30 Nisan 2009 Perşembe

3.5 aylık olduk!

Yarın 3.5 aylık olacaksın Miniğim.

Her geçen gün yeni yeni şeyler öğreniyor, bana da öğretiyorsun.
Farklı farklı sesler çıkarıyorsun.
Gülücükler atıyorsun.
Ellerini kullanmayı yavaş yavaş öğreniyorsun. Elin sürekli ağzında.
Banyoya girince yüzünde güller açıyor. Bayılıyorsun suya.
Kaka konusunda artık daha rahatız. Hergün kakanı yapıyor ve rahatlıyorsun.
Zaman zaman gaz problemi yaşıyoruz. En zor olan bu, hem kendini hem bizi perişan ediyorsun.
İnsanlara, oyuncaklara tepkiler veriyorsun.
Gün be gün daha da büyüyorsun.

Bayılıyorum seni izlemeye!

Zaman hızla akıyor Miniğim.

Yazmakla bitmeyecek anları beynime,ruhuma,kalbime kazımak istiyorum...

29 Nisan 2009 Çarşamba

Dönence


Anneanne evine dönencemiz ile geldik. Bu dönenceyi bu kadar uzun süre kullanacağımızı ben bile tahmin etmiyordum. Uyurken Nil bayılıyor, muziğinde uyuyakalıyor tatlı kızım.

E anneanne evine dönencesiz gelmeyi düşünemezdik elbette. Ama nereye takıcaz, nasıl olacak falan derken, imdadımıza dayımız yetişti. Ayaklı lambaya güvenli bir şekilde tutturmayı başardık. Yani taaa nerelere bile geldi ya bu dönence:)...

Eee ne demişler, demokrasilerde çareler tükenmez!

Bu arada felaket bir saç dökülmesi bende, öyle böyle değil.

Nil ise huzursuz iki gündür, ağlama krizleri falan. Üstelik düzenimizi bozmadık. Uyku saatlerimiz, düzenimiz aynı. Ama hava değişimi falan etkiliyor Miniğimi tabii.

Dönence ile başladım dönence ile bitirelim,

Dün çoktan döndü buralarda
Ve ben simsiyah bir gecenin koynunda yapayalnız bekliyorum
Duyuyorum, görüyorum bir gün gelecek dönence biliyorum

Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence

Simsiyah gecenin koynundayım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde güneşler doğuyor
Görüyorum dönence
Kupkuru bir ağacın dalıyım yapayalnız
Uzaklarda bir yerlerde bir şeyler kök salıyor
Biliyorum dönence
Çatlamış dudağımda ne bir ses ne bir nefes
Uzaklarda bir yerlerde türküler söyleniyor
Duyuyorum dönence

Duyuyorum biliyorum görüyorum dönence
Dönence gün dönende dönence
Bir gün gelecek dönence biliyorum
Söyleyen : Barış Manço

27 Nisan 2009 Pazartesi

Bebekle uçak yolculuğu...

TJ'in İstanbul seyahati çıkınca ortaya, biz de kendimizi anneanne'nin evinde bulduk:)
Tabii bunun anlamı uçak yolcuğu demekti bizim için.

Cumartesi günü Nil gideceğimizi anlamışcasına hiç durmadı. Uykusuzluğun ve huysuzluğun dorukta olduğu bir gündü.

Uçağa binerken, daha önce yazdığım Nil'in eşyalarının olduğu çantayı almam yetti. Bir de puset. Daha önceki, uçak yolculuğunda Nil benim kucağımda yolculuk etmişti. Bu kez uçağın müsait olup olmadığını öğrendikten sonra ana kucağımızı da yanımıza alıp alamayacağımızı sordum.Uçakta yer varmış. Nil'i yanımdaki koltuğa ana kucağı içinde bağladık. Uçak kalkış ve inişlerinde emziğinin ağzında olduğundan emin olduktan sonra bir sorun yaşamadık. Mışıl mışıl uyudu Minik.


