29 Aralık 2009 Salı

2010...





2009 garip bir yıldı...
Nil'in doğumu harikaydı,o minicik kalp bana hiç yaşamadığım duyguları yaşattı. Ama onun dışında pek sakin, huzurlu bir yıl geçirdim diyemem.

Umarım 2010 huzurlu, mutlu, en önemlisi sağlık ve neşe dolu bir yıl olur.
Herkes için...
Hayallerin gerçek olduğu,
Mutluluktan gözlerin parladığı bir yıl olur...

Annenin Notu: Bu resmi tesadüfen buldum ve aşık oldum:)

26 Aralık 2009 Cumartesi

İyi ki doğdum...


Yarın 29 oluyorum.
Bebek doğduktan sonra zaman hızlı geçer derlerdi de inanmazdım.
30uma 1 kala,hızla akıyor hayat. Kimi zaman çok mutlu, kimi zaman endişeli, kimi zamansa nasıl geçecek bu sıkıntılı zamanlar dediğimiz hayat...

Bu Nil ile ilk doğum günüm. Ne kadar özel.

Evimizde YeNi BiR HaYaT...
Yeni yeni şeyler ögreniyoruz her geçen gün.
Evde emekleyerek saklambaç oynuyoruz mesela.
Gülüyoruz.
Ayağa kalkmak istiyoruz artık.

28ime girdiğimde karnımda Nil vardı.
Dışarıda dostlarla acele bir yemek yemiştik.
Yemekten de müzikten de birsey anlamamıştım.
Hamileliğin son dönemleriydi,
'Ha geldi ha gelecek bizim kız' diyorduk.

17 Ocak sabahı geldi Minik Kuş...

Bu gece TJ ile Nil uyuyunca kutlayacağız dogumgünümü. 1 gün önceden.
Öncesinde Enci ile bir kahve içilecek. Sonra kedimiz Yodaya-artık Encinin kedisi oldu sayılır- minik bir ziyaret Nil ile...
Eve gelince dışarıdan yemek söylenecek, en pratiğinden.

Ertesi gün arkadaşlarla brunch, Nil izin verirse...

En güzel hediye Nil bu yıl...

28 yaşında anne oldum ben.
Ve blogum sayesinde inanılmaz güzel dostlarla tanıştım...

İyi ki doğdum

Annenin Notu: Şimdi eve geldik.Yorucu bir gündü...Sabah 4den beri ayaktayız. Gece 3 kez kalktık. Diş olayları! Ben sürünüyorum ama Nil tüm gün 1 saatten fazla uyumadı...

Bakalım yarın nasıl geçecek...

24 Aralık 2009 Perşembe

Kitap Önerisi Olan???

Uzun zamandır aklımda olan, zaman zaman da görüştüğüm blog dostları ile paylaştığım bir konu...

Kitap okumayı çok severim, biyografi kitapları ile yeni yeni insanlar tanırım...

Nil doğunca Tracy Teyze ile rutinimiz oluştu. Hamileliğim son zamanlarında okudum okudum.

Nil doğduktan sonra 'Ne okumalı da ilerde doğabilecek sorunlara önlem alınmalı' diye düşünür oldum.

Annelik Sanatını yazın okudum. Şimdi elimde Huysuz ve Tatlısı'nın önerisi Freud'a ne yaptık da çocuklarımız böyle oldu?' var. Okunması rahat ama bize birazcık erken.

Birçoğumuz kendi ailelerimizi örnek alıyoruz, kendi deneyimlerimizden yola çıkıyoruz. İyi polis, kötü polis meselesi bana göre değil mesela. Bazen istem dışı oluyor olaylar, kendiliğinden gelişiyor. Biraz daha bilinçli olur, çokça okursak belki de bunun önlemini alabiliriz.

Dostlar,
kitap önerilerinizi bekliyorum. Fazla sıkmayan, çok ağır olmayan...

23 Aralık 2009 Çarşamba

İlk kitap....


Uzun zamandır Nil'e kitap almak istiyordum. Kalbimde Küçük Prens vardı ama öncelikle sayfalarını çevirdiği bol renkli bir kitap ile başlamak daha uygun geldi.
Sevgili Tekirciğimin önerisi ile Küçük Korsan iş başında ilk kitabımız oldu.
Tabii Nil'e bu kitap 10 dakika bile dayanmayacağı için bir de 'haydi beni bul, renkler' kitabını aldım. Karton, Nil'e dayanır:)

Küçük Korsan iş başında nefis bir kitap.Hadi itiraf edeyim, biraz da kendime aldım bu kitabı:). Christine Nöstlinger'in diğer kitaplarında sıra... Resimler müthiş. Şimdilik Nil ben yanında iken resimlere bakıyor. Kitabı seviyoruz, parçalama isteğinde hemen diğer kitabın sayfalarını çevirmeye başlıyoruz...

