23 Ağustos 2012 Perşembe

Seattle'da Ne yenir?

Seattle Market Place de dolanirken, yaptigimiz kahvaltiya ragmen karnimiz zil caliyor. TJ bir Turk restaurant buluyor tesadufen ama o da kapali. Biz de onunde kuyruk olan Fransiz pastanesinde aliyoruz solugu....

Bu ekler var ya, hayatimda yedigim en guzel ekler....Yumusacik ve oldukca hafif...
Nil icin bademli croissant, kendime ayrica brie peynirli , TJ e ise rozbifli sandvic aldik. Koca bademli croissant neredeyse yendi, 1 isirik kaldi. Alirken tadina bakmistim zaten, ama tok olmama ragmen o kadar lezzetliydi ki son isirik afiyetle yenildi....
Address: Le Panier - In Pike Place Market
1902 Pike Place, Seattle, Washington 98101

Keske paket yaptirsam ama paket yaptirirsam tum gun disarida bu sicaklarda ikilemi yasayarak oradan ciktik.
--

Kahve icin onundeki uzun kuyruga ragmen hemen iki adim otedeki Starbucks a gidiyoruz. Kapidaki kuyruga ragmen iceri giriyorum. Ilk Starbucks 1971 yilinda Pike Place de acilmis. Seattle bir Starbucks sehri, her adimda bir Starbucks.

Oglen yemegini Ivars da yiyoruz. Gitmeden adresini ajandama yazmistim. TJ ve Nil de bu secime bayiliyor.Kanada da canim ulkemdeki gibi balik restauranlari yok. Ivars ise yuzde doksan balik. Ortaya balik corbasi, Halibut baligi, midye cips  ve karides aliyoruz. Ilk basta amma cok sey soylemisiz nasil bitirecegiz desek de tabaklar bosaliyor.... Ozlemisiz...

http://www.ivars.com/index.php?page=locations http://www.ivars.com/index.php?page=locations

Ertesi sabah otelde kahvalti ve feribota yetisme telasesi. Feribot TJ ve Nil in karnini aciktiriyor, Nil e pretzel aliyorum ama hayal kirikligi....



Bainbridge Islanddayiz. TJ nerede yiyelim diyor. Haritadaki restaurant listesinde Grill goruyorum. Hem de marinada. Hadi oraya gidelim diyorum ve gidergitmez kapida ki insan kalabaligindan guzel bir yer oldugu anlasiliyor.



2 kisilik 7 katli kremali havuclu pastanin yarisini yiyerek rekor kiriyorum. Nil yan masadaki cocukla oynarken fish and chips i goturuyor. 2 saat kalarak kendi rekorumuzu kiriyoruz....
http://www.docsgrill.com/directions.html

Aksam yemek, Bainbridge island girisindeki marketten aldigimiz salatalar. Hepsi birbirinden lezzetli....

Vancouver da ise vardigimiz gun uzun zamandir ozlemini cektigimiz bir Turk restauranina gidiyoruz ve hayalkirikligi...O kadar kotuydu ki, istedigim hic birseyi yiyemedim, bitiremedim, bitiremedik....

Seattle a yine gidersem, yine ugradigimiz yerlere gitmek isterim. Hele o fransiz pastanesi yok mu, aklim hala orada..TJ in favorisi ise balik restorani...

16 Ağustos 2012 Perşembe

Bainbridge İsland

Gezi planını hazırlarken, hem bana hem Nil'e hem de TJ'e uygun olmasına dikkat etmeye çalıştım.

Seattle daki çocuk müzesine zamansızlıktan gidemedik mesela. Hayvanat bahçesini 'önce kendi yaşadığımız yerdekine gidelim, yapacak o kadar çok şey var ki, bir daha ki sefere' düşüncesi ile eledik. Ama genel olarak kalacağımız otellerin, gitmeyi düşündümüz yerlerin adres- telefonlar, vs lerini bir dosya haline getirip yanıma aldım.

