28 Nisan 2012 Cumartesi

Armut dibine mi düşer? Üst model NiL....

Niloş da benim gibi dışarıda yemeye meraklı. Dışarıda yemek yediğim zaman kendimi 'sosyalleşmiş' hissederim.
Nil de benim gibi, evde yediremediğim şeyleri dışarıda yedirebiliyorum. Açlık grevindeydik geçen gün, tadımız yoktu. Akşam anneannenin doğum günü yemeğini dışarıda yiyelim dedik, evden çıkar çıkmaz acıktım demeye başladı.

Geçen hafta günlerden pazar, ailecek kahvaltı yapıldı, Nil çok birşey yemedi. Yüzmeden önce değiştirilecek birşeyler var dedik, attık kendimizi dışarı. Gittiğimiz yerde herzaman kahvaltıya gittiğimiz bir restaurant var. Niloş kahvaltı demeye başladı. Oraya gitmedik, yanında başka bir yere girdik ama evde yemeyeceği ya da  TJ in çabaları ile azıcık yiyeceği tortillaya sarılmış yağda yumurtayı mideye indirdi.

Alışverişe gittik, Tommy de gezinicez, girmiyor, basbas bağırınıyor. Sebebi sonradan anlaşıldı. Tommy nin yanında Tim Hortons var ve arada birşeyler atıştırdığımız, kahve içtiğimiz ya da kahvaltı yaptığımız bir mekan. Hemen zencefilli kurabiye aldım. İstemedi, krem peynirli bagel istermiş. Evet kahvaltıya oraya gittiğimizde genelde krem peynirli bagel yiyor.

Bizim kız sos sever, TJ sevmez, ben severim ama Nil bayılır. Dışarıda tavuk istediğimiz zaman genelde yanına  sos koyuyorlar. Nil bayılıyor. Ben aynısını evde yapıyorum ama dışarıda yediğinin yarısını yemiyor. TJ akıl veriyor, yeşillikleri sos gibi yap. Yapmadım mı, kaç kez yaptım, yemek yediğimiz yerlerde sordum, soruşturdum sosların tariflerini aldım ama Nil yemiyor, illa dışarıda yiyecek....

Kısacası ben 3 yaşında Nil gibi değilmişim, o nerede ne yediğimizi biliyor,  ama dışarı çıkar çıkmaz 'acıktım' dermişim. Niloş benim bir üst modelim:)




25 Nisan 2012 Çarşamba

Geçen Haftanin özeti-Annemin doğum günü...

Anne*babam geldi. 86 metrekarelik evimiz neşe doldu. Mutfakta aynı anda 3 kişi iş yapamıyoruz ama mutluyum. Annem ve babam gelir gelmez, benim 3 ayda yapamayacağım işleri- kışlıkları kaldırma, Niloş kıyafet ayıklama, Türkiye den gelen açılmamış valizleri derleme toplama, mutfağa çekidüzen verme, odamdaki dolabı düzeltme, balkonu TJ ile temizleme gibi işlere el attılar.

Valizden çıkan pastırma, sucukları saymıyorum, her sabah demlikle demlenen çayları ve TJ ile yıllar sonra ilk kez gittiğimiz filmi ve en son geçen perşembe günü Sibellerde uzun zamandır ilk kez telaşsız, Nil yapma demeden geçen 30 dakikayı anlatmıyorum.

Pazartesi evde işlerle geçti. Salı alışveriş vs. Çarşamba direksiyon dersim vardı. Sonrasında Niloş ile kütüphaneye gitme. Perşembe arabayı babam aldı, bende bu sayede yolları öğreniyorum:)
Cuma,cmtsi ve pazar bir koşuşturmacadır gitti.

Niloş yüzmeye gitti pazar, günübirlik gezi planlarımızı ona göre ayarlıyoruz.

