30 Temmuz 2009 Perşembe

Bizden kısa kısa...

Ek gıdalar ile yazmaya başladım, sorunlarımız, bulabildiğimiz çözümler. Biraz daha rahatladığımızda paylaşmak dileğim...

Dişimiz çıkmadı, huysuzluk diz boyu. Diş jeline bayılıyoruz hatta ve hatta diş jelini görünce ağzımızı kocaman açıyoruz.

Annenin Notu: Genelde uyku öncelerinde sürüyorum.

Havuzumuza alıştık, keyif alıyoruz, hatta anne bizi bıraksa yüzücez, o derece...

Üzüm suyunu seviyoruz!

Sürünmek istiyoruz, emeklememiz yakın, çok yakın!

Elbiselere bayılıyoruz, püfür püfür, hem de rahat!

28 Temmuz 2009 Salı

İyi ki varsın...

Bundan üç yıl önce her yıl olduğu gibi mavi tura katılacaktık. Tura katılmadan bir kaç hafta önce-o kadar blog okumama rağmen nasıl gözümden kaçmış hayret-,O'nun bloğu ile tanıştım...


O zamanlar başka bir bloğum vardı. Kendim gibi yazamadığım. Sonradan qumania.com u açınca asıl evimi bulmuştum. Herneyse yazamadım bir türlü ona, nasıl yazayım, ne diyeyim... Birgün çin yemeği yazısını gördüm. Dayanamadığım hatta o dönemde her gün yiyebileceğim mutfaktı Çin mutfağı. Ve bir mesaj ile hayatım değişti.

Fethiyede O'nunla tanışırken bu kadarını ben bile beklemiyordum. Bazı insanları yıllarca tanısanızda birşey paylaşamazsınız. Anide hayatıma öyle harika biri girdi ki, dostum,ablam oldu. Kendime bile itiraf edemediğim şeyleri ona itiraf etmişimdir ve hep yanımda olmuştur.Bana zamanını verdi,tecrübelerinipaylaştı ve en önemlisi kalbini açtı. Kendi bildiğimi okumayı seven ben onu dinlerim:)

Neden yazdım? Üç yıl oldu...
Nice Yıllara Asortik Krep:)
Dostluğumuza.....

Not: iyi ki o çin yemeği yazısını yazmışsın:)

27 Temmuz 2009 Pazartesi

Pazartesi Güzeli....

Tadımız öyle-böyle...
Ah bir dişimiz çıksa!


Ps:Biz biraz daha iyi hissedelim, gelicez :)

21 Temmuz 2009 Salı

Minik:Taze fasulye miiii??? Anne: Kararsızlık

20 dakikadır fasulye yedirme çabalarım sonuca ulaştı. Kazanan Nil:). Nil'e ne verirsem vereyim,gülmeyin dostlar, ilaç,yemek ne olursa olsun, tadına bakıyorum.
Vermeden yine taze fasulyenin tadına baktım. Süper. Tuzsuz ama güzel.

Bizim kız aldı bir kaşık, surat öyle bir ekşidi ki...Hadi dedik 2.kaşık gelsin, yine yok. 3.kaşığı da deniycem, yemezsen pes dedim. Yemedi. hadi suyundan, domatesinden, soğanlı kısımdan. Bir iki kaşık ancak. Çok zorlamamak gerekiyor bence ilk günden. İlk gün deneme dedikten sonra ikinci gün biraz daha uğraşmak gerekiyor. Ya da benim taktiğim öyle ve genelde işe yarıyor. İmdadımıza ev yapımı yoğurt yetişti. İyi ki yoğurt makinemi getirmişim. Ondan yedi azıcık, Miniğim.

Akşama doğru meyveli yoğurt. Fasulyeyi kapalı bir saklama kabına koyup buzdolabına koydum. Yarın vermeye kıyarmıyım, yoksa taze taze başka şeyler mi hazırlarım kararsızım. Ama öte yandan yemesi, tadını iyi bir alması lazım taze fasulyenin karar veremedim. Ne dersiniz dostlar?