Çarşamba günü TJ ve Nil'in yorulacağını düşündüğüm için perşembe gününe ada gezisi ayarladım. Çarşamba gününden feribota nereden binilir, saat kaçta binilir vs  öğrendik.

Saat 10.30 feribotuna 1 saat trafik ile boğuşmadan yetiştik, sevindik.  Feribot inanılmaz büyük. Organizasyon çok ama  çok başarılı. Seattlelılar çok şanslı, şehre 30 dakika uzaklıktaki bu güzel adaya gitmek hem ucuz hem de kolay.

Adada 3-4 tur attıktan sonra ve  Nil park demeye başlayınca TJ bizi çocuk parkına bıraktı ve yürüyerek Turizm Desk e gitti. 10 dakika sonra elinde broşürler, nerede ne yapılır bilgileri ile geldi.

Karnımız zil çalmaya başladı. Hemen marinada bir yere gittik ve bingo. O kadar kalabalıktı ki 10 dakika bekledikten sonra masamıza oturduk.
 Nil bu sırada bir çocuk ile oynamaya başladı ve TJ ve uzun zamandır ilk kez konuşarak yemek yedik.

Yemek sonrası plaja gidelim, denize girelim, güneşlenelim dedik. Bize önerilen plaja gitmeye karar verdik, elimizde gps ve harita arabaya atladık.
Ben kibar kibar kumda uzanacağımızı, sonra denize girip duş alıp yola çıkacağımızı düşünürken şu manzara bizi bayağı şaşırttı.
Her taraf kütük! Ve sahil taş. Duş desen o da yok...Tabii umduğumuzu bulamayınca Nil biraz parkta oynadı ve tekrar şehir merkezine döndük.....


Şehir merkezinde biraz oyalandıktan sonra akşam için marketten sandvic gibi birşey alıp vapurda yemeye karar verdik.

Şehir merkezindeki markette inanılmaz bir salata barı vardı. Hemen koca bir kase aldım. Herkes kendi damak tadına uygun birşey buldu.

Akşam 6 gibi vapura binip otelimizin yolunu tuttuk.

Ertesi  gün Vancouver a girdik....

Vancouver da bu kez farklı bir otelde kaldık. Uzun haftasonuna denk gelince yer bulmak pek kolay olmadı.

Ve benim aklım yine Vancouverda kaldı.....


ps: Bir sonraki post Seattle da ne yemeli?

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Seattle


Seattle a gitmeden birkaç gün öncesinden 'ne yenir, ne yapılır, nerelerden alışveriş yapılır, sormuş, soruşturmuş, araştırmıştım. TJ ile kaba bir gezi planı bile yapmıştık.

Çarşamba günü yol ve alışveriş ile geçti. Seattle iş çıkışı trafiğini yaşayıp boyumuzun ölçüsünü aldık.  Otele yakın deniz kenarı nefis bir piknik alanında dışarıdan aldığımız sandviçlerle karnımızı doyurup
sonra da  otele gittik.

Perşembe sabahı önce Pike Place Market e gittik.17 ağustos 1907 de çiftçiden halka aracı olmadan daha ucuza ulaşması amacı ile açılmış. Bildiğimiz sebze pazarı. İçeride balıkçı, manav, taze gıda  ürünleri ve bir sürü insan mevcut. O kadar kalabalıktı ki yürümekte zorlandık.

Karşısında 1971 yılında açılan ilk Starbucks ve insan kalabalığı vardı.Pes etmedik, bekledim(k). Kahvemi aldım. Çıktığımda mutluydum:)

Space Needle da yine insan kalabalığına şaşırarak sıra bekledik. Space Needle Seattle ın simgesi. Canım Atakule me benzettim. Manzara çok güzel.  Ayrıca asansöre binmeden önce fotoğrafınızı çekip Seattle manzaralı bir fotoğrafa sahip oluyorsunuz. Size verilen numara ile internetten bakıp bilgisayarınıza indirebiliyorsunuz. Çok hoş.


