31 Ocak 2009 Cumartesi

Nil'in 2.Haftası

Bu hafta gaz çıkarma,kaka yapma, mama yeme ve uyku dörtlemesinin hayatımızda ne denli önemli olduğunu anladım Miniğim.

Gaz çıkarma ve kaka yapmada hala sorunlar var. Gece uykuları konusundaki davranışın uyku sevmeyen anneanneni bile zor durumda bırakıyor. Mama yeme, işte o konuda feci sabırsızsın. Kime çektin bilmiyorum!??!

Bu hafta taa İzmir'den kuzenin Asya ziyaretine geldi. O da sana aşık oldu, hatta seni eve götürmek istedi. Ama sonra benim çok üzüleceğimi düşünerek vazgeçti!

Baban seni hala kendine benzetiyor, hatta biri 'Aynı sen T.J' diyince fevkalade 'Evet aynı ben' diyor. Bende 'Tamam canım, yüzü sana, huyu bana benzesin:)' diyorum! Nasıl ama? Azıcık cadı olmanın kimseye zararı olmaz di mi Miniğim?

O kadar tatlısın ki, bana öyle tatlı gülümsüyorsun ki...

Çarşamba günü göbek bağın düştü. Annen onu ciddi ciddi kolye yaptırmayı düşünüyor. Nasıl olur ki?

Cuma günü yani dün
annen:getir,götür işleri,
baban:kameraman,
anneanne: yıkamadan sorumlu heyecanlı insan,
dede:getir,götür işleri
sorumluluğunda banyodaki yerimizi aldık.

Anneannenin direktifleri doğrultusunda yıkandın Meleğim. Önce basbas bağırdın, sonra su hoşuna gitti. Sonra tekrar bağırma faslı ve giyinme. Hala giyinme-soyunma olaylarını sevmiyorsun:)

Anneannen 'Sen benim meleğimsin, Nil ise senin meleğin' dedi. Al işte ağlamak için başka bir neden daha.bkz.lohusalık halleri...

Bugün tam 2.haftalık oldun. Çok tatlı gülümsüyorsun, kızınca -bence- bana benziyorsun, sabırsızsın, tatlısın....

İyi ki benim Meleğimsin Nil'im...

28 Ocak 2009 Çarşamba

Göbek bağımız düştü!

Bugün öğleden sonra saat 1 gibi bir baktık Miniğim Nil'imin göbek bağı düşmüş.
Özenle alındı, önce bir peçeteye sonra bir kutunun içine konuldu.

Şimdi bu göbek bağını napmalı derken, karşıma bu yazı çıktı.

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=301362&p=2


Kolye mi yapsam acaba?:)

27 Ocak 2009 Salı

Gaz sorunu,Ankara'da Çocuk Doktoru

Nil doğduğundan beri;
her bebek sesi duyduğumda yanımda bebek telsizi olmasına rağmen, Nil ağlıyo diye odasına fırlıyorum.
kedim Yoda'yı kucağıma alamıyorum.
gündüz-gece, gece-gündüz Nil oldu hayat!

Onun dışında bizim 'Minik' mama yerken-biberondan içiyor tabii- genzine gidiyor.Yüreğimizi ağzımıza getiriyor. Nefesi kesilir gibi oluyor. Hemen kaldırıyorum falan.

Kaka yapamıyoruz, gaz sancımız var. Kıvrım kıvrım kıvranıyoruz.Bepanten sürüyoruz popoya bolca. Gaz çıkarırken kusuyoruz.


İyi bir çocuk doktoru bulmak ne kadar zormuş. Ümitköy civarında doktor bakıyoruz. Yakın bir arkadaşım tam 8 doktor değiştirdiğini. Doktorların ilgisiz olduğunu, şu anda oğlu 2.5 yaşında olduğu için rahatladığını ama bebekken çok zorlandığını anlattı.

Cuma günü gittiğimiz doktoru aradığımda, gaz sorunu için bebeği sıcak tutmamı,
genze gitme sorunu için ise biberonu yavaş vermemizi önerdi!

Bizde zaten öyle yapıyoruz!