İlk kahvaltı

Dün ilk kahvaltımızı yaptık. Çok acemiydik. Pınarın beyaz labnesinden(mavi renk olan) almış annemler biz gelmeden.Bir de yumurta haşlandı. Bizim kız pınar labneden bir kaç kaşık aldı, yumurtanın sarısını ise pek sevmedik.

Dün internet sitesine bir baktım yeşil olan bebekler için daha uygunmuş. Markete gidildi, bir baktık 20 gramlık pınar yeşil labneden(8 tanesi bir pakette). Bu sabah önce minik bir paket labne açıldı. Bizimki aç, hemen hüpletti. Sonra iki çay kaşığı yumurta sarısı, 1 kaşık pekmez.

Yoğurt öğle uykusundan sonra, az önce yaptığımız taze fasulye ile. Akşam üzeri meyve püresi ya da suyu. Ya da meyveli yoğurt...

İlk başlarda korkmuştum ama şimdi alıştım. Öğle yemeğini sabah kahvaltıdan hemen sonra hazırlamak lazım ki, ancak soğusun. Biz bugün yetiştiremediğimiz için biraz geç kaldık. Olsun, zaman içinde oturacak yeni düzenimizde.

Bu arada sanırım her postun altında Nil'e annem ile yaptığım yemeğin tarifini yazmalı, hatta ayrı bir kategoride yayınlamalı ki, dönünce de acemilik çekmeden, ne pişirsem demeden yapmalı, paylaşmalı...

Bugün ilk kez şişme havuzumuza girdik. Bir de foto pek yakışır, belki bir sonraki posta:)

Bebekler için taze fasulye tarifi
1 öğün

1 minik soğanın yarısı(soğanın suyunu sıktım) 1/4 domates (çekirdekleri çıkartılmış,kabuğu suyulmuş), 5 fasulye (kılçıkları iyice alındı,minik minik doğrandı)

Soğanı rendeleyip, 3 damla yağda kavurdum. Rendelenmiş domatesi ve minik minik doğranmış fasulyeyi de ekleyip pişirmeye devam ettim. Fasulyenin iyice piştiğinden emin oldunca altını kapattım ve soğumaya bıraktım.

Annenin Notu: İçine kıyma da kavurup konulabilinir. İşte bir çeşit daha:)
Bakalım tadını sevecek mi Miniğim?:)

18 Temmuz 2009 Cumartesi

Tatil...

Dün doktorumuz listeyi verince korkmadım desem yalan olur. Doktora sordum 'Ben bu ek gıdalara geçme olayına pazartesi başlasam?'

Pazar günü akşam üzeri anneanne'nin yazlığına doğru yola çıkıyoruz. Sanırım orada ek gıdalara geçmek daha kolay olacak.

Uçakla yolculuk gözüktü yine, bu kez bir laptop,koca bir el çantası-belki iki-,bir puset+ana kucağı ve diş çıkarmakta huysuzluğunun zirvesinde olan Miniğim Nil ile canlı yayınımız oradan devam edecek.

17 Temmuz 2009 Cuma

Miniğim sen 6 aylık mı oldun?



6 ay önce bugün Nil'in doğumu ile okuduğum herşey, ya da ahkam kestiğim, bilmiş bilmiş ben öyle yapmam dediğim ya da teoriyi baz alarak konuştuğum ama pratikte afallayıp kaldığım herşey TERS_YÜZ olmuştu. Kendimi güçsüz, yalnız hissedip, korkularımı bu satırlara dökmüştüm. O minicik şey,dokunmaya kıyamadığım, bu bloğun doğuş nedeni Miniğim,balım Nil 6 aylık oldun bugün ya,büyüyorsun Meleğim.