En büyük korkum ana kucağı ile uçaktan inmekti. Hostesler bu konuda inanılmaz yardımcılardı. İndiğimizde de pusetimiz bizi bekliyordu.

Kısacası, başlangıçta stresli ama sonunda güzel bir yolculuk oldu.

Şimdi tek eksiğimiz babamız, o da haftaya perşembe burda, sonraki hafta ise biz Ankaradayız:)

25 Nisan 2009 Cumartesi

Uyuyangüzel Nil...



Dün Nil'i iki dakikalığına anakucağına koydum.(saat 18) Arkamı döndüğümde Miniğim Nil 'uyuyangüzel' e dönüşmüştü.

Uyku rutinimiz saat 18 de başlıyor. Saat 18 de niyetleniyoruz yani. Genelde banyo mama, ya da çok aç isek azıcık mama,gaz çıkarma, banyo ve mama ve sonrasında 19 gibi hadi bilemediniz 19.30 gibi uyuyangüzel Nil, rüyalar alemine dalıyor. Olurda saat 20 lere kalırsak, Nil'i uyutmak zor o nedenle uyku konusunu çok önemsiyorum.

Bu sabah Nil babasına süpriz yaptı. Sabah 4 te mama yedikten sonra uyumak istemedi ve saat 5.30 a kadar babasıyla oyun oynadı:) Mama-kusma-üst değiştirme, sonra tekrar kusma ve bir buçuk saat içinde 3 kez kıyafet değişimi. Sonra benim olaya el koymam ve saat 8 e kadar anne desteği ile de olsa uyku vakti:)

24 Nisan 2009 Cuma

Çantamda ne var?

Daha önce şu yazımda çantamdaki aslında bendeki değişimi yazmıştım.


Dedim ya 'dışarı çıkmaktan korkmuyorum artık!' diye. Ama her hazırlanış ayrı bir koşuşturmaca. Bir koşu yandaki markete de gitsek aynı, yemeğe de gitsek aynı. O çanta mutlaka hazır olacak. Ve hep aynı soru 'unuttuğum bir şey olmasın sakın?'

Listeyi buraya yazmalı, ara ara kontrol etmeli!

Nil'in çanta listesi:

Yedek kıyafet-ler,2-3 adet bez (ben tülümsü bir keseye koyuyorum, tertemiz kalıyor)
Islak mendil
Ağız bez-leri
Bir-iki oyuncak
Yedek mama
Biberon
Kaynamış su
Kaynamış sıcak su
Fotoğraf makinesi
Şapka
Emzik (en az bir tane)
3-5 adet saydam poşet
Yedek hırka
Battaniye
Anneye yedek T-shirt
Selpak
Telefon,cüzdan,anahtarlar
Anakucağı
Puset

Dün hava almak için dışarı çıktık, yanımızda babamız:) TJ 'yanında ayna var mı?' demese, çantamda bana ait hiç birşey olmadığını anlamayacaktım.

Eskiden ruj taşırdım,aynam mutlaka olurdu yanımda. Şimdi ise bir dudak nemlendiricisi o kadar.

İşte DEĞİŞİM diye ben buna derim:)
Ama güzel bir DEĞİŞİM!

22 Nisan 2009 Çarşamba

Sling konusu

Dışarı çıkmaktan korkuyordum ben. Nasıl demeyin :)korkuyordum işte.Nil dışarıda ağlarsa ne yaparım, alt değiştirme olayı vs. geriyordu beni. EN sonunda korkumu yenmeyi başardım:)

Artık çok rahatım. Ağlarsa ve susmazsa elimin altında ilgisini çekecek en az bir oyuncak var:) Tek sorun bizim apartmandaki merdivenler! Tabii kaldırımları falan saymıyorum. Ama şunu anladım pusetle beraber dışarı çıkmak beceri istiyor. Dışarıda yemek yemeye giderken puset kesinlikle çok avantajlı ama sadece yürüyüş için, hava almak için pusetle dışarı çıkmak başlı başına bir olay.