Bu arada Sevgili Asortik-Krep,
Hediyen için binlerce teşekkür! Mahçup ettin bizi.
Seviyoruz çok seni!

26 Ocak 2009 Pazartesi

Lohusa Şerbeti

Herkesin lohusa şerbet tarifi farklı.
Tarçın karanfil çok sevdiğim için normalde de yaparım.
Yeni doğum yapmış birine şık bir hediye olabilir:)

İşte tarifi.

3-4 adet uzun çubuk tarçın
Bir kaç tane karanfil


Hepsi temiz bir tülbente konur. Tülbent bağlanır.
Lohusa şekeri-kızamık şekeri- ve su ilave edilir.
Karıştırılır.
Kaynatılır, kaynatılır.

Servis ederken, kırılmış ceviz ilave edilir.

24 Ocak 2009 Cumartesi

Nil'in 1.Haftası

Miniğim,
Geçen hafta bugün dünyaya gözlerini açtın. Pembe-beyaz bir şey verdiler kucağıma.Inanılmaz tatlı.

Acıktın mı ağzını kocaman açıyorsun. Bayılıyorum o duruşa. Ağlamadan önce suratını buruşturuyor, kıpkırmızı kesiliyor sonra da çığlığı basıyorsun. Yanımda, yatağımda uyurken sanki daha uzun süre uyuyorsun. Altının açılmasından nefret ediyorsun. En sevmediğin şey bu. Ağlıyorsun, ağlıyorsun.

Ah dün ilk kez anne sütü içtin Miniğim. Süt pompasını annen çalıştıramadı. Kiraladıkları yere gittiler babanla. Biberonlada olsa en azından anne sütü içtin.Artık azar azarda olsa anne sütü içeceğini bilmek en azından anneni rahatlatıyor.

Annen bu hafta değişik duygular içerisinde.
Anneliğe alışmaya çalışıyor. Senin her anını, beynine, kalbine kazımak istiyor. Korkuyor. Sen, T.J ve anneannen hariç herkesten, herşeyden uzaklaşmak istiyor.
Değişik duyguları aynı anda yaşıyor. Dokunsan ağlayacak.

Herşeye rağmen,
Hayatın anlamı sensin Nil!

22 Ocak 2009 Perşembe

Lohusa Cinleri...

Hayat beni şaşırtıyor.
İyi ki şu zamanlarımda annem var diye düşünmekten kendimi alamıyorum. Hayat ne kadar garip. Canım bir şey yemek istemiyor. Dün gece Nil her tarafına çiş yaptı. Ben annem ve Nil aynı odada yatıyoruz. O anda zihnimden 'Annem şu anda burda, 40ı çıkana kadar da beraberiz ama ya sonra' diye geçti ve kendimi ağlamamak için zor tuttum. Nil çok tatlı, çok güzel ama gündüzleri neyse de geceleri nasıl gececek? Ya sorumluluk duygusu? Bir de süt olayı var ki çevremdeki herkes bu konuda çok bilgili. Annelik anne sütü vermeyle mi oluyor? Ama ya olmuyorsa?

Kimseyi istemiyorum. Sadece annemi,T.J'i ve Nil'i! Çok mu bencilim? Bugün annemin bir arkadaşı uğrayabileceğini söyledi. İçimden keşke gelmese dedim.

Çevremde kimseyi istememek normal mi? Mümkünse kimse gelmesin!

Annemle 'home sweet home' a gitmek istiyorum ama sanırım daha bir 20 günün daha geçmesi lazım.

Kendimi iyi hissetmiyorum ya!

Not: Bu blogu hislerimi dürüstçe dökmek için açtım.Lütfen beni yargılamadan önce tekrar düşünün. Bunu yargısız infaz olabilecek yorumlar için yazıyorum.

21 Ocak 2009 Çarşamba

Ilk Doktor Kontrolümüz

Bugün saat 9.10 gibi evimizden HRS Hastanesine gitmek üzere yola çıktık. Nil doğar doğmaz topuğundan kan almışlardı. Bugün 2.kez kan vermeye gittik.