Annen sana neler neler demiyor ki, maymunum,balım,meleğim,aşkım. Sana sıfatlar yetersiz kalıyor bir tanem.

Daha dün gibi, anne evinden dönüş nasıl da zor gelmişti. Korku,çaresizlik ama sana olan sevgim-ya da sana olan sevgimiz-babanla:)-Herşeyin üstesinden üçümüz geldik. Elele,beraberce...


Senin için yine güzel şeyler diliyoruz,üçümüz. Umarım dilediğimiz zamanda dileğimiz gerçekleşir canım.
Tüm çabamız senin mutlu olman,mutlu olmamız.
Beraberce...

Seni çok ama çok seviyoruz

Ek gıdalar

Bugün doktor kontrolümüz vardı. Orada minicik bir bebek. Kaç aylık diye sordum. Annesi 2 aylık dedi. TJ'e dönüp bu kadar miniklerdi di mi dedim. Sanki dün gibi, 1 yaşımıza 6 ay kaldı! İnanılmaz.

Bu aralar huysuzluk devam. Yeliz gibi bende büyüme sıçramaları mı dedim ama doktorda bir baktık, diş sıkıntıları. Sıkıntımızı hafifletmek için 2 ilaç verdi doktor. Alınmalı en kısa zamanda ve gerektiğinde rahatlatmalı Miniğimi.

Ek gıdalara ya da katı gıdalara geçiş dönemine hoşgeldik!

Bakalım neler demiş doktorumuz hemen yazmalı...

Günde:
50 cc kahvaltı

Beyaz peynir:tuzsuz
yumurta sarısı:1 çay kaşığı ile başlayıp 7 aylık olduğunda yarım yumurta sarısını yiyebilecek şekilde...
1 tatlı kaşığı pekmez

50 cc meyve :nar-incir dışındaki meyveler
50 cc yoğurt
50cc çorba

Domates,ezogelin,tarhana,belki ileride mercimek
Nane,kekik,maydanoz,pirinç,patates,tavuk, kıyma parçaları katılmış
Domates salçası azıcık konulabilir ama asla TUZ VE ACI BİBER-KARABİBER KONULMAYACAK

50 cc sebze:soğanlı kıymalı,zeytinyağlı fasulye,enginar,fırında patates,
köfte:soğan,kekik,kimyon katılmış

15 gün sonra
Dolma,pilav,makarna:TUZSUZ VE BİBERSİZ

---
SABAH:Kahvaltı+yoğurt+meyve
Ara:Mama
Öğlen:Çorba+sebze
Mama

Toplam 6 öğün şeklinde ayarlanabilir dedi doktorumuz.

15 Temmuz 2009 Çarşamba

Kendimize geldik:)

Nasıl da korktuk pazar günü ama şimdi iyiyiz. Kendimize geldik. Elbette düşe kalka büyüyecek bu Minikler ama yine de insan korkuyor. İlk kez başımıza böyle bir şey geldi. İlk vukuatımızı da böylece atlatmış olduk.

Miniğim de çok korktu. Pazar günü bir saniye olsun ayrılmadık yanından. Herneyse birazda güzel şeylerden konuşalım.

Bugünlerde çığlık atıyoruz bolca,herşeye. Yanına gelmemizi istiyorsa Minik bir çığlık. Oturmak istemiyorsak yine bir çığlık, uyumak istemiyorsa hop bir çığlık daha:)

Yattığı yerden elini tutup kaldırınca değmeyin keyfimize. Sabahları meyve, öğleden sonraları azar azar sebze yiyoruz. Sebzeleri ya haşlıyor ya da buharda pişiriyorum, sonrada ezip küçükhanıma yedirme çabaları. Geçenlerde kaşığa elinin tersi ile bir vurdu. Her tarafımız yoğurt oldu. Önce şaşırdım sonra ile Nil ie gülmeye başladım. Onun üstü, benim üstüm başım. Alışmamız gerekiyor yavaş yavaş. Önce kusmaya alıştık şimdi ise sebze-meyve lekelerine...