Bizim bir de slingimiz var. Hatta şu:


Ama Nil bir türlü sevmedi. Sevdiremedim. Aslında bir çok yerde kullanması çok rahat.Avantajı çok.

Tecrübeli anneler:) Her bebek aynı değil biliyorum. Ama en azından elimden geleni yapmalı. Bu Miniği slinge nasıl alıştırmalı?

:)

21 Nisan 2009 Salı

Eloş ve Nil

Hep diyorum ya Asortik Krep olmasa bu blog da olmazdı diye. Beni en iyi anlayan arkadaşlarım, yüzyüze tanışmasam da her derdimi anlayan ve destek olan dostları bu blog sayesinde buldum.

Dün Nil BİR İLKİ YAŞADI, kendi ayına bu kadar yakın bir arkadaş ile, hamileliğim boyunca yazıştığım Kuzunun annesi ve kuzu bebek Eloş ile tanıştı.

Bir iken iki oldular:) Aynı gülücükler, aynı sesler. Ingaalar ve agular. Biri ağlayınca diğeri de ağladı. Biri gününce diğeri de güldü.Aralarında 5 gün olan bu iki miniği bir arada görmek çok keyifliydi.

Yaşanan aynı sorunlar, aynı güzel olaylar:)


Hatta bir de bizim evin yakınlarındaki alışveriş merkezine gittik ki, orada yemek yememize bile izin verdiler:) Biri slingte uyudu, diğeri pusette.

Bolca Tracy Teyzeyi andık. Aynı hamilelik dönemi yaşadığımız, farklı şehirlerde olduğumuz Özgür Anne, Seyhan, Kiraz ve Yeliz ile de tanışsak, hatta bebeklerle toplaşsak ne güzel olur dedik:)

Kısacası dün bana çok ama çok iyi geldi:)
Kuzunun annesi, iyi ki geldiniz ziyaretimize:)

Yine bekleriz!

20 Nisan 2009 Pazartesi

Nazar!

Şu pazar gecemiz de güzel bitseydi, başlık şöyle olacaktı:'Tadı damağımda bir haftasonu'

Peki tamam, baştan alalım. Cuma gecesi, TJ ile hafta sonu planını yaptık. Cumartesi Panora, Nil'e bir kaç parça şey, anneye bir kaç parça şey:)

Pazar arkadaşlarla brunch, sonrası bizim ev!

Buraya kadar sorun yok. Cumartesi günü Panora AVM, saat 5 te evde olmamız lazım, koştur koştur, en azından Nil için almam gerekenleri aldım, kendime bakacaklarıma bakamadan, buna da şükür dedikten sonra evimizin yolunu tuttuk. Bebekle plan yaparken araya 1 saat esneme payı koymak lazımmış onu anladım. Şöyle ki: Evden tam çıkıcaz, Nil kusar, hadi üst değişelim derken bir de kaka yapar. Saat 2 de evden çıkmamız gerekirken 2.30 da asonsör bekler, 2.35-40 arabaya yerleş. Saat oldu mu 3!
Koştur, koştur....

Pazar günü, brunch! Yaşasın! Orada melek bebek Nil! Uyudu, uyandı ama asla ağlamadı ve mızırdanmadı. Sonra bir pazar klasiği haftalık alışveriş, arkadaşlarla doğru bizim eve geliş. Bolca sohbet! Tabii bizim kız yine Melek!

Ne uslu, ne akıllı bebek sözleri arasında gülümseyen bebek Nil:)

Arkadaşlar gittikten sonra Nil rahat uyusun diye istikamet banyo. Tertemiz bebek Nil.
Saat 6-7 gibi uyuyan güzel Nil.

Derkennnn saat 9 gibi kısa kısa ağlamalar ve sonrasında hafif bir ateş. Mama vermeye çalışıyoruz yemiyor. Belli keyfimiz yok. Sabaha kadar ne Nil uyudu ne biz. Yarı uykulu,yarı uykusuz, yeni doğduğu zamanları tekrar yaşadık adeta.

