7 Mayıs 2012 Pazartesi

Telefonum Neredesin?

Android telefonuma aralık ayı gibi kavuşmuştum. Bu ülkede aranan kişi de ücret ödediği için genelde insanlar mesajlaşmayı tercih ediyor. Hoş benim mesajlaşacak arkadaşım bile yok ama olsun...
En azından mailleşecek Kelownalı bir Türk arkadaşım var. Niloş'un ağbi ailesi...

Benim için telefon bir çeşit acil durum güvencesi. Özellikle NiL hastalandığında çok faydası oldu.

Dışarı çıktığımda gps işime yarıyor. Skype candır mesela. Evde-dışarıda internet, instagram. Özellikle bu aralar Draw Something bir hastalık. Sabah uyanır uyanmaz bakıyorum. Regl dönemin, takvimim bile cep telefonumda kayıtlı anasını satayım.Regl olmadan 3 gün önce uyarı veriyor:)...
Alışveriş listem var sonra, mailime de atabiliyorum. var oğlu var...

Bu sabah yine uyanır uyanmaz cebime sarıldım, Draw Something oynadım. Kucakta diğer bilgisayar internetten kopya çektim biraz. Balkondaki hıdırellez güllerimin fotoğraflarını çektim. Postumu cepten yazdım. Sonra yine Draw Something oynadım.

Sonra hayal meyal Niloşun cep telefonumla ilgilendiğini hatırlıyorum ve şu anda cebim kayıp. Niloş sakladıysa bulma şansımız az. Genelde çok yaratıcı kızım kimsenin aklına hayaline gelmeyecek yerlere saklıyor ganimetleri.

Sesini de kısmıştım telefonun, bu kaçıncı ya? Cuma da tüm aile-maile aramıştık telefonu...

Telefonum nerdesin?
Orda mısın burdamısın?
Pıssst pısst çabuk gel,
şeytan aldı götürdü satamadan getirdi,
Telefonum nerdesin???????????

PS: Bundan sonra telefonun sesini kısarsam iki olsun....

6 Mayıs 2012 Pazar

HIDIRELLEZ 2012 ....

Annem cuma gunu hidirellez dedi ama ben Yalan dunyayi izlerken uyuyakalmisim,birakin gul agacina bozuk para koymayi, dileklerimi yazacak gucum  bile yoktu...

Cumartesi ogrendim ki, Hidirellez zaten cmtsiymis...
Gul agacimi birazda Hidirellez icin almistim, bozuk centler itinayla Nilosun eski bir pijamasina sarildi...

Dileklerimi yazmak icin minik bir kart almistim, olmazmis, suda hemen erimeliymis, rulo mendile 2. baski gecildi..

Gul agacina yerlestirdik dileklerimizi. Bir de mum yakmak lazimmis, bu evde tealight yok, kavanoz mumlardan vardi yarisi gitmis,onu yaktim...

Kisacasi dileklerimizi diledik, bugunde dereye ya da gole aticaz...

Bu hidirellezde annemle olmak nefisti, huzurdu, mutluluktu, kahkahaydi...

Nice guzel HIDIRELLEZLERE...
SAGLIKLA,
MUTLULUKLA....
HEP BIRLIKTE...

4 Mayıs 2012 Cuma

Ah erkekler* Tatlı krizi...

TJ ile az önce aramızda geçen konuşmayı TJ in izni ile sizinle paylaşıyorum....

Özlem: Grey's Anatomy izliycem. İzlerken ne yesem? puding mi yesem ? Canım tatlı-sıcak-ılık- birşeyler istiyor.
*iç ses: Pudingi sıcak sıcak yerim, ne yesem, ne yesem?????
TJ:      Çay iç
Ö   : Ben tatlı istiyorum demiştim:
TJ: Şeker atarsın çayına!!!!!!!!!!!!!!

Hala gülüyorum!!!!!!!!!!

PS: Daha önce de canım tatlı istiyor dediğimde Elma ye diyen bir kocim var :)

3 Mayıs 2012 Perşembe

NiL

Bu sabah daha iyiyiz....

nil hasta,merhaba antibiyotik...

En son ne zaman antibiyotik kullandığımızı düşünüyorum, blog kayıtlarına bakmalı, sanırım şubat sonu ya da mart ayı olmalı.

Pazartesinden bu yana kırmızı gözler ve ateş ile geçiyor Nil'imin günleri. Çarşamba sabah ateş düşürücüyü aldı, annem ben ve Nil dışarı çıktık. Farmers market ve superstore yani market alışverişi. Arabayı ben kullandım. Nil iştahsız ama iyiydi. Eve geldikten sonra daha da halsizleşti, ateşlendi.