Cuma günü doktora gidicez. 3 aşımız varmış bu ay.

14 Temmuz 2009 Salı

:)

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Çok şükür...

Eve gelirgelmez TJ ile kahvaltıyı ertelememeye karar verdik. Kafamızı dağıtmamız ve Nil'i rahatlatmamız gerekti. O kadar korkmuştu ki Miniğim....

Arkadaşlar geldikten sonra kahvaltı seansı, Nil de anakucağında bize eşlik etmekte. Neredeyse gün boyunca uyumadı,ben de uyusun diye çaba sarfetmedim aslında.

Bu arada TJ ile o kadar dalgındık ti, mutfakta kırdığımız tabak çanağımı anlatsam, yoksa tekrar tekrar birbirimize sorduğumuz ya da söylediğimiz cümleleri mi...

8 saat sonunda fışkırtarak kusmayınca ve uyuma isteği göstermeyince derin bir nefes aldık.

Miniğim normalde uyuduğu saatten daha erken bir saatte uyudu ve başını yatağa koyar koymazda daldı gitti.

Sevgili Dostlar,
Mesajlarınız ile bu zor günümüzde derdimizi paylaştınız...
Hepinize teker teker teşekkür eder ve derim ki
İyi ki varsınız:)
İyi ki bu blog var!

12 Temmuz 2009 Pazar

Bir daha böyle bir gün HİÇ yaşanmasın...

Bu sabah neler yazacaktım bu satırlarda. Dün neler yaptığımızı, Nil'in durmadan ağladığını ve yine yediğimiz yemekten hiç bir şey anlamadığımızı...

Ama hayat bir şekilde yeni yeni senaryolarla bizi şaşkına çevirmeye devam ediyor.

Bu pazar çok sevdiğim Martini kardeşim ve eşi gelecekti kahvaltıya. Sabah uyandık. Nil'i aldım yanıma, azıcık oyun ve ben kahvaltıda yemek üzere börek yapmak için mutfağa gimiş ve borcama 2 sıra yufka koymuşken, Nil'in ağlamaları ve TJ'in düştü çığlıkları ile günümün nasıl da değiştiğini yazsam, ve şu anda bu satırları yazarken bile hala tir tir titremekten kendimi alamasam...

TJ 'Özlem, Nil yataktan düştü' dediğinde mutfaktaydım ve şaka yapıyorlar sandım. Ama 2 saniye sonra Nil'i görünce anladım. TJ Nil'i bizim yatağa koydu. Her tarafta yastıklar. Ama bizim kız tekme ata ata yastıkların bir tanesini atıyor ve sonrasında yataktan düşüş... Allahtan TJ Nil'in düştüğünü görüyor ve 30 sn sonra yanına koşuyor...

Sonrası bulanık yani benim için. Çığlıklar, gözyaşları... Yanıma ne Nil'in nüfüs cüzdanı ne sigorta kartı ne de telefon almadan üzerimdekilerle evden fırlamamız ve doğruca sabah 9 civarında çocuk acil servisi olduğunu sandığım Güven Hastanesine gidiş....

Orda öğrendik ki Güven hastanesinde çocuk acil servis yok. Nil'i muayene edip,8 saat gözlem altında tutmamızı,ilk 8 saat uyursa her saat başı uyandırmamızı uyutmamamızı,24 saatin kritik olduğunu söylediler. Bunu söyleyen doktor kendi 2 kızının da yataktan düştüğünü söyleyince TJ sakinleşti.

Aklınızda bulunsun ÇOCUK YOĞUN BAKIMI BAŞKENT ya da HACETTEPE UNİV HASTANELERİNDE VARMIŞ...

Devamı yarın...
Çok zor bir gündü....