Biz çok sevdik...

21 Aralık 2009 Pazartesi

Bizde keyifler...

Bu aralar keyfimiz bir öyle-bir böyle...

Nil altının açılmasından daha doğrusu bez ve kıyafet değişiminden hiç hoşlanmıyor. Eline oyuncak vermek işe yaramıyor. Bağrıyor, bağrıyoruz. Alt/kıyafet değişimi sonaerince derin bir 'Ohhhh' çekiyoruz.

Altta -üstte dişler çıktıkça çıkıyor. Tüm dişler kabarmış durumda, azıcık huysuzuz bugünlerde...

Anneanne cumartesi akşam gitti. Almanya'dan anneanne evine dayı geldi-yılbaşı tatili. Niloşun DAYIsı seni Ankaraya bekliyoruz....

Nil'in 2010 takvimi için fotoları seçmek bir yana, bilgisayara bile atamadım. Bu hafta postalamak lazım...

Annenin Notu: Geçen haftalarda yaşadıklarımı hatta aklımdan geçenleri düşündükçe yazdıklarım komik geliyor.
En önemlisi sağlık, gerisi boş....

İyi ki varsınız dostlar....

17 Aralık 2009 Perşembe

Sonuç Temiz...

Şu anda o kadar rahat hissediyorum ki kendimi... Geçen pazartesinden bu yana süregelen uykusuz, gergin geceler NİHAYET sona erdi.

Kist iltihapmış. Yarın yazılı sonucu da alıcaz. Sabah 9 da doktor kontrolüm var. Pansuman vs...

İnsanın aklına kötü kötü şeyler geliyor. İlk düşündüğüm Nil oldu.Sonra TJ, annem,babam...

Ne mutlu bize ki HERŞEY GERİDE KALDI...

Eeee nerde kalmıştık?:)

Kist aldırma...

Dün saat 9 gibi Mesa Hastanesindeydik. Bizi hasta yatış kısmına aldılar, odamıza çıkardılar. Önce hemşireler, sonra anestezi ekibinden biri, en sonda doktor geldi.

TJ ile ilk başlarda gayet rahattık, sonra rahatlığın yerini gerginlik ve stres aldı. Anestezi ekibinden biri geldiğinde bu strese daha fazla dayanamayacağımı anlayıp genel anestezi istedim. Gitmeden size bir sakinleştirici yapalım dediler, harika dedim. Sonrasını hatırlamıyorum. Ameliyathaneye girdiğimi bile hatırlamıyorum.

TJ benim halime pek gülmüş.'Nil'i istiyorum, elimi tut, annem nerede?' falan demişim, herşey hayal meyal....

Saat 10 da aldılar bizi, saat 11 de odama gitmek üzere ameliyathaneden çıkınca uyandım. Genel anestezi olsa bu kadar çabuk uyanmaz, kendine gelmezdin falan derken TJ, cevabı doktorum verdi. Bana sedasyon uygulamışlar. Sedasyon neymiş, ben de az önce öğrendim:
'Hastanın bilinci kaybolmaksızın sakinleştirilmesinin biraz ötesinde ilaçlarla rahatlatılmasıdır.
Hasta işlem sırasında komut alabilir,söylenenleri yapabilir ancak işlem sonrasında neler yapıldğını hatırlamaz. '

Göğüste bir ağrı ama ciddi ağrı kesiciler sayesinde pek birşey hissetmiyorum. Annem boynuma bir eşarp bağladı. Kolumu çok oynatmamam gerekiyormuş. Göğüsle ilgili durumlarda kol şişermiş.

Dün saat 4 gibi evdeydik. Mide bulantısı ve ağrı...Şimdi daha iyiceyim.

Bugün saat 4 gibi aşağı yukarı bir sonuç çıkacak. Umarız temiz çıkar...

Tüm iyi dileklerinize teşekkürler...

İyi ki varsınız...

15 Aralık 2009 Salı

Teşekkürler...


Güzel dilekleriniz için teşekkürler dostlar....

Yarın sabah 9 da Mesa da önce anestezi ekibiyle görüşücez. Sonra da 10 gibi operasyon başlar sanırım.

