28 Haziran 2011 Salı

Tuvalet eğitimi için doğru zaman...

Tuvalet eğitimine başlamamızın 3.gününde doğru zaman kavramını sorgulamaya başladım.

Geçici bir dönem yaşıyoruz. 16-17 gün sonra gidiyoruz, bambaşka bir yere, ortama...

Nil'i bu dönemde buna zorlamak istemedim açıkçası. Annemle konuştum sonra. 'Nil hazır değil gibi' dediğim anda, onun da aynı fikirde olduğunu anladım.

Bugün Hepatit A aşısı için yazlıkta bir çocuk doktoruna götürdük Nil'i. Aşı olduktan sonra onunla da paylaştım düşüncelerimi. Başlanan yerin önemli olduğunu, ortam değişikliği yaşayacak çocuklarda güvensizlik yaratabileceğini söyledi. Seneye mart gibi başlarsınız, o zaman sonuç alırsınız, öbür türlü gidecekseniz, sil baştan olacak dedi.

Açıkçası tuvalet eğitimi sabır işi. Şimdi hem Nil için hem de benim için zor bir dönem. Taşınma, toplanmanın arasında yine birşeyler olduğunu anlayan Nil'imi bir de buna adapte etmeye çalışmak...

10 gün sonra buradan Ankara. Orada 3-4 gün sonra İstanbul-Kanada...

Tuvalet eğitiminde en önemli nokta istikrar sanırım. Her pes ediş daha zor bir başlangıç demek.

İstiyorum ki Nil anlasın, biraz da kendi istesin. Tamam kaka-çiş yapınca 'Bezzz' diyor ama bu karmaşada doğru zaman değil...

Hadi bakalım bekle bizi ilkbahar!

Hissiyat:Canım kardeşim cumartesi sabah yola çıktı. O gittiğinden beri ev daha sessiz. Nil, ilginç bir şekilde 'dayı' demedi. Skype da görünce 'dayııı' diyor gerçi ama anlam veremedim bu işe... İyi ki internet var, ve iyi ki kardeşim var. Evin neşesi, dostum, canım...

26 Haziran 2011 Pazar

Nil'ce diyaloglar...

Denizi sevmeyen Nil, deniz kenarında 'anne,anneeeeee... Kucak' der ve kucağa alınır.
Beli ağrıyan anne der ki ' Nil hadi anneanne alsın seni kucağa?'
Nil 'anneeeeeeeee...' der yine :)
Anneanne der ki : ' Nil, sen anneden başka birşey bilmiyor musun? '
Nil den gelen cevap : 'Dede ?????'

Evet kızım dedeyi, babayı, dayıyı da biliyor :)

23 Haziran 2011 Perşembe

Tuvalet eğitimi 1.gün

Anneevinde banyomuza lazımlık koyarak Nil'i lazımlığa alıştırmaya çalışmıştım. Geçen yaz Nil lazımlıkla resmen oyun oynamıştı. Bu kez anlatmaya çalıştım, her wc olayına girdiğimizde kıyafetleri ile Nil de oturuyordu karşıma. Altını açma olayını ise yazlığa sakladık.Geçti 2-3 ay öylece...

Bu kez 'anne usulü' ile denemeye karar verdim.

Önce Nil'e cicili bicili külotlar aldık. Nil'e gösterdim çıldırdı ve giydi.
Annem diyor ki 'altı ıslanırsa huzursu olur ve lazımlığa yapar' Şu ana kadar 3 kez çiş yaptı ve lazımlığa oturmadı.Çiş yapınca haliyle ıslanan sıpa oldukça huzursuz oldu. Herseferinde anlatıyorum. Önemli değil, hadi lazımlığa yapalım vs vs.. Ama bizimki bana kızıyor. Hemen üst baş değişimi, yeri sil, babaşka külot giydirmece...

Şu ana kadar 4 tane külot değiştirdik. Her saat başı çiş yaparmış bebekler. Gerçekten de doğru. 45 dakika geçince 'Nil çişin var mı? demeye başlıyorum...

Gün içinde herşeyi not edicem.

22 Haziran 2011 Çarşamba

Yazlık...

Yazlık demek havuz demek, güneş demek. Parmak arası terlik, şort, dondurma demek...