Şansımıza trafik yoktu ve 20 dakika sonra hastanedeydik. Kızım nasılda ağladı. Saniyeler geçmek bilmedi. Sarılık kontrolü de 9 çıktı(sanırım). Cuma günü tekrar doktora gidicez ama bu kez HRS ye değil, bize daha yakın bir hastaneyi tercih edicez.

Küçük hanım bolca uyku, gaz, yemek ve kaka ile hayatına devam ediyor. Benim (bizim) hayatımız ise değişik -keyifli- bazen şaşkın bir koşuşturmaca...

Süt hala damla damla geliyor. Mama öncesi meme veriyoruz. Sonra mama.Ama bizim kız sabırsız:) En sonunda süt pompası kiralamaya karar verdik. Umarım işe yarar.

Bugünde nasıl bir başağrısı anlatamam!

Hayat devam ediyor!

Not:Kuzu Bebek Ela ha geldi ha gelecek! Hoşgeldin Ela!

20 Ocak 2009 Salı

Evde ilk gece*Soru üstüne soru

Bizim kız pek yaygaracı çıktı. Mama saati gelipte mama vermeyince basıyor çığlığı. Önce meme vermeyi deniyoruz. Onla oyalanıyor. Sonra mama.

Sonrası tam bir kabus. Sırt üstü oldum olası yatamam. Hamileyken zar zor da olsa uyuyordum. Bacaklar felaket şiş. Doktor 1 aydan önce geçmez dedi.

Yataktan tek başına kalkmak imkansız. Yan yatmaya da korkuyorum.

Ama en güzel şey Nil,
Dünyanın en güzel duygusu Nil!

Doktor 1 hafta dinlen, ancak kendine gelirsin dedi.
Sırt üstü yatarken zor.

Sezeryanlı dostlar,
Siz naptınız?

Bu arada soru üstüne soru.
Lütfen mazur görün!
Acemilik iste:)

19 Ocak 2009 Pazartesi

Hastane Çantası & Deneyimli annelere bir sorum var!

Şimdiii hastane çantamı hazırlarken yanıma aldığım bir çok şeyi kullanmadan getirdim. Disposal külot hiç bir işe yaramıyor. Onun yerine hamile külotunu kullandım.
Bolca çorap almak lazım, ara ara ayaklar üşüyor. Önden dügmeli gecelik kesinlikle şart. Ben kısa kollu gecelik hiç bir işime yaramaz dedim. En çok onu giydim, oda çok sıcaktı. Pijama götürdüm, hatta almak için magaza magaza gezdim. Keşke uğraşmasaydım. Sezeryanda hiç giyilmiyor.

Bebek için bizim bebeğe Chicconun hastane seti büyük geldi. Marks &Spencer'in organik 0 yaşı süper. Tam geldi Nil'e.

Bebek nemlendiricisi alın mutlaka, bebişin cildi kuru kalmasın -biz yanımıza almamıştık-(biraz önce bizim kıza Bioderin nemlendiricisinden aldım ve cildi kırmızı oldu kızımın)

Şimdilik bu kadar!
Bu arada sezeryan olduğum için sütüm yok. Siz deneyimli annelere soruyorum. Siz ne yaptınız?

Yeni Bir Hayata Başlarken...Hoşgeldin Nil....

17 Ocak Cumartesi 9.20 civarında 'Minik Nil' aramıza katıldı. 2.825 doğdu.

Doğumdan önce epidüral yaptırırken bayağı stres yaptım. Epidüral yaptırmak, doğumdan daha zor oldu(kafamda büyük bir olay haline getirdiğim için). En sonunda anestezi uzmani seni genel anestesize almak zorundayım, seni de kendimi de riske atamam dedi. Zar zor ikna ettim:).Bir hemşire yardımı ile kedi pozisyonunu aldım. Omuriliğime iğne yapıldı,kateter takıldı.