 En sonunda çarşamba öğleden sonra 39 Dereceyi görünce, Walking Cliniğe kaptık kızı. Bu kez daha önce memnun kalmadığımıza değil, eve yakın bir kliniği deneyelim istedik.

45 dakikalık bir bekleyiş sonrası yine antibiyotik. Boğaz ağrısı, ateş. Muhtemelen pazar günleri gittiğimiz yüzmede kaptık.

Çarşamba akşam planı ise TJ ile 45 dakika uzaklıkta yaşayan bir türk aileye yemeğe gitmekti. Annem siz gidin, biz Niloşla ilgileniriz demişti, sonra ateşimiz daha da yükseldi, iyi ki gitmemişiz. Hasta olunca benden başka kimseyi istemiyor Nil'im. Aklım kalacağına yanında kalmak iyi geldi.
Çok halsiz ve yorgunuz...

ps: Bir de bilgisayar kafayı yedi, neyse Allah çaresiz dert vermesin....

2 Mayıs 2012 Çarşamba

Direksiyon Sinavindan Gectim..


1 mayis 11.45 ogle trafiginde ilk kez girecegim direksiyon sinavi icin biri sali sabah olmak uzere toplam 5 ders aldım.

Açıkçası yazılı sınavdaki kadar stressli değildim ama stressliydim. En kötü 2 ders daha alır geçerim diyordum.

Kanada direksiyon sınavında yazılı sınavdan daha sıkı. Uymanız gereken belirli kurallar var. Ozellikle omuz uzerinden her şerit değiştirirken her sağa sola dönerken bakmak ve bunu unutmamak, alışık olmayan için çok zor.
Sola dönüşlerde caddenin ortasına kadar çıkıyorsun, orada yol uygun olunca dönüyorsun vs vs...


Bu kurallardan birine uymazsanız ehliyet vermiyorlar. 

Özel hoca süper ama bir de pratik yapmak lazım. Aldığım en doğru karar, sınavdan hemen önce 1.5 saatlik ders almak oldu. Hoca-Darrel da, senin birşey öğrenmeye ihtiyacın yok, sakin olmaya ihtiyacın var, kendini rahat hissetmen için bu ders, dese de bana pek birşey ifade etmedi. Benim derdim ana caddelerde, trafik yoğunken sola dönüşler ve pek iyi olduğum paralel parkları ve diğer kuralları beynim bulanıncaya kadar tekrar tekrar etmekti.

Ne diyordum, Pazartesi gecesi Nil ateşlendi, uykumu tabii ki alamadım. Sabah 6 da kalktık, salondaki kanepeye tünedik. 7 de duşa girdim. Duştan sonra annemin Türkiye'den getirdiği en rahat kıyafetim, yumuşacık taytımı giydim. Üzerine mor yarasa kol T-shirtümü ve kulaklarıma da geçtiğim yazılı ehliyet sınavında taktığım ve beni koruduğuna inandığım ametist melek küpelerimi taktım.

Artık hazırdım. 1.5 saat Darrel ile dolandık, gececeksin, kendine güven dedi. Sınavın yapıldıgı benim 4 kez yazılı sınava girdiğim yere gittik, işlemleri yaptırdık. 

Bekle bekle zaman geçmiyor. En sonunda genç bir kadın geldi, hadi gidiyoruz dedi.

Oturdum arabaya, kolumla saga, sola dön ve dur işaretlerini yaptırdı. Arabaya bindi. Ve macera o an başladı. 45 dakika boyunca yokuşta durma-arabanın tekerlekleri sola dönük olacak, paralel park, sağa sola dönüş, okul bölgesinde gitme ki okul bölgesinde 30 la gideceksiniz, 31 ile giderseniz kalırsınız, TJ direksiyon sınavından o nedenle kaldı.  Kısacası bir sürü kritere bakıldı. Arka arkaya giderken bizde omuz atılır, burada 360 derece arkaya bakış vs vs vs...

Neyse 40 dakika sonunda TJ in çalıştığı binanın önünden geçince anladım sınavın bittiğini, hemen sola döndük, sınavın başladığı noktada park ettirdi ve geçtin dedi.

Şimdi 15 gün boyunca bir kağıt parçası ehliyetim. En komiği de ehliyet için fotoğraf çekilecek ve pasaport fotografı gibi gülümsememek gerekiyor, ama elimde degil, geçmişim kurtulmuşum daha ne isterim.

3 kez çekildi o foto, en sonunda gülümsemediğim bir fotom var ehliyetimde.

Kısacası artık Kanada ehliyetim var,
Hoşgeldin MAYIS :)...


1 Mayıs 2012 Salı

Hissiyat...


Bugün bir tırtılsın
Yarın bir kelebek,
Umudunu kaybetme
Gün doğmadan neler doğar...

Amin!

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...