Biraz maceralı oldu gelişimiz, tıka basa dolmuş bir araba, Friens'deki Janice'in de dediği gibi 'Oh My God!!!' oldu. Gelirgelmez eşyaları eve atıp doğruca balıkçıya attık kendimizi. O kadar yorgundum ki dondurmalı irmik helvasından bile birşey anlamadım. Dayu gitmeden tekrar gidilecek, onda bol bol tadına varmayı düşünüyorum:)

Nil hala anneeeeci. Bir de sitede köpeğimiz var, sitenin köpeği aslında Rex. Nil Reeeee diye geziniyor. Başka çocuklar köpeği severse onlara kızıyor. Sitenin köpeği tekelimizde yani :)

Ben havuz kenarına gitmişsem 'anneee' diye bağırıyor.

Günler şimdilik bu şekilde geçiyor, geçiyor...

20 Haziran 2011 Pazartesi

Bye bye Anneevi...

Birazdan yola çıkıyoruz. Yazlığa gidilecek ailecek. Dün eskiden hiç düşkün olmadığım ama son bir iki gelişimde tadına vardığım katmerden yedim. Doya doya:)

Burada Nil ile kendimize ait bir dünyamız oldu aslında. Odamızı evimiz yaptık adeta...

Şimdi 19 gün sürecek yeni bir düzen...

Özleyeceğim seni büyüdüğüm, çocukluğumun, lise yıllarımın geçtiği şehir...

18 Haziran 2011 Cumartesi

Home Sweet Home...

Mart ayından bu yana annemlerle yaşıyoruz. Aslında düşününce onlar için daha zor ama bizim için de kolay değil.

Yepyeni bir düzen kurduk, aslında kurmaya çalıştık desek daha doğru olur.

Zaman zaman eski yazılarıma bakıyorum, hamilelik tecrübeleri, sonra Nil ile yeni bir hayat. Gaz sancıları, hastalıklar, doğum günleri, yaşadıklarımızı kaydettiğimiz, üzüntülerimi, sevinçlerimi paylaştığım, 'kayıt altına aldığım' yer. Benim :), bana ait...

Bu da değişik bir tecrübe, o yüzden yazmalı, paylaşmalı. Belki de seneye bu zamanlar merak edip 'neler yapmışız' demek için...

Aile büyükleri hele ki yakın zamanda başka bir yerde yaşayacak torunların ağlamasından hoşlanmıyorlar. O nedenle Nil hala benimle yatıyor! Çok güzel ama bir o kadar da zor. Benim kendi düzenim olsa, üç gün ağlar ama sonra kendi yatağında uyurdu ama ne yazık ki burada öyle yürümüyor o işler....

Genelde uyurken tekme yiyorum. Yatağın bir ucuna sığışıyorum. Gidince hemen kendi yatağında uyu kızım olmayacak biliyorum. Ama hedefim 15 gün hadi bilemedin 1 ay içinde Niloşu kendi yatağına, kendi odasına geçirmek. Aslında mümkün olsa hemen :)

Nil yemek yerken her taraf dökük saçık. Kendi yiyor. Arada sinirlenince yere fırlatıyor. Her taraf yemek...Ankara'da kendi düzenimizde nasıldı bu işler? Nil yemek yerse, ne yerse yesin asla karışmıyorduk. İtiraf edeyim, ilk başlarda karışmamak pek zordu ama ancak öyle öğrenecekti kızım kaşık tutmayı. Kendi dağıta, döke, saça yer. Sonra TJ Nil ile ilgilenirken ben mutfağı temizlerim. Çoğu zaman bunu yaparken söylenirdim, bunu da itiraf edeyim.

Burada annem birşey demese de, Nil'in dökmesi saçması onu geriyor. O da haklı kendince, biz büyürken öyle büyütmüş. Ama o gerilince ben de geriliyorum. Elimde süpürge, hazır ve nazır bekliyorum. Sonra Niloşu temizlemece...

Nil çok çok ağladığında krize girdiğinde napardım? Kendi odasına koyar, hem onun hem de benim sakinleşmem için kendime zaman tanırdım. Dım diyorum:)

Evde birilerinin olması hem güzel hem de zor. Özellikle Nil gibi sessiz bir evde büyüyen bir bebek ve anne için. Neyse ki bu evde duvarlar kalın, diğer odalara ses geçmiyor. Ama yazlıkta biraz zorlanacağız. O da 2-3 hafta sürecek diye kendimi teselli ediyorum.