Şimdi Nil yorgunluktan bayıldı ama hala mutlu değiliz pek.

Biraz gaz, belki de Nil'i üşüttük brunchta. Pusetin içinde, yüzü bana dönüktü. Pusetin olduğu yerde çok hafif bir esinti. Tam kalkarken farkettim.

Ya da nazar:) Tüm gün, garsonlarından, arkadaşlara herkes 'Melek bebek Nil' dediği tatlı kız, dünden beri huysuz, mutsuz! Allahtan ateşimiz düştü.

Bir hafta sonu da böyle geçti!

17 Nisan 2009 Cuma

3.ay doktor kontrolü

Zaman hızla geçiyor.
Bugün 3.ay doktor kontrolümüze gittik:).
5.500 kg olmuşuz. Boyumuz da uzamış.
Doktorumuz dedi ki:
''Mama verirken asla tv açmayın. Sessiz,sakin bir odada verin mamayı. Normalde Nil'in yanında tv izlemeyin.''Ben de öyle düşüyorum. Zaten çok tv izleyen anne baba değiliz:)


Biberon temizliğini sorduğumda ise, kaynatmayın ama kaynamış suda biberonları bekletin,bulaşık makinasına biberon koymayı tavsiye etmiyorum dedi

Onun dışında agular, ıngalar tam gaz devam. Bayılıyoruz yeni sesler çıkarmaya. Mutlu olunca gülücük atmaya. Hele kaka yapmışsak demeyin keyfimize. Ya da kusmuşsak ve anne ya da baba 'n'oluyor?' gibilerinden bakışlar atıyorsa,hemen bir gülücük ve ardından 'aguuuu', kim dayanır böyle tatlı bir kıza:)

Hemen belirtelim, en keyifli olduğumuz saatler sabah 6 ile 8 arası:) Oyun oynayın, konuşun benle diyen bir Nil ve sabah 6 da uyumak isteyen anne-baba:)

Bolca okumaya çalışıyorum bugünlerde. Şu anda okuduğum-okumaya çalıştım mı demeli, bilemedim:)-Annelik sanatı. Özümsemeye, anlamaya çalışıyorum. Kulağım Nil'de, elim kitapta:)...

Hafta sonu da geldi:)
Güzel, neşeli hafta sonları!

13 Nisan 2009 Pazartesi

Bir cumartesi-pazar da böyle geçti!

Eskiden tüm cumartesiler bizimdi. Ne zaman TJ iş değiştirdi, artık cumartesilere bizim diyemem:)

Bu cumartesi yoğundu, İstanbul'da yaşayan arkadaşlarımız Esralar ve Nil'den 6 ay büyük kızları Irmak ziyaretimize gelecekti.Bu Nil'in ilk kez kendi yaşına-ayına yakın arkadaşı ile karşılaşması olacaktı. Saat 15 gibi bizlederdi. Klasik bebek muhabbeti.

3 saat süren doyumsuz sohbet. Nil ana kucağında oturmayı ve etrafa gülücükler saçmayı tercih etti. 9 aylık Irmak ise şu aralar diş çıkardı çıkaracak. Birbirlerinden bir şey anladılar diyemem ama o iki bebeği bir arada görmek inanılmaz güzeldi.İyi ki geldiler.

Pazar sabah 6.30 gibi uyanan Nil, 10 dakika sonra mızırdanmaya başladı. Güne güzel başladık. Nil kaka yaptı. TJ. uyusam biraz daha dedi. Bunu duyan Nil babaya gülücükler saçmaya başladı. Yatağın ortasında gülücükler saçan Nil ve uyumaktan vazgeçmiş, Nil'in büyüsüne kapılmış anne-baba...