Türkiye saatlerine göre bugün ise ANNEMIN doğum günü. Kısmette doğum gününü hep beraber Kanada da kutlamak varmış :)

Yarın akşam dısarıda yemekteyiz, olur da hareketlerimden  anlamazsa,  tatlısının üzerinde doğum günü mumunu görünce suratının  alacağı ifadeyi çok merak ediyorum.



20 Nisan 2012 Cuma

American -Pie-Reunion-Amerikan Pastası Buluşma

Geçenlerde TV de tesadüfen American Pie 1 oynuyordu. Daha yeni başlamış. Fırsat bu fırsat izledik, güldük,Ben American Pie ı ilk izlediğimde üniversitedeydim. Unuttuğum sahneler, konuşmalar. Bir de sen 14 yıl önceki sen değilsin ki, aynı sensin ama beklentilerin, hayatın, heyecanların farklı.
İşin komik tarafı 1 ve 2 yi izlerken, eski Özlem değildim ben, beynimin ruhumun bir tarafı her an tetikte 'benim de kızım var' diyen bir Özlem, inanın filmin tadına eskisi gibi varamamıştım.

Sonraki günlerde 2 ve 3 ü  izledik.Farkettim ki ben onları özlemişim. Sanırım Türkiyede de aynı zamanda gösterime girdi.

Salı günü fırsat bu fırsat TJ ile dışarı çıktık. Sinemada yer yoktu. Uzun zamandır ilk kez bu kadar keyifli bir gece geçirdik.
Sinemaya giderken yolda 50lerinde bir çift gördük. TJ e ,
 'bir de bizimle aynı filme giderlermiş' dedim, TJ de, 'orası çoluk çocuk kaynıyordur, asıl bizim için öyle derler' dedi.
 Ben de,' olur mu öyle şey, bizim American Pie ile geçmişimiz var dedim. Beraber büyüdük biz' :)


Evden çıkarken Niloşu evde bıraktım, diet kolamın, TJ in, nachosun ve filmin tadına vardım.

Oyuncuların hepsi muthiş, zaten Alyson Hannigan ı çok begenirim. Tüm ekibi bir arada görmek mutheşem, serinin diğer filmlerini de sevdiyseniz  tavsiye ederim. Bence serinin en KOMİK filmi....



18 Nisan 2012 Çarşamba

Anneanne olmak zor....

Evde nese, ses, hareket...Ama anneanne olmak zor...


14 Nisan 2012 Cumartesi

Kanada'da ilk temizlikci--yardimci- maceram...

Perşembe akşam Sibellere yemeğe gittik.Ondan önce direksiyon dersim vardı. Nil sağolsun TJ i bayağı yormuş, Nil ağlayarak arabada uyuyakalmış.TJ de arabaya hapsolmuş.Tüm gün temizlik daha doğrusu etrafı toparladığım için, içime Nurten kaçsın demiştim. Nurten Ankara'da hafta bir temizliğe gelen yardımcımız, ailenin bir ferdi gibiydi. Gerçenten de içime Nurten kaçtı, geldim geleli böyle organize olmamıştım.

Yemeğe gittik, Nil gece uykusundan yediği için huzurlu ve canlı, capcanlı. Eve gel saat 11.
Yorgunluktan, pvr a kaydettiğim Grey's Anatomyi bile izlemeden, yatağıma zıpladım. (Pvr, kisisel video kaydedicisi-personal video recorder. Tv de izlediğimiz tüm programları önceden ya da programlayıp kaydediyoruz. Nil için Dora, Calliou, herhafta ya da hergün programlayıp biriktiriyorum. Kendim için Gilmore Girls, Grey's Anatomy...)