Benim hassas kızım hala bana yapışık. Bu postu yazma sebebim de aslında bugün yaşadığımız olay. Yazlığa götüreceğimiz oyuncakları paketledik. Nil o sırada dede ve dayı ile dışardaydı. Eve gelirgelmez gördüğü manzara kızımı şok etti. Oyuncak puset poşette, salıncak ve oyuncaklar sarılmış, toplanmış.
Nil etkilendi tabii, yine düzeni değişecek diye korktu kızım. Zor sakinleştirdim...Sepette yine oyuncakları vardı ama bu birşey değiştirmedi:)

Az kaldı,pazartesi yazlık sonra Kanada'da kendi evimiz, kendi düzenim-iz. Ve babaya kavuşma...

Kendi evimden buraya gelmeden biliyordum aslında az-çok yaşanacakları ama herkesin kendi düzeni kurulu olunca mutlu oluyor insan. Gerçekten de Home Sweet Home...

Ve bize de bu 'anın tadını' iyi-kötü çıkarmak kalıyor...

15 Haziran 2011 Çarşamba

1 ay sonra bugün...

1 ay kaldı :)
1 ay sonra bugün uçuyoruz kızımla...

Sayıyoruz günleri ama tadını da çıkarıyoruz anın..
Özlem yine diet'te. 3 gün sürecek. Çarşamba, perşembe,cuma..
50 hatta 49 u görebilme umudum var :)

Ondan sonra da o kiloyu muhafaza ettim mi tamamdır...

Niloş izin vermediği için spor yapamıyorum. Kızım uyuyunca da ben çooook yorgun oluyorum.........

Bugün Ankaraya gidecek valizi hazırladık, hepsi Nil'in eşyası..
Düşündükçe fenalaşıyorum ne zor iş eşya ayıklamak, hazırlamak.

Ben bu aralar bir öyleyim bir böyle, günler günleri kovaladıkça heyecan, Niloş ile uçak yolculuğu stress artıyor bende.

Neyse bir şekilde halleceğiz diyorum...

14 Haziran 2011 Salı

Dayuuu kalkkk...


Evet, dayı, Nil'ce Dayyuuu, geldi :). O'nun gelişi eve neşe, mutluluk ve hareket getirdi. 25 Hazirana kadar beraberiz.

Niloş'un en sevdiği şey sabahları dayısını uyandırmak. Kapının önünde duruyor ve sesleniyor
-Anneeee, gelllll...
Nil sen uyandır dayını diyorum ama olmazzzz. Beraber elele başucuna gidiyoruz dayının ve sesleniyor Sarı Papatyam

Dayuuuu, Kalkkkkkk...

Ben mutfağa geçiyorum Nil diyorum. Nil arkamda, dayının yanında, çekingenlik atılmış ve bağırıyor:
Dayuuuu Kalkkkkkk...

Dayısını kaldırmadan o odadan çıkmıyor. Dayısı da fazla zorlamıyor kızımı :)

Perşembe-cuma, buradan yazlığa geçiyoruz. Yapacak iş çok, herşeyi düşünmek, ayarlamak, unutmamak birşeyleri....

Dün akşam Nil uyuduktan sonra annem,kardeşim ve ben, dışarı çkıp keyif yapalım dedik. Bizim kız uyumak istemedi, yatakta keyif yapıyor ama uykunun U su yok gözlerinde. Saat 10 gibi dışarıda bulduk kendimizi...

Hafif bir yemek, cosmopolitan (Ebrucum, kulakların çınladı mı? )
12 gibi evdeydik, eve girergirmez Nil 'annneee' demeye başladı:)
Sabah 2.30 da tekrar kalktı...

Sonra sabah erkenden, tekrar...

Bu aralar böyleyiz:)

9 Haziran 2011 Perşembe

Geri sayım başladı & Uçak yolculuğu

Gelmemize 1 ay 1 haftadan az bir süre kaldığı bu günlerde içim kıpır kıpır...
Hem mutluyum hem heyecanlı, azıcık hüzün, telaş (sanki normalde çok sakinimdir de), tüm duygular birarada....

1 ay sonra bugün, yarın ver elini Ankara, canım arkadaşlarımla vedalaşma, eşya toplama, ailelerimiz, sevdiklerimiz...