Bundan 3 ay önce yine kist şüphesi ile ultrason çekilmişti, o ultrason tertemiz çıkmıştı. 3 ayda bu kadar büyüme yapması korkuttu bizi.

Umarım temiz çıkar....

Güzel dilekleriniz ve yanımda olduğunuz için teşekkürler....

İyi ki varsınız....

ps: Kendi derdimden bugün kardeşimin doğum gününü unuttum. 23 oldu...
İyi ki doğdu....

10 Aralık 2009 Perşembe

Hayat biz onu planlarken başımızdan gelip geçenlerdir..

Yazsam mı yazmasam mı diye düşündükten sonra, içinde bulunduğum durumu blogumla paylaşmaya karar verdim. Dedim ki kendime 'Bu blogta ağladın, güldün sen, kimse seni anlamazken bu blogu okuyanlar anladı seni...'

Hadi bakalım, dök içini.....

Pazartesi gününden beri zor günler geçiriyoruz. Nil pazartesi sabah -yine diş vakası- erkenden uyanınca, gün şafakla başladı bizim evde. Sıpa'nın 8.30 gibi uykusu geldi. Ben de normalde uyumam sabahları ama fırsat bu fırsat hop dedim yatağa...

Göğüsümde bir sertlik ve şişliği işte ilk o zaman farkettim.Annem bu konularda -her anne gibi-hassastır, direk TJ'e telefon. Oradan mı randevu alsak, buradan mı derken Mesa Hastanesinde Dr.Hatim Yahya Uslu'dan randevu. Salı sabah doktora gidiş, ultrason çok dolu hemen alamayız. Bebek var vs diyince, çarşamba günü ultrason. Ultrason sonucu 5 gibi çıktı, doktorum 'kökü belli olmayan, vücut dokusuna uymayan kist var' dedi. İstikamet doğru Mesa. Biran önce alalım dedikten sonra, en iyi zamanın haftaya çarşamba olacağına karar verdik.

Anneme telefon, salı günü burada. Doktor 'lokal yapıcam, gir-çık 2 en fazla 3 saat, eve gidince bebeğinle ilgilenebilirsin' dedi.

Bugün tüm gün TJ'le başka doktora gitsek mi konuşması yaptık. Bence her doktor bu dokuyu almak isteyecek, beni de çok rahatsız ediyor, şişlik,sancı ve kaşıntı...

Çok yakın bir dostumuzun eşi patoloji uzmanı, akşam da onunla konuşacağız...

Sinirler feci bozuk. Ya kötü birşey çıkarsa.....

Canım arkadaşım , Kiraz'ım, desteğin için teşekkürler.....

4 Aralık 2009 Cuma

Anneliğe dair...


Bazen öyle anlar yaşıyoruz ki Nil-TJ ve ben. O anları beynime ve kalbime kazımak istiyorum.

Bebekler bizi değiştiriyor. Bazen kendimi tanıyamıyorum. Daha sabırlı, daha anlayışlı bir birey oldum ben. Ama bu anlayış ve sabır sadece Nil'e ve arada TJ'e....

Bulaşık makinasındaki çatal-bıçak gözünü boşaltmaktan nefret eden ben, Nil çatal-bıçak seslerini seviyor diye, bu işi TJ'e bırakmaz oldum. Neden? Kızım mutlu oluyor, o çıkan seslere gülüyor....

Ağladığında yaptığım-ız- komikliklere- TJ ve benim deyimimle şaklabanlıklara -şebekliklere gülüyor. Daha bir keyifle tekrarlıyoruz...

Bugün Ayşe Arman'nın bir röportajını okudum, diyor ki ' Kızımın güneşi ben olmak istedim...'

Gülümsedim ve cevap verdim:)
'Ben de , ben de!!!!!...'

3 Aralık 2009 Perşembe

Geçmişe yolculuk MİMİ :)

Mim- Çocukluk...

Birinci Tekir Şahıs, tatlı Ada'nın annesi mimledi :)



1. Sizi mimleyen kişiye link veriyorsunuz mutlaka, ki, akışı bozmayalım...

İşte burada


2. Çocukluğunuzda anne ve babanızla (ya da aile büyükleriyle) yapmış olduğunuz ve sizi siz yapan şeylere katkısı olan bir olay, bir aktivite, bir eylem... Ve hangi yönünüze katkıda bulunduğu... (Tekrarlanabilir olması tercih sebebi)


En yakın dostum babamdı. Mesela sınavım mı var. Erken yatıp erken kalkan bir çocuktum. Hala öyleyim :). Saat 4-5 e kurulur, bir de babamın saati kurulur. Kalkarız, sözde ben ona tekrar yaptırırım. O da benimle masada oturur ya da koltukta uyur, ben de sınava son tekrarımı yapardım.


