telefonu hem de tabletim yukarida da sarj olabilecekti.

 Evdeki chalkboard - karatahta boyasi- ile TJ kutuyu boyadi. Icindeki plastik cam temizlendi ve yine evde olan sprey boyalardan biri ile boyandi. Kutunun arkasina bir delik acip, Usb sarj kablosunu da takinca bekledigimden kullanisli bir hale geldi. Kulp ise  Nil'in eseri. Nil e kalici kalemleri verdim ve Nil bir guzel boyadi.

Icine kulakliklar, fotograf makinasi aletleri ve tablet rahat rahat sigiyor. Evde ki laptop, Nil gelmeden ortaliktan kalkiyor.

Simdi tek karar vermem gereken, Sarj kutusunun yerinin neresi olacagi....

16 Ekim 2015 Cuma

Turk isi Command center


Yeni eve tasinmadan once Marie Kondoyu kesfettim.Marie Kondo ablamiz dunyada en cok satanlar listesinde olan Konmari methodu adli kitabin yazari. Ev duzenlemede, dolap gardrop duzenleme de bir usta. Kitabini yerel kutuphaneden istedim ve elime tam tasinmadan 1 ay kadar once gecti. Tam zamaninda! Bu konu ayri bir yazi konusu....

O donemde ev duzenlemeye, ozellikle 2 cocuklu hayata adapte olmaya kafayi o kadar taktim ki, Pinterestte Command Centerlar gozume carpti.

Command Center ne derseniz, bizim evde Nil'in dogum gunu davetiyeleri, okul takvimi, herseyi buzdolabina yapistirilir. Sonra o kagitlar duser kaybolur vs. Normalde cep telefonu takvimlerine de eklememe ragmen, insanin gozunun onunde olmasi bir baska tabii... Organizasyon kosesi aslinda command center.

Bunun icin bir yazi tahtasi lazim. Onceleri cerceveli kara tahtalara heveslendim sonra fazla kullanisli olmayacagini daha dogrusunu benim fazla kullanamayacagimi dusundum. Sonra Ikeada cam bir yazi tahtasi gordum ve bayildim ama bu kezde miknatisli olursa daha kullanisli olur dedim ve en sonunda cam miknatisli yazi tahtasi aldim. Iyi ki de almisim.

Yazi tahtasinin bir tarafinda benim takvimin, diger tarafinda Nil'in okul takvimi var. Onun disinda, onemli etkinlik kagitlari, acil hemen lazim dokumanlar, alisveris listeleri var. TJ ve ben aklimiza geldikce yaziyoruz. Nil'in dokunmasi kesinlikle yasak, cunku biliyorum ki, bir kez resim asarsak yandik, sonu gelmez. Onun icin ona ayri bir miknatisli tahta aldim zaten.
Onun disinda kendime bir masa aldim ve altina Ikea raskog mutfak arabasi ekledim. Icinde Nil'in okul kitaplari, kutuphane kitaplari ve kutuphane dvdleri, hala duzenlemeye vakit bulamadigim ama en kisa surede duzenleyecegim ivir vizirlar var. Ayrica cantamdakileride da genelde kenarina koydugum bygel kablarinin icine atiyorum. Duvara  miknatisli bicaklik ekledim ki, tum anahtarlar kaybolmadan bir arada kalsin. 

Daha yan taraftaki duvara eklenecek su ana kadar istedigim gibi bulamadigim bir turkuaz/pembe ya da mor bir raf, asilacak resimler ve ilham verici yazilarin oldugu cerceveler ise zamani geldikce yavas yavas yerini alacak. 

Nil okuldan gelince, okul cantasi orada bosaliyor. Ogretmene yazilacak notlar, ogretmenden / okuldan gelen notlara o kisimda cevap veriliyor.

Su ana kadar sistem tikir tikir isliyor.

PS: TJ ile diger yapmak istedigimiz bir sey ise, salona yakin duvarlardan birini karatahta boyasi ile boyamak ve cocuklara dilediklerince yazma cizme alani vermek. Ben siyah olmasin istiyorum ama siyah disinda fazla neredeyse hic secenek yok. Ayrica Nil icin karatahta siyah olurmus, baska renk asla olmaz diyor.

PS2: Organizasyon vs yazilari devam edecek....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...