Yazmak istiyorum, yazacak çok şey var ama aslında hiç bir şey yok. Sürekli bir kısır döngü.
Yine iki-üç gecedir uykusuzuz. Hadi burda yanımda annem-babam var ve biz üç kişi bir bebekle ancak başedebiliyoruz. Ya Ankaraya dönünce ne olacak? T.J işte tüm gün. Umarım 40ımız çıktıktan sonra düzene girer diye dua etmekten başka yapacak bir şey yok.
Dün gece ve ondan önceki gece bir başladık ağlamaya. Karnımız tok, altımız kuru. Gazımız çıkmış gibi. Peki ya sorun ne? Gaz sorunu? Uyurken aniden gelen bir sancı ve sonrasında tüm gece uykusuzuz!
Şu anda da içeride ağlıyor Nil Hanım, yanında dede ve anneanne.
Sırta alınca hemen susuyor, tek başıma olduğum için kucağa alışsın istemiyorum. Kimsede kucağa almıyor zaten ama sırta alıyoruz gazı çıksın diye. Şimdilerde sırtta uyuyor, sonra doğru yatağa! Sonra yatağında başlıyor ağlamaya!
Bu arada bu hafta 3.Haftan Nil'im.
Bu hafta geceleri bizi esir aldın Miniğim. Mahvettin bizi....
Anneannendesin, keyfin yerinde ama ya geceleri? Arada etrafında dört dönüp, çaresiz kaldığımız anlardan sonra aniden gülümsüyorsun. O anda anneannenle birbirimize bakıp gülümsüyoruz. Sanki 30 dakika önce çaresiz kalan biz değilmişiz gibi....Ama o gülümseme herşeyi unutturuyor bize Meleğim!
Ah bir de gecelerimiz düzene girebilse!
Hamileyken dostlar,
'aman uyu,arayacaksın bu zamanları demişlerdi' de dinlememiştim.
Dinlemek, vücudu dinlendirmek lazımmış!
Annelik sabırla eş anlamlıymış,
anladım!