Sonrası Bloody Mary tadında bir kokteyl. Yani kateter takıldıktan sonra sonrası bir rüya. İsim konusu bir muammaydı. Ya Selin, ya Nil olacaktı. Ama T.J Nil ismine pek sıcak bakmıyordu. Tam kordonu kesiliyor, adı ne dediler. Daha önce de anestezi uzmanı Nil ismini napacan, Selin dedi. Bende Selin diye bağırdım ama o anı hatırlamıyorum:). Bu arada fotolarımız çekildi. Sonrasında Nil Hanımı temizleyip yukarı yolladılar. Bir baktım T.J ve π point Ailesi ameliyathanenin kapısında. Sonrasında T.J ile Nil ismine karar verdik.

Nil 'Hayat veren' demekmiş. Umarım harika bir hayatı olur.

Şimdilik bu kadar diğer post yolda!

16 Ocak 2009 Cuma

Yarın büyük gün & Teşekkürler!


Dostlar,
Bu blogu açarken, blogumun bu kadar çok şey paylaşabileceğim bir sığınak olabileceğini düşünmemiştim. Ama öyle olmadı. Sorunlarımı, mutluluklarımı, endişelerimi paylaştım.

Özellikle bugün hepiniz mesajlarınızla bana cesaret verdiniz:)
İnanın o mesajları okuduktan sonra kendimi çok daha iyi hissettim.
Her birinize ayrı ayrı teşekkür ederim....


Daha paylaşacağımız çok şey var!

En kısa sürede burdayım!

Doğuma gittim,gelicem!

Şaka gibi. *Yaşam, biz başka planlar yaparken başımıza gelen şeymiş....
Doktora gittik. Ben not aldığım şikayetlerimi anlatmaya hazırlanırken, Selahattin Bey 'Gel bir muayene edeyim seni' dedi. Karnımın neden bu kadar şiş olduğu da anlaşıldı. Bizim kız anladığım kadarıyla çatı darlığından ya da kuyruk sokumu bilmemnesinden aşağı inemiyor.

Sonuç: Epidüral sezeryan.

Şaka gibi. Nasıl yani?

Ne zaman doğurmak istersin?

Annemle konuşmam lazım!

Aile meclisi toplanın, bize haber verin!

Bir önceki yazımda ne demiştim?
'Gerçi Demet Yengen, annenin kuzeni ve ailenin en küçüğü Cevdet'in doğum günü 17 Ocakta diye, 'Minik 17 Ocakta doğar' diyor.'

17 Ocak cumartesi yani yarın sabah kızım geliyor!

Korkuyorum!

15 Ocak 2009 Perşembe

38+6

Evet 38.haftanın son gününe de geldik. Geçen hafta deneyimli bir anne :) 'Son günler, şikayetlerin artmıştır' dediğinde, 'Yoo, rahatız aslında' dedim.
Dün ve bugünse inanılmaz rahatsız bir şekilde dolanıyorum.

Şikayetlerle dolu bir post olacak, baştan uyarayım.

Hiç şişmeyen bacaklar şiş. Sağ bacak davul gibi. Sol bacakta ise dizin üstünde damar şişliği ve ağrı.

Reflü falan yazmaya gerek yok.

Yatakta sağdan sola, soldan sağa dönerken oflayıp puflamama da alıştım-tık.

Ama en kötüsü nefes alamama ve halsizlik. Enerji yok. Ağırlaşmak ve son haftalarda hareketsizlikten kilo almak. (Evde pişen güzel mama faktörü ve annenin hakkını ödeyemememe ayrı bir post konusu bile olur-Anneler ve kızları- yazmak lazım)

Şikayetlerle dolu bir post. Bir de üstüne bugün Miniğin fazla hareket etmeyip beni-bizi- korkutması. Tam doktoru arayacakken 'Anne, ben burdayım, korkma' demesi ve derinden çekilen bir 'Ohhhhhhh'.

PS:Dayımız Amerikaya gitti bile pazartesi. Onu şimdiden özledik!

Yarın doktor kontrolü! Hemde sabah erkenden! Yaşasın!!!!!!!

14 Ocak 2009 Çarşamba

38+5

Evet "Minik", hala içeride pek rahatsın ve dünyaya gelmeye niyetin yok.
Sana neden hala 'Minik' diyorum. Anne ve baban bir türlü ismine karar veremedi. Sana kavuştuktan sonra iki-üç isimden birini seçecekler.