Orta okulda değişik bir dünya ile tanıştım. Kitapların dünyası ile. Yazlıkta kendi yaşıtlarımla dışarıda oynamak yerine kitap okudum. Jane Eyre, Küçük Kadınlar, Balzac, Tolstoy ile hep o dönemde tanıştım. O yaz babamın tüm maaşı benim kitaplara gitti. Şu anda biyografi sever isem ve ben de tüm paramı kitaplara, kırtasiye malzemelerine yatırma potansiyeline sahip isem bunu o yaza ve babama borçluyum...


3. Çocukken oynamayı en çok sevdiğiniz oyun ve oyun aparatı?

Yakantop,istop, evcilik, kendi uydurduğum oyunlar da olurdu.



4. Sokakta oynar mıydınız?

Anneannemin bahçeli bir evi vardı. Sokaktaki komşuların torunları yaşıtlarım, sınıf arkadaşlarımdı. Genelde bizim bahçeden çıkmazdık...


5. Çocukluğunuz ve ilk gençliğinizle ilgili keşke farklı olsaydı dediğiniz bir durum/olay...

Babam sayesinde matematikten soğudum- ilkokulda beni matematik çalıştırma çabası sonunda- ve ilkokuldan sonra hayatımda dil, edebiyat,kimya oldu ama matematik sadece sınıf geçmek için bir araç oldu, bu babamla ders çalışmamı engellemedi sadece bir daha matematik çalışmadık.

Bir de annemle ilişkimiz hiç bir zaman -evleninceye kadar belki de- çok harika olmadı. Aslında annem kötü polis babam iyi polisti. Kendi istedikleri için böyle olmadı belki de ama keşke iyi polis-kötü polis olmasalardı:)


6. Çocukluk ve ilk gençlikle ilgili iyi ki böyle olmuş dediğiniz bir olay...

1 yıl *yaş 15* exchange öğrenci olarak Amerika'da yaşadım. Bana sadece ingilizce olarak dönmedi, çok şey kattı...

Öğretmenlerimle hep çok yakın dost oldum, onlardan çok şey öğrendim. Hala en yakın dostum bir öğretmenim :)

7. Varsa çocukluk dönemine dair bugünü etkileyen bir olay, anı...

Zor soru, derinlerde çok şey vardır kesin. Nil ile ilişkimin, benim annemle paylaştıklarımdan çok daha farklı olması dileğim.

Hiç bir zaman beni sıkan ebeveynlerim olmadı, herşey çok serbest idi ama herşeyi bilirlerdi, bize hissettirmezlerdi. Mutlu olduğun yerde yaşa, mutlu olduğun ya da sana iyi gelen insanlarla görüş, hayata dair bir duruşun olsun sözleri ile büyüdüm. İnatçıydım, iyi bir özellik olmasada hala öyleyim. Seni herkes sevmek zorunda değil, az ama öz dostun olsun ve çocukların ne yaparsa, ne isterse istesin, mantıklı olduğu sürece onların arkasında ol sözleri bana ailemden kalan en değerli fikirler.

Bu geçmişe yolculuk adını verdiğim Mim için önce bir teşekkür Özgür Anneye, sonra da beni Mimlediği için Sevgili Tekir'e...

Asortik-Krep
Huysuz ve Tatlısı
ve
Seyhan

Bir Mim de size gelsin:)

1 Aralık 2009 Salı

Bir bayram böyle geçti....

Bu bayramı Ankara'da geçirdik. Aile ziyaretleri, bol kahkahalı kahvaltılar.

Ama en önemlisi, en özeli canım dostum'un bebeği, Nil'in arkadaşı Minik Nehir'e ilk ziyaret...
Aklımız, kalbimiz Nehir'de....
Şansı bol olsun...

Evde büfenin kapak kulplarını TJ itinayla söktü:)
Aldığım kapak kilitleri bir işe yaramadığı gibi Nil'in yeni oyuncağı olunca biz de çareyi kulpları sökmekte bulduk.

Bolca ev keyfi, dinlenmece. Baba ile oynama:)

Kabloları kaldırmaca...

Yapılması gereken işler...

Yeni yıl kapıda, şimdi sırada Nil'in resimlerinin olduğu 2010 takvimi yapmaca...

Fotoğraf makinasında beni bekleyen resimleri düzenlemece,bolca araştırmaca....
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...