Neyse sonuç olarak sabah 8 de eve temizliğe gelecek kadınları beklemeye başladım. Saat 8 oldu kimse yok, 8.10 da aradım, bizim apartmanı bulamamışlar.
Aşağı iniyorum dedim ama bizim apartmanın 2 girişi var. Bizim eve yakın olan girişte asansör yok. Kapıyı bile kilitlemeden, anahtarı almadan atladım aşağı Nil ile, süzme salak ben, anahtar yok ya, kapıda kaldık. Aklı bir karış havada Annenin Maceraları Vol 2- Apartmana giremiyoruz,neyse ben panik tabii, son anda bizim apartmandan biri çıktıda kendimizi içeri attık. kapıları çalıyorum, ben dışarda kaldım diyorum, Allahın bi kulu açmıyo kapıyı.

Eve geldik, 2 artı 1 kutu evimize bakıp burası 1.5 saatte bitmez 2 saat lazım dediler. Eee napıcaz, yetiştirebildiğim kadarını yetiştiricem. Ohhh...

Kendi temizlik malzemeleri ve süpürgeleri ile geldiler. Kadınlardan biri banyoya diğeri mutfağa girdi. Banyoya giren oradan Niloşun odasına ve benim odaya geçti, sadece yerler süpürüldü. Salonda halıda lekeler vardı, o lekeri halı temizleyicisi çıkartırmış.Burada temizliğe gelen kadınlar değil, halı temizleyicileri ile temizliyorlar halıları. Kendini kiralarsanız -temizlerseniz daha ucuz. Bizdeki gibi halı silmek-sildirmek yok yani:)

Mutfak uzun sürdü. Salonda koltukların çekilmesi hoşuma gitti. 8.30 da başlayıp 10 gibi gittiler.
Beni rahatsız eden tek şey, yeri normal vilada gibi birşey ile sildiler. Tamam elleri ile silmesinler ama burada buharlı temizleyiciler var. Onlarla lekeler daha rahat çıkıyor. Yerde bazı lekeler kaldı ama zaten zaman kısıtlamasından herşeyi hızlı hızlı yaptıkları için ona da birşey demedim, tekrar isteyecek olursam söylerim artık.

İlk temizlikçi maceramızda böylece bitti....
Bakalım kaç dakika böyle kalacak?

Annenin Notu: Tam tamıma 1.5 saat temiz kaldı. Bu 1.5 saatte de biz evde yoktuk. Eve geldik, Niloş sağolsun yerleri, masayı anında kirletti. Ha annesi de yere maple surup döktü.

Aferin bana:)



12 Nisan 2012 Perşembe

taze taze mocha tarifi


Ben mocha severim en cok. genelde de starbucks ya da burada Tim Hortons da icerim.  Starbucks fazla tatlı gelir genelde, rica ederim az tatlı olur benimki.

Geçenlerde Tim Hortons da mocham hazırlanırken aklıma nasıl yapıyorlar diye bakmak geldi:)
Sıcak çikolata, üstüne filitre kahve al sana mocha.

Eee evde benim organik sıcak çikolatam var dedim. Hem de kalorisi az, fat oranı da yüzde 1. Az önce bu kadar işin arasında çabucak yaptım.


4 çay kaşığı sıcak çıkolata -toz sicak cikolataya 1 kahve fincani su ekledim, karistirdim.
+
1 bardak sıcak taze filitre kahve
=
mocha

Bu kadar basitmiş :)

ps: Sıcak çikolata-kahve oranını damak tadınıza göre ayarlayın, olur da denerseniz bana da nasıl olmuş yazın olur mu???:)

Yazmayi Seviyorum:)

Cuma gunu aksam 19.30 gibi anne- babama kavuşuyorum. Dolayısıyla evde hummalı bir çalışma var son bir kaç gündür.

Oyuncaklar kategorize edildi, ayıklandı, çamaşır odasına koyuldu. Yığınla yıkanacak çamaşırlar, battaniyeler, nevresimler.

Mutfağa el atıldı,atılacaklar atıldı, tam bitmese de kısmen halloldu. Nil'in odası temizlendi.
Ve hala da işler bitmedi.

Cuma günü evimize ilk kez temizlikçi girecek. Bu da benim için ayrı bir deneyim olacak. 3 saati 90 dolar ama ben groupon gibi bir siteden 3 saatliğini 45 dolara almıştım vakti zamanında.