Bir bebeğin sorumluluğu isim ile başlıyor. İsim bence en önemli konulardan biri, bir nevi karakter belirleyici. O nedenle ismin anlamını çok ama çok önemsiyorum. Bakalım!

Onun dışında anneannenin nefis yemekleri ile bolca kilo alıyorum. Bacaklarımda felaket bir ağrı. Oraya da bolca çatlak kremi sürmek lazım!

Hadi bakalım,
anneannen sabırsızlanmaya başladı!
Gerçi Demet Yengen, annenin kuzeni ve ailenin en küçüğü Cevdet'in doğum günü 17 Ocakta diye, 'Minik 17 Ocakta doğar' diyor.

Biz 17 Ocak tarihine de razıyız!:)

E hadi gel ya!
Herkes merak ve 'Özlem' ile seni bekliyor:)

11 Ocak 2009 Pazar

38+2

Kuzu bebek, Seyhan yani Pıtırcık,ve ben,heyecan dorukta.Yaşananlar, hazırlıklar neredeyse aynı. E biraz arkadan Yeliz, Kiraz sevdasının bebişleri, her gün merakla okuyorum .
Özgür'ün kızından sonra nefesleri tuttuk bekliyoruz. Bizde hala bir hareket yok. İşin komik tarafı insanlar telefon açıp ya da msnden mesaj yazıp ulaşamayınca akla gelen hep aynı soru:
-Doğurdun mu?

Kısa bir süre sonra sinir bozuyor. Beklentide olmak, insanların beklentide olması ve öte yandan küçük hanımın içeride rahat rahat oturması. Daha geçen hafta 'Aman Minik,vaktinde gel, hazır değil annen' diye dilekte bulunan ben değil miydim? İnsanoğlu ne çabuk uyum sağlıyor yeniliklere ya da kabullenmeye ne kadarda hazırız böyle tatlı bir şeyi.

Hamileliğim boyunca mide bulantısı, koku vs. çok olmasa da kendi çapımda sıkıntı çektim. Ama asıl zor zamanlar şu zamanlarmış. Bir kere karnım, göbeğim şiş. Doktor göbeğin, karnın inse zaten bebekte gelmeye hazır demektir dedi. Doğal olarak mide ağrısı, reflü...Hani onlar olmasa kız geliyor demek.Nerdeee?

Öte yandan hazırlıklar tamam. Yandaki sayaç 11 günü gösterirken yürümek, nefes almak, uyumak o kadar zor ki...

Oysa bende de aynı duygu, içerideyken rahatsın, Minik dışarı çıktığında yepyeni bir hayat, herşey o kadar farklı olacak ki. Hayatım-hayatımız-hayatlarımız değişecek. YeNi BiR HaYaTa BaŞLaRKen yaşanan güzellikler,endişeler ve paylaşımların yeri olacak bu günlük. Bir nevi kaçış noktam, dert ortağım belki de.

Kasıklar,karın,sancı,halsizlik,mide bulantısı,reflü. Geceleri Wc seansları için kalkmak bile başlı başına bir olay.

Kızım artık hazırız, bak anneannen de burda,
Gel hadi!
Seni bekliyoruz!

Not: Doktorum çatı muayenesi yapmadı, bu cumaya kadar Minik gelmezse yapacak. Normal, sezeryan,epidural herşey belirsiz.

Gel hadi kızım!

9 Ocak 2009 Cuma

38.Hafta

Minik bizi telaşlandırdı ama sanırım içeride keyfi yerinde. Hala bir hareket yok. Zaten kanala girse doğum başlayacak.
Geçen haftaki doktor tavsiyeleri bu hafta da geçerli.

Dün Miniğin park yatağı açıldı, dede ve dayı çok ama çok uğraştı.Anneanne onlarla ilgilenirken kurutonlar yandı:).Bebek telsizimiz bile odadaki yerini aldı. Komidinlerin, gece lambalarının yerleri değişti. Miniğin pembe çarşafı,yatak takımı serildi. Odamız tam bir bebek odası oldu.

