30 Nisan 2011 Cumartesi

Kayyı

Nil doğduğu zamandı, babam eve Calliou VCD leri getirmişti, doktor bir arkadaşı önermiş, babam 'büyüyünce izler' demiş, getirdi Ankaradaki evimize.
O zaman Calliou çılgınlığı yok şimdiki gibi, TJ ile de Nil'in tv izleme konusundaki kararımız kesin ve net. Uzak tutabildiğimiz kadar uzak tutalım.

Nil 16 aylık falandı, izleyeyim ,neymiş bu Calliou dedim, Nil yanımda, ilgilenmedi bile. Ben de sevindim.:)

Bizim yurtdışı olayları ortaya çıkınca, kontrollü bir şekilde tv izlemesinde bir sakınca olmadığına karar verdik.Yumurcak tv de Caillou çıkıyor yazlıkta, Nil kahvaltı yapıyor.

Birkaç aydır Kayyı çılgınlığı bizim evi de sardı. Anneanne evinde, elime kumandayı tutuşturup Kayyı diye ağlayan Nil. 'Baby Tv izlesen Niloş?'. İlle de Kayyı Kayyı...

Geçenlerde pijamasını giymek istemeyen Nil'e, ama pijamanda Kayyu var dediğim an giydi.

Dışarıda biz farkına varmadan çığlık atan ,Kayyı diye ortalığı ayağa kaldıran Nil. Heryer Calillou ürünleriyle dolu.

Şahsi fikrim, hiç birşeye kızmayan anne-baba, ikiletmeyen, tutturmayan bir çocuk, Nil'ce Kayyı. Seviyormuyum? Hayır. Hayalgücünü geliştireceğine kesinlikle inanmıyorum. Kanada da bizdeki kadar Caillou çılgınlığı olmadığını da TJ'den öğrenmiş oldum ki Calliou Kanada yapımı bir çizgifilm.

Şu ansa sabah aksam hayat Kayyı. Bir an önce konuşsun Niloş.Yumurcak tv de sabahları Kayyı, arada dedesiyle bilgisayardan Kayyı.

Neyse bu da geçici bir dönem diyoruz.
Niloşun ilk çizgifilm kahramanı: Kayyı

26 Nisan 2011 Salı

Hayaller...

Bahçeli bir ev diliyorum bu ara. Hemen olmasa da, 1-2 yıl içinde.

İstiyorum ki, bir sebze bahçem, bir de aromaterapi bitkilerinden oluşan kokularıyla bizi mest eden bir köşem olsun.

Sebzelerden sarımsak,ayva, çiçeklerden en sevdiğim çiçekler olan, yasemin,lavanta,leylak,gül ilk aklıma gelenler.

Anneevinde nisan ayında açmış leylaklar mutlu ediyor beni, her apartmanın bahçesinde mis gibi kokuyor.

Hayaller değil mi, yaşama sımsıkı tutunmamızı sağlayan...


Bir sonraki post Nil'in Nil'ce Kayyı çılgınlığı...

24 Nisan 2011 Pazar

İçses...


Dün akşam Niloş ile paylaştığımız yatakta uzanmış uyumaya çalışırken, düşünmeye başladım. Kendime 'ayna'dan bir baktım.
-Hadi bakalım Özlem, dökül
dedi içses...
Başkalarına olan kırgınlıklarımı ve ceviz kabuğunu doldurmayacak tartışmaları, olayları düşündüm.
Yanımda uyumakta olan tatlı kızıma baktım,
-içimizde kırgınlık,üzüntü tutmayalım. Birikmesin, söyleyelim. Patlamalar yaşamayalım. O an hemen söylemesekte, ertelemeyelim, ayna tutalım hislerimize, kaçmayalım, üstünü örtmeyelim duygularımızın. Özür dilemeyi, affetmeyi, canımızı yaksa bile dinlemeyi de bilelim
dedim.
Tatlı kızım mışıl mışıl uyuyordu hala.

İçim rahatlamış bir şekilde gözlerimi kapattım...
Zzzzzzzzzzzz.........

17 Nisan 2011 Pazar

No comment...

İnsanın kendi 'EV'inin olması, orada kurduğu düzen, kendi ailesiyle olması, bunlar ne büyük lüksmüş. Kabul ediyorum, son 'anne evi' ziyaretinden beri farkındaydım bu durumun. Önceleri 'evim' dediğin yer, bebek olunca, aile olunca senin evin olmaktan çıkıyor.

Düzenler tamamen değişiyor çünkü. Senin hoş gördüğün bir şeyi, karşı taraf hoşgörmediği gibi, kimi zaman tam tersi de yaşanabiliyor. Kendi evindeki kuralları adapte etme lüksün zaten yok, bu evde yaşayan insanların kuralları da belli...

Kısacası Nil için kimi zaman keyifli ama benim için gri günler devam ediyor.
Hep aynı cümleleri de yazmak istemiyorum ama
hissiyat böyle....

ps:TJ kocim, özlüyoruz seni....

15 Nisan 2011 Cuma

Gri günler....

Nil Cumhuriyetinde, Nil kuralları ile hayat devam ediyor.
Hala ne spor yapmaya, ne kitap okumaya izin var. Hayat Nil ile yapışık bir şekilde devam ediyor.