1.5 saatte 2 kadın gelecek, zaten evimiz kutu gibi  2+1, merakla bekliyorum :)

Nil 2 gündür asabi. Dün gece uyutmadı. Umarım bu gece uyurum-uyuruz...

Direksiyon dersleri fena gitmiyor. Nili TJ e bıraktığım için TJ in iş saatine göre ayarlıyorum, o zamanda dersleri ayarlamak zor oluyor. Yarın 3. dersi alıcam. Ondan sonra 2 dersim kalacak.

:)

ps: Bu aralar lahana salatası favorim. Beyaz lahanayı tuzla oyup, rendelenmiş havuç ve çook acı biber koyuyorum. Limon suyu ilavesiyle diledigim kadar yiyorum...

demek isterdim,
hayir, sutlu tatlilara dadandin, organik seker koyarak icimi ferahlatiyorum. Turkiyede iken asla yapmayacagim birseydi sutlu tatli, sutu de sevmem zaten ama Zeynel den iki haftada bir keskul, sakizli muhallebi, su muhallebisi alirdim. Muhtemelen vucudum istiyor...

Su direksiyon sinavini gecer gecmez spora basliycam:)
kararliyim....



11 Nisan 2012 Çarşamba

9 Nisan 2012 Pazartesi

Haftasonu, yeni puset, Paskalya

Haftasonuna erken başladık. Cuma günü Easter yani Paskalyaydı. Sabah erkenden kutlamaların yapılacağı yere gittik. Saat 10 da evden çıktı, park yeri vs derken bir bakmışız ki saat 10.20 olmuş ve uzunnnn bir sıra bizi bekliyor.

Sonrasında pancake yedik, yumurta topladık-eskiden yumurta toplanırmıs ama artık plastik yumurta kaplarının içine şeker koyuyorlar. Sonraaa pamuk şekeri istedim ama kalmamıştı. Saat 1 e kadar gezindik, açık hava çarptı hepimizi.

Eve gelip hemen birşeyler atıştırıp kendimizi dışarı attık.

Ertesi gün sabah arkadaşlarla kahvaltıya gittik, ama ondan önce sabah 8 de farmers market adında bizim semt pazarı gibi ama herşeyin organik ve birinci elden satıldığı bir yere gittik. Sadece cumartesileri var. Ben bayıldım ortama, lavanta, çok sevdiğim roka ve TJ'in çok sevdiği semizotu tohumlarından bulduk.

Öğleden sonra araba arıza yaptı, Nil in maclaren pusetinin vidası kırıldı, hemen Toys R us dan puset aldık. Nil kocaman olsa da, dışarıda vakit geçirdiğimiz zaman yorulup, anne kucak diyor. Benden başka kimse taşısın istemiyor. Benim de belim ağrıyor, o yüzden hemen bir puset aldık.

Bu kez aldığımız puset L'amaze oyuncak markası ama puset de üretiyorlarmış. 20 kg a kadar taşır dediler, içi kocaman, açması kapaması rahat, baston puset, 99 dolardı. Bizde aciliyetten hemen aldık. 79 dolara bir Chicco vardı ama Niloş onu beğenmedi.:)

Arabayı tamire verdik, eve geldik. Pazar günü de eve 15 dakika uzaklıktaki markete git-gel ile ve evi toparlamakla geçti.

Böyle bir haftasonuydu...

5 Nisan 2012 Perşembe

evimizde minik bir tavsan yasiyor!

I$te bunlarda fotograflari...




4 Nisan 2012 Çarşamba

Eylül ayında Montessori okuluna başlayacak NiL...

Uzun zamandır aklımdaydı. Nil'in sosyalleştiği, yeni şeyler öğrendiği ve en önemlisi MUTLU olduğu bir kreş-anaokulu arayışındaydım.