10 Temmuz 2009 Cuma

Ortaya Karışık



Yazacak hem çok şey var, hem de hiç bir şey yok:)
Ankaraya çöl sıcakları geldi.
Sıcaklardan biz bile bunalıyoruz Minikler nasıl etkilenmesin?
Bugünlerde keyifsiziz azıcıkta huysuzuz:)
Bizim sıpa az önce sırtına kaka ve çiş yapmış, yatak nevresim battı:)
Altımızı açınca değmeyin keyfimize...

Nefis Hafta Sonları!!!:)

7 Temmuz 2009 Salı

Odalarımızı ayırdık...

Nil'in doktoru bundan aylar önce demişti ki 'odanızı ayırın'... Ama anneyim ben, o kadar zor gelmişti ki, düşünmesi bile içimi karartmıştı. Sadece Nil değil ben de hazır olmalıydım.

Haftasonunda dedim ki TJ'e 'Ya şimdi ya da hiçbirzaman:)' Salonda duran tek kişilik koltuk doğru Nil'in odasına. Aslında niyetim sallanan sandalyemi götürmekti ama tek kişilik koltuk daha rahat olur diye düşündüm.

Park yatak bizim odada kapandı ve Nil'in odasında tekrar kuruldu. Gece ben rahat, Nil rahat. Sabah 6 gibi aldım kızımı yanıma,özlem giderdim doya doya:)

Sorun yaşamadan alıştık odamıza:)

6 Temmuz 2009 Pazartesi

Ben Kimim, Neden Yazıyorum: Soru: Nasıl Bir Blogcusunuz?

Özgür Anne blogunda yazmış. Okudukça 'ben de ben deee' diyesim geldi. İşte benim gözümden Ben Kimim, Neden Yazıyorum: Soru: Nasıl Bir Blogcusunuz? Mimi...

Nasıl Başladım?

Çok önemli bir destekçinin yardımı hatta iteklemesi ile desek daha doğru olur. Sevgili Asorti Krep’in ‘yazzz, kızın da okur, benim zamanımda yoktu böyle şeyler’ demesi ile başladı herşey. Nil büyüdükçe karnımda, hisler yoğunlaştıkça yazma isteğim attı da arttı. İlk başlarda soğuktum, korku da vardı. Fazla plancı bir insanımdır. Fazla realist, fazla kontrollü. Üzülmekten, kırılmaktan korkarım. Ama zaman ilerledikçe, Nil’in doğumu yaklaşıp riskler azaldıkça yazmaktan korkmamaya kendim olmaya başladım.

Neden Yazıyorum?

Yazmak benim için bir tutku. Blog yazmasam, kendi bilgisayarımda bir şeyler yazarım. Sevdiğim özel insanlara, dostlarıma yaşadıklarımı tıpkı bu bloga yazdığım zaman kimi zaman uzun, upuzun komik mailer ile anlatırım.

Konuşurken ağzımdan çıkanı kulağım duymaz ama yazarken daha rahat ifade ederim kendimi, duygularımı. Çok fazla tartmam, irdelemem ama cümleler daha düzgün, hisler daha net olur cümlelerimde.

Nil’in yaşadıklarımı okuması benim için o kadar önemli ki, büyüdüğünde bakacak belki de.Gelişiminin birebir kaydı bu blogta yaşananlar.

Blog dostları! Hiç unutmuyorum doğuma girmeme saatler var. Özgür anneye mail attım. Korkuyorum diye:) aramızda 17 gün var. Bana destek dolu bir mail geldi. Sabah içim rahat gittim doğuma.

Özgür’ün kızı Eloş ne zaman doğacak, meraktan öldük bir ara. Sonra diğer arkadaşların doğum haberlerini merakla bekler olduk. Önce Huysuzu okuyordum merakla. Sonra Yeşim’in hamileliğini okumaya başladım ki daha mini minicikti Miniğim. Sonra bir yorum yazdım, korkularımda endişelerimde yalnız olmadığımı gördüm.