Haftaya yazlığa geçiyoruz. Pazartesiden cumaya halletmem gereken birbir iş, buraya da yayıldık kaldık.Evde açık 2 valiz. Nil'in oyuncakları için 2 boş kutu. Ayıklanacaklar, kalacaklar, yazlığa gidecekler...

Gelelim uçak olayına,

Bileti almadan, 1 ay boyunca araştırdım, araştırdım.
En az aktarmalı uçuşu biritish airways de bulduk.

Ondan önce, gözüm hep oyuncaklarda.Nil'in görmediği, az parçalı, oynamadığı oyuncaklara bakınan ve düşünen Özlem...
Önce aquadoodle almaya heveslendim, sonra hem pahalı geldi hem de kalemi kaybolur uçakta vs diye düşünüp vazgeçtim. O sırada tesadüfen şunu gördüm,
http://www.humst.com/toys-r-us/creative-construction/magnetic-drawing-board-pink/trus_0081521.html

Dayıya haber salındı, kalemi nasıl ip ile bağladılarsa, damgaları da bağlarız iple dedim. Aldık onu, dayımız cuma günü getirecek.

Patates kafa almış, annemin arkadaşlarından biri, onu da begendik, az parçalı. O da tamam. Nil'in kankası Alya,Calliou kuklaları almış Niloşa, göstermedim ama görünce bayılacak eminim.

Britishairways puset ve araba koltuğumuzu ücretsiz olarak götürüyor. En azından onları düşünmeye gerek yok...

Uçakta Nil e çizgifilm vs olur muhtemelen, oyalar Miniği. Ama yine de korkmuyorum desem yalan olur...

Araştırmaya okumaya devam....

Not: Önerilere açığım :)

7 Haziran 2011 Salı

Nil ve Alya

Cuma günü çok ama çok özel misafirlerimiz geldi. Kızımın kankası Alya geldi, annesi ile hem de taa Ankara'dan.

Nil Alyayı görünce çıldırdı, özlemişler birbirlerini. Bolca kahkaha, yemek,gezmece ile geçti günler.

Cuma günü hayvanat bahçesine gittik kızlarla, oradan yemek. Gittiğimiz yerde kızlar pusette uyuyunca, biranın ve sohbetin tadını çıkardık canım arkadaşımla, nasıl da özlemişim...

Cumartesi şehir turu, akşam Nil durmadı, alışık değil bizim kız düzeninin bozulmasına.

Pazar günü bolca hüzün vardı... Nil Alya gittikten sonra arabaya binmek istemedi, o da uçacakmış Alya ile:)

Neyse ki, anneanne nin çocuklu arkadaşları davet etmişti, bahçeli bir eve. Nil yine Gaye ablasının peşinde dolandı ve gidergitmez 'Geyeee' diye seslendi. Çocuklarla kudurdu, kendinden 10 yaş büyük ağbilerin, ablaların kucağında gezdi. Çimenlerde yuvarlandı.

Dışarıda bahçede ne kadar mutlu, huzurlu olduğunu hatırlattı bana.

Akşam eve geldiğimizde yorgunluktan bitik bir Nil vardı.

Çok güzel bir haftasonu geçirdik kızımla, hem ona iyi geldi hem de bana. Geldi geleli ilk kez böyle güldü yüzü. Tabii benim de :)

Teşekkür ederiz :)!

Cuma günü kızımın dayısı gelecek :) Dayımız 24ünde yolcu...
Ondan sonra sayılı gün kalacak.

Babaya kavuşmaya az kaldı!

2 Haziran 2011 Perşembe

43 gün sonra -15 temmuz'da yeni bir macera....

Evet bugün,
üniversitede giydiğim kotuma sığdım, eh fena da olmadı. Nil doğmadan önce bayılarak giydiğim balon eteğimde artık oluyor:)

Ama hala 3 kg var vermem gereken, o da verilir gidene kadar gevşemek yok.
(hala karnım duruyor, gerçi annem eridi diyor ama HİÇ gitmeyecek mi bu karın ya?)

Yarın canım arkadaşım ve kızımın kankası geliyor,
içim rahat yiyeceğim yemekleri, abartmadan...

Uçak biletimizi de aldık, 15 temmuz'da Macera Başlıyor....

Yolculuk ile ilgili yazacaklarım ise bir sonraki postumun konusu olsun...

Not: Niloşu arayıp soran dostlar, teşekkürler, halimiz bir var bir yok AMA dışarı çıkacaksak süperiz :)
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...