Haftaya kadar gelmezse haftaya cuma doktor kontrolümüz var.

Kendimi yorgun hissetmem vs. çok normalmiş. Eh zaman azaldı.Yandaki sayaca göre 13 gün! Bakalım hangi tarihte gelmek isteyeceksin Minik?:)

8 Ocak 2009 Perşembe

Hamilelik Halleri

Bazen yaşananlar unutuluveriyor hiç yaşanmamış gibi...
Unutulmaması adına işte Hamilelik Hallerim.

Mide Bulantısı: Hiç mide bulantısından muzdarip olacağım aklıma gelmezdi. Hamileliğin ikinci ayı itibari ile inanılmaz bir mide bulantısı.
Buna bağlı olarak kokulara duyarlılık ki asıl sorun burda başladı. Hayatımın hiç bir döneminde kokulara karşı hassas olmayan ben, birden bire tüm kokuları alır buldum kendimi. Özellikle yemek kokularını. Hala eskiden çok sevdiğim kırmızı et ve her öğün yerim dediğim balık kokuları beni mahvediyor. Buna bağlı olarak kusma, eylül-ekim ayına kadar her sabah ve her akşam....

Tam kusmalar geçti dedim, mide yanmaları nam-ı değer reflü yaktı başımı. Rennie ve gaviscon şurup en iyi arkadaşlarım...

Sigara ile aram hiç bir zaman bağımlılık derecesine gelmedi. Ayda yılda bir kez, belki bir bardak şarap ya da güzel bir sohbete eşlik eden türk kahvesi yanında.
Doktorum arada kırmızı şarap içebilirsin dedi, arada sırada tükettim ama beni tedirgin ettiğinden olsa gerek, asla bir bardağı bitiremedim.

Çatlaklar için doktorum hamileliğimin 4. ayında 2 tane krem verdi. Doğumdan sonra da bunları kullan dedi. Lierac ve Bella B Tummy Honey Butter. Bir gün biri, diğer gün öteki.
Şu ana kadar bir şey gözükmese de deneyimli anneler çatlakların asıl doğumdan sonra belli olacağını söylüyor.

Göğüs altı sıkışması ve kasık ağrısı her yemek sonrası beni mahveden ağrılar. Hala çekiyorum.

Sigara içmiyordum ama her gün 3 kutu diet kola tüketiyordum. Hamile olduğumu öğrendiğim 17 Mayıs 2008 itibari ile diet kola hayatımdan çıktı. Normal kola tüketiyorum arada. Ama bir daha diet kola içmeyi düşünmüyorum. Diet kola içerken geceleri çook kez kalkar WC seansları yapardım. Şu anda hamile olmama ve son aylarda olmama rağmen o kadar uyanmıyorum.Üstelik o kadar su ve günde bir şişe maden suyu tüketiyorum.

Bacağıma giren kramplar beni mahvetti. Aniden uykuda ve kıskıvrak yakalayan. Onun için demir ve multivitaminin yanına bir de magnezyum hapı eklendi.

Geceleri wc seanslarının saatleri belli. Bir kaç kez sabahları 5-6 gibi kalktığım oldu ama asıl beni şaşırtan hamileliğin beni uyku bağımlısı birine dönüştürmesi oldu.

Yüzde çil, maske falan hiç yaşamadım.
Hayatımın en şişman döneminde hamile kaldım.Normal kilom 48-50 iken 53 kiloydum. Şuana kadar, son 1 haftadır annemin de evde olmasıyla 11 kilo aldım:) Umarım 12 kiloyu geçmez.

Aşerme durumlar: Çok ama çok pisboğaz olan ben hamile olunca T.J'i geceleri tatlı almaya yollarım diyordum. Abuk sabuk şeyler istemek mi, benim normal halim öyleydi. Daha çok acı şeyler yedim. Kendi sınırlarımı zorlayacak kadar acı. Tantuni ve Kıtırın acı hamburgeri en sevdiğim şeylerdi.Onun dışında hamilelik döneminde bir kez Mersinde künefe istedim. Onu da T.J'den istemedim:).
Bir de geçen hafta brunchta çilek yedim, aniden çilek krizim tuttu. Şanslı T.J Realde çilek buldu:)Her an sufle aşerebilirim dikkat!