Kanadaya ilk geldiğimde hemen Montessori okullarına bakmıştım. Karşıma çıkan okulun haftada 2 günü 570 dolardı.

Bu baharda tekrar bakınmaya, en azından haftada bir iki gün gidebileceği bir yer bakınmaya başlayınca, evimize yürüyerek 900 metre uzaklıktaki Montesori okulu ile karşılaştım.
Haftada 5 gün, 3 saat 350 dolar. Bir de 200 dolar kayıt ucreti var. Sabah ücreti daha pahalı ama ben zaten ucuz ya da pahalı öğlen gidebileceği bir yer arayışı içindeydim. Sabahları kahvaltı, beraber kurabiye yapmak gibi aktivitelerimiz oluyor.

Neyse, geçen perşembe TJ ben ve Nil, okulu gezmeye gittik. Eski bir bina olması belki de tek dezavantajı. Onun dışında sistem süper, sınıf mevcudu 17 kişiyi geçmeyecekmiş ve 3 öğretmen ilgileniyormuş. Sınıf 2.5-5 yaş arası çocuklardan oluşuyor .Pazartesileri müzik dersi, salıları yoga dersleri var.

Aşı kartı, fotoğraf vs kayıt formunu doldurup bu sabah okula gittik. Orada çocuklarını getiren bir kaç anne ile de sohbet etmek imkanı buldum. Annelerden biri 2 çocuğunu da bu okula getirdiğini ve çok memnun olduğunu söyledi.

Şimdi eylül ayına kadar Nil'in tuvalet eğitimini tamamlamamız kaldı. Haziran ayında başlayacağız bir aksilik çıkmazsa.

Agustos sonunda oryantasyona katılıp  eylül ayında günde 3 saat okula gidecek bir Nil var.

Kızım okullu oluyor...

3 Nisan 2012 Salı

Kendime aldigim ilk yemek kitabi...

Geldim geleli yemek pişirmeyi sevdiğimi keşfediyorum. Tamam 7 gün 24 saat değil ama özlediğim lezzetleri, kolay değişik tatlar denemeyi ve bunları sevdiklerimle paylaşmayı desek daha doğru olur.

Kütüphanede yemek kitabı ararken tesadüfen bu ingilizce yemek kitabını keşfettim. Yazarları, Nur Ilkin ve Sheilah Kaufman. Hoşuma giden tarafı, tarifleri bölge bölge vermesi, ve tarif başında tarifin Türkçe adının yer alması.

Tarifler ingilizce olduğu ve buradaki ölçülerle verildiği için hata riski de ortadan kalkıyor. Ben şu ana kadar 3-4 tarif denedim, hayal kırıklığı yaşamadım. Denediğim tariflerin pratik olması da ayrıca hoşuma gitti.

Kitap kütüphanede o kadar popüler ki, kitabın süresini uzatmak mümkün değil. Bende amazon.com da indirimde olduğunu görür görmez ısmarladım. 1 hafta içerisinde de elime geçti.

En son nohut köftesi, nevzine tatlısını yaptım. Parmaklarımızı yedik.

Yurtdışında yaşayan dostların beklentilerine uyuyorsa, ve bu kitabı inceleme imkanları varsa, bu kitabı tavsiye ederim...

2 Nisan 2012 Pazartesi

Kabızlık üzerine...

Geçen hafta hafta güzel başladı, sonuna doğru işler sarpa sardı. Tam da diyetisyene, sorun yok, iyiyiz dedik ki, yine uykusuz geceler girdi hayatıma.

Sorun: Nil ekmek yemeyi çok seviyor. Ekmek yedikçe meyve yemiyor. Fazladan peynir ve yoğurt da eklenince sorun işte o zaman ortaya çıkıyor.

Ama dün geç olmadan yine SIKI YÖNETİM ilan ettim:)

Sabah lifli gevrek, yarım bardak minik havuç ve çeyrek bardak üzüm, çilek ve armuttan yaptığım meyve salatası tükettik.