Kuzunun annesi ile tanıştık:) O kadar keyifli saatler geçirdik ki anlatamam. Çok eğlendik. Ah bir de kızlar biraz büyüse öyle buluşsak:)

Sadece kızımın değil, blog dostlarımın bebeklerinin gelişimi de izliyorum. Onlar mutlu oldukça ben de mutlu oluyorum. Bir sıkıntı yaşadıklarında ben de üzülüyorum. Blog dostlarımın bebekleri, kızımın görmediği arkadaşları.

Doğum gerçekten inanılmaz bir olay ama bir o kadar zor. Öncesi, sonrası, yaşananlar, çatışmalar, kimse anlamaz halleri. Ama anlayan çıkıyor inanın. Benim burada yazdıklarımı diğer annelerde yaşamış ya da yaşıyor. Destek okuyoruz birbirimize. Yanımdaki arkadaşlarım anlamasalarda buradaki dostlar biliyor,hissediyor. Belki de aynı kitapları okumamızın, aynı tarz düşünmemizin etkisi var bilemiyorum.

Tecrübeleri paylaşıyoruz bu satırlarda, birimizin yazdığı diğerimizin kulağına küpe oluyor. Blog dostlarım var,gerçek dostlarımdan ayırt etmediğim :)


Yazmaya Zamanım Var Mı?

Hem var hem yok

Diyorum ya, yazmak benim için bir tutku. Buraya yazmasam mail atarım, yine yazarım. Nil uyurken, sabahın köründe, gecenin bir vakti.

Kimi zaman sorularım oluyor ve onların cevabı yine bu blog sayfalarında saklı oluyor. Blog dostlarıma sayfamdan soruveriyorum soruları. Yaşanan tecrübelerle yeni yeni şeyler öğreniyorum tüm yorumlardan.

Ne kadar yoğunsam, o kadar yazacak şey çıkıyor. Önemli anları not etmeyi seviyorum. O yoğunlukta burayı güncellemek en büyük keyif….

İddalı mıyım?

Annelik bilmediğim bir yol. Yeni bir hayat var ortada ve bu hayatta yaşadıklarımız.Acemi annenin günlüğü de olabilirdi bu blog. Öğrenmeye çalışıyorum. Daha neler neler görücez diyorum. Arada yazıklarımı okuyorum. Duygu çatışmalarımı falan. Kendim için yazıyorum, TJ için ama en çok Nil için....

Ayrıca çok ama çok yakın bir iki dostum var. Onlara mail yazmaktan kurtuluyorum.

İddasızım desek daha doğru. Ölçmeden, biçmeden içimden geldiği gibi yazıyorum ve böyle olduğu için severek yazıyorum. Mutluyum.

Neden tastoli?

Taste of Life ‘ın kısaltılmışı tastoli. Seviyorum tastoli adını.

Neden blog okuyorum?

BBG evine benzetiyorum blogları. Yazmazlarsa merak ediyorum. Kendi arkadaşlarıma verdiğim değer kadar değer veriyorum yakından tanımaya başladığım bloglara.

Herkes kendi bakış açısını yansıtıyor. Seviyorum doğallığı. Diyorum ya bazen ‘bu bizim başımıza böyle geldi. Miniğim böyle yaptı.’ Belki de başkasının bebeği öyle davranmayacak.Tecrübelerimizi paylaşıyoruz bloglarımızda ve ÇOK AMA ÇOK FAYDALANIYORUM,ÖĞRENİYORUM

Sevgili Özgür Anne va Kitubi'ye teşekkürler...:)

4 Temmuz 2009 Cumartesi

Minik ile ilk (akşam) dışarı çıkma MaCeRaMıZ....

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var dostlar. Okuyacaklarınız sizi korkutmasın.