7 Ocak 2009 Çarşamba

37+5

Hergün yazmak beni ilginç bir şekilde motive ediyor. Endişelerim, korkularım, beklentilerim konusunda yalnız olmadığımı, benim gibi hisseden samimi,
içten dostlar olduğunu öğrenmek beni rahatlatıyor.

Kuzunun annesi şikayetlerini yazmış, sabah okudum hoşuma gitti. Benzer şikayetler. Bir an önce unutmamak adına yazmalı:)
Onun dışında bir eklem ağrısı, her tarafım kırılıyor. Hani hamileler doğurmadan bir enerji gelirmiş falan, bende şu anda yok öyle bir şey:)

Bolca uyuma isteği ama aynı zamanda annemin yanında olup onunla konuşmak, konuşmak...
Aklımda hep aynı soru 'O minicik narin şeyi nasıl tutacağım?, nasıl kucağıma alacağım?'. İncitmeden, zarar vermeden dokunmak. Ama öte yandan herşeyi kendi yapma isteği. Bir nevi bencillik. Her anın tadını doyasıya çıkartmak, çekinmeden, korkmadan öğrenmek, öğrenmek....

Şu anki ruh halim budur!
:)

6 Ocak 2009 Salı

37+4

Yandaki sayaca göre tam tamına 16 gün kalmış. İnanılır gibi değil.
Tracy'nin günlük çizelgesini 40 günlük olacak şekilde print ettim, bir spirallenmesi kaldı.
Miniğimin eşyalarını düzenledik anneannesiyle...O kadar garip geliyor ki... Kendimi ödevini tam yapmamış bir öğrenci gibi hissediyorum. Herşeye hakim olmak istiyorum ama şaşkınım!

0-3 aylık kıyafetleri düzenliyor annem, 3-6 aylıkları ayıralım,karışmasın diyorum, annem 'anlarsın' diyor. Nasıl anlarım ki, bunları hepsi benim için boyut olarak aynı, kafam karışıyor. Annem 'endişelenme, kızın doğup eline gelince sen kendin anlayacaksın' diyor. Yine de endişelenmeden edemiyorum....

Nasıl bir duygudur bu?

Mide bulantısı, azıcık baş dönmesi ve kas ağrıları tam gaz devam. Yediğim hiç bir şeyden keyif almıyorum.
Miniğimin hareketlerini izlemekse en büyük keyfim. Bir bakıyorum göbeğimin sağ tarafı şişiyor. Hoppidi hoppidi oynuyor kızım....

Mutlu,huzurlu ama aynı zamanda endişeliyim...
Kısacası herşeyi aynı anda yaşıyorum!

5 Ocak 2009 Pazartesi

37+3

Annem geldi!
Yaşasın kesintisiz mutluluk ve şımartılmak...
Bebeğin eşyalarını yıkadık. Hastane çantamızı hazırladık. Aklımıza geldikçe bir şeyler ekliyor çıkarıyoruz.
Ankara'da hafta sonu kar vardı, hava inanılmaz soğuk ve kasvetli bugün.
Tracy Hogg'un kitabını okumaya çalışıyorum bolca. Malum her an ordan soru gelebilir.

Devamı azzz sonra!

2 Ocak 2009 Cuma

*Yaşam, biz başka planlar yaparken başımıza gelen şeymiş....

Uyumaya niyetlendim. Madem 'Minik' yakında aramıza katılacak, bolca dinlenmek lazım di mi? Cep telefonumun sesini kıstım. Saatimi de kurdum. Tam dalıcam, ev telefonu! Bak ben onu unutmuşum. Sonra kolaysa tekrar uyu. Ben zaten gündüz uykuları ile hamilelik döneminde tanıştım. Gündüz uykusu nedir bilmem, erken uyur erken kalkarım...