Korkumdan ben bile ekmek yiyemedim, zaten TJ ile ekmekleri masa altından tüketiyoruz, anladığı anda 'Anne, ekmekkkkk' diyor. Sıkıysa verme bakalım, o zamanda açlık grevine başlıyor.

Gözden uzak olan, gönülden de uzak olurmuş hesabı, bu hafta çok az ekmekle devam edicez yemek düzenine.

Akşam üzeri bol lifli, kepek unlu, pekmezli havuçlu bir muffın yapmalı. Mümkün oldukça şeker ve un tüketilmemesi gerekiyor.

Ben bu işin kitabını yazarım be diyesim geliyor :)

ps:  tamamen dogaclama bir kek yaptim. 1 kutu tatlandırılmış yoğunlaştırılmış sütü 2 yumurta ile iyice çırptım.2 cup all bran buds gevrek-toz haline getirilmis,kabartma tozu, az biraz kanola yagı, 1/3 cup kadar un ve evdeki kuru elmaları tarcın ile karıstırdım, 170 derecere pişirdim. gayet saglıklı bir kek oldu.

Icinde seker yok, condensed sweetened milk var. Un sadece 1/3 cup . Gayet lif orani yuksek bir kek oldu:)

Nil'in iLK yüzme dersi...

Pazar günü saat 11.10 gibi evden çıkıp Spor Salonunun yolunu tuttuk. Yola çıkmadan önce Nil'e Little Swimmers bez bağlayıp üzerine de mayosunu giydirdim ki, orada bir de bununla uğraşmayalım.
Spor cantamız yanı Nil'in eski bebek çantası havlular, yedek swimmerslar, bezler ve yedek kıyafetlerle doldu. Üzerine bir de benim kıyafetler eklenince çantada yer kalmadı.

Mayomuzu içimize giydiğimiz için 11.20 gibi, yüzme havuzunda yerimizi aldık. Nil suyu pek sevmediği için ilk başlarda çok ağladı.

Öğrendik ki Sea Turtle-deniz kaplumbağası grubundaymışız. 2-5 yaş arası çocukları suya alıştıran ve 3 ay sonunda yüzme öğreten bir grup bu. Anne ya da baba katılımıyla olduğu için tercih ettik. Bugün önce bizi büyük havuzuna aldılar. Orada ağlayan tek çocuk Nil di:). Yüzme hocası, Nil kendini iyi hissetmiyorsa çocuk havuzuna gidebileceğimizi söyledi ama annelik içgüdüm bana çocuk havuzuna gidersek Nil'in asla yüzmek istemeyeceğini ve grupla kalırsak daha çabuk alışacağınu söyledi ki, iyi ki kendimi dinlemişim.

Çok geçmeden kırmızı bir top ile oynamaya ve suya alışmaya başladı Nil. Sonra grupla beraber çocuk havuzuna geçtik ve orada çocuklar kafalarını suya sokmaya ,ayak çırpmaya ve  şarkı söylemeye başladılar. Biz kafamızı suya sokma dışında herşeyi Nil'i zorlamadan yaptık.

Dersin sonunda herkese minik bir çiçek sulama kabı vererek, çocukların kendi kafalarına sulamaları istendi. Niloş ise benim kafamı sulamayı tercih etti :)

Yarım saatin sonunda çocuk havuzunda bulunan kaydırağa binmek isteyen bir Nil vardı.

Haftaya burada Paskalya olduğu için ders yok. Ama muhtemelen Nil ve bizim için pass alıp arayı açmadan yine yüzmeye gidicez.

Nil suyu sevdiiii...

Gerçi eve gelince duşa girdik ve Nil yine ağladı :) ama olsun, yarısından fazlasında gülümseyen ve havuzu seven kızım, havuzdan çıkıp giyinme odasına giderken sorduğum

Nil burayı sevdin mi sorusuna şöyle cevap verdi:
Nil suyu sevdi


Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...