İlk kez karı-koca başbaşa kahvaltı yaptık, derken Nil de puseti ile bize katıldı. 10.30 da mama-üst değiştirme-kusma ve ver elini Real.
Evden çıkış 11.15.
Saat:13.15 Nil acıktı, eve varış, mama-kaka-azıcık uyku.
15.30 gibi π Point ailesi ve Nil'in doğmamış arkadaşı ziyatetimize geldi. Uyumamakta direnen Nil pusette, yanımızda. Ama o da ne, bugün 3.kaka. Hadi bakalım!
Ve saat 19.45 gibi 4.kaka!
Saat 20 gibi doktorumuza telefon:

-'Normal de kaka yapmayan bebeğin bir günde 4 kez kaka yapması normal mi?' Doktorumuzdan cevap:
- 'Ateşi yoksa,iştahı yerindeyse endişelenecek bir durum yok. Ama tekrar kaka yaparsa ve kaka sayısı 9-10 u geçerse arayın tekrar'

Zaten herşey Tracy Teyze sayesinde kayıt altında.Uykusu kaçmış Minik uyumamakta direnmekte.

Cnbc-e de Gossip girl. Nil hala uyusam mı, uyumasam mı, ağlasam mı, ağlamasam mı, mama yesem mi, yemesem mi tereddütleri içinde.

Saat:21 yorgunluktan bayıldı bayılacak Nil uykuya daldı:)

10 Nisan 2009 Cuma

Televizyon ve bebek

Mother & Baby dergisi, mart ayı sayısında televizyon konusunu işlenmişti. Fransa 0-3 yaş arası bebek/çocukların tv izlemesini YASAKLIYORMUŞ. Bu sadece büyüklere yönelik tv programlarını değil, çocuklara yönelik programları da içeriyormuş.Nedeni ise 0-3 yaş bebeklerde tv izlemek beyin hücrelerini öldürüyormuş. Tv izleyen bebekler sadece görme ve duyma duyularını kullanıyormuş.Kısacası 5 duyusu ile öğrenen çocuğun 3 duyusu köreliyormuş.

Karı-koca çok fazla tv izleyenler grubuna girmiyoruz. Daha çok film ya da dizi izleriz. Ama arada sırada mama verirken, tv açık olmuyor mu? Oluyor. Nil'in gözü hemen televizyona kaymıyor mu? Kayıyor ve ben hemen televizyonu kapatıyorum.

Dostlar,bu konudaki fikirlerinizi paylaşırsanız seviniriz:)

8 Nisan 2009 Çarşamba

Biberon Temizliği!

Son bir aydır biberonları bulaşık makinesinde yıkıyorum.

Dün TJ dedi ki 'Nil bulaşık makinesinden çıkan biberondan mama almıyor' Biberonları haftada bir kaynatıyor, bulaşık makinesi çalışıyorsa, yoğun programda yıkıyorum. Sonra tekrar sıcak suda duruluyorum.Makineye koyma fikrini daha önce gittiğimiz doktor hanım vermişti.

Ne dersiniz?
Biberonları bulaşık makinesine koymalı mı, koymamalı mı?

6 Nisan 2009 Pazartesi

İlk ailecek dışarı çıkış!

Cumartesi ailecek ilk kez dışarı çıktık.
Adres: Bilkent QuickChina. Bize daha önce ayda bir dışarıda yemek yediğimiz dostlarımız katıldı. Bu aslında ikinci dışarı çıkışım olsa da söz konusu 'çin yemeği' olunca akan sular duruyor. Amaç yemek yemek ve dostlarla keyifli bir sohbet olunca bir de hava güneşli ve sıcak, mutlu bir şekilde vardık Bilkent'e.