Şu sıralar en büyük keyfim gündüz uykularını kedim Yoda ile gerçekleştirmek.
Eskiden bizimle uyuyan Yoda artık geceleri kendi odasında -bebek odasındaki yatağında- uyuyor. Olurda sesimizi falan duyarsa, gelip 'beni de aranıza alın' diyor. Sesimiz çıkmazsa bir bakıyorum kendi yatağında mışıl mışıl uyuyor kızım.

Benim Yodayı alana kadar hiç hayvanlarla bir bağım olmadı. Kedi fobim vardı. Geçen yıl Eylül ayında 'gelecekte doğacak çocuğuma yatırım için bu fobimden kurtulmam lazım 'dedim. Tabii bu süreç Ocak ayında başladı. Sindirmem zaman aldı. En sonunda Yodanın ağbisini gördüm, kucağıma aldığım hatta dokunduğum ilk kedidir. Sonra Yodayı gördüm. 2 aylıktı, annesinden yeni ayrılmıştı...

İlk 2 ay hem ona hem bana zordu. Tv de kedi görünce bakamayan birinden söz ediyoruz. Kedi sesiyle bile tüyleri diken diken eden olan ben, her gece o minik kedinin sesini duyduğumda yerimden fırlıyordum.

Ama zaman en iyi ilaçtır sözü derdime çare oldu. Yoda şimdi bizim evin bir parçası.
Bebek olmadan önce hamilelik öncesi testlerde toksoplazmanın sonucu benim Yoda ile olan ilişkimi belirlemem açısından oldukça önemliydi. Sorun olmadığı anlaşılınca kum kabı temizliği gibi işler T.J'e kaldı. Tabii mama kokusunu saymıyorum.

Hamileliğimin 6.ayında aynı zamanda çalışma odası olan Yodamızın odası bebek odası oldu. Kumu ve maması başka bir yere taşındı. Yoda inanılmaz uyumlu bir şekilde bu durumu kabullendi. Sonra en zor olay yataklarımızı ayırmaktı. Benim kızım canı isterse gelir bizimle uyur, bir bakarım yastığımın üzerinde, bir bakarım gitmiş...

27.Haftamızda yatakları ayırdık. Sanki kardeşinin geleceğini biliyormuşcasına bu durumu da ara sıra minik serzenişlerle atlattık.

İşin ilginç yanı, Yoda benimle uyurken, Minik tekme atmaya başlıyor. Yoda da yüksek sesle mırlamaya. İki kızımda aniden coşuyor ve bu durum beni çok ama çok mutlu ediyor...


“Hayat; biz başka planlar üzerinde çalışırken başımıza gelenlerdir.”
John Lennon

37.Hafta ve Önemli Gelişmeler-Şaşkınım-

Az önce doktor kontrolümüzden çıktık.
Haberler fena, 'Minik' ters dönmüş bir halde, 10 cm kala keyif çatmakta. Bunu anlamı şu: Her an doğum olabilir. Muhtemel doğum 10 Ocak ve sonrası, 10 Ocağa kadar dayanırsa yani 10 Ocak sonrası olursa normal epidüral, dayanamazsa sezeryan epidüral.

Mide bulantısı, gögüs altı sıkışması tam gaz devam. Midem daha da bulanabilirmiş.
Gaz olayına çözüm: doktorumumda onayıyla Rezene Çayı! İstediğim kadar içebilirmişim. Allahtan Doğadanın Rezene Çayından almıştım bir paket.

Olur da kanama, bebekte bir hareketsizlik olursa anında doktor aranacak.
Bu arada bolca protein ,ki bu sanırım benim yiyemediğim kırmızı et anlamına geliyor,
sıvı tüketmem gerekiyor. Geceleri 1.5 litre su içiyorum ve sürekli terliyorum.

Yorulmak yok ama sürekli aynı pozisyonda oturmakta yok. Yarım saatte bir kalkmak azıcık yürümek iyiymiş.

Anneme haber verildi. Yarın öğleden sonra burdalar. Hiç aklımda yoktu bu kadar çabuk geleceği....

Şaşkınım!
Olurda Minik haftaya cumaya kadar dayanırsa, haftaya cuma yine kontrolümüz var.
Umarım Dayanırsın Minik,
Annen şu anda çok şaşkın!
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...