Hala cümle kurmasada, canı isteyince herşeyi anlatıyor ve söylüyor. Bazen bir sözcük ile beni şaşırtıyor. Kapasitesini zorlamak için anlamamazlıktan gelince kıyametler kopuyor.

Anneanne ile en büyük kavgaları mutfaktaki su pınarı ile oynayan Nil. O su pınarı açılıyor, hertarafı su basıyor. Yıkanmayı sevmeyen sarı cüce, su ile oynuyor. Anneanne 'naptın Nil' derse, gözyaşları süzülüyor....

Haftanın 3 günü oyun grubunda, anneanne ya da anne ile beraber. Ama ben yanında olunca, bana yapışık yaşamaya devam ediyor ki, bu beni çok ama çok yoruyor....

Kilo olayları hala 54, 54.5 arası devam ediyor. Kepekli ekmek ve su , bir de yeşil elma ve kuru üzüm en yakın arkadaşım oldu. Ah şu göbek bir erise...
Eski kotlarıma bir sığsam... Temmuz Ankara evi toplama zamanına kadar hedef bu. Eşyalar ayıklanacak, valiz hazırlanacak... İş çok!

Bu arada arkadaşsızlık zor. Kendimi çoğu zaman yapayalnız hissediyorum. Ankaradaki dostlarımla ve koci TJ ile konuşunca seviniyorum. Aslında arkadaş edinmek için çaba da sarfettiğim söylenemez. Geçici dönem diye bakıyorum.

En büyük keyfim, DigiTürk ComedyMax kanalındaki Friendsleri izlemek. Kaçıncı izleyişim hatırlamıyorum ama hala gülümsüyorum:) Bir de Gilmore Girls vardı geçenlerde ama şansıma dizi bitti, tekrarını ne zaman verirler bilinmez...

Hayat GRİ bir şekilde geçiyor ve devam ediyor...

10 Nisan 2011 Pazar

Sen gideli tam 1 ay oldu bugün...


Evet TJ gideli tam 1 ay oldu. geçti 1 ay kaldı nisan,mayıs,haziran...

Günler zor. Ne spor yapmaya ne de hobilerime vakit var. Bilgisayara dokunmak bile yasak. Oysa yorum yazmak istediğim ne çok insan var. Kitaplarla ilgili, kilolarla ilgili yazasım yazasım var.

Önce kilolardan başlayalım. TJ'in gidişi, kardeşimin 'anne evine' gelişi ile pisboğazlık had safadaydı. Zaten oldum olası yemek yemeyi çok severim. Benim için yemek yemek keyif, sosyalleşme. Yeni tarifler deneme yeni bir heyecan, hele onları yemek. Offff:)

Neyse baktım tartı oooo uçmuş. Kafaya koymuştum zaten. Hadi kiloyu da yazayım aklım kalmasın. Tartı 57 hatta 58 i gösterdi ki, normalden 8 kilo fazla demek bu. Geldi hamilelik kiloları. Kardeşimin gittiği gün hemen diyet başladı. Maple syrup diet. Çok sağlıksız ama inanılmaz kilo veriyorsun. Tabii bu dietisyen gözetiminde falan yapılmadığı için sağlıklı da gelmedi ama denemek istiyorum öte yandan da. 3 gün dayandım. 55 e düştüm.
Tarifi internetten alınmış, 2 kaşık maple syrup + 2 kaşık limon suyu + 1 kaşık acı biber. karıştır üzerine su ekle. Tüm gün bunu iç. En fazla 9 bardak sanırım.

Ama ben kendimi denemek istiyorum. Diet kolayı 1 haftadır içmiyorum, bundan sonra da içmek istemiyorum. Perşembe günü isyan ettim aslında. o gün annem ezo gelin çorbası yaptı, 2 dilim kepekli ekmek ve ezo gelin çorba.

Oldu kilo 54.5, 55. Gece çikolata yemiyorum, kuru üzüm ya da yeşil elma. Akşam 8 den sonra çok acıkmadıkça birşey yemiyorum. Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek tüketiyorum. Kendi kendime yaptığım denemeler. Ama asıl olayı bu hafta dietisyene gidince çözeceğim. Çünkü ezbere diet listeleri bana göre hiç değil. Vermem gereken daha 5 hatta mümkünse 7 kilo var. Umarım 3-4 aya verilir onlarda, hele o göbek erise....

Neyse kreş olayı ayrı bir olay. Haftanın her günü Nil kreşe gidince , zırrr telefon, koş Özlem koş. Anneanne isyan etti. Biz de cuma günü nezle olayına bulaştık. Anne evde uyuklar, anneanne neyse kreşe gitti konuştu vs, oyun grubuna başladı Nil, haftanın 3 günü 2 saat. Sonra tekrar tam gün kreş deniycez. Umarım ister.

Evde hala hiç birşeye izin yok.Nil kuralları. Bir de hastayız şimdi. Nezle-grip mevsiminden biz de payımıza düşeni aldık.

Bu gece Enci gelecek. Yaşasınnn:) ama kendime gelmem lazım. Pzt-salı, gezmece, gezmece. Enci gelmeyecek olsa, evde uyumaca ama o da zor. Niloş sağolsun:) İşin komiği o benden de kötü ama enerjik. Ben mahvolmuş durumdayım.

Benden haberler şimdilik bu kadar....

Yazmaya, paylaşmaya Nil izin verdikçe
DeVaM......
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...