Nil'in mamasını yedirmiştim ama uyuyan güzel sadece 45 dakika dayanabildi. Uyandı-şişe suyunu kaynattırdık-mama yaptık, yedirdik. T.J gaz çıkartırken Nil kustu:)

Yine de ilk günkü kadar akıllı olmasa da babasına güvendi sanırım, idare ettik bir şekilde.
Miniğim Nil'e puset için oyuncak aradık ve Real'in alt katındaki oyuncakçıda bulduk.
Bir de küçük termos ve mama ölçü kabına ihtiyacımız var. Ne real-ne Tepe, hiç bir yerde bulamadık:(

Bugün ise hava çok boğucu, oysa sabah güneşli ve güzeldi. Sabahtan beri mama yiyoruz-kusuyoruz. Bir Miniğimin üstünü değiştiriyorum, bir kendimin:)
Keyfimiz yok pek:(

4 Nisan 2009 Cumartesi

İlk kez dışarı çıktık!

Eskiden çok küçük çantalara bayılırdım. İçine bir anahtar, bir ruj, cüzdan,telefon. İşlem tamam şeklinde tüm gün gezerdim o minik, şeker çantalarla. İçine bir çok şey sıkıştırma becerisini de sonradan kazanmıştım.

Sonra evlendim, çantamın boyutu da büyüdü. Yine minik çantalarımı kullansam da, büyük çantalar daha çok tercih edilir oldu.

Sonra...

Nil doğdu! Çantam devasa boyuta ulaştı. Evlendikten sonra aldığım 'büyük' çantalarımın yanında yeni çantam-benim standartlarımda- tam bir bavul.


Nil'in yedek kıyafetleri, bez ve anneye yedek T-shirt -malum sürekli kusuyoruz-çantaya atılır. Sonra bir şişe kaynamış su, bir biberona 3-4 ölçü mama. Emzik kutusu, ağız silme bezleri, yedek hırka ve daha bir çok şey çantadaki yerini alır.

Ana kucağına Nil hanım oturtulur, hem 5 kiloyu geçmiş Nil, hem ana kucağı hem de içi-dışı dolu koca çanta alınır.

Malum ilk kez dışarı çıkıyoruz! Azıcık heyecan ve korku. Allahtan Sevgili Görki ve tatlı oğlu Yiğit bu macerada bizi yalnız bırakmama inceliğini gösterdi.

Dışarıda iki saatlik keyif ruhuma iyi geldi. Güneşli bir gün. Hava 15.5 derece civarı. Nil gayet uyumlu ve uslu-Maşallah!-

Belki de 'ilk kez dışarı çıkıyoruz, annemi pişman edersem bir daha zor çıkarız dışarı' diyor Miniğim Nil :)

İki saat dolmadan bizimki mırın kırın etmeye başlıyor. Buna da şükür dedikten sonra evimize varıyoruz.

Evde ağlama seansları başlıyor, ağlamaktan yorulan Nil uyuyuveriyor.

Dün böyle geçti!

1 Nisan 2009 Çarşamba

İki buçuk aylık olduk-Büyümek...

Zaman hızla ilerliyor...

Şu günlerde en sevdiğim şey Nil'in çıkardığı ya da çıkarmaya çalıştığı sesleri dinlemek. Bazen ona eşlik etmek. Onu izlemek ve her gülümsediğinde dünyaların benim olması.

Artık dışarı çıkmak istiyoruz. Yavaş yavaş. Havalar güzel.Ama pusetle gezmek ne yazık ki göründüğü kadar kolay değil. Apartmanda asansörden inince başlıyor problemler. Nil'i kucakla, aynı anda puseti al sonra biraz yürü. Hop tekrar merdivenler şeklinde gelişiyor olay.

İnsan anne olunca herşeye alışıyor. Bundan 3 ay önce bana anne olunca yapacağım şeyleri, karşılaşacağım durumları ve tepkilerimi, düşüncelerimi anlatsalar inanmaz, gülerdim. Ben ki henüz anneliğin başında *acemi anne*, daha neler görücem neler....

Herşeyden önce sabırlı olmayı öğretti bana Nil. Dünyanın en sabırsız en telaşe insanı ben, konu Nil olunca kendime inanamıyorum. Olaylara verdiğim tepkiler bile zamanla değişiyor...

Nil büyüyor ama
Galiba ben de BÜYÜYORUM!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...