İlk kez bir cuma akşamı dışarı çıkma düşüncesi bile beni-bizi- mutlu etmeye yetmişti. Ailecek yani. TJ, Nil,Kardeşim M. ve ben. Aylar sonra bir cuma akşamı ilk kez dışarda yemek yiyecek,sohbet edecek ve azıcık içecektik. TJ araba kullanacağı için içmemeye gönüllü bile olmuştu. Arabayı kimin kullanacağı üzerine çeşitli espiriler yapılmış, oybirliği ile Nil'in kullanmasına karar bile vermiştik:) :) :)

3 gün önceden Ankara'nın en nefis mezelerine sahip balık restaurantına rezervasyon yaptırdım.
Dedim ki 'bebekle geliyoruz, güzel bir masa isteriz'

Cuma günü Nil'i banyo rutini sonrası uyutup dalmasını bekledik. Kardeşim M. ile TJ'i almaya gittik. Daha evden çıkmadan, Miniğim'i pusete koyarken başladı gecenin nasıl geçeceğine dair sinyaller. Gözler açıldı,cin gibi bakışlar. Arabada uyur ne de olsa dedik.Arabadan TJ'in ofisine kadar uzun yol boyunca yine uyumadı Melek bebeğim. Neyse vardık restauranta, varır varmaz geldi mezeler,içcecekler.Özlemişiz. Sonra birden Nil bir ağlamaya başladı dostlar, ben böyle ağlama görmedim. Susturamıyoruz. Ben aldım, tatilde yaptığımız gibi azıcık mama hazırladım, yok yemiyor. Evet aslında o da haklı, gürültülü bir ortam. Şansımıza dışarda fırtına kopuyor. Herşey dışarda geçireceğimiz ilk gecenin mutlu sonla bitmesine karşı adeta....

Sonuca gelmem en doğrusu belki de... TJ, M ve ben asla aynı anda masada bulunmadık. Ne yediğimizden ne içtiğimizden birşey anladık. Doymadan,doyamadan aniden hesabı ödememiz ile gecemiz son buldu.

Giderken güle oynaya gittik ama eve dönüşte hepimiz yorgunluktan bayılmak üzereydik.
Miniğimiz mahvetti bizi birkaç saatte. Aslında o da haklı. Benim de hatam var bunda. İlk akşam dışarı çıkma maceramızda belki de eve yakın, sakin bir yer tercih etmeliydim ama öyle bir yer bulmak o kadar zor ki... Üstelik normal saatinde uyudu Miniğim, daldı uykuya, tıpkı tatilde yaptığım gibi. Pusete koyunca uyanmaması ya da arabada uykuya dalması gerekirken...

Ama en çok onun rahatsız olması, mutsuz olması üzdü bizi. Düzenine çok düşkün benim Minik. Rutin denilen olay gerçekten önemli. Bir sonraki adımı bilmek istiyor doğal olarak. Daha önce tatilde de hep adım adım alıştı bazı şeylere...

Dün gece için üzgünüm Miniğim...
Annen bundan sonra daha dikkatli olacak...
Seni çok seviyoruz....

1 Temmuz 2009 Çarşamba

Mim'den Mimi :)


Özgür Anne Mimlemiş,
Sorular super keyifli:)
İşte cevaplar:

1-kullandığım parfümler

Burberry classic
Mania
Kenzo flower

2-kullandığım krem
Yazları pek krem kullanmıyorum ama Nil'e aldığım Mustela nemlendiriciyi çok beğendim:)

3-en son okuduğum 3 kitap:
Alışverişkolik ve evlilik:Sophie Kinsella
Pasaklı Tanrıça:Sophie Kinsella
Masumiyet müzesi-yeni başladım-

4-son aldığım 3 ürün:
Miniğime meyve-sebze filesi
Kocalar okulu-Wendy Holden :)
Kardeşim M. ile aldığım resimde de görmüş olduğunuz Mimi adını alan Miniğimin yeni oyuncağı-

5-seyrettiğim 3 dizi:
Grey's Anatomy
Gossip Girl
Melekler Korusun
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...