Seattle trafiği saymazsak çok düzenli bir şehir. Haftaiçi olmasına rağmen turistler heryerde. Heryerde sıra beklemek başlarda sıksa da sonra sizde o düzene giriyorsunuz.

Öğleden sonra biraz yemek biraz alışveriş, yürüyüş ile geçti. Bu kez iş çıkışı trafiğine kalmadan otelin yolunu tuttuk. Otele vardıktan sonra hepimiz sızdık.


9 Ağustos 2012 Perşembe

Saçma sapan anestezi Vol II

Dün saat 10.30 gibi arkadaşımı alıp hastaneye gittik. Beni içeri 11.45 gibi aldılar. Bu arada heyecandan spiralimi yani Mirenayı unutmuşum :) TJ arayıp birşey unutmuş olabilirmisin dediğinde bile, yoo unutmadım diyordum. Neyse ki Kocim hemen olaya müdahale etti:)

12 gibi ameliyat kıyafetlerini giydirdiler. Benim ameliyatımda yer alacak hemşireler, anestezi uzmanı ve kadın doktoru tek tek gelip aynı soruları tekrar tekrar sordu.

Birşeye alerjin var mı? İçki içer misin? En son ne zaman içtin? En son ne zaman ilaç aldın, ne zaman birşey yedin vs vs.....

13.20 de yürüyerek bana yardımcı olacak hemşire ile ameliyathaneye girdik. Orada tekrar neler yapılacağı, bu işlerin nasıl yapıldığı  tekrar tekrar anlatıldı.

Önce koluma bir serum takıldı, buz gibi bir sıvı damarlarımdan geçti. Sonrası bir kokteyl....

Gözümü açtığımda saat 14.45 falandı. Yoğun bakımdaydım. Uyanınca beni iyileşme odasına aldılar, artık yalnız değildim....

Hastaneden 5.30 gibi çıktık. Halsizlik uyku dün hepsini yaşadım. Ama en komiğini akşam yaşadım. Uyumaya gitmeden doktorun verdiği ilacı alayım da gece ağrı ile uyanmayayım dedim ve ilaç kutusuna bir baktım bana fitil vermişler. Hemen başka bir eyalette yaşayan hemşire arkadaşımı aradım, Nil minicik bir bebek iken ne kadar çok yapmıştım. Ama işte insanın kendine yapması:)

Bu sabah Nil'im beni uyandırdı. Az önce kahvaltı yaptık. Birazdan kendime bugün çok yüklenmeden, normal rutine geri dönücez.

Bu da geçti bitti....

Ohhhhhhhhhhhhhhhh.............................

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Saçma sapan genel anestezi....

Uyku tutmadı, saat gece 12.30. Geçtiğimiz haftalarda aslında aylarda buradaki kadın doktoru benim Türkiye'de taktırdığım spirali çıkaramadı. Amaç spiral çok fazla kanama yaptığı için buradaki spirallerden takmaktı.

Burada olay şöyle, gidip kendi spiralinizi eczaneden kendiniz alıyorsunuz. Özel sigortam yuzde seksenini karşılamasına rağmeden 80 dolara geldi benim Mirena yani yeni spiral.Neyse, sonra sedasyon yapayım dedi, temmuz başında, onda da çıkmadı. Senin Türk spiral inatçı çıktı dedi. Sanirim açısı farklımıymış neymiş, daha büyük aletlere ihtiyacı olduğu için alamadılar.

Sonuç, bugün Türkiye saati ile gece 11 gibi genel anestezi ile eski spiral çıkacak, yenisi takılacak.
Ve ben birazcık tırsmış durumdayım....

Kanada saati ile 11 de hastaneye gidicez. Saat 1 de ameliyat olacak. -Türkiye saati ile gece 11-Muhtemelen en az 6-8 saat arası hastanedesin dediler. Bu arada burada bu işler nasıl işliyor onu da yazayım.

Hastaneden gün alıralmaz beni bir hemşire aradı ve sorularımı cevapladı. Genel anesteziye alacağı için virütik birşey olmaması yani sağlıklı olmak çok ama çok önemliymiş. Neyseki geçen haftaki boğaz ağrım geçti. Ondan sonra bana bir numara verdi ve aklıma takılan en ufak soruda aramamı söyledi. Kullandığım ilaçlardan bitkisel çaylara kadar tüm detayları aldı.
Dün saat 11-12 arası arayıp ameliyat saatimi öğrendim. Gece 12 itibari ile su, yemek hiç birşey yok.
TJ Nil ile kalacak, bana da hastanede bir arkadaşım eşlik edecek.  2 gün asla yalnız kalmamam gerekiyormuş, ameliyat sonrası bir durum yaşanmaması için.

Azıcık korkuyorum. Bak uyku tutmadı... Bir an önce geçsin gitsin....


7 Ağustos 2012 Salı

Kanada'da Alışveriş üzerine...

Çarşamba günü sabah erkenden yola çıkıp Abbostford sınır kapısından Amerika sınırlarına girdik.
Nil'im yolda pek huysuz, şaşkın...

Plaja gidicez di mi Mami?
Ö: Evet Niloş, yarın söz....

Uzun bir araba yolculuğundan sonra Seattle Premium Outlet e kavuştuk... Benim için kısa alışveriş turu sırasında kafamdan geçen düşünceler...

Bir çok kadının aksine ayakkabı almaktan nefret ederim. Ayaklarım ince uzun...Nike Factory Store a gidip, ayağımdaki Nike ayakkabının aynısının farklı bir rengini istiyorum diyecek kadar risk almayı sevmeyen biriyim. Bu modelden yok ama şundan var, sizdekinin neredeyse aynısı cevabını alır almaz denedim ve 'olur da ayağımı vurursa,Seattle dönüşünde getiririm' düşüncesi ile yeni papilerimi aldım...

Çanta konusunda ise ayakkabının tam tersiyimdir. Ama her çantayı sevmem, gerçek deri olacak. Üniversite yıllarında cep telefonumun sığacağı büyüklükteki çantalar, hamilelik döneminde omuz çantaları, bu yıl ise omzuma çapraz taktığım çantalar ile çanta konusunda zevkimin değiştiğini daha doğrusu hayatımdaki değişimlere paralel olarak çanta konusunda artık rahatlığa önem verdiğimi bu gezi sayesinde anladım...

Eskiden Nine West indirimlerini beklerdim. Hatta çok beğendiysem indirimi de beklemezdim. Son dönemde kalitesindeki düşüş ile artık sadece Nine West ayakkabı ile flirt ediyoruz.

Şimdi ise çanta konusunda  yeni keşfim Fossil adında bir marka. Daha önce Vancouver da bir mağaza da görüp incelemiş, beğenmiştim. Seattle Outlet sırasında daha da yakınlaşma şansımız oldu. Artık çanta konusunda Fossil derim başka birşey demem. Derisi süper, içi çok cepli. Çok ama çok kullanışlı. Keşke daha önce alsaymışım diyorum.

Yeni sezonda buz mavisi şu çantalara aşık oldum bile...

Banana Republic, bayılıyorum, Türkiye de Park Bravo, Zara, hatta eskiden Mango benim için ne ise Kanada'da Banana Republic....




İşin kötüsü yaşadığım yerde bu markaların hiç biri yok! TJ için iyi benim için kötü....



1 Ağustos 2012 Çarşamba

Tatil....


Yarın sabah ver elini Seattle, sonra Vancouver...

Seattle çok duyduğum, merak ettiğim yerlerden biri. Kanadalıların yüzde doksanı alışverişe gidiyor.
Ben ise kulağa komik gelecek ama en sevdiğim dizi olan 'Grey's Anatomy' deki nefis manzasına vuruldum. Görmek için sabırsızlanıyorum....

5 gün yokuz!

Son 2 gündür Seattle da yapılacaklar listesi hazırlamakla meşgulum.

Bir de valiz hazırlama var....Hiçbirşeyi unutmamaya çalışmak, listeler hazırlamak yorucu....

Gelince görüşmek üzere...


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...